Ertuğrul Özkök: Kemal Kılıçdaroğlu Milyonlarca Vatandaşa Geri Zekâlı Muamelesi Yapıyor
Celal Şengör Kemal Kılıçdaroğlu'nu Değerlendirdi: "Akıl, Bilgi, Hiçbir Şey Yok"
Celal Şengör'e soruldu: “Cumhurbaşkanı olsanız yapacağınız ilk icraat ne olurdu?”
Şengör'ün cevabı: "İlk iş Ekrem İmamoğlu'nu çağırıp "İstanbul için ne yapabiliriz?" diyerek milli seferberlik ilan etmek olurdu!" (Kaynak Kitap: Celal Şengör'le Nehir Söyleşi: Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor!)
Gazeteci Ertuğrul Özkök de üşenmemiş ve "Kemal Kılıçdaroğlu Kabusu"nu çok ayrıntılı olarak analiz etmiş:
Ertuğrul Özkök: Kemal Bey, 2023’te sizi Erdoğan yendi. Bu defa hüsrana uğrattığınız insanlar yenecek!
İlk oyumu 1969 seçimlerinde verdim.
O günden bu yana kaç seçimde oy kullandım hatırlamıyorum.
1978-80 yılları arasında CHP Parti okulunda çalıştım, Bülent Ecevit’e danışmanlık yaptım.
12 Eylül’ün en karanlık günlerinde rahmetli Bülent Ecevit’in yasaklı yıllarında, O'nun çıkardığı “Arayış” dergisinde yazılar yazdım.
Derginin 6. sayısında Ecevit’e yazı yasağı getirilince, O'nun başyazı yazdığı sayfada, o başyazıları imzasız olarak ben devam ettirdim.
Fransa’da öğrencilik yıllarımda, Saint Guillaume Sokağı’ndaki Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kütüphanesinde günlerim, aylarım geçti.
1986 yılından bu yana profesyonel gazeteci olarak siyaseti izliyorum.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde O'na oy verdim.
Kemal Kılıçdaroğlu’na yani…
Ondan önce de kim bilir kaç defa oy verdim O'nun başında bulunduğu partiye…
Ve 13 kere hayal kırıklığına uğrattı beni.
Bütün bu hayatım boyunca bu kadar sinsi bir konuşma görmedim
Dün yaptığı ve devam edeceği anlaşılan ilk video konuşmasını izlerken, vatandaş olarak işte bu şahsi siyasi tarihim geçti gözümün önünden…
O yenilmeye doyamadı… Hiçbir başarısızlığının hesabını vermedi.
Biz yine de O'nun başında olduğu partiye oy vermeye devam ettik.
O'nun dönemi benim hafızamda işte böyle bir zincirleme hüsran yılları hatırası olarak kaldı.
O nedenle ilk defa böyle öfkeli bir ruh haliyle yazacağım…
Özetlediğim bu uzun hayatım boyunca bu kadar sinsi, bu kadar egoist bir siyasi konuşma görmedim.Bir yıldan fazladır tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim
O'na 13 seçimde oy veren vatandaşları, O'nu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastlamadım.
İnsanlar iki türlü yaşlanırmış…
Ya bilgeleşerek…
Ya da habisleşerek.
Hayatım boyunca ikisini de gördüm de…
Bu kadar hezimetten sonra hâlâ bu kadar habisleşen bir “siyaset emeklisini” hiç görmedim.
Sinsi ama niyetini saklayamayan bir konuşma
Konuşmayı kim hazırladıysa, “dünya sinsilik” ve “habislik” tarihine bir baş eser kazandırdığından emin olmalı.
Sinsi diyorum ama zannetmeyin ki zeki bir belâgat…
Kötü niyetini saklayamayacak kadar da beceriksiz…
Arkadaki niyet ve ihtiras her tarafından sarkıyor, sırıtıyor, akıyor…
Güya CHP’li seçmene sesleniyor, yuttuk mu o bakışları ve belâgati…
Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinden sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
Nasıl da kendinden emin…
Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hal, bir tavır…
Ama hiçbiri sahici değil, hepsi “miş” gibi…
Lime lime sarkıyor…
Güya CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
Ne hoş kelimeler değil mi…
Ama bir dakika…
Sayın 13 seçim kaybetmiş eski genel başkan…
Siz bizi geri zekâlı zannedebilirsiniz, ama biz sizin zannettiğiniz kadar saf ve aptal değiliz.
Üstelik 13 kere hüsrana uğratılmış insanlarız biz…
2017 referandumunda daha sandıklar kapanmadan, sizin suskunluğunuzla değiştirilmiş bir rejimde yaşayan vatandaşlarız…
Artık yutmuyoruz o şehvetli belâgati.
Siyasetin “s” harfinden nasibini almış biri asıl adresin kimler olduğunu anlar, çünkü sırıtıyor
O nedenle, siyasetin “S” harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
Üstelik asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki…
Biri, CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri;
Öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
Ne diyor o iki adrese?
Silivri savcı ve hakimlerine, “İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız, ortada adaletsiz bir durum yok, sonuna kadar gidin” diyor…
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
“Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…”
Aynen böyle diyor…
Halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi
Karşımızda inanılmaz bir karakter var.
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş.
Üstelik toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
Sokağa bile çıkamıyor ama bir YouTuber olarak ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor
Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki, hukukun en basit ilkesi olan “masumiyet karinesi”ni bile unutmuş.
İhtirası o kadar büyük ki, partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için neredeyse bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
Partili arkadaşları hakkında henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
Kemal Bey destekçilerinizle birlikte o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama bilin ki CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
Özgür Özel önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
Önce kurultay sandığında sizi yendi.
Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
Şimdi halkın da desteği ile siyasi dalavere meydanında sizi bir kere daha yenecektir.
Ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz.
2023’te Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sandığında sizi yenmişti.
Bu defa hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecek ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecek.
Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz. (...)
‘Bay Kemal’ sadece o gazeteciyi aramış ve bakın hangi cümleye takılmış?
CHP'nin başına 'tavuk kayyımı' gibi atanan Kemal Kılıçdaroğlu geçen gün kendine muhalif yazılar yazan bir gazeteciyi, Nefes gazetesi yazarı Ümit Zileli'yi aramış ve uzun uzun konuşmuşlar. Kılıçdaroğlu, Zileli'nin kendisiyle ilgili yazısında bir cümleye takılmış. Bakın o cümle neymiş?
Önce şunu belirteyim.
“Bay Kemal” benim lafım değil.
Pek sevdiğim bir hitap şekli de değil.
Dün okuduğum bir yazıdan aldım, onun için tırnak içinde yazıyorum.
Bu lafın patenti, onu o koltuğa kayyım olarak tayin edenlere ait.
CHP’nin başına kayyım olarak atanan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, bu tayinden sonra ilk defa kendisi aleyhine yazı yazan bir köşe yazarını aramış.
Nefes Gazetesi yazarı Ümit Zileli aradığı gazeteci.
Ben de olayı onun “Bay Kemal’in Beyhude İtirazı” adlı yazısından hayretler içinde okudum.
Yazı şöyle başlıyor:
“Önceki sabah telefonum çaldı…
Önce bir sekreter hanım, “genel başkanımızı bağlıyorum” dedi, birkaç saniye sonra ise telefonun öbür ucunda CHP’nin mahkeme kararıyla atanmış başkanı Kemal Kılıçdaroğlu vardı…
“Günaydın Ümit Bey” diye başladı söze, “Merhaba Kemal Bey” dedim. Epey uzun süren bir telefon konuşması yaptık… Öncelikle belirtmeliyim; bu görüşmenin yazılmamasını rica etti. O nedenle yaptığımız konuşmanın içeriğini tamamen anlatmayacağım.Biri hariç!”
Tabii o “Biri hariç” ifadesi her gazeteci veya okuyucu gibi beni de anında merak içinde bıraktı.
“O biri hariç” denilen “Şey” nedir?
Şimdi sıkı durun…
Partisine ‘Tavuk kayyımı’ gibi tayin edilmeyi içine sindiren sözde genel başkan
(*)“Bay Kemal” yetkisi olmayan bir mahkemenin verdiği tuhaf bir kararla, 276 oy farkla kaybettiği bir koltuğa, tıpkı “Tavuk kayyımı” gibi oturtulmayı içine sindiriyor.
(*) Kaybettiği kurultayda oy kullanan ve kendi genel başkanlığı döneminde belirlenmiş 1366 delegenin 1000’den fazlası kendisine “Hemen kurultay yap” diye adeta demokrasi muhtırası veriyor.
Ona rağmen kurultaya gitmemeyi içine sindiriyor.
(*) Anketlerde kendi adını taşıyan kayyımlık idaresi yerlerde sürünüyor.
Bunu içine sindiriyor.
‘Saray kayyımı’ lafını içine sindiriyor da…
(*) Kendisine “Saray Kayyımı” lakabı takılıyor.
Onu içine sindiriyor.
(*) Partisinin seçilmiş milletvekillerinin bir avucu hariç hiçbiri kendisini tanımıyor.
Onu içine sindiriyor.
Özel CHP’yi Avrupa’nın en büyük sosyal demokrat partisi yaptı...
(*) Bayramlaşma yapacağım diyor, bir elin parmakları kadar insan bile gelmiyor elini sıkmaya.
Onu içine sindiriyor.
(*) Girdiği 13 seçimi ve bir kurultayı kaybettiği; yerine seçilen insanın ise daha ilk girdiği seçimde CHP’yi yüzde 37 ile Türkiye’nin birinci partisi, Avrupa’nın en büyük sosyal demokrat partisi haline getirdiğini bile bile onu yargı kararı ile devirmeyi içine sindiriyor.
Rüşvetle alındı diye iftira attığı araba kendi Mercedes’i çıktı, hiç utanmadı
(*) Kurultay’da kaybettiği yeni genel başkanı karalamak için Mercedes arabasını sanki rüşvetle almış gibi sergileyip, o arabanın aslında kendine ait olduğu ortaya çıktığında, büyük bir pişkinlikle gülmeyi içine sindiriyor.
(*) Kısaca, bütün Türkiye’nin gözünde rezil olmayı içine sindiriyor…
Ama meğer içine sindiremediği bir tek şey varmış…
Neymiş biliyor musunuz?
Yazdıklarının arasında bir tek şuna takıldım
Ümit Zileli’nin yazısından okuyalım onu da..
“Bay Kemal yazıma itiraz etmek için aramıştı… Yazdığım konular arasından yalnızca birine takılmıştı. Onu da şöyle açıkladı:
-Ben ABD büyükelçileriyle asla otel odalarında görüşmedim…”
Vah vah vah…Ona oy verip de hayatlarının en büyük hüsranına uğrayan milyonlarca insan parmaklarını uzatıp ona ağzına geleni söylediği şu günlerde o bir tek buna takılmış iyi mi? ...
Ne onurlu insan değil mi!
Git Allah aşkına Kemal Bey, senin onur dediğin tek şey bu mu?
Saydığım bütün o konuları “Onur” meselesi yapmayıp, sadece bu konuya takılması…
“Git Allah aşkına işin gücün yok mu senin Bay Kemal” demezler mi…
Ama küçük bir mesele daha var.
Bay Kemal bu konuyu bir onur meselesi yapıyor da…
Onur meselesi yaptığı konuda bile doğruyu söylemiyor.
Onur meselesi dediği konuda bile doğruyu söylemiyor
Ümit Zileli, “Her halde unuttunuz” diyerek; yer, zaman veriyor bir de şahit gösteriyor:
“24 Ekim 2013 günü, eski ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Ankara Sheraton otelinin gözden uzak bir köşesinde yalnızca bir tercüman eşliğinde 2,5 saat görüştünüz Kemal Bey…”
Ümit Zileli bu cevabı verince, atanmış CHP kayyımı büyük bir pişkinlikle lafı döndürüyor ve şu cevabı veriyor:
“Bir parti liderinin büyükelçilerle görüşmesi, birlikte yemek yemesi normal değil mi?”
CHP’nin başına kayyım atanan Kemal Bey’in onuru
Bayanlar Baylar…
13 seçim kaybettikten sonra, 14’ncüyü de hediye etmek üzere “Tavuk kayyımı” atar gibi CHP’nin başına kayyım tayin edilen Kemal Kılıçdaroğlu adlı kişi işte budur…
Hukukun en temel prensibi “Masumiyet ilkesini” bile umursamayıp, 16 milyon vatandaşın bizzat giderek oy vermesi ile “Cumhurbaşkanı adayı” ilan edilen bir insana, daha savunması bitmeden suçlu ilan edecek kadar kendinden geçmiş bir ihtiras bu…
Başkalarının onurunu hiçe sayarken, kendisi için “Onur meselesi” yaptığı tek şey de buymuş işte…
O bile doğru değil…
Asıl o gün geldiğinde hangi odada ne konuşuldu öğreneceğiz
Son sözüm şu;
Amerikan büyükelçileri ile kapalı odalarda görüşmedim diyorsun…
Elbette bu günler geçecek…
Asıl o gün geldiğinde, CHP’nin başına kayyım tayin edilmek için kimlerle, hangi odalarda ne konuştun ne pazarlıklar yaptın, ne vaatlerde bulundun, işte onu öğreneceğiz…
O gün geldiğinde telefonuna çıkacak bir gazeteci bile bulamayacaksın. "
İMZA: ERTUĞRUL ÖZKÖK...
"KEMAL KILIÇDAROĞLU'NU BURADA İSTEMİYORUZ" İNSİYATİFİ YA DA KAMPANYASI TÜRKİYE ÇAPINDA YAYILIYOR!
Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte Faşistlerin, Anti Kemalistlerin, Laiklik karşıtı örgütlerin hedef aldığı Cumhuriyet Aydınlarının aileleri ile helalleşmeyi nedense hiç aklına getirmedi. Liste çok uzun ama bazılarını sayalım: Abdi İpekçi, Türkan Saylan, Aziz Nesin, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Necip Hablemitoğlu, Çetin Emeç, Uğur Mumcu…
CHP’nin 74 il başkanından butlan yönetimine karşı ortak bildiri: 6 cümlede net mesaj...
CHP’nin 74 il başkanı ve 81 ilden örgüt temsilcileri tarafından yayımlanan ortak bildiride, "mutlak butlan" kararıyla partinin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimine seslenildi.
6 cümlelik bildiride, “Görevden almalarınızı, ihraçlarınızı tanımıyoruz. Korkmuyoruz, yılmıyoruz, boyun eğmiyoruz. Olağanüstü kurultay istiyoruz” denildi.
CHP’nin 74 il başkanı ve 81 ilden örgüt temsilcileri tarafından "Seçilmiş İl Başkanları ve Seçilmiş İl Örgütleri" imzasıyla ortak bir bildiri yayınlandı.
CHP’nin 39’uncu Olağan Kurultayı öncesinde delegeler tarafından göreve getirilen ve aralarında mahkeme kararıyla göreve getirilen CHP yönetiminin görevden aldığı isimlerin de bulunduğu 74 il başkanının kısa bildirisinde şöyle denildi:
“Görevden almalarınızı, ihraçlarınızı tanımıyoruz. Korkmuyoruz, yılmıyoruz, boyun eğmiyoruz. Olağanüstü kurultay istiyoruz. Dayanışmamızı ve kararlılığımızı teslim alamayacaksınız. CHP örgütü yenilmez. CHP örgütü unutmaz.”
CHP Genel Merkezi’ne Gönderilecek! Bodrum’da Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘İstenmeyen Adam’ ilan ettiler
Muğla’nın dünyaca ünlü turizm merkezi Bodrum’da, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine dikkat çeken bir protesto dalgası başladı. Bodrum Yurttaş İnisiyatifi, Kılıçdaroğlu’nu ilçede görmek istemediklerini belirterek geniş kapsamlı bir imza kampanyası başlattıklarını duyurdu.
Bodrum Yurttaş İnisiyatifi tarafından kaleme alınan ve kamuoyuyla paylaşılan bildiride bölgenin simge isimleri olan Heredot, Neyzen Tevfik, Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı), Çökertmeli Halil ve çevre aktivisti Saynur Gelendost’un mirasına atıfta bulunuldu ve metinde, bu toprakların doğasına ve özgürlük geleneğine sahip çıkıldığı vurgulandı.
Kemal Kılıçdaroğlu’na doğrudan seslenilen manifesto niteliğindeki açıklamada, “Ülke siyasetinin öncelikle sizin işbirliği yaptığınız yağmacılıktan ve karanlıktan kurtulması gerek. Doğal olarak sizlerden de arınması elzemdir. Sizleri Bodrum’da istenmeyen adam ilan ediyoruz” denildi. Platform ayrıca, Kılıçdaroğlu’nun dilerse “tarih önünde savunma hakkını” kullanabileceğini ifade etti.
“Mutlak Butlan Memleket Meselesidir” Diyerek Dayanışma Çağrısı Yaptılar
Siyasi kulislerde ve Ege gündeminde geniş yankı uyandıran protestoya ilişkin Bodrum Yurttaş İnisiyatifi Sözcüsü Hülya Scobie de kritik bir açıklama yaptı.
Yetkililer, Bodrum merkezinde başlatılacak olan imza toplama hareketinin toplamda beş gün boyunca aralıksız süreceğini ifade ederek tüm bölge halkını ve duyarlı vatandaşları dayanışmaya davet etti. Sivil toplum kuruluşu üyeleri, kampanya süresince toplanacak olan tüm ıslak imzaları doğrudan CHP Genel Merkezi’ne posta yoluyla ileteceklerini ve sonuçları şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşacaklarını belirtti.
FATİH ALTAYLI
Fatih Altaylı: “ASAL araştırma bir anket yayınlamış.
Anketi yayınlayan medya kuruluşlarına göre iktidara müjde, fark açılıyor.
Araştırmaya katılanlara ucu açık bir şekilde ‘Cumhurbaşkanı olarak kimi görmek istersiniz?’ sorusu sorulmuş.
Sonuçlar şöyle;
• Recep Tayyip Erdoğan: %35,7
• Mansur Yavaş: %24,5
• Ekrem İmamoğlu: %15,3
• Özgür Özel: %7,2
• Selahattin Demirtaş: %4,4
• Müsavat Dervişoğlu: %2,1
• Yavuz Ağıralioğlu: %1,8
• Fatih Erbakan: %1,5
• Ümit Özdağ: %1,5
• Kemal Kılıçdaroğlu: %1,2
Peki, gerçekten iktidara müjde mi? Bana pek öyle görünmüyor.
Evet Erdoğan 1. sırada ve 2. sıradaki Mansur Yavaş ile arasında 11 puanlık bir fark var ama Erdoğan diyen %35,7’nin dışında kalan hemen herkes muhalif cepheden.
Şöyle ki, CHP’nin olası üç adayının toplam oyu 24,5 artı 15,3 artı 7,2 olarak 47’yi buluyor.
Buna CHP’deki kayyumun %1,2’lik oyunu eklemiyorum bile.
CHP’ye yönelik tüm operasyonlar, tüm parçalama hareketlerine, partinin darmadağın edilmesine rağmen cumhurbaşkanlığı söz konusu olunca CHP’nin olası adaylarının toplam oyu çok daha fazla.
Peki, bir seçim durumunda ne olur? Elbette düz bir hesap yapamayız.
CHP’nin ya da yeni kurulacak partinin göstereceği aday, isme bağlı olarak şu an 47 görünen toplam oyunda 2 ila 7 puan arasında bir kayıp yaşar.
Buna mukabil Demirtaş’ın oyunun 3 puana yakını muhalefetin adayına gider.
Dervişoğlu’nun oyu da muhalif adaya kayar.
Fatih Erbakan’ın oyunun 1 puanı Erdoğan’a gider, yarım puanı muhalif adayın olur.
Kılıçdaroğlu’nun oyu Erdoğan’a kayar. Ümit Özdağ’ın oyu yarı yarıya paylaşılır.
Yani şu an itibarıyla Erdoğan’ın muhalefetin adayı karşısındaki en büyük avantajı %35’lik blok bir oya sahip olması.
Toplamda ise muhalefet görünen bloğun oyu daha fazla.
Ama unutmayın ki, 2023 seçiminde de tablo çok da farklı değildi.
Erdoğan’ın rakibe hata yaptırma gücünü de unutmamak lazım.”
Gazeteci Fatih Altaylı, bir diğer yazısında CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici'yle yaptığı görüşmeyi aktardı...
Kesici: Kemal Bey, Özgürgiller’in ayrılmasını ister...
Fatih Altaylı: CHP’de olan biteni konuşmak için İlhan Kesici’yi aradım.
Duymuşsunuzdur, Kesici’nin adı Kayyum Kılıçdaroğlu’nun 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday göstereceği isimler arasında zikrediliyor.
Yani Kayyum’un 2028’e kadar kurultay yapmayacağı da böylelikle ortaya çıkıyor.
Ben ise Kayyum’un İlhan Kesici’yi aday yapacağını hiç zannetmiyorum çünkü daha önce de adı geçmiş ve “İlle sağ kökenli birini yapacaksan İlhan Kesici var” dendiği zaman Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstermişti.
İlhan Kesici’yi aramamın nedeni ise CHP’de hem Özgür Özel’e, hem de Kayyum yönetimine aynı oranda mesafeli olmasıydı.
Bunu cezaevinde beni ziyaret ettiği zamanlarda yaptığımız sohbetlerden biliyordum.
Seçtiği bir grup belediye başkanını ziyaret etmekle yetiniyor, İmamoğlu’na asla uğramıyordu. Butlan Davası’nı ve Kılıçdaroğlu’nun bu davadaki tutumunu ise son derece yanlış bulduğunu geçen yazdan beri söylüyordu.
Arayıp ne düşündüğünü sorunca “Araya girip aklı selime davet edince her iki taraftan küfür yiyoruz. İki tarafın trolleri de konuştuğumuza pişman ediyor. Belli ki aklı selimi isteyen yok.” dedi.
Ama yine de biraz konuştuk.
“Parti açısından, muhalefet açısından işler hiç iyi gitmiyor ve bana öyle geliyor ki bu daha başlangıç.” diye söze girdi.
“Bu iş çok kötü oldu. Ben sağ siyasetin tavrını iyi bilirim. Millî Görüş de, mukaddesatçılar da, siyasal İslamcılar da adına ne dersen de, CHP’den hiç hazzetmezler. Onların nezdinde CHP İsmet Paşa’dır ve İsmet Paşa’yı da Stalin ile, Hitler ile eş tutarlar hatta beter görürler. Şimdi fırsat bu fırsat deyip CHP’yi lime lime edecekler. Daha başlamadılar. Şu anda CHP’nin kendi kendini yıpratmasını izliyorlar. Bu fasıl bitince başlarlar ve bu olanları kampanya haline getirirler. Bunu herkes bilsin.”
Peki, yeni parti konusunda ne düşünüyor, parti kurulur mu, kurulmalı mı?
“Kurulur mu, kurulmalı mı benim meselem değil. Ama şunu biliyorum. Kemal Bey Özgürgiller’in partiden ayrılmasını ister. İstiyor. Ayrılmayın, partiyi bölmeyin falan der ama inanma. Laf olsun diye der. Ayrılmaları için her şeyi yapar. Damarlarına basar. Özgürgiller geri adım atsa, uzlaşmaya kalksa daha fazla üstlerine gider. Kemal Bey onları bu partide istemiyor. Çok açık.”
Yeni parti?
“CHP’de bunlar yaşandı. 1980 sonrası Ecevit’e 'Gel, partinin başına geç' dediler. Mustafa Üstündağ dedi. Ecevit partiye baktı ve ‘Bunlarla bir arada yaşanmaz’ diye gitti, yeni parti kurdu. Başbakan da oldu. Seçim de kazandı. CHP’yi baraj altında da bıraktı. Yani yeni parti olmaz diye bir şey yok. Şimdi bir halat çekmece oynuyorlar. Bir tarafta çoğunluk var, diğer tarafta ise destek verenler var. Kimse yerinden kıpırdamıyor. Sonunda olacak olan şudur: Halat kopar. Kopuncaya kadar çekecekler. Besbelli.”
Peki, bir uzlaşma ihtimali yok mu?
“Şu an için yok gibi. Ama Türk filmlerindeki gibi kızın başına tuğla düşer, otobüs çarpar gözü açılır onu bilemem. Ama son olarak şunu söylemem lazım. Özgür Özel’in tek hatası, parti hapishaneden yönetiliyor algısı oluştu ve bunu ortadan kaldıramadı. En önemli hatası bu olabilir.”
SABAHATTİN ÖNKİBAR
Gazeteci Sabahattin Önkibar, sarayın ‘mutlak butlanın işe yaramadığını’ düşündüğünü öne sürdü:
“Özgür Özel, İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın CHP'den ayrılıp başka bir parti kurmalarını tehlike olarak görüyorlar.”
• Saray, mutlak butlanla umduğunu bulamadı. CHP ortadan ikiye bölünür sandılar. Lakin böyle bir şey olmadı.
• Bir tarafta %98, diğer tarafta %2'lik tabloyu görünce hayal kırıklığına uğradılar.
• Alevi kütleyi CHP'den koparacağını hesap ettiler, tutmadı.
• CHP'lilerin silkinmesine, iktidara karşı konsolide olmasına sebep oldukları için aldıkları karardan pişmanlar.
• Özgür Özel, İmamoğlu, Mansur Yavaş cephesinin CHP'den mecburen ayrılmaları ve başka bir parti kurmalarını tehlike olarak görüyorlar.
• Böyle bir oluşum baştan mağdurluğu çağrıştıracak zira ortada CHP'nin yargı darbesiyle zorla ele geçirilmesi var.
• Yeni parti iktidara karşı geniş bir muhalefet cephesi kurulmasına vesile olabilir.
• Öyle ki bu şekilde klasik CHP nefreti aşılıp sağın bütün renkleri bu partiye oy verebilir.
• AKP muhalifi unsurlar yeni partide pekala bir araya gelebilir.
• Tayyip Erdoğan da onlarca yıldır yaptığı gibi artık CHP eleştirilerini yapamayacak, önemli bir söylemini, önemli bir argümanını yitirecek, kaybedecek.
• Yeni parti doğal olarak yeni ruh, yeni heyecan, yeni beklenti, yeni umut demek.
• Yeni partinin tek sorunu para olacak olsa bile çabuk aşılır.
• Çünkü halk partiye inanırsa bağışlarıyla finansman sağlar.
• Saray, Özgür Özel CHP'den ayrılsın istemiyor. CHP içinde kalsın, parti içi savaş görüntüsü devam etsin istiyor.
• Parti kurma çalışmaları devam ediyor.
• Özgür Özel'in amacı bütün CHP dünyasını ‘artık ayrıl, yeni bir parti kur.’ deme noktasına getirmek.
• ‘Mücadele etmeden altı oku teslim ettiler.’ dedirtmek istemiyor ki haklı.
• Geride bıraktığımız bir aylık süre içinde geçen her gün böyle bir talebin konu haline gelmesine hizmet etti.
ANKET
Asal Araştırma
Önümüzdeki seçimlerde kimi Cumhurbaşkanı adayı olarak görmek istersiniz?
Recep Tayyip Erdoğan :%35.7
Mansur Yavaş :%24.5
Ekrem İmamoğlu :%15.3
Özgür Özel :%7.2
Selahattin Demirtaş :%4.4
Müsavat Dervişoğlu :%2.1
Yavuz Ağıralioğlu :%1.8
Fatih Erbakan :%1.5
Ümit Özdağ :%1.5
Kemal Kılıçdaroğlu :%1.2
Diğer :%2.0
Fikrim yok/Cevap yok:%2.8
*Katılımcılara herhangi bir isim vermeden Cumhurbaşkanı adayı olarak kimi görmek istedikleri isim sorulmuştur.(Açık uçlu soru)
Haziran 2026
TÜRKİYE EKONOMİSİNİN EN ÖNEMLİ SORUNU NEDİR? ANKETİ
Asal Araştırma
27 Haziran 2026
Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir?
Gıda fiyatlarındaki artış: %21.0
Kira ve konut fiyatlarındaki artış:%18.5
Enflasyonun yüksekliği: %12.4
İşsizlik: %7.2
Ekonomi yönetimi:%5.6
Faizlerin yüksekliği: %5.0
Elektrik,su, doğalgaz ve aidatların yüksekliği: %5.0
Üretimde yetersizlik: %3.5
Akaryakıt fiyatlarının yüksekliği: %3.3
Vergi oranlarının yüksekliği:%3.0
Liyakatsizlik:%2.5
Eğitim harcamaları:%1.7
Kamuda israf: %1.2
Diğer: %3.6
Sorun yok: %2.0
Fikrim yok/Cevap yok:%4.5