Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu tarafından düzenlenen "Yargı Paketleri Kapsamında Aile Hukukunda Planlanan Değişiklikler ve Kadın Haklarına Etkileri" başlıklı panelde, 13. Yargı Paketi ile yapılması planlanan değişiklikler hukuki boyutuyla incelendi.
Rakamlar Konuştu: Boşanma Davaları Aslında Çok Hızlı
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Av. Hülya Gülbahar panelde Adalet Bakanlığı 2024 Adalet İstatistikleri Raporu’nu açıklayarak, “İstatistiklere göre boşanma davalarının ortalama süresi 156 gündür. Buna karşılık tazminat davaları 554 gün, iş mahkemelerindeki davalar 528 gün, tapu iptal/tescil davaları ise 483 gün sürmektedir. Bu veriler, boşanma davalarının diğer hukuk davalarından 2,5 ila 3,6 kat daha hızlı sonuçlandığını göstermektedir” dedi. Gülbahar, dava sürelerinin hızlanması için bir düzenleme yapılacaksa bunun önce tazminat davaları ve diğer davalar için yapılması gerektiğini kaydetti.

"10 Günlük Evlilik" Masalına Verilerle Tokat
Panelde konuşan EŞİK gönüllüsü Av. Hülya Gülbahar, nafaka hakkını hedef alan popülist haberleri mercek altına aldı. Gazeteci Sarya Toprak’ın kaleme aldığı ve kamuoyunda geniş yankı bulan haber üzerinden bir değerlendirme yapan Gülbahar, Toprak’ın ortaya koyduğu titiz araştırmanın bu konudaki manipülasyonu nasıl deşifre ettiğine dikkat çekti. "10 gün evli kalıp 29 yıl nafaka ödüyorum" iddiasını inceleyen Sarya Toprak’ın, akademisyen olduğunu öne süren Latif Tarbak adına ne YÖK Akademik ne de YÖK Tez sistemlerinde bir kayda rastladığını ve bahsi geçen üniversitenin de böyle bir akademisyenleri olmadığını doğruladığını vurgulayan Gülbahar, Toprak’ın bu değerli çalışmasına atıfta bulunarak haberin gerçekleri gün yüzüne çıkarmadaki katkısı nedeniyle teşekkürlerini sundu. Gülbahar, teyit edilmemiş bu tür uç örneklerin, nafaka hakkını hedef alan bir algı operasyonunun parçası olduğunu ifade etti.

Nafaka Mağduriyeti Değil, Tahsilat Sorunu
Av. Hülya Gülbahar, tartışmaların merkezindeki "süre" meselesinin asıl sorunu perdelediğini belirtti. Türkiye’de yargı kararlarında, bir kadının arkadaşıyla yemek yemesi veya sosyal bir aktivitede bulunması gibi gerekçelerle nafakasının kesilmesine varan daraltıcı yorumlar yapıldığına dikkat çeken Gülbahar, Avrupa ülkelerindeki uygulamalarla çarpıcı bir kıyaslama yaptı. Avrupa’nın birçok ülkesinde, özellikle çocuk bakımı veya kadının evlilik süresince verdiği emeğin korunması gibi durumlarda nafaka hakkının çok daha geniş bir koruma kalkanına sahip olduğunu hatırlatan Gülbahar, Türkiye’de mevcut nafakaların % 66’sının hiç ödenmediğini ve kadınların büyük bir kısmının açlık sınırının altında nafaka aldığını vurguladı.

Şiddet Gölgesinde Arabuluculuk Tehlikesi
Panelde, aile hukukunda arabuluculuk sisteminin yaygınlaştırılması konusu da masaya yatırıldı. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca şiddet iddiası içeren dosyaların arabuluculuğa elverişli olmadığı hatırlatılarak, taraflar arası güç dengesizliğinin bulunduğu durumlarda arabuluculuk uygulamasının kadınlar için hayati riskler barındırdığı kaydedildi.

Boşanma Sürecinde "Evsizlik" Riskine Karşı Güvenlik Mekanizması
Son olarak, boşanma sonrası aile konutunun taraflardan birine özgülenmesi süreci detaylandırıldı. Boşanma veya iptal kararı ile evlilik birliği sona erdiğinde, hâkimin mülkiyet haklarını belirlerken tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, özellikle de varsa çocukların üstün menfaatlerini esas alması gerektiği vurgulandı. Gülbahar, hâkimin bu süreçte sahip olduğu takdir yetkisinin, özellikle şiddet mağduru kadınlar ve çocuklar için bir güvenlik mekanizması işlevi gördüğünü, bu alanın korunmasının barınma hakkının ihlal edilmemesi adına hayati bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Panele Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi, Antalya Kadın Platformu ve EŞİK gönüllüsü kadınlar katıldı. EŞİK gönüllüsü, Tük Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Songül Başkaya ile Antalya kadın hareketinin öncülerinden Prof. Dr. Gülser Kayır, Nigar Duru paneli izleyenler arasında yer aldı.