Kemal Kılıçdaroğlu Bu Kez En Fazla Yüzde 6 Oy Alabilecek
Işık Üniversitesi'nden Prof. Dr. Seda Demiralp, Glasgow Üniversitesi'nden Aykut Öztürk ve Edinburgh Üniversitesi'nden Uğur Özdemir'in yönettiği son araştırma, mutlak butlan kararının ardından CHP seçmeninin tercihlerine ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.
DW Türkçe'ye araştırma hakkında bilgi veren Öztürk, muhalefet tabanında baskın duygunun şu anda "öfke" olduğunu ve bu öfkenin "mobilizasyon" yani "organize olarak harekete geçme" potansiyeli taşıdığını anlattı.
Öztürk, CHP seçmenlerinin neredeyse yarısının yeni parti için gönüllü olarak çalışma ve maddi katkı sunma gibi kişisel fedakârlık gerektiren eylemlerde bulunma isteğini ifade ettiğini de söylüyor.
"Özgür Özel ne yapmalı" diye sorulduğunda CHP seçmeni arasında çıkan en yüksek yanıtın "hukuki yolların zorlanması gerektiği" olduğunu belirten Öztürk, "CHP tabanının kafasında bir yandan yeni parti için güçlü bir destek, bir yandan da CHP içinde direnmeye devam etme arzusu var" diyor.
Bu arada aynı araştırmaya göre Özel'in; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte kuracağı varsayılan bir partinin seçimlerde yüzde 37 oy oranına ulaşarak birinci parti olma potansiyeli bulunuyor. Yavaş'ın desteği olmadan ise Özel'in kuracağı parti AKP'nin gerisinde kalarak yüzde 33 oranında oy alabiliyor.
Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP'nin ise yüzde 5 ila yüzde 6 arasında bir oyla baraj altında kalacağı yukarıdaki anketin bir diğer sonucu...
BİR BAŞKA ANKET
Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başında kaldığı; Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş'ın ise CHP'den ayrılarak yeni parti kurduğu bir durumda Milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?
ÖZGÜR ÖZEL'Lİ YENİ PARTİ: %35,65
AK PARTİ: %28,79
DEM PARTİ: %7,32
CHP: %5,61
MHP: %5,15
ZAFER PARTİSİ: %4,66
İYİ PARTİ: %4,42
A PARTİ: %3,11
YENİDEN REFAH: %2,44
TİP: %0,65
DİĞER: %2,20
GündemAr ANKETİ
24-27 Mayıs 2026
İYİ HABERLER YAĞMUR GİBİ!
RUSYA TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE BALAYI!
ABD TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE BALAYI!
İsrail Gazze'de, Lübnan'da katliam yapmaya devam ederken Türkiye Dışişleri Bakanı konuştu...
“İsrail’in bölgedeki tutumu sadece birkaç ülke için değil, tüm dünya için bir sorundur ve tüm dünya bunun farkındadır. İsrail’in yarattığı yanılsamayı dağıtma konusunda, ilk kez tüm dünyada ortak bir anlayış oluşuyor. İsrail, tüm dünyanın kendisine karşı diplomatik bir çaba içinde olduğunu gördüğünde, harekete geçemeyecek.”
Türkiye, İsrail'in davranışını artık sadece bölgesel değil, küresel bir sorun olarak tanımlıyor...
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in tutumunun artık sadece birkaç ülkeyi ilgilendiren bir mesele olarak görülmediğini, tüm dünyanın farkında olduğu bir büyük problem haline geldiğini belirtti. Fidan ilk kez "illüzyon-yanılsama" olarak adlandırdığı şeyi kırma konusunda ortak bir küresel görüş birliği oluştuğunu söylüyor...Ancak farkındalık tek başına bir şey yapmıyor...
Fidan, ülkelerin şimdi bu ortak görüşü koordine edilmiş diplomatik baskıya dönüştürmesi gerektiğini söylüyor.
Öte yandan, Rus lideri Putin, Erdoğan’ı açıkça övüyor. Rusya Tataristan Kazan’da Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir görüşme sırasında Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin her geçen gün iyileştiğini, geliştiğini, ilerlediğini ve artık sadece formaliteden ibaret olmadığını söyledi...Putin Rusya-Türkiye İlişkisini, dostane, giderek daha aktif ve büyük ölçüde Erdoğan’ın tutumu tarafından şekillendirilen bir ilişki olarak nitelendirdi.
Putin:
"Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler her geçen gün gelişiyor...Bundan son derece memnunuz. İlişkilerimiz uzun zamandır salt formaliteden ibaret olmaktan çıktı. Gerçekten dostane bir nitelik kazandılar ve giderek daha fazla yeni içeriklerle yolumuza devam ediyoruz...Bu, büyük ölçüde ve öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın tutumundan kaynaklanıyor. Ona en içten selamlarımı iletmenizi rica ederim."
ERDOĞAN TRUMP İTTİFAKI İLK MEYVESİNİ VERDİ
ABD'de yıllardır süren Halkbank davası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başkan Donald Trump ile bu konuda görüşmesinden aylar sonra nihai olarak kapandı. Federal Yargıç Richard Berman'ın, Savcı Jay Clayton'un Halkbank aleyhindeki davanın düşürülmesi talebini imzalamasıyla, 2019'dan bu yana süren ve Türkiye-ABD ilişkilerinde gerilime yol açan yargılama süreci sona erdi. ABD Adalet Bakanlığı, mart ayında Halkbank ile bir kovuşturma erteleme anlaşması yaptığını duyurmuştu. Bu anlaşma, Halkbank'ın tüm operasyonlarının, işlemlerinin ve müşteri ilişkilerinin yasal düzenlemelere, uluslararası standartlara uygun olup olmadığının denetlenmesi sonrasında, davanın düşürüleceğini öngörmüştü. Yargıç Berman'a 10 Haziran'da, Savcı Clayton ve Halkbank'ın avukatının imzası ile iletilen 12 sayfalık yazıda, Halkbank'ın anlaşmanın öngördüğü yükümlülükleri yerine getirdiği belirtiliyor. Ve ABD'li yargıcın, bunun üzerine davanın düşürülmesine onay verdiği bildirildi.
BU İYİ HABER DEĞİL, BİR FELAKET HABERİ
İngiltere'nin en büyük istihbarat teşkilatı GCHQ'ya göre, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya yönelik tam ölçekli işgalinden bu yana yaklaşık 500 bin Rus askeri öldürüldü...Donald Trump Ukrayna Rusya savaşında "Her ay 25 bin genç insanın öldürüldüğünü" söylemişti...
TRUMP'IN YENİ HEDEFİ
Başkan Trump'ın yakın dostu Cumhuriyetçi Partili Senatör Lindsey Graham, İran ABD barış anlaşmasının ardından Suudi Arabistan ile İsrail'in ittifak kurmasını istedi...
"Şimdi, Suudi Arabistan ve İsrail, Başkan Trump'a çok şey borçludur...Bu iki ülkenin barış yapması ve birlikte çalışması yapması bölge ve dünya için iyi olur."
Graham bunu, İsrail'in Lübnan'ı terk etmeyi reddettiği, Lübnanlı askerleri öldürdüğü ve Trump'ın İran'la yaptığı barış anlaşmasına uymayacağını açıkça ilan ettiği aynı hafta söyledi...
Şu anda Riyad'dan İsrail'le normalleşmesini istemek, Veliaht Prens'ten, Washington'un bile açıkça hayal kırıklığına uğradığı İsrail hükümetini kucaklamasını istemek anlamına geliyor.
Öte yandan Suudiler İsrail Filistinlilerin haklarını tümüyle tanımadan İsrail'le Barış Anlaşması yapmayacağını ilan etti...
Suudi Arabistan: "İsrail önce Filistin sorunundaki tüm pürüzleri çözsün! Filistinlilere zulmetmeye son versin. Filistin halkının ve devletinin tüm haklarını tanısın!"
İSRAİL İRAN'LA SAVAŞMAYA TEK BAŞINA DEVAM EDECEK
ABD'de bir düğüne katılacak olan İsrailli ırkçı Faşist bakan Ben-Gvir, vize için başvurduğu Amerikan Büyükelçiliğinden gelen "parmak izi vermeniz için bizzat gelmeniz gerekiyor" yanıtı üzerine seyahat planını iptal etti...
ABD Başkanı Trump, İsrail'in Beyrut'taki saldırısının ardından
Şöyle dedi:
"Hizbullah’tan biri bir binaya girdi diye her seferinde o binayı yıkmana gerek yok..."
İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu vurgulayan Trump, buna rağmen bazı operasyonların orantısız olduğunu belirterek, “İsrail Lübnan konusunda iyi bir iş çıkarmıyor” ifadelerini kullandı.
Beyrut’taki yıkıma da dikkat çeken Trump, “Bana göre gereksiz olan büyük bir saldırıydı” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, "İsrail, Hizbullah konusunda çok daha iyi bir tutum sergileyebilirdi" dedi.
Trump: 'Her seferinde bir binayı havaya uçurmak zorunda değilsiniz...Bir kişinin peşine her düştüğünüzde bir apartmanı havaya uçurmak zorunda değilsiniz. Yerle bir edilen apartmanda yaşayan insanların hepsi Hizbullah üyesi değil"
Pakistan, ABD ve İran arasında haftalardır süren savaşı bitirmeye yönelik tarihi bir diplomasi başarısına imza atarak tarafların "İslamabad Mutabakat Anlaşması" metnini elektronik ortamda imzaladıklarını duyurdu. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından açıklanan bu mutabakat, iki ülke arasındaki askeri operasyonları, Hürmüz Boğazı krizini ve deniz ablukasını derhal sona erdirmeyi amaçlamaktadır...Anlaşmanın basına sızan maddelerinden birinde "Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde kalıcı bir ateşkes" öngörülüyor.
İran ve ABD arasında arabulucu rolü üstlenen Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif "Her iki taraf da Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etti" dedi.
İran, uzun süredir Washington ile müzakere edilen barış anlaşmasının kapsamına Lübnan'ın da eklenmesi konusunda ısrarcıydı.
İran, ABD'nin el koyduğu İran parasından en az 24 milyar doları kurtarmak istiyordu...
Kurtarabildiler mi? Bunu bu satırlar yazıldığında öğrenebilmiş değiliz!
İsrail, ABD-İran anlaşmasının bir parçası değil ve Hizbullah'ın kuzey İsrail'e yönelik saldırılarına karşılık olarak bu örgüte yönelik saldırılarını sürdüreceğinde ısrar ediyor.
İsrail'in, ABD ile İran arasında Ortadoğu'da savaşın sona erdirilmesi için sağlanan mutabakat için "bizi bağlamaz" açıklaması, bölgede barış umudunun sorgulanmasını beraberinde getirdi.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ABD ve İran'ın 19 Haziran'da Cenevre'de imzalamaları planlanan ve "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini" öngören anlaşma için "Bizim için bağlayıcı değil" açıklamasını yaptı.
"İsrail, ABD'nin boyunduruğunda bir devlet olmadığını, bağımsız ve egemen bir devlet olduğunu" kaydeden Ben-Gvir, "Hizbullah'ın tamamen yok edilmesinden daha azıyla yetinemeyiz; savaşçılarımızın ele geçirdiği ve terörist altyapısından arındırdığı bölgelerin bir santimetresinden de çekilemeyiz" restini çekti.
ABD-İran uzlaşısına taraf olmadıklarını ve uzlaşının İsrail'in güvenliğini sağlamadığını savunan Ben-Gvir, Lübnan'daki İran destekli Hizbullah'a karşı savaşmayı sürdüreceklerine işaret ederek "Yahudilerin dayak yiyip sessiz kaldığı günler geride kaldı. Bir daha asla" mesajını verdi.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Telegram kanalında yaptığı açıklamada, "Trump'ın anlaşması bizi bağlamıyor... Biz bu anlaşmanın tarafı değiliz. Güvenliğimizi güvence altına almıyor" dedi ve ekledi:
"Hizbullah'ın ortadan kaldırılmasından daha azıyla yetinmemeliyiz. Askerlerimizin ele geçirdiği ve terörist altyapısından temizlediği tek bir karış topraktan bile geri çekilmemeliyiz."
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz da benzer bir açıklama yaptı.
ABD ile İran arasında varılan mutabakatın, Lübnan dahil tüm cephelerde geçerli olacağı yönündeki açıklamaya rağmen Katz, İsrail askerlerinin Lübnan, Suriye ve Gazze'de kalacağını duyurdu.
Katz, "Başbakan Benjamin Netanyahu ve ben, sınırı ve İsrailli yerleşim yerlerini korumak amacıyla İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze'deki güvenlik bölgelerinde süresiz olarak kalacağını öngören net bir politika izliyoruz" dedi.
Bakan Katz, bunun Başbakan Benyamin Netanyahu tarafından ABD Başkanı Donald Trump'a "açıkça iletildiğini" de sözlerine ekledi.
"İran rejimini kendimiz devirmek zorunda kalacağız"
Anlaşma duyurusundan birkaç saat sonra açıklama yapan İsrail Savunma Bakanı Israel Katz "mevcut ve beklenen baskılara" rağmen, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesine karşı olduğunu söyledi.
Katz, İsrail ordusunun Lübnan'daki askeri varlığını ucu açık bir şekilde sürdüreceğini söyledi.
Savunma bakanı, Netanyahu ile uzlaştıklarını, İsrail ordusunun Lübnan'daki "güvenlik bölgelerinde" ve Suriye ile Gazze'de de "zaman sınırlaması olmaksızın" kalacağını belirtti.
Katz "İsrail'in sınırlarını korumak için tüm terörist altyapıların" imha edileceğini ve İsrail'in bu konudaki pozisyonunu ABD'li muhataplarına bildirdiğini söyledi.
Katz, "İran Lübnan'daki olaylar nedeniyle İsrail'e saldırırsa tam güçle karşılık vereceğiz ve güç farkını açıkça göstereceğiz" diye ekledi.
İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de, ABD-İran uzlaşısının "İsrail için kötü bir gelişme" olduğunu iddia etti.
"ABD ile İsrail'in İran'ı hedef alan saldırılarının rejimi zayıflatmada pek çok başarı kaydettiğini" savunan Smotrich, "Bu başarılar boşa gitmedi" diyerek, "İsrail'in yaratıcı yöntemlerle İran rejimini devirmeyi hedef alan kampanyasını tek başına sürdürmek zorunda kalacağını" duyurdu.
Lübnan'a daha kapsamlı askeri harekat çağrısını da yapan İsrailli bakan, "Hizbullah'ın daha da geri itilmesinin" kendileri için bir öncelik olduğunu kaydetti, "Bu bizim savaşımız. Bizim askerlerimiz ve kuzeyde yaşayan vatandaşlarımızın acil güvenliği ile ilgili bir mesele" dedi.
Smotriç, "Ortak çabalarımız İran'ı zayıflatmada birçok başarı elde etti ve bu başarılar boşuna olmadı. Rejimi kendimiz devirmek için yaratıcı yöntemler kullanarak devam etmeli ve İran'ın asla nükleer silah edinmemesini sağlamalıyız" diye konuştu.
İsrail'in muhalefetinden de ABD-İran uzlaşısına sert tepki ve Başbakan Netanyahu'ya da eleştiriler yükseldi.
İsrail'de yaklaşan seçimlerin önde gelen adaylarından Naftali Bennett, anlaşmanın "İsrail'in güvenliği açısından tehlikeli bir dönemeç" olduğunu söyledi.
Sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan ise Trump'ın İran rejimi ile mutabakatının "İsrail'in askeri kazanımlarını fiilen silip süpürdüğünü" öne sürdü.
Golan, “Bir kalem darbesiyle, pilotlarımızın cesareti ve askerlerimizin fedakarlığı ile elde edilen devasa askeri kazanımlar silinip kenara atılırken Netanyahu bir kenarda zayıf, hasta, yalnız ve etkisiz kaldı" eleştirisini yaptı.
Yair Golan, ABD Başkanı Trump'ı da sert suçlamalarla hedef aldı. Golan, "Trump, Ayetullahların rejimine milyarlarca dolarlık kaynak aktaran, nükleer altyapıyı olduğu gibi bırakan, balistik tehdidi çözümsüz bırakan ve Tahran'daki katil rejime bir can simidi uzatan bir anlaşmayı imzalıyor" dedi.
İsrail Başbakanı Netanyahu: "İsrail her zamankinden daha güçlü ve İran'ın kötülük ekseni her zamankinden daha zayıf"
Trump ile her zaman aynı fikirde olmadıklarını belirten İsrail Başbakanı, ülkesinin güvenlik çıkarlarından sorumlu olduğunu vurguladı...