Türkiye çölleşiyor mu?
Uzunca bir zamandan bu yana ülke topraklarımız, dokusundaki yeşil renkli kanı kaybediyor. Kamuoyu, durumu endişeyle izlemeyi sürdürüyor.
İşte yine yangın mevsimi geldi. Uykularımız kaçıyor. Acaba muhtemel orman yangınları karşısında koruyucu sistemimiz ne durumda? Yangından korunma donanım ve teçhizatlarımız, ormanlarımızı koruma ve yangınları önleme konularında yetişmiş insan gücü istihdamımız ne durumda? Diyoruz ki; bu ve benzeri konularda sayın yetkililerimiz TV kanallarına çıkıp kamuoyunu rahatlatacak şekilde açıklamalarda bulunabilseler fena mı olur?..
Son çeyrek asırda bu konularda STK olarak bütüncül çalışmalar yaparak bu konuda koordineli ve organik bağlantılar temin etmeye çalışıyoruz.
Geçtiğimiz yıllarda meydana gelen ve günlerce devam eden korkunç orman yangınları nedeniyle kamuoyu nezdinde ciddi fobiler oluşmuş, aynı zamanda güven konusunda sıkıntılar yaşanmıştır. Yangınlardan da beter, maden arama faaliyetleri nedeniyle ülke topraklarımız yabancı şirketler tarafından delik deşik ediliyor, orman varlığımız ciddi anlamda zarar görüyor. Maden ocaklarında yapılan çalışmalar sonunda hasar gören topraklarımız yeniden yeşillendirilmiyor. Zaten kullanılan binlerce ton kimyasal asit potansiyeli nedeniyle yeniden yeşil doku oluşturulması konusunda tartışmalar devam ediyor.
Paralelinde yer üstü ve yer altı sularında sıkıntılar oluşuyor. Zaten küresel iklim değişikliği ve küresel ısınma nedeniyle kuraklık kapıda. İnsan eliyle yapılan müdahalelerin yanı sıra olağan tabiat olayları nedeniyle de ormanların zarar gördüğü bilinmektedir. Bütün bunların yanı sıra, yapılan hatalı planlamalarla uygulanan tıraş kesimler sonucu topraklarımız çıplaklaştırılıyor. Bağlarımızda, bahçelerimizde ve yeşil alanlarımızda maden ocaklarıyla ilgili faaliyetler ile yangınlar sonucunda birçok alanımızın turizm faaliyetlerine açılması nedeniyle topraklarımız zarar görmektedir.
Bu ve benzeri sebeplerle topraklarımız ormansızlaştırılıyor. Eğer yanılmıyorsam, bir Kızılderili, "Ormansız toprak vatan değildir." demişti.
İşte bu noktada kamuoyu soruyor: Yukarıda beyan olunan onca sorun çözülemez ve sebepler bertaraf edilemez mi? Eğer bu sebepler önlenmezse, orta ve uzun dönemde ülkemizin bir çölleşme hadisesiyle karşı karşıya kalma riski var mıdır?
Şayet ulusça; vatandaş-devlet iş birliği içinde, ortak dayanışma anlayışına dayalı makul bir koordinasyon ağı oluşturmak, hatta daha önce de ortaya koyup açıkladığımız ana ve ara raporların dikkate alınmasıyla ormancılık bakımından ülkemizde bir milat yaratmak mümkün olmaz mı? Her ağacın bir oksijen fabrikası olduğu ve insan hayatı ile canlıların, ekosistemin sürdürülebilirliği bakımından ormanlarımızın bir doğal klima görevi gördüğü de hatırlanarak, ülkemizde çölleşmenin önlenmesi için yukarıda önerilenler bir reçete sayılmaz mı?..