Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
24°

Kimse Yoğurdum Ekşi Demez

YAYINLAMA:
Kimse Yoğurdum Ekşi Demez

"Bir damla petrol bir damla insan kanından değerlidir" demişti İngiliz siyasetçi Winston Churchill...

"Petrolün en değerli stratejik madde olduğunu" söyleyen ise ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'dır...Ekim 1973'te Yom Kippur Savaşı'nı İsrail'in kazanabilmesi için ABD ordusunu seferber eden ve ABD Başkanı'na ait tüm yetkileri kullanan da Kissinger'dı...

"Osmanlı'nın yıkılması zorunluluktu ve bir ihtiyaçtı!" diyen de bir ABD Başkanı olan Woodrow Wilson'du (1856-1924) Wilson akademisyen kökenliydi...

Osmanlı İmparatorluğu, en geniş sınırlarına 1683 yılında (II. Viyana Kuşatması öncesi) ulaşmıştır. Bu dönemde devletin doğrudan yönettiği toprakların yüzölçümü yaklaşık 5,2 milyon kilometre kare idi.

2003'te Washington Post gazetesinde Amerika Birleşik Devletleri eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice şöyle yazdı:

"Bugün, Amerika ve müttefikleri kendilerini dünyanın bir başka yerindeki uzun soluklu değişimlerden bir tanesine hazırlamalıdır: Orta Doğu. 22 ülkeden oluşan ve toplamda 300 milyonluk bir nüfusa sahip olan Orta Doğu, 40 milyon nüfuslu İspanya'dan daha düşük bir toplam gayri safi yurt içi hasılaya sahiptir. Bu bölge, Arap aydınların politik ve ekonomik bir "özgürlük açığı (eksiklikliği)" diye adlandırdığı şeyler dolayısıyla geri kalmaktadır. Onlarca yıldır devam eden umutsuzluk duygusu, insanlara üniversitelerini, kariyerlerini ve ailelerini dahi bir kenara bıraktıracak nefret ideolojileri için verimli bir temel oluşturmakta ve bunların yerine kendilerini patlatmayı tercih ettirmektedir - beraberlerinde olabildiğince çok fazla masum canı da götürerek."

HENRY KISSINGER ORTA DOĞU ÜLKELERİNİN SINIRLARININ YAPAY OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİ...

ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger (1923-2023) , "Dünya Düzeni-World Order" (2014) adlı kitabında İngiltere ve Rusya'nın 1908'de Osmanlı'yı paylaşmak için Reval'de bir araya geldiklerini hatırlatırken, Skyes-Picot (1916), Sevres (1920) ve Versailles Anlaşmaları'yla (1919) İngiltere, Fransa, ABD gibi dünya savaşı galiplerinin ülkesel çıkarlarını korumak bahanesiyle Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sonrasında kurulan Orta Doğu devletlerinin bölgenin tarihsel dağarcığında aslında olmadığını ve "yapay" olarak üretildiğini vurgular.

1917'de İngiltere Balfour Deklarasyonu'nu yayınlar...Balfour Deklarasyonu, İngiltere'nin-Birleşik Krallık'ın 2 Kasım 1917'de Filistin topraklarında bir "Yahudi ulusal anayurdu" kurulmasını destekleme sözü verdiği resmi mektuptur.

Güç Dengesi (Westphalia) Analizi: Kissinger'a göre 1920'lerde kurulan bu düzen, Avrupalı güçlerin kendi aralarındaki güç dengesini koruma çabasıdır.

Balkanizasyon Riski: Kissinger yaptığı analizlerde, Sykes-Picot sınırlarının artık fiilen çöktüğünü ve bölgenin mezhepsel/etnik temellerde yeniden parçalanma riskiyle (balkanizasyon) karşı karşıya olduğunu belirtmiştir.

2026: FİLİPİNLER VE ARNAVUTLUK'TA ABD İSTENMİYOR

500 bin Arnavut, Donald Trump'ın kızı İvanka Trump ve kocasının (Jared Kushner) 1 milyar 600 milyon dolarlık turizm yatırımını ülkelerine sokmamak için sokaklara dökülürken, Filipinler'in başkenti Manila'da protestocular polis barikatlarını aştı, ABD Büyükelçiliği'ne çok yaklaştı...

Göstericiler, ABD askerlerinin Filipinlerden kovulmasını talep ediyor ve ülkede ABD askeri üslerinin genişletilmesine karşı çıkıyor.

1941-1945 döneminde Japon ordusu 1 milyon Filipinliyi öldürmüş, Manila tam bir enkaz, moloz, harabe, toz yığını haline gelmişti...

Arnavutluk halkı, Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın yapmayı planladığı 1,6 milyar dolarlık (yaklaşık 1,4 milyar euro) lüks turizm yatırımını engellemek amacıyla "Arnavutluk satılık değildir" ve "Flamingo Devrimi" sloganlarıyla tarihinin en büyük çevre protestolarını başlatmıştı...

Halkın ve çevrecilerin günlerce süren kararlı direnişi, hukuki incelemeler ve Avrupa Birliği'nden gelen uyarılar neticesinde Haziran 2026'da Tiran yönetimi projeyi durdurduğunu açıkladı...

Ekolojik Tahribat Riski: Proje; Akdeniz fokları, deniz kaplumbağaları ve yüzlerce kuş türünün üreme alanı olan Sazan Adası ile Vjosa-Narta koruma bölgesini kapsıyordu. Bakir doğanın beton yığınına dönüştürülmesi istenmedi...

Egemenlik ve Askeri Geçmiş: Uzun yıllar sivil yerleşime kapalı kalan, Soğuk Savaş döneminden kalma nükleer sığınaklar ve askeri tüneller barındıran stratejik Sazan Adası'nın milyarderlerin özel mülkü haline getirilmesi büyük tepki çekti.

İSRAİL PROPAGANDASI TARİHTE EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ BİR MEDYA İMPARATORLUĞUNA SAHİP OLMAK ÜZERE

Paramount, Warner Bros'u satın alırsa İsrail'in Sesi, İsrail'in Söcüsü Ellison ailesinin sahip olacağı medya kuruluşları:

Paramount+

CBS

CNN

Showtime

HBO

Warner Bros

TNT

TBS

MTV

DC Studios

Nickelodeon

Comedy Central

Cartoon Network

Ve daha fazlası...Bu, Donald Trump yönetiminin onayladığı berbat bir anlaşma.

ABD'nde Eyalet başsavcıları devreye girip bunu engellemeli.

William Randolph Hearst'ün (1863-1951) bile elinde bu kadar büyük bir medya imparatorluğu yoktu...

230 milyar dolarlık bir serveti yöneten Ellison Ailesi'nin medya imparatorluğu küresel bazda bir medya tekelidir ve İsrail propagandasına hizmet etmektedir...

RUSYA UKRAYNA SAVAŞI 2 MİLYON İNSANIN ÖLÜMÜNE YA DA YARALANMASINA YOL AÇTI

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 1.572 günde (24 Şubat 2022 - 15 Haziran 2026) ölü, yaralı, ömür boyu engelli duruma düşen, vücudunun bir bölümünü kaybeden sayısının iki milyonun çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor...Uydu görüntüleri iki ülkede mezarlıkların sürekli genişlediğinin kanıtıdır...

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St.Petersburg'daki son basın toplantısında şunları söyledi:

- Rus ordusunun taarruzu devam ediyor.

- Şu anda Oreshnik füze sistemi test ediliyor ve iyileştiriliyor.

- Ukrayna ordusunda binlerce firari var.

- Ukrayna ile barışçıl yollarla bir anlaşmaya varmak istiyoruz. Ancak Kiev rejimi uzlaşmaya hazır değil, çünkü bu iş bittiğinde şu anda Ukrayna'yı yönetenler iktidarlarını kaybedecek…

- Zelenskyy'nin cumhurbaşkanlık dönemi 2024'te sona erdi. Eğer bir gün belge imzalarsak, meşruiyeti olanlarla imzalamalıyız.

- Avrupa Birliği, Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmayı amaçladığı için arabulucu rolü üstlenemez. Avrupa Birliği, silah tedarik ederek değil, Kiev yetkililerini Anchorage'da varılan anlaşmalara dayanarak uzlaşmaya ikna etmeye çalışarak olumlu bir rol oynayabilir.

10 Haziran 2026'da Rusya'nın Türkiye Büyükelçiliği'nde Rusya Günü vesilesiyle bir resepsiyon düzenlendi.

Rusya'nın Türkiye Büyükelçisi Sergey Vershinin konuşmasında, Rusya'nın devletlerin egemen eşitliği, uluslararası hukuka saygı ve karşılıklı çıkarların dikkate alınması ilkelerine dayanan daha adil ve istikrarlı bir dünya düzeninin inşasını tutarlı bir şekilde savunduğunu vurguladı.

Sergey Vershinin, Rusya için Türkiye ile ilişkilerin özel önemini vurguladı:

“Rusya ve Türkiye, zengin bir etkileşim tarihi, yoğun ekonomik bağlar ve canlı insani temaslarla birbirine bağlı komşular ve önemli ortaklardır. Bugün, Rus-Türk iş birliği, enerji ve ticaretten turizm, kültür, eğitim ve insani değişimlere kadar neredeyse tüm kilit alanları kapsamaktadır.”

Büyükelçi, öncelikle iki ülkenin liderleri Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan arasında temaslar başta olmak üzere yürütülen düzenli siyasi diyaloğun önemli rolüne dikkat çekti.

Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya da bir konuşma yaptı.

Konuklara Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu ve Dans Topluluğu solistleri ile Rustem Asayev’in katılımıyla zengin bir konser programı sunuldu, ayrıca Rusya halklarına adanmış bir sanat sergisi de düzenlendi.

ALTIN FİYATLARINA DİKKAT!29 Ocak 2026 Altın ons fiyatı: 5.608,35 dolar 

13 Haziran 2026 Altın ons fiyatı: 4.210,9 dolar

HASTA ADAM TANIMLAMASI NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Muhteşem Petro 1725'te ölmek üzereyken Ruslara iki hedef gösterdi iddiası çok yaygındır...

Yaygın iddiaya göre, Petro bu vasiyetinde "İstanbul ve Hindistan Rusya'nın olmalıdır," diyordu...(Peter Hopkirk ; The Great Game: The Struggle for Empire in Central Asia)

Son Rus Çarı Putin'de her fırsatta Petro'ya hayranlığını ilan ediyor...

1844 yazında Çar 1. Nicholas İngiltere Kraliçesi Victoria'yı ziyarete gitti...Victoria 25 yaşındaydı...Çar 1. Nicholas bu ziyaretinde Osmanlı İmparatorluğu için "Avrupa'nın Hasta Adamı"dır dedi...

Rusya'nın Hindistan'da gözü olmadığını İngilizlere söyledi...Osmanlı İmparatorluğu'nun çok yaşamayacağı bu iki büyük imparatorluğun yöneticilerinin başlıca konusu oldu...

İngiltere ve Rusya Sultan Abdülmecid'in tahtta mümkün olduğu kadar uzun süre kalması konusunda 1844 yaz aylarında uzlaştılar...

(Peter Hopkirk ; The Great Game: The Struggle for Empire in Central Asia)

Rusya Çarı (İmparatoru) 1. Nicholas (1796-1855) İngiltere'nin Rusya elçisi Seymour'a (21 September 1797 – 2 February 1880) 9 Ocak 1853’de o ünlü deyimi bir defa daha kullanarak, Osmanlı Devleti’nin “hasta adam” olduğunu ve mirasının paylaşılması için tedbir almanın yararlı olacağını söyledi.

Seymour'da Çar'la yaptığı bu sohbeti Londra'ya rapor edince Çar'ın bu hasta adam benzetmesi bir kez daha her tarafa yayılmıştı.

Çar, 9 Ocak 1853’te İngiliz elçisi Sir George Hamilton Seymour’a şunları söyledi:

“İngiltere için beslediğim duyguları bilirsiniz. Bence İngiltere hükümeti ile hükümetimin anlaşması esastır. Böyle bir anlaşmayı gerektiren şartlar, hiçbir vakit bugünkü kadar önemli değildi. Biz anlaştıktan sonra, Batı Avrupa devletleri umurumda bile değil. Bence hiçbir değeri yok.Osmanlıya gelince, bu bambaşka bir problemdir. Bu devlet buhranlı bir durumdadır.Başımıza pek çok işler çıkarabilir.”

İngiliz elçisi, Çar’dan Osmanlı hakkındaki düşüncelerini detaylandırmasını talep edince Çar şöyle devam etti:

“Kollarımız arasında hasta bir adam var. Çok hasta. Size açıkça söylemeliyim ki, gereken bütün tedbirleri almadan önce, onu günün birinde kaybetmemiz büyük felaket olacaktır. Osmanlı ansızın ölebilir. Ölüleri diriltemeyiz. Osmanlı ölünce bir daha dirilmemek üzere ölecektir. İşte bunun içindir ki size soruyorum: Böyle bir olay ile kargaşalık, anarşi ve hatta bir Avrupa savaşı karşısında kalmaktansa, önceden tedbir almak daha akıllıca bir hareket olmaz mı?”

İngiliz elçisi Sir Hamilton Seymour’un Çar’a verdiği cevap ise şöyleydi:

“Niçin daima Osmanlının öleceğini hesaba katarak bu felaketten önce veya sonra tedbirler almayı düşünmeli? Niçin hastayı tedavi etmeyi düşünmemeli? Majesteleri lütfen beni mazur görsünler. Şunu söylemek zorundayım ki, kuvvetli ve alicenap adama, zayıf ve hasta adamı korumak düşer.”

Seymour aynı zamanda, hasta adamın iyi olmak için, onu ameliyat edecek bir operatöre değil, onu tedavi edecek bir doktora ihtiyacı olduğunu söylemiştir.

14 Ocak 1853’te İngiliz elçi Seymour’u yanına davet eden Çar konuyu tekrar açarak," Şimdi sizinle bir dost ve bir centilmen gibi konuşmak istiyorum" diyerek, İngiltere’nin İstanbul’a yerleşme gibi bir niyeti varsa, buna müsaade etmeyeceğini, kendisinin İstanbul’da gözü olmadığını, fakat önleyici tedbir alınmazsa, İstanbul'u geçici olarak işgal etmesinin zorunlu olacağını bildirdi.

Çar, Şubat ayındaki konuşmasında da Osmanlı hakkındaki teklifini açıkladı: Eflak & Boğdan , Bulgaristan ve Sırbistan Rusya’nın himayesi altına verilecek, İngiltere de Mısır ile Girit’i alacaktı.

Çar bu konuda şöyle diyordu: “Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonra mirası bölüşüldüğü zaman, İngiltere Mısır’ı işgal ederse, tarafımdan hiçbir itiraz yapılmayacaktır. Kandiye (Girit) hakkında da aynı şeyi söyleyebilirim. Bu da size daha çok yakışır ve niçin orası İngiliz ülkesi olmasın.”

Çarın teklifine göre, İstanbul bağımsız şehir olacaktı.

İngiltere, Çarın teklifini reddetti. Eğer Çar İngiltere’yi ikna edebilmiş olsaydı, hasta adamın ölümünü ilan edecekti.

Çar, bütün girişimlerine rağmen İngiltere’yi kendi tarafına çekemeyince, Osmanlı Devleti aleyhinde tek başına harekete geçmeye karar verdi.

Amiral Pavel Stepanovich Nakhimov (1802-1855) komutasındaki Rus filosunun 30 Kasım 1853 günü Batum’daki Türk kuvvetlerine yiyecek ve cephane götüren 12 parçalık Türk filosunu Sinop limanında yakıp, tarihe Sinop baskını diye geçen olayı gerçekleştirmesi ve 4000 kişiyi öldürmesiyle Çar planlarını hayata geçirmeye başladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız