Gandhi: Mustafa Kemal İngilizleri Yenene Kadar Tanrı'yı Da İngiliz Zannederdim
Yakın zamanda ‘Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrı'yı da İngiliz zannederdim’ sözü Hindistan'ın kurucu babası Mahatma Gandhi'ye aittir iddiası ortaya atılmıştı...
AK Parti de 2002'den bugüne pek çok seçim zaferi kazandı...Erdoğan 2014'ten bugüne Türkiye'nin Cumhurbaşkanı...
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Türkiye'de yaklaşan genel seçimler öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı desteklemek amacıyla 20 milyar dolarlık bir döviz swap (para takası) anlaşması sunabileceği iddia edilmektedir. Haziran 2026 başında uluslararası yatırım bankası Jefferies International ve Bloomberg analistleri tarafından gündeme getirilen bu iddia, henüz resmi bir anlaşmaya ya da devletler arası onaylanmış bir karara dönüşmemiştir...
2023 Türkiye Cumhurbaşkanlığı Seçimi öncesinde Rus kamu enerji şirketi Gazprom, Türkiye’nin BOTAŞ üzerinden aldığı doğalgaz borçlarından 20 milyar dolarlık bir kısmı seçim sonrasına ertelemişti...
Vladimir Putin ve Donald Trump'ın da desteğini alan Erdoğan 24 yıldır Türkiye'yi yönetiyor...Başkanlık Sistemi'nin oylandığı 16 Nisan 2017 referandumunda neredeyse Kanuni Sultan Süleyman yetkilerine sahip oldu ve Erdoğan hükümdarlığını 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde de sürdürmek istiyor...
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 101. maddesi: "Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir."
Anayasaya göre cumhurbaşkanının 3. kez aday olması için meclisin erken seçim kararı alması gerekmektedir.
Erdoğan, Cumhurbaşkanını halkın seçmesi referandumu sonrası 2014'te ilk defa doğrudan halk oyuyla cumhurbaşkanı olmuştur. 2018'de ikinci defa ve son kez 2023'te üçüncü defa cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Bu yazının ilerleyen satırlarında okuyabileceğiniz üç ayrı ankette, bundan sonraki Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde aday olursa Erdoğan Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ya da Özgür Özel'le seçim yarışına girdiğinde ezici bir seçim yenilgisi alıyor...
Erdoğan şu sıralar İsrail'in gündeminde bile en üst sıralarda yer alıyor...İsrail muhalefet lideri Erdoğan ile Donald Trump'ın frekans uyumuna hatta kankalığına dikkat çekti...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın oğlu arasında Eylül 2025'te İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleşen görüşme, Türk siyasetinde "gizli pazarlık" iddialarıyla büyük bir tartışma yaratmıştır. Kamuoyunda ve iddialarda ilk etapta Eric Trump ismi geçse de İstanbul'da Erdoğan ile bir araya gelen kişinin Trump'ın büyük oğlu Donald Trump Jr. olduğu netleşmiştir...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Eylül 2025'teki bir mitinginde bu görüşmeyi kamuoyuna ifşa etmiştir. Özel, ziyaretin basından gizlendiğini iddia etmiştir...
İsrailli Muhalefet Lideri Yair Lapid:
Erdoğan’ın Trump ile telefon görüşmesinin Irak Kürtlerini İran’a saldırmaktan alıkoyduğu iddiasını tekrarladı...
Lapid:
"Netanyahu, öngörülebilir Türk tepkisini ve Erdoğan'ın Washington'daki etkisini hesaba katmadan Kürt planını zorladı...Erdoğan ona bir ders verdi. Netanyahu, Türkiye’nin öngörülebilir tepkisini ve Erdoğan’ın Washington’daki etkisini hesaba katmadan Kürt planını ileri sürdü."
Kürt saldırısı, 40 günlük savaşta İran’a karşı operasyonda en önemli bölümdü ve operasyonun gerçekleştiği gece, İran silahlı kuvvetleri önleyici ve hassas istihbaratla, lojistiğin tamamını, kuvvetlerin dinlenme alanlarını ve operasyonun desteğini şaşırtıcı bir şekilde bombalayarak yok etti.
40 Günlük Savaş, 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail ittifakının İran'a yönelik hava ve deniz operasyonlarıyla başlayan ve tam 40 gün sürdükten sonra 8 Nisan 2026'da ateşkesle sonuçlanan 2026 İran Savaşı'nı ifade eder.
4 ANKET
Bu pazar Cumhurbaşkanı 2. tur seçimi yapılacak olsa ve adaylar; Recep Tayyip Erdoğan ve Ekrem İmamoğlu olsa oyunuzu hangi adaya verirsiniz?
Ekrem İmamoğlu: %55,90
Recep Tayyip Erdoğan: %44,10
Gündemar Araştırma
24-27 Mayıs 2026
Bu pazar Cumhurbaşkanı 2. tur seçimi yapılacak olsa ve adaylar; Recep Tayyip Erdoğan ve Mansur Yavaş olsa oyunuzu hangi adaya verirsiniz?
Mansur Yavaş: %59,03
Recep Tayyip Erdoğan: %40,97
Gündemar Araştırma
24-27 Mayıs 2026
Bu pazar Cumhurbaşkanı 2. tur seçimi yapılacak olsa ve adaylar; Recep Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel olsa oyunuzu hangi adaya verirsiniz?
Özgür Özel: %52,73
Recep Tayyip Erdoğan: %47,27
Gündemar Araştırma
24-27 Mayıs 2026
ASAL Araştırmanın anketinde vatandaşlara "Bu Pazar bir milletvekili genel seçimi olsa oyunuzu hangi siyasi partiye verirsiniz?" sorusu yöneltildi. Vatandaşların yüzde 33.1'i AKP derken yüzde 30.9'u CHP'yi seçti. MHP, yüzde 8.3 ile yüzde 9.2 puan alan DEM Parti'nin gerisinde kaldı.
ASAL Araştırma, 6-14 Haziran tarihlerinde 2 bin kişi ile yaptığı anketin sonuçlarını paylaştı. Vatandaşlara; "Bu Pazar bir milletvekili genel seçimi olsa oyunuzu hangi siyasi partiye verirsiniz?" sorusu yöneltildi.
AKP yüzde 33.1 ile ilk sırada yer alırken CHP, yüzde 30.9 ile ikinci sıraya yerleşti. CHP'yi yüzde 9.2 ile DEM Parti izleyerek üçüncü sıraya yerleşti. Yüzde 8.3 puan alan MHP, dördüncü sıraya yerleşerek DEM Parti'nin gerisinde kaldı.
Ankete göre partilerin oy oranları şöyle:
-AK Parti:%33.1
-CHP:%30.9
-DEM Parti:%9.2
-MHP:%8.3
-İYİ Parti:%5.8
-Anahtar Parti:%3.2
-Zafer Partisi:%2.9
-Yeniden Refah Partisi:%2.9
-Türkiye İşçi Partisi:%1.3
-Diğer:%2.4
KEMAL KILIÇDAROĞLU CEPHESİ
24 Ekim 2013 Perşembe günü ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Ankara Sheraton Oteli’nin gözden uzak bir köşesinde, yalnızca bir tercüman eşliğinde 2,5 saat görüşen Kemal Kılıçdaroğlu'ydu...
Gazeteci Fuat Uğur ve Hürriyet yazarı Ahmet Hakan gibi isimler, Kılıçdaroğlu'nun Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı cumhurbaşkanı adayı olarak gösterebileceğini iddia etmiştir. CHP eski milletvekili Gürsel Tekin de katıldığı programda Mansur Yavaş'ın aday olabileceğini, Kılıçdaroğlu'nun yeniden aday olmayacağını öngördüğünü söyledi...
Haziran 2026'da kendisine yöneltilen "Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayınız mı?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Bizim adayımızı yetkili organlar belirler. İmamoğlu da olabilir, başka birisi de olabilir. Bir sürü aday adayı vardır, bu nedenle bilmiyorum" yanıtını vererek net bir 'evet' veya 'hayır' dememiş, ancak adaylık kapısını da tamamen kapatmamıştır. Ayrıca İmamoğlu'nun CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olması için toplanan imzalara saygı duyduğunu belirtmiştir.
Halk arasına artık karışamayan, sokağa çıkamayan, Selahattin Demirtaş'ın 2016'da dokunulmazlığının kaldırılmasına verdiği desteği 10 yıl sonra bile savunan Kemal Kılıçdaroğlu arınmaktan bahsediyor da tuttuğu o lüks ofisin kirasını, o lüks otomobilin parasını nereden bulduğunu açıklayamıyor...Gözde aparatı Gürsel Tekin kiraladığı evin kirasını dört sene ödememiş. Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğiyle bilinen Gürsel Tekin, katıldığı yayında CHP’de yaşanan kurultay ve disiplin tartışmalarına ilişkin konuşurken küfür etti. Gazeteci Ahmet Hakan, “Vay p*zevenge bak” diyen Tekin’i RTÜK konusunda uyardı...CNN Türk canlı yayınına konuk olan Gürsel Tekin, mutlak butlan kararının ardından CHP içinde yaşanan krize ve Özgür Özel yönetimindeki milletvekilleri ile il başkanlarına yönelik disiplin kararlarına ilişkin konuştuğu sırada kendine hâkim olamayarak küfür etti. Özel yönetimine eleştirilerde bulunan Tekin, “Neden atmadınız kardeşim? Biz de derdik ki bak adamlar haklıymış. Vay p*zevenge bak kardeşim, bunlar iftira atmış” ifadelerini kullandı...
SÖZÜ "BRIGHT STAR" ÖZGÜR ÖZEL'E BIRAKIYORUM...
Özgür Özel: "Millete soracağım, onlar bana bir yol gösterecekler"
“Sokakta şimdi iki ses çok. İlk gün yüzde 90 partiyi asla bırakma sesi çoktu. Yüzde 10 da sen yürü biz arkandayız diyorlardı. Bu önce 70’e 30’a düştü. Şimdi 51’e 49, partiyi bırakma diyenlerle sen yürü diyenler”
Özgür Özel, BirGün TV’de "Timur Soykan ile Cevap Hakkı" programının konuğu oldu. "İBB davasındaki bu çöküş olmasa da mutlak butlanı planlıyorlar mıydı" sorusuna şu yanıtını verdi:
"İBB davasında şöyle bir şey planlıyorlardı, biliyorsunuz, 'Ahtapot' diyorlardı. Şimdi demiyorlar. Bir ahtapot, işte başında Ekrem İmamoğlu kollarından biri partiye uzanacak, biri İzmir'e, biri oraya, biri buraya. Şimdi bu kurguyu kuramadılar. O yüzden ahtapotu ayırdılar. Ayrı ayrı yerlerde yengeçler koydular. Bulduğunu ısırıyor. Şimdi İstanbul'daki ahtapotun kolunu burayla ilişkilendiremediği için gelmiş burada işte bize mutlak butlan kararı veriyor. İzmir'de başka bir karar veriyor. Antalya'da başka bir iftira, Uşak'ta başka bir iftira falan böyle sistemde kişileri alıyorlar, biraz da paraya, pula, daha doğrusu geçmişten beri edinilmiş mal varlığına duyarlı kişiler."
"Hayatımda gördüğüm en büyük siyaset mühendisliği"
Özel, "Mutlak butlan kararı açıklanmadan bir gün önce Kemal Kılıçdaroğlu kameranın karşısına geçti ve bir video çekti. Bu rastlantı olabilir mi? Mutlak butlan kararın içinde bu ekip başından beri var mıydı sizce" sorusunu da şöyle yanıtladı:
"İstanbul'a kayyım atandı. İstanbul'a kayyım atanan kişi, 'Ben de mahkemeden dolayı haberdar oldum' dedi. Bir baktık geçmiş aidat borçlarını kayyım kararından bir gün önce yatırmış ki hani efendim sen nasıl İstanbul il başkanı olacaksın yıllardır ödememişsin veya aidat ödemeyen biliyorsunuz göreve gelemiyor falan. Burada da bu mutlak butlan kararından önce zaten avukatların gelip gittiği, çalışmaların olduğu, görüşüldüğü... Mutlak butlan kararında iki tane butlan kararı var. 2023 yılı İstanbul İl Kongresi ve 2023 yılı 5 Kasım genel başkanlık, 4 Kasım-5 Kasım kongremiz. İkisine de mutlak butlan karar verdiler. İlde tedbir yok. Burada tedbir var. Niye? Burada tedbir olmazsa göreve ben devam edeceğim. Tedbir olunca Kemal Bey'i getiriyorlar. Burada tedbir yok. Niye? Tedbir verirse o günkü yönetim gelecek. O yönetimin tamamı değişimci. Yani Canan Hanım'ın (Kaftancıoğlu) yönetimi ama Canan Hanım şimdi yok ve o yönetimdeki gençlerin hepsi değişimci olmuş. Kendi içlerinden ya da dışarıdan seçebilecekler ya başkanı, işlerine gelen bir başkan seçilmeyecek diye oraya tedbir koymuyor ki kayyum orada devam ediyor olsun diye. Bu kadar. Şimdi hangi Ankara bölge adliye mahkemesindeki bir hakim ve iki yani üç hakim bir başkan ve iki hakim CHP'nin 6 yıl önce yaptığı il kongresinde seçilenlerden bugüne kalanların parti işi tercihlerini bilecekler. Olur mu? Hayatımda gördüğüm en büyük siyaset mühendisliği. Bir oran ver derseniz, karar yüzde 99 siyasi yüzde 1 hukuki yazılmış. Hukuki bir metin."
Özgür Özel, "Grup başkanlığı, yani bu odanızı da boşaltmak istedikleri, bunun için başvurdukları yönünde haberler var. Böyle bir ihtimali görüyor musunuz? Böyle bir ihtimal olursa çalışmanızı nerede devam edeceksiniz" sorusuna şu cevabı verdi:
"Böyle bir şey gerçekleşti. Meclis Başkanı da CHP'nin usulüne uygun seçilmiş grup başkanlığını tanıdığını söyledi. Hatta genel merkeze de grup başkan vekilliklerinin yerine atamayı kabul etmeyeceğini, burada bir seçim yapılması gerektiğini ki yapılırsa yine bizim arkadaşlarımız seçilirler. Grup başkanlığının da yazıyla düşürülemeyeceğini ancak bir güvensizlik oyu ve salt çoğunlukla düşürülebileceğini grup iç yönetmelikleri yazıyor. Meclis başkanı bu talebi reddetti ve böyle bir risk şimdi yok. Yani tabii tenezzül meselesidir. Partinin seçilmiş genel başkanını partiden ihraç etmeye niyet ederler, göze alırlar mı? Yani Özgür Özel'i CHP'den ihraç ederlerse o zaman grup başkanlığı düşebilir."
Özel, CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın "CHP'nin Manisa milletvekili ve biz bunu değerlendiriyoruz" açıklamalarının hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:
"Onun söylediği o günkü kafasında bir yazı yazıp onları görevden alabiliriz. Meclis Başkanlığı da bunu kabul etmiyor. Beni kesin ihraç talebiyle partiden atıp milletvekilliğimi yani CHP milletvekilliğimi düşürmek suretiyle buradan düşürmeye kalkarlar. Buna tenezzül ederler mi? Ederlerse bu millet bunlara ne der? Onu ayrıca hesap etmeleri lazım. Ama ben böyle bir şeye hani kalkışacaklarını sanmadığım gibi, yargı yoluyla arkadaşların çok hızlı şekilde geriye geleceklerini de düşünüyorum. Yani yargı normal işlerse diyeyim. Geçmişte çünkü çok var örnekleri var. Siz bir milletvekilinin PM kararı olmadan atamazsınız. Bunların PM'de çoğunluğu olmadığı için MYK kararıyla atmaya kalktılar."
Özel, "Size 'Ekrem Bey’i ve Mansur Bey’i sat' diyorlar. Yani bir birliği bozmak için bir müdahale var. İkincisi de siz 'Ben daha 50 yaşındayım. 20 yıl daha bu koltukta oturabilirdim. Bana böyle bir siyasette kalmam, yani iktidar hedeflemeyen bir siyaset yapmam halinde bana bunu belli ediyorlar, söylüyorlar' diyorsunuz. Kemal Kılıçdaroğlu bunu kabul etmiş bir lider mi sizce" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
"Bir gün İstanbul'da bir çarşamba akşamı bir kez Anadolu'da miting yaparsan' ki ben bunları yaparak partiyi yüzde 36'da 38'de tutmuşum, 'AK Parti'yi ikinci parti yaparsan, zaman da daraldığına göre seni orada oturtmam' diyor. 'Ey Özgür otobüsün üstünden in'. 'Ankara merkezli siyaset yap.' Şimdi ben bunu bütün Türkiye ile birlikte duydum. 'Cumhurbaşkanı adayıyım' desem, 'Ne güzel Ekrem'i sattın. Mansur Başkanı dışladın, kendine bir hayal kurdun', Cumhurbaşkanı… Rüyanda yıldızlar dönüyor Türk devletlerinin falan. O zaman iyi. O zaman CHP nasıl bölünür, belki Mansur Bey gider hani yapar diye demiyorum, 100 bin imzayla aday olur veya bazı siyasi partiler o tarafa destek açıklar, bazıları buraya açıklar. Ekrem Başkan oradan küser. Mansur Başkan buradan alınır. Biz paramparça oluruz. Saraydakiler rahat oturur. Ben bu oyunu bozmak için bir kere kendimi cumhurbaşkanlığı adaylığı denkleminin dışına çıkardım."
Özel, "Yeni parti için daha büyük bir enerji yaratabilir, daha kapsayıcı olabilir ve bu Türkiye bir siyasal dönüşümün eşiğinde bunu yüklenebilir, götürebilir diye düşünenler var. Siz buna katılıyor musunuz? Yani yeni bir parti gerçekten yeni bir soluk ve daha birleşik bir cephe… Yani çünkü ya saltanat ya cumhuriyet diyebileceğimiz bir nokta, eğer monarşi ise söz konusu olan, seçme seçilme hakkımız yok olacaksa yani bunu örgütlemek söz konusu olabilir mi? Bu konuda söylemleriniz genişleyecek mi? Yani bu birleşik bir cepheye diğer partileri de katabileceğiniz bir söylem geliştirecek misiniz" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
"Yeni parti açısından bakıldığında, benim siyasette bildiğim bir şey var. Gerçekleşmeyen bir durumun ölçülmesi mümkün değil. Yani şimdi birçok anket yapılıyor. Soruyorlar yeni parti olursa olur, şu olur, sonra olur. Yeni partinin yine birinci parti olduğunu gösteriyorlar ya da CHP'deki mücadeleyi kazanırsak CHP'nin bıraktığımız yerden daha ileride AKP'nin daha geride olduğunu gösteriyorlar. Bunlar önemli ama gerçekleşmeyen bir şey ölçülemez. Yani hemen böyle kendini darı ambarında sanmamak lazım. Birincisi bu. Bunu kendime de telkin ediyorum, ekibe de telkin ediyorum. İkincisi, biz bu partide bir mücadeleyi sonuna kadar verme kararlılığındayız. Son çaba da boşa çıkarılırsa bu kötü niyetli çabalarla, ondan sonra millete soracağım. Ben ne taraftan yürüyeyim? Yani yol bitti. Ne taraftan gidilecek diyeceğim. Onlar bana bir yol gösterecekler. Ondan çok eminim. Ama onu öyle hani gecikmeden veya uzatarak yapacak değilim. Ama sokakta şimdi iki ses çok. İlk gün yüzde 90 partiyi asla bırakma sesi çoktu. Yüzde 10 da sen yürü biz arkandayız diyorlardı. Bu önce 70’e 30’a düştü. Şimdi 51’e 49. Partiyi bırakma diyenlerle sen yürü diyenler... Sokak ne diyecek onu duymak lazım ama sonuna kadar bu mücadeleyi vermek lazım."
"Sorunuzun ikinci fazı, yeni parti olsa da inşallah burada başarırız. Burada başarmak çok istiyoruz. Olmasa burada kalsak da bizim artık bir daha geniş bir cepheyi, bir birleşik muhalefeti, böyle muhalefete abilik yaparak, patronluk yaparak değil ama kol kola girerek ya otokrasi ya demokrasi mücadelesini hep birlikte vermemiz lazım. Bunun için çatı partiler mi gerekir, ittifaklar mı gerekir veya işte bu yolda yürürken daha kapsayıcı bir birliktelik için davette bulunmak mı gerekir? Bunların hepsini konuşacağız."
Özgür Özel: “Cumhuriyet Halk Partisi'ni elimizden almak yani yürüyüşümüzü durdurmak, iktidar yürüyüşünü durdurmak, emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, gençleri iktidara taşıyacağımız büyük yürüyüşü durdurup bizden kurtulmak, iktidarlarını korumak istiyorlar.”
Özgür Özel: "Biliyorsunuz bundan 3 yıl önce kaybetmemenin sözünü vererek, kazanacağımızın sözünü vererek girdiğimiz bir seçimi kaybedersek bir daha asla genel başkanlığa devam etmeyeceğimizin iddialı sözünü vererek önce partide genel başkan olduk. Genç arkadaşlarımızla, kadın arkadaşlarımızla, her yaştan tecrübeli partililerimizle birleştik ve 5 ay sonra Türkiye'nin yüzde 65'ini kazanarak, Türkiye ekonomisinin yüzde 85'ini kazanarak, 47 yıl sonra söz verdiğimiz gibi partimizi birinci parti yaptık. Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurulduğu günden beri ilk kez bir seçimde biz yendik, onlar ikinci oldular. O gün bugün iktidara yürüyoruz. Ama herkes şunu bilsin ki biz halkçı bir partiyiz, milleti düşünen bir partiyiz."
"Biraz önce serada çalışan kadın işçilerimizle konuştuk. Tarımda ne yapacağımızı, süt üretiminde ne yapacağımızı, her türlü çiftçinin nasıl destekleneceğini tüm Türkiye'ye anlatıyoruz, burada da konuştuk. Örneğin, ziraat kredilerinin faizlerinin bir kerelik tamamen silinmesini, ziraat kredi borçlarının faizsiz 3 yıla, 5 yıla bölünmesini, KDV'siz, ÖTV'siz 30 liraya çiftçiye mazot verilmesini, gübre desteğini, gübrenin yüzde 55-60 zamlandığı yerde ürünün yüzde 20 zamlandığı, ürünün tarlada 20 lira, rafta 80 lira olduğu bu düzeni değiştireceğimizi hep söyledik, hep müjdeledik. Emeklinin, en düşük emekli maaşının 20 bin lira sefalet maaşı olduğunu, o paranın kiraya gitse aç kalındığını, karnının doymadığını, o yüzden sokakta kalındığını söyledik. Asgari ücretin yetersizliğini söyledik. Gençlere umut veren Türkiye'nin yasaksız, Avrupa'nın vizesiz olacağını, gençlerin artık dünyanın başka ucunda değil, memleketlerinde hayal kuracaklarına ilişkin onlara neler yapacağımızı müjdeledik."
"Bunların hepsinin sonunda aynı kurulduğumuz gün gibi, aynı 31 Mart seçimlerinde olduğu gibi... Nasıl 31 Mart'ta genç eczacı meslektaşım Ali Başkan'a siz burada yetki verirken bütün Türkiye'de partimiz nasıl birinci parti olduysa yapılacak seçimlerde de birinci parti olacağımızı, biz kazanınca sadece CHP'nin değil Türkiye'nin kazanacağını, AK Partili, MHP'li emeklinin de, emekçinin de, çiftçinin de ya da paritesi 1,4'te olup süt için kesim kuyruğunda olan hayvanların kurtulduğunda sadece bizimkilerin değil, AK Partili süt üreticisinin de kurtulacağını, MHP'linin de rahat edeceğini herkes gördü ve partiye bir yönelme başladı."
"Biz öyle insan ayıran, AK Partiliyi, MHP'liyi CHP'liden ayıran, İYİ Partiliye, başka partiden olanlara mesafe koyan değil, Türkiye İttifakı diye herkesi kucaklayan bir anlayış içinde hep şöyle düşündük: Önce bir kurturalım memleketi 100 yıl önce olduğu gibi. Önce bir hep birlikte kurtulalım, ondan sonra tekrar rekabete döneriz. Ama artık bütün yoksulların, bütün emeklilerin, bütün işçilerin, bütün çiftçilerin, hayvancılıkla uğraşan herkesin menfaatinin nerede olduğunu, kurtuluşun nerede olduğunu görmesini istedik. İşte bunun sonunda maalesef parti birinci parti oldu ama partiyi birileri de hedefe koydu. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'ni elimizden almak yani yürüyüşümüzü durdurmak, iktidar yürüyüşünü durdurmak, emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, gençleri iktidara taşıyacağımız büyük yürüyüşü durdurup bizden kurtulmak, iktidarlarını korumak istiyorlar."
"Bunun için biz yola çıktık, yola düştük. Bir baktık Ankara'da yağmur altında on binler Anıtkabir'e doğru, on binler, milyonlar... Dün, önce, geçen hafta Trabzon'da, Gümüşhane'de, Tokat'ta, Çorum'da, Amasya'da, Nevşehir'de on binler, yüz binler ve dün Denizli'de cuma namazı çıkışında caminin önünde bütün bir meydan, on binler, yüz binler peşinize takıldı. 'Yürüyün, iktidara yürüyün. Millet arkanızdadır, karşınızdakilerden korkmayın' dediler. Bugün Çavdır'a gelirken değerli il başkanım, milletvekilim, Burdur Belediye Başkanı, Çavdır Belediye Başkanı, ilçe başkanı, 'Çavdır'a uğramazsanız çok önemli bir kitlenin size vereceği desteği, sevgiyi görmezseniz bu yolculuk eksik kalır' dediler. Hepinize teşekkür ediyorum."
"Şunu bilin, bizi devletimizin polisini kullanarak zorla binadan attılar. Üstünde 265 tane miting yaptığım otobüsleri aldılar ve dediler ki: 'Daha bu Özgür'ü sustururuz. Bu değişimcilerin iktidar yürüyüşünü durdururuz'. Aha da buradan söylüyorum: Burdur'dayım, Çavdır'dayım. Çavdır'da bir kahvede bir sandalyenin üstündeyim ama milletin önündeyim. Bize büyük binalar, lüks otobüsler lazım değil. Gerekirse portakal kasasını çevirir, üstüne çıkar, milletle buluşuruz. Bundan sonra siyaset eski, köhnemiş, yaşlanmış, kaybetmeye alışmış ve bundan sonra da 'CHP kazanmasın, millet kazanmasın' siyasetini geride bıraktık, geride. Önümüze bakıyoruz. Bundan sonra meydandayız, sokaktayız, sandalyenin üstündeyiz, milletimizle omuz omuzayız."
"Yola çıktık. ‘Değişim olacak’ dedik. ‘CHP değişecek, Türkiye değişecek’ dedik. Siz bize inandınız. Partide yönetime geldik. Beş ay sonra partiyi, 47 yılın ardından birinci parti yaptık. Zaten söz vermiştim. Demiştim ki, ‘Eğer girdiğim bir seçimi bile kaybedersem hemen görevi bırakacağım.’ Beş ay sonra girdiğimiz seçimi arkadaşlarımızla, örgütümüzle, milletvekillerimizle hep beraber kazandık. Türkiye’de nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin yüzde 85’ine CHP’li belediyeler hizmet eder oldu. Öyle bir şey ki, Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci oldu. Adalet ve Kalkınma Partisi de kurulduğu günden sonra ilk kez kaybetti. Bunu birlikte başardık."
"CHP kazanırken, Adalet ve Kalkınma Partisi kaybederken millete kaybettirmedik. AK Partili, MHP’li, başka partili kimseyi ayırmadık. ‘Türkiye İttifakı’ dedik. Ay yıldızlı al bayrağı seven kim varsa, millî takımı kim tutuyorsa, Filenin Sultanları şampiyon olunca kim ağlıyorsa biz onunla beraberiz. O günden bugüne her ankette birinciyiz. Çünkü millet görüyor. "
"Cumhuriyet kurulduğunda Atatürk’ün söylediği, ‘Çiftçi milletin efendisidir’ sözü bir yerde duruyorken; çiftçiler bu haldeyse, süt üreticisi bu haldeyse, milletin efendisi olanlar şu anda zordaysa, bunların da hepsi Erdoğan’ın sayesinde."
"Millet gördü ki bizim yürüyüşümüz bir iktidar yürüyüşü. Bu işte AK Partilinin de MHP’linin de diğer partilerden olanların da menfaati var. Çünkü biz insan ayırmayacağız. Biz emekli maaşını yükseltince herkesin yükselecek. Biz asgari ücreti yükseltince herkesin yükselecek. Bunlar zenginlerin havaalanında uçuş garantisi, yoluna geçiş garantisi, köprüsüne geçiş garantisi, hastanesine hasta garantisi veriyorlar ama süt üreticisi süt üretiyor, ona parite garantisi yok. Buğday üreticisi 21 liraya buğday mal ediyor, 16 lira fiyat veriyorlar ona garanti yok. Biz çiftçilere de, hayvancılıkla uğraşanlara da, geçim garantisi vadedeceğiz."
"Gördüler ki bizim iktidarımızda emekli ezilmeyecek, bizim iktidarımızda gençler ümidini kaybetmeyecek, bizim iktidarımızda kimse kimseyi ezemeyecek. İşte gençlerin partisi, kadınların partisi, çiftçilerin, işçilerin, emeklilerin umudunun partisi olmuşken; partimize saldırıda bulunarak iktidar yürüyüşümüzü kesmeye çalıştılar. Bu partinin Cumhurbaşkanı adayına saldırdılar, adaysızlaştırtırmak için. Bu partinin Genel Başkanı'na saldırıyorlar, lidersizleştirmek için. Bu partinin binalarına saldırdılar, kurultayına saldırdılar kurumsuzlaştırmak için. Ama ne oldu? Binayı arkada bıraktık, dedik ki ‘Bize bina lazım değil.’ Otobüsleri bahçede bıraktık. Dedik ki ‘Bize otobüs lazım değil.’ Bunu iyi görsün herkes, Yeşilova’dayım, sokağın ortasındayım. Bir bankın üzerindeyim. Ama milletin gönlündeyim. Milletle gönül gönüleyim."
"Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde bir mesele değil. Bu mesele Tayyip Erdoğan’la milletin arasında, yıllarca seçilip oyları alıp emekliyi, işçiyi, çiftçiyi unutanlar şimdi çiftçiler, emekliler, emekçiler, kadınlar, gençler karar vermiş, iktidarı değiştirirken bizi iktidara götürürken, birinci parti yapmışken bu yürüyüşümüzü kesmek istiyorlar. Onun için ona meydan okuyorum: Sen partiyi alıp başkasına verebilirsin, ben milletin gönlündeyim. Milletle bir aradayım."
"Yeşilova’ya bütün Türkiye büyük bir minnet duyuyor. Çünkü doğanın emaneti, Allah’ın emaneti, Türkiye’nin en önemli kıymetlerinden biri Salda’ya evladı gibi sahip çıkıyor Yeşilova. Hepinize teşekkür ediyorum. Salda’ya sahip çıkan Yeşilova’ya, Özgür Özel’e sahip çıkan Yeşilova’ya, geleceğine sahip çıkan Yeşilova’ya selam olsun. Bugün Yeşilova‘da 360 derece gönül gönüle, bir bankın üstündeki bu mitingi ömrüm boyunca unutmayacağım. Ve size söz veriyorum. Buraya milletvekili geldim, Grup başkanvekili, grup başkanı, Genel Başkan geldim. Söz veriyorum unutmayın, kaldırın bu bankı bir kenarda dursun. Buraya iktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim, bu bankanın üstüne bir daha çıkacağım."
“Bu millet, bu zor günlerde bizimle beraberdir. Bu millet, bu zor günlerden bizimle çıkacaktır. Sokaktaki coşku, meydandaki heyecan hep bu kurtuluş ümidindendir."
"Biliyorsunuz, partimiz tarihte görülmemiş bir saldırı altında. Buna karşı uzun süredir direniyor, mücadele ediyoruz. Ancak bir yandan da partimizin iktidar yürüyüşü engellenmek istendiği için, mücadelemizi binalarla ve halka seslenmemizi otobüslerle sınırlı görmediğimiz için, binada oturmakla iktidar olunmayacağını, iktidarın sokaktan geldiğini bildiğimiz için yollardayız. Özellikle şunu söylemek istiyorum: Çok kişi üzülüyor, çok kişi; annelerim ağlıyorlar, dua ediyorlar. Ama herkes şunu bilsin ki, bina yok, otobüs yok, imkân yok. Ama millet var, siz varsınız. Binayla iktidar olunmuyor. Olunsaydı bugüne kadar olunurdu. Yürekle olunuyor. Yolda yürüyerek olunuyor. Sizin gibi yolu birlikte yürüyecek yoldaşlarla oluyor."
"Yıllarca kaybetmeye itiraz ettik. En sonunda 4-5 Kasım’da ‘değişim’ dedik. ‘CHP değişirse, Türkiye değişecek’ dedik. O gün söz verdik. Dedik ki: Ecevit gibi, girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de partiyi birinci çıkaran bir anlayışla yürüyeceğiz.’ Dedim ki: ‘Kurultaydan önce Burdur’a geldiğimde, İl Başkanlığı'nın balkonundan konuşurken de söyledim; bütün Türkiye’ye de söyledim. Genel başkan olursam, girdiğim herhangi bir seçimden mağlup çıkarsam ertesi gün genel başkanlığı bırakırım.’ Bunu, 13 kez üst üste kazanmış Erdoğan’a karşı açıkça meydan okuyarak söyledim. Ve 31 Mart seçimlerinde siz, Burdur’da bir kez daha kardeşim Ali Orkun’a yetki verirken, siz Burdur’un dört önemli belediyesini CHP’ye verdiniz."
"Biz Erdoğan rejimini, saray rejimini değiştireceğimiz için; birilerinin uykularını kaçırdığımız için bize saldırılar başladı. İzliyorsunuz; 19 Mart 2025’ten beri Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı, bir sonraki Cumhurbaşkanımız; partinin kendisi, partinin genel başkanı ve çok sayıda belediye başkanı hedef alınmıştır. Saldırılar, iktidar yürüyüşümüzü durdurmak içindir. Asla vazgeçmeyeceğimiz, teslim olmayacağımız, sizlerin sorunlarını çözmek üzere çıktığımız iktidar yolundan dönmeyeceğimiz için saldırı altındayız. Herkes şunu iyi bilsin ki; Özgür Özel, onun ekibi ve onunla birlikte yol yürüyenler asla bu yoldan dönmeyecekler. Çünkü yolumuz; en düşük emekli maaşı olan 20 bin liranın emeklilere bir sefalet maaşı olduğunu kabul eden, buna itiraz eden ve emekliye hakkını vermek için iktidar olmak isteyenlerin yoludur. Bizim yolumuz; 28 bin liralık asgari ücretle geçinilemeyeceğini, çocuk okutulamayacağını bilenlerin ve buna itiraz edenlerin yoludur. Bizim yolumuz; ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur."
"Onlar köprülere, otoyollara, tünellere geçiş garantisi verirken; havaalanlarını yapan zenginlere uçuş garantisi verirken; hastaneleri yaptırdıklarına hasta garantisi verirken, bizim yolumuz süt üreticisine parite garantisi verenlerin yoludur. Onlar, ton maliyeti 21 lira olan buğdaya 16 lira fiyat verirken; bizim yolumuz, buğday üreticisinin daha ekmeden kaça satacağını, nereye vereceğini, ne kadar kazanacağını bildiği; zenginin değil, çiftçinin gelirinin garanti edildiği yoldur. Bir tarafta yandaşlarının ödemesi gereken vergileri silenler dururken, biz adil bir vergi düzeni getireceğiz. 100 liralık verginin 65 lirasının dolaylı vergilerden; yani hepimizden, elektrikten, sudan, telefondan, giyimden, eşyadan ve yakıttan alınmasına itiraz edenlerin yoludur bu yol. Sadece zenginlerin verginin yüzde 11’ini vermesine itiraz edenlerin; vergide adalet, sosyal adalet, mahkemede adalet ve gelirde adalet isteyenlerin yoludur. Yani artık Türkiye’de yoksulların, orta direğin, güçlükle geçinenlerin hakkını alacağı; herkesin hakkına kavuşacağı bir yolda yürüyoruz biz. Yolumuz bunun yoludur."
"Partimizi elimizden almaya çalıştılar. Üst üste kazandığımız kongreleri yok saymaya, mazbatalarımızı geçersiz kılmaya çalıştılar. Altı yıl önceki bir seçimin sonucuna, pandemi dönemindeki maskeli seçimlerin sonucuna dönüp; partiyi, seçilmişleri ve seçimleri kazanmışları yok saymak istediler. Biz ise şunu söylüyoruz: Buna itirazımız var."
“15 gün sonra sandığı koyun. Bir pazar günü, 2 milyon üyeyle genel başkan seçelim. 2 milyon üyenin önüne sandığı koyun. O sandıkta genel başkanlık için kim adaysa yarışalım. Üyenin seçtiği genel başkanı kurultayımızda başımızın üstünde taşıyalım. Sonra da bu partiyi iktidara taşıyalım.”
"Buradan, AK Parti yargısının tarihte ilk kez verdiği ve dünyanın şaşırdığı bir kararla ‘Butlan yönetimine her şeyi yaparız. Partinin en bilindik milletvekillerini, genel başkan yardımcılarını, grup başkanvekillerini gerekirse partiden atarız. Parti Meclisi’ni dağıtırız. Her işi yaparız ama bir tek kurultay yapmayız’ diyenlere sesleniyorum: Neden yapmıyorsunuz? Bütün hocalar, bütün profesörler ‘Yapılabilir’ diyor. ‘Ne için yapmıyorsun’ deyince, ‘Bilmiyorum’ diyorlar. Benim bildiğim bir şey var: Atatürk’ün partisi, sandığı getiren, demokrasiyi getiren partidir. Seçimden kaçılmaz. Sandıktan kaçılmaz. Şunu söylüyorum ki: Bu millet, bu zor günlerde bizimle beraberdir. Bu millet, bu zor günlerden bizimle çıkacaktır. Sokaktaki coşku, meydandaki heyecan hep bu kurtuluş ümidindendir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara yürüyüş yoluna engel olmak, engel çıkarmak kimsenin hakkı değildir. Yolu açın. Hep beraber iktidara yürüyeceğiz."
ÜMİT ZİLELİ'NİN AÇIKLAMASI
Gazeteci ve yazar Ümit Zileli, Zafer Partisi üyesidir. Mayıs 2024 itibarıyla Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın "İletişimden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı" olarak görev yapmaktadır
Ümit Zileli, bir yazısında konu aldığı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini arayıp düzeltme yapmak istediğini anlattı:
• Bay Kemal, o günkü yazımla ilgili arıyordu. Kısaca anımsatayım. “Makul Adam Bay Kemal” başlıklı yazımda, ağırlıklı olarak 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterilen Ekmeleddin İhsanoğlu konusunu ve değerli diplomat, eski CHP milletvekili Onur Öymen’in; WikiLeaks belgeleri ile CIA raporlarına dayanarak ortaya koyduğu “Kılıçdaroğlu’nun, Deniz Baykal komplosu sonrasında CHP’ye nasıl genel başkan olduğu” iddialarını anlatmıştım.
• Yazımın girişinde ise şöyle demiştim: “13 yıllık genel başkanlığı döneminde 13 kez seçim kaybeden Bay Kemal’in, bu yıllar içinde yaptıkları ve yapmadıkları; partiden kimleri uzaklaştırdığı, kimleri doldurduğu, partiyi ‘kurucu’ çizgisinden nasıl uzaklaştırdığı, seçtiği danışmanlar ve ABD büyükelçileriyle yaptığı görüşmeler ciltler dolusu kitaba konu olur.”
• Bay Kemal yazıma itiraz etmek için aramıştı. Yazdığım konular arasından yalnızca birine takılmıştı. Onu da şöyle açıkladı: “Ben ABD büyükelçileriyle asla otel odalarında görüşmedim!”
•Bay Kemal’in bu itirazı beni hem çok şaşırtmış hem de gülümsetmişti.
• Gerçekten böylesine medyanın diline düşmüş bir görüşmeyi unutmuş olabilir miydi? Yanıt verdim: “ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Ankara Sheraton Oteli’nin gözden uzak bir köşesinde, yalnızca bir tercüman eşliğinde 2,5 saat görüştünüz Kemal Bey. Telefonda tarihi hatırlayamamıştım ama onu da şimdi vereyim: 24 Ekim 2013.”
• Atanmış genel başkan, “Bir parti liderinin büyükelçilerle görüşmesi, birlikte yemek yemesi normal değil mi?” sorusuyla yanıt verince devam ettim:
“Tabii ki normal. Ama gözden uzak köşelerde baş başa değil. Sizin makamınızda, kurmaylarınızla birlikte ya da ABD Büyükelçiliği’nde yine kurmaylarınızla görüşebilirsiniz. Ancak böyle bir görüşme doğal olarak çok dikkat çeker ve çekti de.”