Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
21°

“Bazı İnsanlar Kitap... Bazı Kitaplar Da İnsan Okur”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
“Bazı İnsanlar Kitap... Bazı Kitaplar Da İnsan Okur”

Bir film izliyordum geçen gün.

Tam sahneyi hatırlamıyorum şimdi. Ama bir cümle geçti.

 

“Bunlar herkesin okuması gereken 100 kitap.”

 

Bir an durdum.

Çünkü o cümle bana kitaplardan çok insanları düşündürdü.

Biz neden bazı şeyleri “herkes okumalı” diye kutsuyoruz?

 

Ve daha garibi…

Gerçekten okuyor muyuz?

Yoksa bazı kitapları…

Okumaktan çok taşımayı mı seviyoruz?

 

Bazen birinin evine gidiyorum. Kütüphane muhteşem.

1984 orada. Suç ve Ceza hemen yanında.

Bir köşede Küçük Prens.

 

Ve insan ister istemez düşünüyor:

 

Bu kitaplar gerçekten okundu mu… 

Yoksa karakter aksesuarı mı oldu?

 

Sonra tabii dönüp kendime baktım.

Çünkü dürüst olalım…

Benim de yarım bıraktığım kitaplar oldu.

Hem de öyle böyle değil.

 

Bazılarında sıkıldım.

Bazılarında hiçbir şey anlamadım.

Bazılarında ise kitabı değil…

Kendimi sevmedim.

 

Çünkü bazı kitaplar sana hikâye anlatmıyor.

Sessizce seni önüne koyuyor.

Ve insan… Her versiyonuyla tanışmaya hazır olmuyor.

 

Mesela ben Yabancı’yı okurken tuhaf hissetmiştim.

 

Kitap beni suçlamıyordu. Ama bazı satırlarda…

Kendimden kaçamadığımı fark etmiştim.

Bazı cümleler vardı…

Okuyup geçemiyordum.

Sanki biri sessizce gelip zihnimin tam ortasına bir sandalye çekmişti.

Ve ben… ilk kez kendi iç sesimi bu kadar net duymuştum.

 

1984 başka vurdu bana.

O kitap bana sadece sistemi değil… 

İnsanın bazen kendi zihninin içinde bile özgür olamadığını düşündürdü.

 

Sonra fark ettim ki mesele şu değilmiş:

“Herkesin okuması gereken kitaplar.”

 

Mesele…

İnsanın hangi cümlede kendine denk geldiğiymiş.

 

Çünkü bazen küçücük bir paragraf…

Yıllarca kimsenin sana anlatamadığı şeyi anlatıyor.

Ve bazen 600 sayfalık bir klasik… Sende hiçbir şey bırakmıyor.

 

Bu da biraz hayat gibi galiba.

Herkesin çok etkilendiği şey…

Sende aynı yankıyı yaratmıyor.

 

Belki de bu yüzden bazı insanlar aynı kitabı okuyup başka başka hayatlar yaşıyor.

 

Ve galiba ben artık “çok önemli kitap” fikrinden çok…

“insanın içine dokunan kitap” fikrine inanıyorum.

Çünkü bazı kitaplar bilgi bırakmıyor insanda.

İz bırakıyor.

Ve insan… 

En çok altını çizdiği cümlelere benziyor.

 

Ben Aslı.

Bazen bir filmde duyduğun küçücük bir replik… Seni saatlerce kendi zihninin içinde dolaştırır.

Biz de… Bir sonraki cümlede görüşürüz...

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız