Muhittin Başkan’a Yapılan Bel Altı Saldırılar Vicdanları Yaralıyor
Bir insan hakkında hukuk karar vermeden önce, ailesini, özel hayatını ve onurunu hedef alan iftira kampanyaları yürütmek ne ahlaka ne insanlığa ne de Müslümanlığa yakışır.
Muhittin Böcek bugün suçsuzdur demek yargının yerine geçmek nasıl yanlışsa, hakkında kesinleşmiş hüküm olmadan ailesini ve özel yaşamını diline dolamak da aynı derecede yanlıştır. Hukuk varsa herkes için vardır. Suç varsa delille konuşulur, mahkemede ortaya çıkar. Ama “bel altı vuruşlar”, insanların evlatlarını, ailesini, sağlık durumunu, özel hayatını hedef almak ahlaksızlığın daniskasıdır.
Muhittin Başkan’ın kendi sözlerinde de ifade ettiği gibi:
“Dün olduğu gibi bugün de yarın da bağımsız Türk yargısına güvenim sonsuzdur. Adalet er ya da geç tecelli edecektir.”
32 yıllık siyasi hayatında Antalya’ya hizmet etmiş, Covid döneminde ölümle mücadele etmiş, bugün sağlık sorunlarına rağmen ayakta kalmaya çalışan bir insana yönelik yapılan bazı saldırılar artık siyasi eleştirinin sınırını aşmıştır. Eleştiri yapılır, hukuk işler, yanlış varsa hesabı sorulur. Buna kimsenin itirazı olmaz. Haksızsa eyvallah… Ama aile üzerinden yürütülen linç dili ne vicdana sığar ne inanca.
Bizler farklı siyasi görüşlerde olabiliriz ama insanlığımızı kaybetmemeliyiz. Çünkü bir insanın ailesini hedef almak, dedikodu ve iftirayla kamuoyu oluşturmak ne mertliktir ne de adalet arayışıdır. Bu, sadece toplumun ahlaki zeminini çürütür.
Bugün mesele sadece bir belediye başkanı meselesi değildir. Mesele; hukuk mu konuşacak yoksa sosyal medya linçleri mi? Vicdan mı kazanacak yoksa iftira mı? İşte herkesin kendine sorması gereken soru budur.