Karaalioğlu Parkı Son Kalemizdir, Dokunmayın
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün son Antalya ziyareti sırasında, "Antalya şüphesiz dünyanın en güzel yeridir." demişti.
Acaba o süreçten bugüne kadar Antalya'nın yönetilmesinde görev alan gelmiş geçmiş idareci ve yöneticiler gereğini yaptılar mı?
Söylemeye gerek yok. Durum, şekilde görüldüğü gibidir. Aklı başında, ülkesini ve insanını seven herkese soralım. Antalya'nın bugünkü halinden (çevre ve şehircilik açısından, yeşil doku, trafik, peyzaj düzeni bakımından vb.) memnun musunuz, şeklinde bir referandum yapılsa sonuç ne olur?..
Kepezaltı'ndan Aksu'ya, Kepez ormanlarından Konyaaltı'na, Lara'ya kadar beton yığını...
Muhtemel bir depremde kaçıp kurtulmak ve toplanılacak bir alanı var mı? Yeterli bir kent meydanı var mı? Belediye meclislerinde alınan meclis kararları gereğince kesintisiz olarak yeşil alanlara müdahale edilmiyor mu? Dünya ölçeğinde bir kentin yeşil alan miktarı asgari %7 nispetinde olması gerekirken Antalya'da bu oran ne kadar, hiç sorduk mu? Bu miktar biliniyor; yeterli değildir.
Gelelim Karaalioğlu Parkı'nın durumuna. Yapılan çalışmalarla alanın sit derecesi düşürülüyor. Başta kültür varlıkları envanter proje sahibi Orhan Deniz Kaplan duruma haklı olarak isyan ederken, kentimizde birçok çevre ve STK da bu itiraza iştirak etmektedir.
Adı geçen parkımız, tarihsel, kültürel ve doğal mirasın bütünlüğünü gösteren son kalemiz sayılır. Birinci derece sit alanı olan parkımız, Akdeniz'in temiz rüzgârlarını şehir merkezine taşıyan bir hava koridorudur.
Aynı zamanda 1940'lı yıllardan bu yana Akdeniz'in eşsiz manzaraları, zengin arkeolojik ve doğal dokusu olan bir kamusal alandır. Gelecek nesillerin ortak mirasıdır. Cumhuriyet tarihinin ilk Antalya Belediyesi'nin mimarı olan Tarık Akıltopu, parkın deniz yüzündeki falezlerde bulunan asırlık çitlembik ağacının bile hikâyesini yazmış, toplantılarda okurken salonları çok etkilemiştir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın aldığı doğal sit kararı ciddi tartışmalara neden olurken, anılan alanda yapılaşmanın da "Tİ" işaretini verir gibidir. Alınan karar, bir işaret fişeğini, bir tenvir mayınını da hatırlatır gibidir.
15.04.2026 - 08.04.2026 tarihli bakanlık oluru ile belli bölgeler, doğal sit nitelikli doğal koruma alanı, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı olarak belirlenirken, parkın diğer kısımlarının mahiyeti meçhul durumda bulunmaktadır.
Paralelinde tüm kamusal yaşam alanı, falezler ve ekosistem tümüyle etki altında bırakılmış olabilir. Hâlen parkta bulunan asırlık ağaçlar ve yeşil alan potansiyeli dikkate alındığında, parkın serin havasının şehrin iç kısımlarına kadar olan olumlu etkileri de dikkate alınmalıdır.
Park üzerinde verilecek karar sürecinde, yerinden yönetim anlayışı maalesef bertaraf olmuştur.
Hülasa, bu talihsiz karara karşı tüm Antalya halkı ve STK'lar itiraz hakkını kullanmalıdır. İç kısımlardaki kirli havanın arıtılmasında parkın önemi büyüktür.