“Npc Gibi Yaşayanlar: Turing Testini Kim Geçemedi?”
1950’de Alan Turing basit bir şey sordu:
“Bir makine insan gibi davranıyorsa onu ayırt edebilir miyiz?”
Cevap belliydi: Edemiyorsan, makine kazanır.
Bugün mesele değişti.
Artık soru şu değil: “Makine insan gibi mi?”
Asıl soru şu: İnsan… Hâlâ insan gibi mi?
Çünkü ortalık dolu:
Konuşan… Ama söyleyecek şeyi olmayan.
Dinleyen… Ama duymayan.
Seven… Ama hissetmeyen insanlarla.
Bir kavram var: NPC.
Oyuncu değilsin.
Kontrol sende değil.
Sen sadece… Sahnedesin.
Aynı cümleler.
Aynı tepkiler.
Aynı kaçışlar.
“İyiyim.” “Yoğunum.” “Bakarız.”
Hayatın özetini üç cümleye sıkıştırmışsın.
Ve buna iletişim diyorsun.
Turing testi makineyi ölçüyordu.
Ama hayat insanı ölçüyor.
Sessizce ve her gün.
Ve sonuç çok acı: Kimse seni makineyle karıştırmayacak.
Çünkü sen zaten kendini yeterince azaltmışsın.
Duygular yarım.
İlgi yüzeysel.
Bağ kurmak yorucu geliyor.
Ama “yalnızım” demek kolay.
Bana göre sorun teknoloji değil.
Sorun… Kendini otomatiğe almış olan insan.
Şimdi kendimize tek bir soru soralım:
Biz gerçekten yaşıyor muyuz…
Yoksa sadece tepki mi veriyoruz?
Ben Aslı.
Bazıları yapay zekâdan korkuyor…
Ben yapaylaşmış insanlardan.
Ve her zamanki gibi bir sonraki cümlede görüşmek üzere...