Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
17°

Bir Neslin Bedeli

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Bir Neslin Bedeli

Bu ülke son çeyrek yüzyılda sadece ekonomik ya da siyasal bir bedel ödemedi. Asıl ağır fatura, bir neslin zihninde ve vicdanında kesildi.

“Dindar ve kindar nesil” söylemiyle yola çıkıldı. Geldiğimiz noktada ise ne gerçek anlamda dindarlık kaldı ne de sağlıklı bir toplum. Yerine; öfke ile yoğrulmuş, sorgulamaktan uzak, bilimi ve aklı ikinci plana atan bir kuşak inşa edildi.

Bu bir tesadüf değil. Bu, bilinçli tercihlerle örülmüş bir sürecin sonucudur.

Bir dönem FETÖ ve onu açık ya da örtülü şekilde destekleyen yapıların eliyle, bu ülkenin çocukları sistemli biçimde zehirlendi. Din, iman, ahlak gibi en hassas değerler istismar edilerek genç zihinler gerçeklikten koparıldı. İlimden, bilimden, akılcı düşünceden uzaklaştırılan çocuklar; sorgulayan bireyler olmak yerine, ezberlenmiş “ahiret sorularına” saplanıp kalan bireylere dönüştürüldü.

Daha da vahimi, bu süreçte “kin” bir erdem gibi sunuldu. Farklı olana tahammül etmeyen, eleştiriyi düşmanlık sayan bir anlayış yaygınlaştırıldı. Sonuç ortada: Toplumda artan şiddet, kadınlara yönelik saldırılar, okullara kadar inen zorbalık ve güvensizlik ortamı…

Bugün ortaokul seviyesine kadar düşen uyuşturucu kullanımı, gençler arasında yaygınlaşan çeteleşme ve mafyatik ilişkiler; sadece güvenlik sorunu değil, derin bir zihinsel çöküşün göstergesidir. Televizyon dizileriyle normalleştirilen suç kültürü, dijital içeriklerle beslenen şiddet dili ve denetimsiz bir eğitim ortamı birleşince ortaya çıkan tablo kaçınılmaz oldu.

Bir ülkenin geleceği, sınıflarda kurulur. Ama siz sınıfları bilimin değil ideolojinin alanına çevirirseniz, o geleceği daha baştan karartırsınız.

Bugün gelinen noktada eğitim sistemi alarm veriyor. Okulların güvenliği tartışılıyor, öğretmenlerin otoritesi zedeleniyor, öğrenciler yönsüz bırakılıyor. Bu sadece bir yönetim zafiyeti değil; yıllardır biriken yanlışların patlama noktasıdır.

Sorumluların hesap vermesi gerektiğini söylemek artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Peki çıkış yolu?

Açık ve nettir: Laik, bilimsel ve çağdaş eğitim. Çocukları dogmalarla değil bilgiyle, korkuyla değil özgüvenle, kinle değil akılla yetiştiren bir sistem kurulmadan bu çöküş durmaz.

Toplum olarak ya gerçeği kabul edip yönümüzü değiştireceğiz ya da bu karanlığın bedelini yeni nesillere ödetmeye devam edeceğiz.

Bir nesil zaten kaybedildi.

Daha fazlasını kaybetmeye tahammülümüz var mı?

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız