Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
29°

2026, 2025’i de aratacak

YAYINLAMA:
2026, 2025’i de aratacak

Bir ülkede bir insan kirada oturuyorsa,

bir de çocuğu okul çağına geldiyse;

okul masrafı, harçlık, servis parası,

mutfak gideri,

elektrik, su, doğalgaz derken

ayda bir kez bile et, süt gibi temel gıdayı alabiliyorsa

buna “yaşamak” denmez.

Bunun adı hayatta kalmaya çalışmaktır.

Hatta bunun adı sürünmektir.

Bugün bir çalışanın,

12 ay boyunca aldığı 28.075 TL asgari ücretle,

hırsızlık yapmadan,

ahlaksızlığa bulaşmadan,

dolandırıcılık ve sahtekârlık yapmadan yaşamaya çalışması

açıkça söylüyorum: mucizedir.

Bu tablo kader değil.

Bu tablo yönetim tercihidir.

İktidar, halkı yaşatamıyorsa,

o iktidarın meşruiyeti de tartışılır hâle gelir.

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Üstelik 2026 yılı, 2025’ten daha iyi olmayacak.

Tam tersine, daha zor, daha pahalı, daha karanlık bir yıl geliyor.

Bir yanda savunmaya milyarlarca dolar aktarılırken,

diğer yanda iç ve dış borçların faizini ödemek için ülke nefes nefese kalıyorsa;

bütçe her yıl milyarlarca lira açık veriyorsa;

ihracat düşüyor, ithalat patlıyorsa;

Işverenler kâr edemediği için fabrikasını yurt dışına taşıyorsa;

işçi ve köylü emeğinin karşılığını alamıyorsa;

üniversite mezunları iş bulamadığı için

ülkeden kaçmanın yollarını arıyorsa…

Ortada acı bir gerçek vardır:

Bu düzen çalışmıyor.

Bu bayrağın gölgesinde yaşayan insanlar

özgür iradeleriyle,

şehitlerin kanıyla sulanmış bu topraklarda

sürünmeyi hiçbir zaman kabul etmedi.

Ne geçmişte etti,

ne de bugün eder.

Ama bir şartla:

Seçim sandığı meydana konarsa,

Oy gerçekten hille hurda edilmeden sayılırsa.

Ali Cengiz oyunları oynanmazsa.

Trafolara “kedi” kaçmazsa.

O zaman halk konuşur.

O zaman iktidar değişir mi değişmez mi göreceğiz.

İşte o zaman umut doğar.

Aksi hâlde,

2026 sadece ekonomik olarak değil,

toplumsal olarak da

2025’ten çok daha ağır bir yıl olacaktır.

Bu bir temenni değil.

Bu bir uyarıdır.

Okuyucularımın yeni yılını kutlarım. Aşk ile

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız