Çürüme ve yozlaşmanın sonuçları olur!
Nereye baksak, neye tutunmaya çalışsak olmuyor, elimizde kalıyor! Yozlaşma ve çürüme giderek çoğalıyor! Artan kadın cinayetleri, acımasız çocuk çeteleri, uyuşturucu bağımlılığının çocuk yaşlara kadar inmesi, fuhuş, yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama, şantaj, tehdit, gasp ve çeteleşme ülkeyi adeta sarmış gibi! Oysa hepimiz biliyoruz; çürüme ve yozlaşmanın ülkemiz ve milletimiz için ağır sonuçları olur!
“Bir milleti yok etmek isterseniz, askeri istilaya lüzum yoktur. Ona tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısıyla manevi değerlerini, ahlakını soysuzlaştırmak kafidir.” Demiş yazar Peyami Safa.
Çok da doğru söylemiş!
Asıl beka sorunumuz ahlaki yozlaşmayla başladı aslında. Ahlaki yozlaşma, insanın hatalarına bahane bulup, haksızlıklara göz yummasıyla başlar. Böyle de yaygınlaşır. Yozlaşma ve çürüme bir kez tetiklenince, toplumsal değerler, insani değerler çiğnenir. Toplumda önce en küçük birim olan aileler bozulur. Sonra bu bozulma topluma yayılır. En kötüsü de insanlar yozlaştıkça, çıkarları uğruna her değeri çiğner. Bu durum yayılıp, yerleşik hale gelince geriye dönüşü zorlaşır. İşte tam da o geri dönülmez noktaya geldik sanki! Hemen önlem alınmazsa, hepimiz için, ülkemiz için ağır sonuçları olacak gibi görünüyor.
Bütün bu toplumsal yozlaşma ve çürümeyi daha fazla görmezden gelirsek; aslında vatana ihanet etmiş oluruz.
“Vatana ihanetin nedeni olmaz. Er ya da geç bedeli olur.” Diyen büyük Önder Atatürk her zamanki gibi, bu konuda da haklıdır.