Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
24°

Alman ve İsviçreli Gözü ile Atatürk

YAYINLAMA:
Alman ve İsviçreli Gözü ile Atatürk

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü 10 Kasım 1938'de ebediyete intikal edişinin 87. yıldönümünde milletçe özlemle, minnetle andık. Atatürk'ün milletimizin gönlünde muazzam bir özlem, sevgi ve saygı ile yaşadığına bir kez daha tanık olduk.

Atatürk sadece ülkemizin değil çağdaş dünyanın saygı, takdir ve hayranlıkla andığı büyük bir devlet adamı. Mainz (1993-1997) ve Zürih'de (2000-2004) Başkonsolos olarak görev yaptığım yıllarda, Atatürk'ün bu ifadelerle anıldığını çok duydum. Bu görevlerim sırasında Atatürk hakkında düzenlediğimiz konferanslarda Alman ve İsviçreli dostlarımızın dile getirdikleri görüşleri bu bağlamda sizlerle paylaşmak isterim.

Mustafa Kemal 1917'de genç bir Osmanlı Generali olarak Osmanlı Veliahtı Mehmet Vahdettin ile birlikte Almanya'yı ziyaret etmişti. Türk heyeti ziyaretin ilk durağı olarak o tarihte Bad Kreuznach'da Alman Genel Karargâhı olan bugünkü Park Hotel Kurhaus'da kalarak İmparator ll. Willhelm ile görüşmelerde bulunmuştu.

Bu ziyaretten 80 yıl sonra Mainz Başkonsolosu olarak başlattığımız girişimlerle, 23 Nisan 1997 tarihinde otelin girişine, üzerinde “Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) o tarihte Almanya'nın Genel Karargâh binası olan bu otelde 19-20 Aralık 1917 tarihinde kalmışlardır. 23 Nisan 1997" yazan Almanca ve Türkçe bir yazıt kondu. Otelin tarihi salonlarından birine de Atatürk'ün adı verildi. Atatürk Salonunda, Atatürk'ün yaşam ve devrimleri, Atatürk'ün Almanya gezisi dahil, Türk Alman ilişkilerinin tarihçesi, belge ve fotoğraflarla anlatıldı.

Yazıtın ve Salonun açılışı görkemli bir törenle yapıldı. Törendeki konuşmacılar arasında bulunan otelin sahibesi Monica Loncar, modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'ün Almanya ziyareti hakkında daha önce bilgi sahibi olmadıklarını, otelde gerçekleşen düzenlemelerle iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerini desteklemeyi arzuladıklarını ifade ile Atatürk'ün uluslararası ilişkilere katkısının büyük olduğunu vurguladı. Atatürk'ün hedefleri arasında kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasının da yer aldığı ifade ile "Atatürk her zaman kadınların erkeklerle eş değerde ve eşit haklara sahip olduğunu ve ailenin temelinin ve çocukların eğitimini üstlendiğini vurgulardı. Bütün amacı ülkesine çoğulcu demokrasiyi yerleştirmekti. Atatürk, modern, bilinçli ve saygın bir devlet kurdu” şeklinde konuştu.

.1917 yılında Bad Keuznach'da bulunan Genel Karargâhı ve Türk heyetinin burayı ziyaretini dia gösterisi ile sunan Bad Kreuznach Belediye Başkanı Rolf Ebbeke'nin ardından konuşan Rheinland-Pfalz Eyaleti İçişleri Bakanı Walter Zuber, yüzyıllardır gelişen Türk-Alman ilişkilerinin her iki ülkede Cumhuriyetin kurulmasından sonra daha da pekiştirildiğini anımsatarak şunları söyledi:

"Bunu baştan beri Weimar Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanı Friedrich Ebert ile yakın temas içinde olan Cumhuriyetinizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e borçluyuz. Kurtuluş Savaşını müteakip 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilân edilmesinden sonra Atatürk'ün desteğiyle yeni başkent Ankara'da ilk büyükelçiliğini açan devlet Almanya olmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk kalıcı bir Türk-Alman dostluğu için değerli katkılarda bulunmuştur. Atatürk, demokrasinin ilanı, laiklik ilkesi, kıyafet ve harf devrimleri ile modern Türkiye'nin geleceğini çizmiştir. Bu da İslam ile Batı kültürleri arasında alışverişi sağlamış, Türkiye'yi Batı'ya bağlamıştır.

Almanya'daki Hitler döneminde, ülkeniz ve Cumhurbaşkanınız Atatürk, Alman sanatçılarına, bilim adamlarına ve siyasi sebepten dolayı kaçanlara Türkiye'de sığınma hakkı vererek Alman halkına duyulan dostluğu ispatlamıştır. Sığınmacılar arasında daha sonra Berlin Belediye Başkanı olan Ernst Reuter, besteci Paul Hindemith ve yazar Carl Zuckmayer' in kardeşi Eduard Zuckmayer gibi kişiler vardır. Atatürk'ün bu politikasını Atatürk Salonunda bulunan 1917-1938 dönemine ait Alman-Türk ilişkilerini anlatan fotoğraflar da yansıtıyor. Bu sergi için özel koleksiyonumdan 1. Dünya Savaşına ait ve her iki devletin yakın ilişkiler içinde olduğunu gösteren porselen tabağı memnuniyetle verdim. Bu tabak zamanın müttefik devletlerinin bayraklarını gösteriyor ve “sadakat ve bağlılık" ifadesi taşıyor.

Mustafa Kemal Atatürk'ün her iki devletin ve ulusların arasında sürekli bir dostluğun gelişmesinde büyük katkıları vardır."

Açılış vesilesiyle düzenlenen sempozyumda konuşan Alman tarihçiler, yazarlar ve gazeteciler de modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu hakkında benzer görüşler dile getirdiler.

Öte yandan Zürih'de Başkonsolos olarak görev yaptığım tarihlerde de Başkonsolosluk toplantı salonunu, Park Hotel'deki Atatürk Salonuna benzer bir düzenlemeyle "Atatürk Salonu" na dönüştürdük. Amacımız Park Hotel'deki gibi bu salonda düzenlenecek etkinliklerle gurbetteki insanlarımız Atatürk'ü daha yakından tanımalarına katkıda bulunmaktı. 10 Kasım 2001 tarihine denk getirilen Salonun açılışı vesilesiyle düzenlediğimiz toplantıya konuşmacı olarak davet ettiğimiz kişiler arasında İsviçre Ulusal Meclis üyesi, Milletvekili Guillaume Albert Houriet de vardı.

Atatürk'ün askeri kariyeri ve devlet adamlığı ile ilgili olarak övücü ifadeler kullanan Houriet’in konuşması özetle söyle idi:

"Osmanlı İmparatorluğu döneminden Cumhuriyet Dönemine geçiş gerçek bir devrim olmuştur. Atatürk bir kurtarıcı ve ulu bir önder olarak Türklerin kalbinde yaşamaktadır. Atatürk askeri kariyerinde gerçekleştirdiği başarılarla birlikle stratejik dehasını kanıtlamıştır. O tarihte nadiren görüldüğü üzere, bir asker olarak mükemmel bir politikacı olmayı da başarmıştır.

Atatürk, Anadolu halkının karakterini ve iradesini çok iyi tanımış ve düşündüklerini gerçekleştirmek için zamana ve halkı iknaya ihtiyacı olduğunu anlamıştır. Atatürk ülkenin her tarafını ziyaret etmiş, ekonomiyi canlandırmış, alfabeyi ve yazıyı değiştirmiş, hilafeti kaldırmıştır. Atatürk'teki fikir açıklığı, hoşgörü anlayışı ve sağduyu O'nun bazı kusurlarını zamanında gözden geçirmesine ve orta yola yönelmesine yardımcı olmuştur.

Atatürk daima halkın her kesiminden insanların görüşlerini dinlemiştir. Atatürk güçlü bir cumhurbaşkanı olarak, yurtta ve dış ülkelerde takdir edilen yüksek bir şahsiyet olmuştur. Ancak kendisi ne ihtiras ne de maddi çıkar peşinde koşmuştur. Atatürk çökmüş olan bir imparatorluğun kalıntılarından laik, demokratik ve modern bir cumhuriyet kurmayı amaçlamıştır.

Avrupa'da diktatörlükler demokrasiyi boğarken, Atatürk Türkiye'de muhalefet partileri kurmuş, demokratik deneyimler gerçekleştirmiştir. Din konusunda başka bazı rejimlerde olduğu gibi dini yasaklamamıştır. Bugün O’nun eserleri sayesinde Türkiye laik bir cumhuriyet olmuştur. Pek çok ülkenin lideri Atatürk’ün eserlerinden esinlenmişler ve O'nun yaptıklarını yapmaya çalışmışlardır. Ancak hiçbiri O'nun gibi olamamıştır.

Ölümünden sonra Atatürk'ün emelleri gerçekleşmiştir. O'nun insancıllığı, başkalarına saygılı milliyetçilik anlayışı, izlediği orta yol, tarihin o karmaşık döneminde örnek bir lider olarak ayakta kalmasını sağlamıştır."

Alman ve İsviçreli siyaset insanlarının, iş insanlarının Atatürk hakkında dile getirdikleri görüşlerin benzerlerini çağdaş dünyanın başka yerlerinde de dinleyebilir, okuyabilirsiniz. Ne var ki ülkemizde Atatürk'ü ve Cumhuriyeti içlerine sindirememiş kimi kesimler, Atatürk’e saldırıyorlar, Cumhuriyet kazanımlarına karşı çıkıyorlar.

Şunu unutmayalım: Cumhuriyet sağlam temeller üzerinde kurulmuştur. Atatürk’ü, Cumhuriyeti, devrimleri sindiremeyenlerin bu sağlam güçlü temelleri sarsmaları, yıpratmaları mümkün değildir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız