Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
25°

YENİ YIL İNANÇLARI

YAYINLAMA:
YENİ YIL İNANÇLARI

Her dinde, her millette

ayrı ayrı inançlar vardır ki;

din olmuştur, millet olmuştur.

Önemli olan,

72 millete bir gözle,

aynı gözle bakabilmektir…

İnsan olabilmektir…

İşte tüm dünya milletleriyle

beraber bir yeni yıla giriyoruz.

İstersen sen “Müslümanım” diye,

girme.

Evrensel olmuş bu kültür!

“Hristiyan Anglo-Sakson kültürü” denir bu kültüre.

Denir de; yabancı mı bu kültür?

Anglo-Sakson kültür, Saka kültürü!

Bu kültür sinmiş insanlığa…

Bu zamandaki tantana;

benliğini unutmuş kişilerce yapılan tantana…

Bu kültür;

nasıl olmuş bu iş,

bir bakalım tarih denilen zamana…

Bütün kadim milletlerde var yeni yıl;

yani yeniden doğuş miti…

Sümerlerde…

Gök tanrısı Enlil ile yer tanrısı Dumuzi’nin

birleştiği gün…

Mart ayı…

Baharın başlangıç ayı…

Yani Nevruz…

Türklerde en eski bayram:

Erkek Enlil ile

Dişi Yer Tanrısı’nın

birleştiği GÜN!

İkinci Tanrı’ya el açılan gün: 21 Aralık…

Karanlığın ve soğuğun uzun sürmemesi için

edilen dua…

Ergenekon’a, bilinmeyen dağın arkasına,

Çinlilerden saklanan;

dört yüz bin yıl sonra demiri eritip

Tanrı Dağı güneyinde Turfan’a inip,

tarım kültürü ve yerleşik kültüre geçen

Türklerin de bayramı

Ergenekon’dan çıkıştır…

Adına NEVRUZ derler…

21 Marttır bugün;

yeni yıldır Türklerce hep.

1975 yılına kadar malî yeni yıl

Mart ayı idi bizde de!

Farslarda yeni yıl;

yani yeniden doğuş;

Pers Kralı Kiros’un,

Türk Hakan’ı Alp Er Tunga’yı

Van Gölü kenarında verdiği ziyafette

kımızına zehir atıp

öldürdüğü gündür (M.Ö. 7. yy).

Türklerden kurtuluşu Farsların bayramıdır.

O gün de 21 Mart’a denk gelir.

Onun için tarih boyunca Türk’e

dost olmaları mümkün değildir.

Olmamışlardır da…

HİÇ!

Sümerlerden alınan bu gelenek

Antik Çağ milletlerinde

ve Roma’da hep vardır.

Roma’daki kış festivalleri,

Türk pagan kültürü kalıntılarıdır.

İsa,

Türk güneş kültünün yansımasıdır.

Türklerde;

tek yapraklı ve yaprağını dökmeyen

tüm ağaçlar yaşam simgesi sayılır;

öyle inanılır.

Sümerlerde, eski Mısırlılarda,

Çinlilerde ve Yahudilerde…

Modern kültürde,

yılbaşında renklerle donatılan çam ağacı;

Türkistan ve Anadolu geleneğidir.

Attis ve Kibele mitinin yansımasıdır.

İlk Noel ağacı,

yeni evli bir çift tarafından

Batı Almanya’nın Ren Nehri kıyısında

1700’lerde donatılmıştır…

Rengârenk!

Çam ağacı elmalarla da süslenmiştir.

İncil’de yazılı Adem ile Havva’nın

Cennet’ten kovulması da anımsatılarak;

çamın dibinde İsa adına

mumlar da yakılmıştır.

Böyle kutlamışlardır

ilk evlilik yıldönümlerini.

Bu gelenek mahallenin hoşuna gitmiş;

yayılmış da yayılmış

tüm Almanya’ya…

Bu gelenek,

dinî bir havaya da bürünerek gelişmiş.

19. asırda İngiltere Kraliçesi adına

kocası Alman asıllı Albert,

süslemiş çam dalını;

yakmış mumları Buckingham Sarayı’nda…

Kökleri salınmış bu geleneğin kraliyetçe…

Sonra Amerika’ya yayılmış gelenek…

Şimdi olmuş yılbaşı…

tüketimin heyecanlı simgesi…

Bizde nasıl gelişti derseniz:

Kumkapı’daki tarihî “Patriklik” binasında yapıldı

ilk yılbaşı dinî töreni…

Kumkapı’dan başlayarak, kapitalist imgelerle

yayıldı İstanbul’a;

oradan Türkiye’ye!

Geçen yıllarda Tekirdağ Cumhuriyet Müftüsü:

“Noel kötü adam. Kötü adam olmasa

bacadan girmezdi. Eve giriş şekli uymuyor

Kur’an’a; şer’an caiz değil Noel”

demeye getirdi.

Ciddi ciddi konuştu.

Basın toplantısı yaptı.

Kravat da taktı adam…

Demre Belediye Başkanı konuştu:

“Noel Demre’de;

o, bizim kutsal babamız,

mezarı bile var bizde” dedi.

O baba başka baba,

be BAŞKAN!

O;

yani senin “babam” dediğin adam,

Patara’da doğdu.

Gençliğinde Filistin’de, Mısır’da dolaştı.

Hristiyan oldu.

Patara’ya döndü.

Adam Pataralı… Likyalı… Yani bizden…

Rum, İtalyan filan yapmayın adamı.

Adam, inancı yüzünden Roma’dan zulüm gördü.

Roma İmparatoru Konstantin

Hristiyanlığı “resmî din” olarak tanıyınca

serbest kaldı; meşhur oldu.

325’te İznik Konsülü’ne katıldı.

Ölünce Demre’ye gömüldü.

Yunanlılar ve Ruslar tarafından

aziz bellendi.

1087’de kemikleri İtalyan denizcilerce

İtalyan şehri Bari’ye kaçırıldı.

Demre’de boş bir mezar var,

bee Başkan!

Bütün bunlar hep kandırmaca

aslında…

Neyin yenisi, neyin eskisi?

Bacadan mı girdi, kapıdan mı girdi?

Neyi tartışıp dururuz,

be dostlar!

“Biz her dem yeniden doğarız,

bizden kim usanası…”

Yunus’layın yeniden…

Doğuşumuzda mutluluklar,

sıhhatler diliyorum.

Yılınız kutlu olsun…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız