Su uyur, düşman uyumaz

YAYINLAMA:
Su uyur, düşman uyumaz

“Sessizce dile getirilen ve en karanlık senaryo, meselenin güçle ilgili olmasıdır: Amerika Birleşik Devletleri Amerika kıtasına hakim oluyor, Rusya Avrupa'da istediğini yapabiliyor ve Çin Asya'da istediğini yapabiliyor. Bu yeni gerçekliktir.”

- David Rhode, MSNOW Kıdemli Ulusal Güvenlik Danışmanı.


“İnsan empatisinin ölümü, bir kültürün barbarlığa doğru sürüklenmek üzere olduğunun en erken ve en belirgin işaretlerinden biridir.” —Hannah Arendt


“Diktatörlerin o kadar göz göre göre yalan söylemelerinin nedeni tabanlarının-yandaşlarının ahlakını bozmak ve suç ortağı haline getirmektir. Biliyorlar ki ertesi gün o yalanın tam tersini söyleyecekler ve taban-yandaşlar bunu "ne büyük taktik deha" diyerek bir kez daha alkışlayacak.” —Hannah Arendt


"Korku, tiranlığın en sadık müttefikidir."
—Hannah Arendt


İkinci Dünya Savaşı'nda 70 milyondan fazla insanın öldürülmesine yol açan, uluslararası hukuka tecavüz eden, 1929'da İtalya'nın Libya'daki katliamlarından itibaren Birleşmiş Milletler'in atası olan ve 1920'de İsviçre'de kurulan Milletler Cemiyeti'ni etkisiz hale getiren, rehin alan, haydut, emperyalist, terörist devletler 21. yüzyılda da küresel barışı tehdit ediyor...

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın en büyük destekçisi maalesef, ne yazık ki, ABD Yüksek Mahkemesi ve bu kurul ABD'nin Otokratik bir devlet haline gelmesinde baş rolü üstlenmiş durumda...

Supreme Court of the United States: Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi, en üst düzey temyiz mahkemesi ve kararlarıyla ABD Anayasası'nı yorumlayan organ. Açılan davalar çerçevesinde devletin ulusa, eyaletin eyalete ve hükûmetin yurttaşa karşı yetkilerinin sınırlarını belirler...


1885-1908 arasında Congo'da Belçikalılar yaklaşık 10 milyon insanı öldürmüştü!

25. ABD Başkanı William McKinley 1898'de 4 ayda İspanyol sömürgelerine (Küba,Puerto Rico, Filipinler) el koymuştu...

1904-1905 Rus Japon savaşını sona erdirme konusundaki faaliyetleriyle Nobel Barış ödülü verilen ABD Başkanı Teddy Roosevelt Panama hükûmetini devirip Yeni Panama Devleti'ni kurdurarak, Amerika'nın gelecekte kanal üzerinde denetim kurmasını sağlamıştı...

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ VE SONRASI

Almanya'nın yardımıyla Osmanlı'nın 240 yılda kaybettiği toprakları geri almayı deneyen Enver Paşa Mustafa Kemal için "Paşa olsa ona bu yetmez...Bu kez de Padişah olmak ister," demişti...

Mustafa Kemal 1912'de "ordumuz çok güçlü olmazsa, vatan muhafaza edilemez, millet mutlu olamaz," demişti...

Kazım Karabekir Paşa Ermenilerin ve Gürcülerin Doğu Anadoluyu paylaşmasına engel olurken, Karabekir 1918'de işgal edilen Anadoluda İsmet İnönü'nün fena halde umutsuzluğa kapıldığını, subaylığı bırakarak çiftçi olmayı planladığını da söylemişti...Kazım Karebekir Batum'da ele geçirdiği Japon sahra toplarını, diğer silah ve cephaneyi Anadoluya taşıtmıştı...

Padişah Vahdettin bir keresinde "Canım isterse, bir Rumu, bir Ermeniyi ya da bir Yahudiyi Sadrazam-Başbakan olarak atayabilirim...Bu konuda yetkilerim var...Bana kimse karışamaz" demişti...

Birinci Dünya Savaşı'nın yaklaştığı günlerde İstanbul'daki Avusturya Macaristan temsilcisi İstanbul'daki Almanya temsilcisine "İstanbul'un Ruslara bırakılmasını teklif ve tavsiye ediyordu...

Şubat 1914'te Rus bakanlar kurulu Çanakkale ve İstanbul boğazlarını Rusya'ya katma gündemiyle toplandı...Bu konudaki istila hazırlıklarının henüz tamamlanamadığına karar verildi...

Birinci Dünya Savaşı döneminde Osmanlıyı yöneten Enver ve Talat Paşalar şöyle dediler: "Ermenilerin bütün emelleri bizim memleketimiz üzerinedir!"

Yunan siyasetçi Venizelos 1918'de Trakya ve Batı Anadoluyu Yunanistan'a katma planını açıkladı...Venizelos Rum kalabalıkların yaşadığı Trabzon'u nedense Ermenistan'a vermeyi de planlamıştı...Samsun'da da Rum kalabalıkları vardı...İstanbul Rumları İstanbul'un Yunanistan'a verilmesi için de çok uğraştılar...

İngiltere, Rusya, Fransa, Hollanda, Belçika, İspanya, Portekiz, İtalya, ABD, Japonya gibi ülkelerin sömürge/ koloni edinme yarışında Almanya'yı gölgelemesi ve Almanya'dan daha hızlı davranması iki dünya savaşına da yol açmıştı..

1914'te Almanya ve ortaklarının (Osmanlı dahil) nüfusu 142 milyonken bu ortaklıkla savaşan ülkelerin nüfusu 806 milyondu..

1683'teki Viyana yenilgisinden sonra Osmanlı topraklarını kaybetmeye başlamıştı...Rus İmparator Petro İsveç topraklarını işgal edip Saint Petersburg'u kurdu...Sadece 2. Catherine döneminde Rusya 518.000 km²lik bir alanı topraklarına katmayı başardı. Bu genişleme Lehistan-Polonya ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan alınan topraklar sayesinde oldu. Novorusya, Kırım, Ukrayna, Belarus, Litvanya ve Kurşas (Letonya) Rusya'nın topraklarına katıldı..

1914-1917 arasında 175 milyonluk Rusya'yla iman gücüyle savaşan Osmanlı'nın nüfusu 21 milyondu...

1877-78 savaşinda Ruslar Erzurum'a kadar girdi...Kars, Ardahan ve Batum gibi Osmanlı şehirlerini Ruslar ele geçirdi...1916-1917 döneminde de Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan, Muş Rus işgalindeydi...

Ağustos 1920'de Sevres anlaşmasıyla Ermenilere Doğu Anadolunun verilmesi kararlaştırıldı...Dağlık Karabağ, Van, Erzurum, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Sivas Ermenilere verilirken, bu devletin Güneyi Kürtlere veriliyordu...Ermeniler hem Ruslardan hem Fransızlardan yoğun destek görmüşlerdi...

Rusya Komünist Partisi ve İngiliz işgali altındaki Hindistan halkı Türk Kurtuluş Savaşı'na, Ankara hükümetine ve Mustafa Kemal Paşaya destek oldular...

Rusya'dan 1919-1922 döneminde Mustafa Kemal ve arkadaşlarına altın, silah ve cephane gelmişti...

1933-1939 döneminde Stanley Baldwin, Lloyd George, Daladier gibi öngörü yeteneği, vizyonu olmayan İngiliz ve Fransız yöneticiler Avrupayı Hitler'e peşkeş çekti...

Parasal desteğini Fritz Thyssen, Ernst Hanfstaengl, Helene Elise Adelheid Niemeyer, Hermann Göring gibi kişileri kullanarak elde eden, en az 1000 yıl hükmedecek yeni Roma İmparatorluğunu kurma niyetiyle yola çıkan Hitler üç Papayı da onlar daha Papa olmadan kağıt mendil gibi kullandı:

Kardinal Eugenio Maria Giuseppe Giovanni Pacelli (1939'da Papa seçildi), Kardinal Joseph Alois Ratzinger (Papa Benedict XV), Kardinal Angelo Giuseppe Roncalli (Papa XXIII. Ioannes)...

1933'te Vatikan'ın Münih'teki temsilcisi Kardinal Eugenio Maria Giuseppe Giovanni Pacelli Nazi hükümetini tanıdı, onayladı...

4 milyon üyesi olan Sturmabteilung adlı milis ordusu Hitler muhaliflerine şiddet ve terör yöntemleri uygularken Hitler'in en önemli vaadi 6 milyon işsize istihdam sağlamaktı...

1939'da Adolf Hitler'in vekili ya da veliahtı seçilen Hermann Göring Birinci Dünya Savaşında Alman pilottu ve 22 düşman uçağı düşürdü...Babası diplomattı ve Afrikada Almanyayı temsil etmişti...

Göring'in vaftiz babası, Dr. Hermann Epenstein çok zengin bir Yahudiydi...Epenstein çok fakir olan Göring'in ailesini Waldstein Şatosu'ndaki konutunda misafir etmişti...

Göring şöyle anlatmıştı: "Şatoya taşındığımızda altı yaşındaydım...Epenstein o kadar zengindi ki babam adamın anneme her fırsatta tecavüz etmesine göz yumuyordu...Adamın şatosuna sığınmıştık...Bana da bir Yahudi ismi (Hermann) verildi...Hitler'i ilk kez 1922'de tanıdım...Hitler "Fransızların karınları Almanların acılarıyla dolu" demişti...Aynı fikirdeydim..."

Nazilerin 1200 Kitle İmha Kampı'yla ilgili de konuşan ve dünyanın en büyük sanat-resim koleksiyonunu Nazi ordusunun öldürdüğü insanların eserlerine el koyarak yapan Göring "Ruslar da Alman esirleri öldürdü" derken Hitler'in suç ortaklarından Albert Speer Nuremberg mahkemesinde idam cezası almamak için "Hitler'i sığınağında zehirli gazla öldürmeyi planladım" demişti...

Göring:

"ABD atom bombaları atarak savaş suçu işledi...ABD topraklarında yaşayan tüm Japonları esir kamplarına doldurdu (...) Nazi Almanyası, Topal Timur, Büyük İskender ya da Cengiz Han'dan daha zulümcü,katliamcı ve barbar değildi...Arap tarihçi İbn Ül Esir Cengiz Han'dan söz ederken "Cengiz Han'ın ayak basmadığı istila etmediği ülkelerdekiler ya günün birinde Cengiz Han ve ordusu buraya da gelirse korkusuyla yaşıyordu" demişti...


Göring savunmasında ABD Başkanı Franklin Delano Roosevelt'in sözlerini de kullandı...

Roosevelt "Avrupada İtalya, Almanya, İspanya gibi milletler demokrasiden vazgeçti...Bunun nedeni de demokratik yollarla hükümet kuran çoğu siyasetçinin liyakatsizliği, yeteneksizliği ve zayıf karakterleridir" demişti...

Göring Nazi kitle imha kamplarının sorumluları olarak Himmler ve Reinhard Heydrich gibi Nazileri göstermişti...

Naziler 1942'de 3 milyon, 1943'te 800 bin, 1944'te 800 bin, 1945'te 250 bin Yahudiyi öldürmüştü...Bunların 3 milyonu Polonya, 500 bini Alman Yahudisiydi..

Göring 1946'da Nuremberg yargılamasında ABD Yüksek Mahkemesi Yüksek Yargıcı Robert H. Jackson'dan daha zeki, daha hazırcevap ve kurnaz olduğunu kanıtladı...İngiliz deneyimli savcı David Maxwell ise Göring'den "Bugün hayatta olsa Adolf Hitler'in emirlerine, direktiflerine asla karşı çıkmayacağı" itirafını almayı başardı...

Mayıs 1941'de Hitler'in elçisi Rudolf Hess İngiltere'ye giderek Hitler'in "Rusya'ya Almanya ve İngiltere birlikte saldırmalıdır" mesajını, önerisini götürmüştü...

NOT: TÜRKİYE ATEŞLE OYNUYOR

2022'den bugüne 800 bin Rusun Türkiye'ye kaçması günün birinde Rusya tarafından Türkiye aleyhine kullanılabilir...Herhangi bir Rus diktatör Türkiye'deki Ruslar mutsuz ve baskı altında argümanıyla, söylemiyle karşımıza çıkabilir...Böyle bir ihtimal vardır!

Yararlanılan Kitaplar:

1-The Nazi and the Psychiatrist: Hermann Goring, Dr. Douglas M. Kelley, and a Fatal Meeting of Minds at the End of WW II

Yazarı: Jack El-Hai


2-İmparatorlukların Çöküşü – Osmanlı-Rus Çatışması 1908-1918

Yazarı:
Michael A. Reynolds

Osmanlı ve Rus imparatorluklarının çöküşü, çağdaş tarihte büyük bir dönüm noktasıdır. Bu imparatorlukların çözülmesi Birinci Dünya Savaşı’nın hem sebebi hem de sonucu olurken, milyonlarca insanın da ölümüne yol açtı. Ortadoğu ile Avrasya’nın çehresini geri dönüşsüz bir şekilde değiştiren bu çöküşün etkileri günümüzde Türkiye, Arap ülkeleri ve Kafkasya’da halen sürmektedir.

Elinizdeki kitap, iki büyük imparatorluğun birbirleriyle rekabet içinde yıkılmasını Osmanlı ve Rus arşivlerinde derinlemesine bir araştırmaya dayanarak anlatıyor. Söz konusu rekabeti karşıt milliyetçiliklerin çatışması olarak tasvir eden geleneksel anlatı bu öncü çalışmada tersyüz ediliyor ve yerine, 20. yüzyılda Osmanlı-Rus sınır bölgelerindeki tarihsel akışın anahtarı olarak jeopolitik rekabet ile yeni bir devletlerarası düzenin küresel çapta ortaya çıkışı konuluyor.

İmparatorlukların Çöküşü, Ortadoğu, Rusya ve Avrasya tarihi, uluslararası ilişkiler, etnik çatışmalar ve Birinci Dünya Savaşı ile ilgilenen herkesin ilgisini çekecek bir başvuru kaynağı.

Michael A. Reynolds , Princeton Üniversitesi Yakındoğu Araştırmaları bölümünde doçent olarak görev yapmaktadır. Özellikle Kafkasya tarihi üzerine uzmanlaşan Reynolds, ilk kitabı olan İmparatorlukların Çöküşü yanında Ermenistan, Azerbaycan ve Kürt tarihi üzerine çeşitli makaleler kaleme almıştır.
İmparatorlukların Çöküşü American Historical Association George Louis Beer uluslararası tarih ödülünü almıştır.


3-Atatürk Modern Türkiye'nin Kurucusu

Yazarı: Andrew Mango

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız