Siyasi Etik Yasasına İhtiyaç Var

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Siyasi Etik Yasasına İhtiyaç Var

TBMM Genel Kurulunda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçen hafta fon soruşturmasına ilişkin bilgilendirme yaptı. Çeşitli partilerin temsilcileri de Türkiye ekonomisinin istikrarının finansal istikrardan geçtiğini belirterek sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarına yönelik politikaların etkili olabilmesi için finansal sistemin sağlıklı işlemesi gerektiğini ifade ettiler. Haksız kazançlara tümüyle el konulması, mağdurların kayıplarının bu yolla karşılanması ve milletimize hiçbir yük getirilmemesi gerektiğini vurguladılar.

TBMM’de finans sisteminin güven üzerine kurulduğu ifade edildi. “Hukuksuzluğa tevessül eden, vatandaşımızın hakkına el uzatan kim veya kimler varsa hesabını hukuk önünde vermeli, sorumlulardan hesap sorulmalıdır.” denildi. Yolsuzlukların halkın kurumsal otoriteye duyduğu saygıyı yitirmesine ve ahlaki çöküntüye yol açtığına işaret edildi.

Bu çerçevede MHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kalaycı’nın siyasi etik yasası çıkarılması önerisi dikkat çekiciydi. Kalaycı; kamu ihale sistemi, imar ve iskân düzenlemeleri, mal bildirimi, bilirkişilik ve kamu görevlilerinin yapamayacağı işler gibi hususları düzenleyen mevzuatın gözden geçirilmesini, bu müesseselerin şeffaf ve denetlenebilir olmasını istedi.

Siyaset alanının aklanmaya ve arınmaya çok ciddi ihtiyaç duyduğunu belirten Kalaycı, şöyle konuştu:

“Siyasette aklanma ve arınma sağlanmalı kimse töhmet altında kalmamalı, diğer yandan da sorumlular hukuk önünde hesabını vermelidir. Siyasetin, siyasetçinin ve tüm devlet düzeninin saygınlığını geliştirmek için her şeyden önce siyasi etik kurallarına uygun davranan bir Parlamentonun varlığı tesis edilmelidir”

Kalaycı’nın yaptığı çağrı önemsenmeli. Benzer çağrılar zaman zaman muhalefet partilerince de dile getiriliyor.

Siyasi etik önemli bir kavramdır. Ahlak, dürüstlük, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin siyaset alanına uygulanmasıdır. Kamu yararının şahsi veya zümresel çıkarların önünde tutulmasını gerektirir. Liyakat yerine kayırmacılık, kamu kaynaklarının kişisel veya siyasi çıkarlar için kullanılması, çıkar çatışmaları, şeffaf olmayan siyasi finansman ve toplumu yanıltan söylemler siyasi etiği zedeleyen başlıca uygulamalardır.

Bunların sonucu yalnızca siyasete duyulan güvenin azalması değildir. Etik sınırlar içinde çözülebilecek siyasi meselelerin yargıya taşınması, yargıyı da siyasi tartışmaların içine çeker. Böylece verilen kararlar hukuki yönlerinden ziyade siyasi sonuçları üzerinden tartışılmaya başlanır. Bundan hem siyaset hem de yargı zarar görür.

Bu nedenle Türkiye’nin kapsamlı ve yaptırımı olan bir siyasi etik yasasına ihtiyacı olduğu kanısındayım. Mal varlığı beyanından çıkar çatışmasına, siyasi finansmanın şeffaflığından kamu görevlerinde liyakate kadar temel kurallar açık biçimde belirlenmeli; denetim bağımsız ve etkili mekanizmalarla yapılmalıdır.

Siyasi etik güçlendikçe siyasete güven artar, yargıya taşınan siyasi nitelikteki uyuşmazlıklar azalır. Böylece yargı da asli görevine daha fazla zaman ve enerji ayırabilir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız