Travestilerin Koçu

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Travestilerin Koçu

Gazetecilik hayatımın yaklaşık 13 yılı kesintisiz olarak Antalya’da Akşam Gazetesi’nin Akdeniz Bölge Temsilciliği’nde geçti. 2002 yılının ilkbaharından 2014’ün Ağustos ayına kadar burada çalışmıştım. Akşam Gazetesi'nde çalışmaya başladığımda henüz AK Parti iktidara gelmemişti. Gazeteciliğin en güzel yıllarıydı. Akşam Gazetesi Bölge Temsilcimiz, Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin önceki başkanı Mevlüt Yeni’ydi. İstihbarat şefimiz Aşkın Eriş, magazin muhabirimiz Hakkı Sargın, polis adliye muhabirimiz ise Bülent Tatoğulları’ydı. (Bülent ile daha sonra Doğan Haber Ajansı’nda da beraber çalıştık.) Akşam Gazetesi'nde valilik, ekonomi ve politika haberlerine ağırlıklı olarak ben bakıyordum. Büromuz Yener Ulusoy Bulvarı üzerindeki Uzaş Apartmanı'nın birinci katındaydı.

Ofise bazen herhangi bir olayla ilgili haber yaptırmak ya da istihbarat vermek için gelenler de oluyordu. Hafta sonu ya da bir tatil gününde öğleye doğru ofise bir grup travesti gelmişti. Ofiste istihbarat şefimiz Aşkın Eriş ile dönemin acar magazin muhabiri Hakkı Sargın ve ben vardım. Bir de şoförümüz rahmetli Duran Güngör abimiz vardı. Travestiler geçimlerini seks işçiliğinden kazandıkları parayla sağladıklarını söylemişlerdi. Bazen kazandıkları parayla ihtiyaç sahiplerine de yardım ediyorlarmış. Nitekim bize geldikleri gün kendi aralarında para toplayıp bir koç almışlar. Bu koçu Çocuk Esirgeme Kurumu yurdunda kalan çocuklara bağışlamak istediklerini söylediler. Aldıkları koçu da otomobile yükleyip bizim gazetenin bürosuna gelmişler. Koçu Kepez’in Fabrikalar Mahallesi'ndeki Zübeyde Hanım Çocuk Yurdu'na götürüp vermek istediklerini söylediler. “Haber yapar mısınız bizim bu bağışımızı?” dediler.

Hakkı Sargın ile ben ayağımıza gelen bu haberi değerlendirmek için travestilerin peşine takılmıştık. Onlar önde, biz arkada Kaptanımız Duran abinin kullandığı araçla yurda doğru gidiyorduk. Bizim araca da iki travesti binmişti. Öndeki araçta ise hatırladığım kadarıyla koçla birlikte iki travesti vardı. Yurda giderken aracımızdaki travestilerle çok keyifli bir yolculuk yaptık. Yol boyunca anlattıkları olaylarla ve yaptıkları esprilerle bizi gülmekten kırıp geçirdiler. Mizah güçleri çok yüksek, çok esprili insanlardı. Hatta gülmekten gözümüzden yaş geldi diyebilirim. Ekonomik durumları da gördüğümüz kadarıyla iyiydi. Söylediklerine göre hepsi de üniversite mezunuydu. Hatta hayat kadınlarından daha çok talep gördüklerini iddia etmişlerdi. İlişkiye girdikleri şahısların fantezilerinden cinsel taleplerine kadar bir sürü olaydan bahsetmişlerdi. Sonra da “Biz kimlerle birlikte olduğumuzu anlatsak ağzınız açık kalır” diyerek son noktayı koymuşlardı. Ama isim vermemişlerdi. “Meslek sırrı” diyerek kestirip atmışlardı. Sohbet yurdun önüne kadar devam etmişti.

Koça gelince... Yurda gittik; ancak hatırladığım kadarıyla yurttaki yetkililer travestilerin koç bağışını kabul etmemişlerdi. Bağışın reddedilme nedenine gelince... Meğer yurda yemekler hazır geliyormuş. Burada yemek pişirilmediği için koçun kabul edilemeyeceği söylenmişti. Travestilerin koçu ellerinde kalmıştı. Koçu bağışlayamadan gitmişlerdi.

Aradan yıllar geçti. Geçtiğimiz günlerde Hakkı Sargın ile telefonla konuşurken bu olaydan bahsedip epeyce güldük. Hakkı olayı dün gibi en ince ayrıntısına kadar hatırlıyordu. Ama o gün konuştuğumuz travestilerin kimlerle beraber olduğunu hiçbir zaman merak da etmedik. Ama sonuç olarak hiçbir şey sır olarak kalmıyor, er ya da geç ortaya çıkıyor. Uçkuruna sahip çıkamayan zamparalar dillere düşebiliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız