Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK), yaptıkları haberler nedeniyle yargı baskısına maruz kalan gazeteciler Hasan Güraksu ve Nalan Akpınaroğlu için bir açıklama yayımlayarak duruma tepki gösterdi. "Hasan Güraksu ve Nalan Akpınaroğlu'nun gazetecilik faaliyetleri suç değildir!" başlığıyla paylaşılan metinde, basına yönelik cezai soruşturma ve koruma tedbirlerinin basını susturma aracına dönüştürülemeyeceği vurgulandı.
Kamu Hastanelerindeki İddiaları Haberleştirmek Tutuklama Gerekçesi Oldu
Son dönemde yerel ve ulusal basında görev yapan gazetecilerin, kamuoyunu ilgilendiren konulardaki haberleri yüzünden adli soruşturma, gözaltı ve tutuklama gibi kısıtlayıcı tedbirlere maruz kalmasının, halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü bakımından ciddi kaygılar yarattığı belirtildi. Açıklamada bu durumun somut örnekleri paylaşıldı; Burdur Devlet Hastanesi'nde bozuk et kullanıldığına yönelik iddiaları haberleştiren gazeteci Hasan Güraksu'nun 6 Ekim 2026 tarihinde "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklandığı hatırlatıldı. Öte yandan, Manavgat Devlet Hastanesi'nde yaşandığı ileri sürülen aksaklıkları gündeme taşıyan gazeteci Nalan Akpınaroğlu hakkında da tutuklama talep edildiği ve sonucunda adli kontrol tedbirine başvurulduğu ifade edildi.
"İhlal Edilen Toplumun Gerçekleri Öğrenme Hakkıdır"
Halkın sağlığını doğrudan ilgilendiren kamu hizmetlerindeki aksaklık, ihmal iddiaları ve yönetimsel sorunların araştırılıp haberleştirilmesinin gazeteciliğin temel işlevi olduğunun altı çizildi. İlgili kurumların bu iddialara açıklık getirerek kamusal şeffaflığı sağlamak yerine, haberi yapan gazetecilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılma tehdidiyle yüz yüze bırakılmasının demokratik toplum düzeni açısından kabul edilemez nitelikte olduğu vurgulandı. Gazetecilerin soruşturma ve tutuklama tehdidi altında çalışmaya zorlandığı bu atmosferde, yalnızca basın mensuplarının haklarının değil, asıl olarak toplumun gerçekleri öğrenme hakkının ihlal edildiği ifade edildi.
Anayasal Güvence Vurgusu ve Tahliye Çağrısı
Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi kapsamında güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün, bilhassa kamu yararını ilgilendiren haberlerde çok daha güçlü bir koruma gerektirdiği hatırlatıldı. Gazetecilik faaliyetinin tek başına bir suçlama veya tutuklama gerekçesi yapılamayacağı belirtilirken, bilhassa yerel basının yurttaşların karşılaştığı hak ihlallerini görünür kılmadaki yaşamsal denetim işlevine dikkat çekildi.
Antalya Barosu TODAK, gazetecilik faaliyetlerinin hukuki tedbirler yoluyla baskı altına alınması uygulamalarına derhal son verilmesini talep etti. Kurul yetkilileri; tutuklu bulunan Hasan Güraksu'nun tahliye edilmesini, Nalan Akpınaroğlu hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasını ve her iki ismin yargı süreçlerinde basın özgürlüğünün anayasal güvencelerinin gözetilmesini istedi.