Mustafa Kemal Anadolu'da hangi devletin kurulmasına engel olmuştu?

YAYINLAMA:
Mustafa Kemal Anadolu'da hangi devletin kurulmasına engel olmuştu?

TÜRKİYE'YE F-35 SAVAŞ UÇAĞI VERİLMEZKEN İSRAİLLİ PİLOTLAR F-35'İN TÜM SIRLARINI ÇÖZEREK BU UÇAK KONUSUNDA USTALIK KAZANDI...

Türkiye Aralık 2017'de Rusya ile biri opsiyonlu iki adet S-400 hava savunma sisteminin satın alınması konusunda bir sözleşme imzalandığını açıklamıştı... Türk yetkililer, toplam maliyeti 2,5 milyar dolar olan S-400 için peşinatın Rus yönetimine transfer edildiğini; bu işbirliğinin daha da gelişerek S-500'lerin ortak üretilebileceğini duyurmuştu...ABD bu nedenle 17 Temmuz 2019'da Türkiye'yi, proje ortağı olduğu F-35 yeni nesil savaş uçaklarının üretim sürecinden çıkardığını duyurmuştu...ABD, gerekçe olarak, Türkiye'nin elinde bulunan S-400 sisteminin F-35'ler ile aynı ortamda kullanılması durumunda F-35'lere ait hassas bilgilerin Rusya tarafından çalınabilme ihtimalini gösterdi...Projeyi yürüten ABD'li savunma şirketi Lockheed Martin, Türkiye'de üretilen parçaların Mart 2020'den itibaren ABD'de üretileceğini açıkladı...Türkiye uçakların kokpit göstergelerinden iniş takımlarına kadar yüzlerce parçayı üretiyordu...Aynı zamanda filosuna katmak üzere yaklaşık 100 kadar uçak sipariş etmişti...Türkiye'ye teslim edilmesi planlanan iki F-35 uçağına ABD tarafından el konuldu...Türk pilotların F-35'leri kullanmak için aldığı eğitimler de aynı yılın Temmuz sonunda bitirildi...Washington ayrıca ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında Türkiye'ye yaptırım uygulama kararı aldı...Karar ABD Kongresi'nde Aralık 2020'de kabul edildi.

Ocak 2026'da İsrail, ABD yapımı F-35 savaş uçaklarının kullanımı konusunda edindiği kapsamlı operasyonel tecrübeyi Yunanistan ile paylaşacağını duyurdu...İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan son açıklamalarda, özellikle 7 Ekim 2023 sonrası dönemde farklı cephelerde kazanılan yoğun kullanım tecrübesinin Atina yönetimine aktarılacağı belirtildi. Bu hamle, Yunanistan’ın beşinci nesil savaş uçağı kapasitesini henüz envanterine almadan önce teorik ve taktik düzeyde güçlendirmesi anlamını taşıyor...İsrail Ordusu- IDF Sözcüsü Yarbay Nadav Shoshani, İsrail’in F-35 uçaklarının işletilmesi konusunda bölgedeki en geniş bilgi birikimine sahip ülke olduğunu vurguladı. Shoshani, İsrail Hava Kuvvetleri’nin gerçek çatışma ortamlarında elde ettiği verilerin, Yunanistan’ın savunma stratejilerine entegre edilmesi için tam destek vereceklerini ifade etti.


MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN EN BÜYÜK BAŞARILARINDAN BİRİNİ, İKİ TÜRK DİPLOMATI ŞEHİT EDEN ERMENİ TERÖRİSTTEN DİNLEYELİM:

27 Ocak 1973 Cumartesi günü Los Angeles başkonsolosumuz Mehmet Baydar ve Muavin Konsolos Bahadır Demir'i Santa Barbara'da öldüren Gürgen-Gourgen Mıgırdıç Yanıkyan Hürriyet Gazetesi muhabiri Doğan Uluç'a (1935-2022) bakın neler anlatmıştı...1895 Erzurum doğumlu Gürgen Yanıkyan 1984'te ölmüştü...Yanıkyan Türk diplomatları Santa Barbara'daki Baltimore Oteli'ndeki odasında beraber yemek yemeye davet ederek, İstanbul'da bir saraydan çalınan çok değerli bir tabloyu Beyrut'ta satın aldığını ve tabloyu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hediye etmek istediğini söylemişti...

Gürgen-Gourgen Mıgırdıç Yanıkyan Hürriyet Gazetesi muhabiri Doğan Uluç'a "Doğu ve Güney Doğu Anadoluda Ermenistan'ı kurmamıza Türk ordusu engel oldu" demişti...

Gürgen-Gourgen Mıgırdıç Yanıkyan şöyle konuşmuştu:

"ABD'nin 28. Başkanı (1913-1921) Woodrow Wilson 1920 Sevres Anlaşmasına "Doğu ve Güney Doğu Anadoluda Ermenistan kurulacaktır," maddesini ekletmişti...Birinci Dünya Savaşı'nın diğer galip ülkeleri de Woodrow Wilson'la aynı görüşte olduklarını ilan etmişlerdi...Doğu ve Güney Doğu Anadoluda Ermenistan kurulmasına Mustafa Kemal Paşa engel oldu!"

"EMEKLİLER DAR GELİRLİLİKTEN KURTULMAK İÇİN TÜRK EKONOMİSİNİN BÜYÜMESİNİ BEKLEYECEK" AÇIKLAMASI


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, en düşük emekli aylığının 20 bin lira olacağını belirterek şunları söyledi: Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Emeklilerimizin taleplerine, beklentilerine, şikayetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık tam tersine bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu... Türk ekonomisi hedeflerimize uygun büyüdükçe ortaya çıkan ilave katma değerden herkes istifade edecek."

BİLAL ERDOĞAN GÜNDEMDEKİ YERİNİ KORUYOR


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Katar merkezli Atheer platformunda yayımlanacak “Zû Şan” podcast serisinin konuğu oldu. Bilal Erdoğan’ın, annesi Emine Erdoğan’ın kökenine ilişkin soruya yanıt verdiği ve anneanne ile büyükbabasının evde Arapça konuştuğunu belirterek annesinin Arap kökenli olduğunu söylediği bölüm de yer aldı. Fragmanın en çok dikkat çeken anı ise sunucunun Erdoğan’a doğrudan yönelttiği “Babanızın halefi olacak mısınız?” sorusu oldu. Röportajın tamamının ne zaman yayımlanacağı henüz açıklanmadı.


ÇOCUK YAŞTAKİ SUÇLULAR İLE BAŞA ÇIKILAMIYOR!

17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın 15 yaşındaki bir çocuk (E.Ç.) tarafından İstanbul Güngören'de öldürülmesi için Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ şöyle demiş: "Suça itilmiş çocuk yoktur, suç için yetiştirilmiş çocuk vardır"... Ümit Özdağ bir başka açıklamasında şöyle diyor: "PKK'nın terör şeflerinden Bese Hozat, "Biz af falan istemiyoruz. Biz suç olan bir şey yapmadık, elimizi kolumuzu sallayarak gelip siyaset yapacağız" diyor. Bebekleri, askerleri, sivilleri öldürdüm ama bu suç değil, ben gelip siyaset yapacağım," diyor.

ORTA DOĞU KÜRTLERİ YOL AYRIMINDA

Iraklı Kürt lider Molla Mustafa Barzani (1903-1979; Mesud Barzani ve İdris Barzani'nin babası) 1978'de Hürriyet Gazetesi muhabiri Doğan Uluç'a "Türkiye'de 6 ila 8 milyon, İran'da 6 milyon, Irak'ta 3 milyon, Suriye'de 500 bin, Rusya'da 1 milyon, Lübnan'da 150 bin Kürt yaşıyor..." demiş ve "Büyük devletlerin Petrol çıkarları"ndan bahsetmiş, "Kürtlerin yaşadığı ülkelerde büyük devletlerin menfaatleri var" diye sözlerini sürdürmüştü...

1967 savaşında İsrail ordusuna komuta eden Moshe Dayan (1915-1981) ise şöyle demişti "1967'de Araplarla savaşa girdiysek savaşın asıl nedeni Suriye'deki su kaynaklarını ele geçirmekti"

Altı Gün Savaşı; diğer adlarıyla 1967 Arap-İsrail Savaşı, Üçüncü Arap-İsrail Savaşı, Altı Günün Savaşı veya Haziran Savaşı, 5 Haziran 1967 Pazartesi, İsrail ile Arap komşuları Mısır, Ürdün ve Suriye arasında başlayan ve 6 gün süren savaşa verilen addır...İsrail'in ezici zaferiyle sonuçlandı...İsrail bu savaşın ganimeti olarak Suriye'nin su kaynaklarına ve Golan bölgesine el koydu...


10 Mart 2025'te Şara ve Suriye Kürtleri- SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasında imzalanan anlaşmadan sonra yıl boyunca süren görüşmelerin ardından, SDG’nin Şam’la entegrasyonu için belirlenen yıl sonu takviminde kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Bu noktada bir operasyon fikri oluşmaya başladı...Suriyeli yetkililer İsrail’i SDG’ye destek vermekle suçladı ve Paris’te İsrailli yetkililere, Kürtleri entegrasyonu geciktirmeye teşvik etmeyi bırakmaları çağrısında bulundu...ABD'ndeki İsrail Büyükelçisi Yechiel Leiter,

“İsrail, Suriye ordusunun Suriyeli Kürtlere yönelik bir saldırısını asla onaylamadı. Bunu yaptığımıza dair herhangi bir iddia yanlıştır,” dedi...

17 Ocak 2026'da ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack,
Irak Kürdistan Bölgesi’nde SDG Komutanı Mazlum Abdi ile bir araya geldi ve ABD’nin çıkarlarının SDG’den ziyade Şara ile örtüştüğünü söylerken, Bir ABD’li askeri yetkili ile iki Kürt yetkili, Şara’nın saldırısının Kürt sivillere zarar vermesi ya da IŞİD tutuklularının bulunduğu gözaltı merkezlerini istikrarsızlaştırması halinde ABD’nin SDG’ye koruma güvencesi verdiğini açıkladı...Kürt siyasetçi Yusuf, “Koalisyon güçleri ve Amerikalı yetkililerin yaptıkları kabul edilemez,” dedi ve “Gerçekten ilkelerden yoksun musunuz? Müttefiklerinizi bu kadar kolay satmaya hazır mısınız?” diye ekledi.


ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, SDG’nin IŞİD’e karşı bir muharip güç olarak başlangıçtaki amacının “büyük ölçüde ortadan kalktığını” ve Kürtler için en büyük fırsatın Şara’nın yeni hükûmeti altında olduğunu söyledi.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack'tan tarihî açıklama: "SDG'nin ortaya çıkış amacı sona ermiştir..."

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) IŞİD'le mücadelede en etkili kara ortağı olduğunu kanıtladığını ancak o dönemde "işlevsel merkezî bir Suriye devleti olmadığını vurgulayarak "Şam artık IŞİD'in gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye istekli ve hazır olduğundan, SDG'nin sahadaki başlıca IŞİD karşıtı güç olarak çıkış amacı büyük ölçüde sona ermiştir," dedi...

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, "Şu anda Suriye'deki Kürtler için en büyük fırsat, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükûmetin yönetimindeki Esad sonrası geçiş sürecinde yatmaktadır. Bu an, vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon için bir yol sunmaktadır," dedi.

"O dönemde işbirliği yapılacak merkezî Suriye devleti yoktu"

"Bu haklar, birçok Kürt'ün vatansızlık, dil kısıtlamaları ve sistematik ayrımcılığa maruz kaldığı Beşar Esad rejimi altında uzun süredir reddedilmekteydi," diyen Barrack, paylaşımına şu ifadelerle devam etti:

"Tarihsel olarak, ABD'nin kuzeydoğu Suriye'deki askerî varlığı, öncelikle IŞİD'e karşı bir ortaklık olarak gerekçelendirildi. Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), 2019 yılına kadar IŞİD'in halifeliğini yenilgiye uğratmada en etkili kara ortağı olduğunu kanıtladı ve binlerce IŞİD savaşçısı ve aile üyesini el-Hol ve el-Shaddadi gibi hapishanelerde ve kamplarda gözaltına aldı. O dönemde, işbirliği yapılabilecek işlevsel bir merkezi Suriye devleti yoktu; Esad rejimi zayıflamış, tartışmalı ve İran ve Rusya ile ittifakları nedeniyle IŞİD'e karşı geçerli bir ortak değildi."

"SDG'nin sahadaki başlıca IŞİD karşıtı güç olarak çıkış amacı büyük ölçüde sona ermiştir"

"Bugün durum temelden değişti," diyen Barrack "Suriye artık, IŞİD'le Mücadele için Küresel Koalisyon'a katılan (2025'in sonlarında 90. üyesi olarak) tanınmış bir merkezi hükümete sahip ve bu da batıya yönelme ve terörle mücadelede ABD ile işbirliği sinyali veriyor. Bu durum, ABD-SDG ortaklığının gerekçesini değiştirmiştir: Şam artık IŞİD'in gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye istekli ve hazır olduğundan, SDG'nin sahadaki başlıca IŞİD karşıtı güç olarak çıkış amacı büyük ölçüde sona ermiştir. (...) "Son gelişmeler, ABD'nin SDG'nin ayrı bir rolünü uzatmak yerine bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir," diyen Barrack, bu gelişmeleri şöyle sıraladı:

"18 Ocak'ta imzalanan bir entegrasyon anlaşmasını güvence altına almak, zamanında ve barışçıl bir şekilde uygulanması için net bir yol haritası belirlemek üzere Suriye Hükümeti ve SDG liderliği ile kapsamlı görüşmeler yaptık.

"Anlaşma, SDG militanlarını ulusal orduya entegre ediyor (bireyler olarak, ki bu en tartışmalı konulardan biri olmaya devam ediyor), önemli altyapıları (petrol sahaları, barajlar, sınır geçişleri) devrediyor ve IŞİD hapishaneleri ve kamplarının kontrolünü Şam'a devrediyor.

"ABD'nin uzun vadeli askeri varlıkta hiçbir çıkarı yoktur; IŞİD kalıntılarını yenilgiye uğratmayı, uzlaşmayı desteklemeyi ve ayrılıkçılığı veya federalizmi onaylamadan ulusal birliği ilerletmeyi önceliklendiriyor."


"Bu, Kürtler için eşsiz bir fırsat yaratmaktadır," diyen Barrack, bu "fırsatları" "yeni Suriye devletine entegrasyon, tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar da dahil), Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürünün anayasal olarak korunması (örneğin, Kürtçe eğitim, Nevruz'un ulusal bayram olarak kutlanması) ve yönetişime katılım" olarak sıraladı ve "SDG'nin iç savaş kaosu ortamında sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesinde haklar sunmaktadır," dedi.

"Kırılgan ateşkesler, ara sıra çıkan çatışmalar, sertlik yanlısı kesimlere ilişkin endişeler veya bazı aktörlerin geçmişteki şikayetleri yeniden gündeme getirmek istemesi" gibi risklere rağmen ABD'nin Kürt haklarının korunması ve IŞİD'e karşı işbirliği için baskı yaptığını söyleyen Barrack, "Alternatif olan uzun süreli ayrılık, istikrarsızlığa veya IŞİD'in yeniden dirilişine yol açabilir. ABD diplomasisi tarafından desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için şimdiye kadarki en güçlü şansı temsil ediyor," dedi.


Barrack son olarak Suriye'de ABD'nin odaklandığı konuları şöyle sıraladı:

"1) Şu anda SDG tarafından korunan IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevi tesislerinin güvenliğini sağlamak

2) SDG ile Suriye hükümeti arasında görüşmeleri kolaylaştırarak SDG'nin barışçıl bir şekilde entegrasyonunu ve Suriye'nin Kürt nüfusunun tarihi bir tam Suriye vatandaşlığına siyasi olarak dahil edilmesini sağlamak."


SURİYE KÜRTLERİNİN (SDG) GARDİYANLIĞINI YAPTIĞI 70 BİNE YAKIN IŞİD'Lİ VE ONLARIN AİLELERİ, YAKINLARI NE OLACAK?


Aralık 2024: Suriye’nin kuzeydoğusundaki cezaevleri ve kamplarda yaklaşık 65 bin 600 erkek, kadın ve çocuk IŞİD tutuklusu bulunuyor.

Bu 65 bin kişinin 10 bini IŞİD için savaşmış militanlar. SDG yetkilileri, bunların 5 bininin Suriyeli, 3 bininin Iraklı, 2 bininin ise 20’den fazla ülkeden gelen yabancı savaşçılar olduğunu açıkladı. Hepsinin kimlik bilgisi ilgili ülkelerle paylaşıldı.

Tutukluların geri kalan 55 bini El-Hol ve Roj gibi mülteci kamplarında tutulan aile üyeleri. Bu iki kampta toplam 37 bin 400 yabancı uyruklu kişi var. Bunların ise 27 bin 300’ü Iraklı.

Iraklı tutuklu sayısının bu kadar fazla olması IŞİD’in bölgede nasıl potansiyel bir tehdit olduğunu gösteriyor.

En çarpıcı istatistik ise IŞİD militanlarının ailelerinin kaldığı kampların yarısı çocuk. Yaklaşık 30 bin 12 yaş altı çocuk bulunuyor. Bu kamplar dışında ise 700’e yakın çocuk tutuklu da hapishanelerde kalıyor.

Panorama ve El-Sina’a hapishaneleri, bölgenin en büyük IŞİD militanı tutukevleri.

İngiltere’nin 20 milyon dolar harcayarak yaptırdığı Panorama Cezaevi’ndeki tüberküloz salgını ayda ortalama 5 can alıyor. Cezaevi koridorlarında sürekli öksürük sesleri duyuluyor. Yetkililer karantina uygulamaya çalışıyor ancak aşırı kalabalık koğuşlar buna izin vermiyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız