Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
27°

Maden Kanunu Acilen Değiştirilmelidir

YAYINLAMA:
Maden Kanunu Acilen Değiştirilmelidir

Ben Türkiye kamuoyuyum, Türkiye kamuoyunun bir bireyiyim, 1/86 milyonum.
Yüce ulusumuz adına sizlerden bilhassa talep ediyorum.
Ülkemin ve yüce milletimizin geleceği, mutlu, huzurlu, refah içinde insanımızın kaliteli yaşamının sürdürülebilirliği adına talep ediyoruz.

AŞAĞIDAKİ BİLİMSEL GEREKÇELERE DAYANILARAK MADEN KANUNUNUN REVİZE EDİLMESİNE İHTİYAÇ VAR. BİR AN EVVEL KANUN DEĞİŞTİRİLMELİDİR.

2004 yılında maden kanununda yapılan değişiklik nedeniyle ülke coğrafyamız, tarım ve hayvancılık varlığımız, yeşil doku, yer altı ve yer üstü sularımız, insanların sağlığı, milli ekonomimiz, genel çevre olgumuz, ekolojik kriterlerimiz, ekosistem, topraklarımız kademeli olarak telafisi mümkün olmayan zararlara düçar edilmektedir.

Anılan kanunun özü ve tarifi: Su ile petrolden başka tüm doğal oluşumlarımız madendir denilmektedir. Diş büyüklüğündeki bir çakıl taşı parçasından tutun da kum ve kumullar, taşı toprağı maden sayılmaktadır.

Esasen bu görüş ve bu kabul, orta ve uzun dönemde bir ülkenin yok oluşuna giden yolun başlangıcıdır. Lütfen ortak akıl çerçevesinde ilgili kanunu bir kere daha gözden geçirmek suretiyle, bilimsel bir araştırma, ciddi bir fizibilite çalışması yapılması halinde görülecektir ki halen uygulamada bulunan maden kanununun değiştirilmesine acilen ihtiyaç olacaktır.

Hatırlatalım: İlk madencilik faaliyetleri Afrika ülkesinde başlatılmıştı. Sonra ne oldu? O ülkelerin insanları azami derecede fakirleşti, kuru ekmeğe muhtaç oldu.
Yabancı sermayenin kölesi durumuna geldiler.

Mermer elde etmek için açılan ocaklar, coğrafyamızın yer altındaki laboratuvarlarıdır. Suları arıtarak sızdıran, mikro çatlaklardan süzerek ve damıtarak yer altı sularının, derelerin, nehirlerin oluşmasını sağlayan doğal kaynaklarımızdandır.

Yapılan araştırmalara göre bir kilo mermerin 75 kuruşa satıldığı, bir ekmeğin 15-20 TL, bir bardak (150 cc miktarındaki) çayın 20-30 TL, 1 litre meşrubatın 200 TL olduğu bir ülkede, 7 aks üzerinde ülkemiz coğrafyasına ve toplumumuza zarar açan madencilikte 1 kilo mermerin 75 kuruşa satılıyor olması fevkalade düşündürücüdür.

Diğer taraftan, CN (siyanür- intihar asidi) başta olmak üzere altın aranmasında kullanılan sayısız kimyasal asitlerin kısa, orta ve uzun dönemde tüm canlılara, yer altı ve yer üstü sularımıza, ekosisteme ne denli ölçüde zarar verdiği dikkate alındığında konunun vahameti bir kere daha görülmüş ve yaşanmış olacaktır.

Bir örnekle: Bir mermer ocağının çevreye yaydığı farklı çaplardaki mikron toz partiküllerin insanları kansere, silikozise maruz bıraktığı, hayvanlar üzerine de aynı etkide bulunduğu, ormanlara, tarıma, çevreye verdiği zararları biliyor muyuz?

Altının kara borsaya düştüğü ilkemizde, 1 gr altın 10 bin TL’ye koşarken ülkemizde 500 ton altın potansiyelini yabancılara tercih edip coğrafyamızı neden delik deşik ettiriyoruz?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız