Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
26°

“İnsan, Unuttuğu Şeydir.”

YAYINLAMA:
“İnsan, Unuttuğu Şeydir.”

Bir kalem masada unutulmaz aslında;
Zihin başka bir yere kaçmıştır.
Bir kitap yarım kalmaz;
İnsan, kendi hikâyesinin ortasında sıkılmıştır.

Biz eşyaları unutmuyoruz.
Biz, o eşyaya ait olan versiyonumuzu geride bırakıyoruz.

Ve işin en acı tarafı şu:
Eskiden unutulan şey aranırdı.
Şimdi yerine yenisi alınıyor.

Çünkü artık hatırlamak zahmetli, yerine koymak daha pratik.

Modern hayat dediğimiz şey biraz da budur:
Kaybet, yerine koy, devam et.
Hissetme, oyalanma, durma.

Ama bazı eşyalar vardır…
Yerine yenisi alınamaz.

Bir atkı mesela.
Sıcak tutmaz sadece, birinin boynuna sarıldığı anı taşır.
Bir kitap mesela.
Yarım kaldığında sadece hikâye değil, bir ihtimal de yarım kalır.

Ve en garibi:
Bazen bir yabancı, senin unuttuğun eşyaya senden daha dikkatli bakar.

Çünkü sen hızla geçtin.
O, durdu.

İşte bütün mesele burada.

Hız çağında yaşıyoruz ama hiçbir şey gerçekten “geçmiyor.”
Sadece üstü kapanıyor.

Unutulan her eşya, aslında küçük bir itiraftır:
“Yetişemedim.”
“Dayanamadım.”
“Artık ben o kişi değilim.”

Ve belki de en dürüst olanlar, en çok unutanlardır.

Çünkü bazı şeyleri taşımak için ya çok güçlü olman gerekir…
Ya da tamamen vazgeçmiş.

Ben Aslı.

Bazı şeyler kaybolmaz…
Sadece biz onları geri almaya değmez buluruz.

Ve insanın kim olduğu, neye döndüğüyle değil, neyi geride bırakmayı seçtiğiyle anlaşılır.

Biz de… Bir sonraki cümlede görüşürüz.

Ve o meşhur sorumuzu bırakıyorum:

Bir şeyi geri almaya dönmediğinde onu gerçekten unutmuş mu olursun, yoksa bilerek mi bırakırsın?

Ve daha tehlikelisi:
Sen mi eşyayı unuttun…
Yoksa o eşya mı seni geride bıraktı?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız