Türkiye’yi Anlamak İçin Hangi Kitapları Okumalıyız?
"Fayn Kitap" gazetecilere sormuş: Türkiye’yi anlamak için hangi kitapları okumalıyız?
Umur Talu:
• Türkiye’nin Düzeni-Dün, Bugün, Yarın, Doğan Avcıoğlu, Tekin Yayınevi
• İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele serisinin 5 kitabı, özellikle 3. Kitap İç Savaş ve Sevr’de Ölüm, Sina Akşin, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
• Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, Erik Jan Zürchner, çeviren: Yasemin Saner, İletişim Yayınları
• Cereyanlar- Türkiye’de Siyasi İdeolojiler, Tanıl Bora, İletişim Yayınları
• Pasif Devrim-İslami Muhalefetin Düzenle Bütünleşmesi, Cihan Tuğal, Koç Üniversitesi Yayınları
Cengiz Erdinç:
• Yorgun Savaşçı, Kemal Tahir, Ketebe Yayınları
• Kırmızı Buğday, Ahmet Büke, Can Yayınları
• Müfettişler Müfettişi, Orhan Kemal, Everest Yayınları
• Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye (3 cilt), Stefanos Yerasimos, çeviren: Babür Kuzucu, Belge Yayınları
• Aydın Üzerine Tezler, Yalçın Küçük, Kırmızı Kedi Yayınevi
Nevşin Mengü :
• Demirel, Tanıl Bora, İletişim Yayınları
• Rabıta, Uğur Mumcu, Uğur Mumcu Vakfı Yayınları
• Muktedirlerin Siyaseti, Ümit Cizre, İletişim Yayınları
• Suyu Arayan Adam, Şevket Süreyya Aydemir, Remzi Kitabevi
• Taşra Üniversiteleri, Tuğba Tekerek, İletişim Yayınları
Serdar Kuzuloğlu :
• Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi, İsmail Cem, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
• Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi, Şevket Pamuk, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
• Zübük, Aziz Nesin, Nesin Yayınevi
• Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İletişim Yayınları
• Dinle, Küçük Adam, Wilhelm Reich, çeviren: Yüksel Pazarkaya, Cem Yayınevi
Elif Key :
• Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yaşar Kemal, Yapı Kredi Yayınları
• Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Sevgi Soysal, İletişim Yayınları
• Bir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
• Kiralık Konak, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İletişim Yayınları
• Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin, Can Yayınları
Gökçer Tahincioğlu:
• Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali, Ayrıntı Yayınları
• Şafak, Sevgi Soysal, İletişim Yayınları
• Yaralısın, Erdal Öz, Can Yayınları
• Ağlayan Dağ Susan Nehir, Ayşegül Devecioğlu, Metis Yayınları
• Kafamda Bir Tuhaflık, Orhan Pamuk, Yapı Kredi Yayınları
Hakkı Özdal:
• Ankara, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İletişim Yayınları
• Yorgun Savaşçı, Kemal Tahir, Ketebe Yayınevi
• Bereketli Topraklar Üzerinde, Orhan Kemal, Everest Yayınları
• Memleketimden İnsan Manzaraları, Nâzım Hikmet, Yapı Kredi Yayınları
• Bizim Köy, Mahmut Makal, Literatür Yayınları
Ayça Örer:
• Güven, Vedat Türkali, Ayrıntı Yayınları
• Kurt Kanunu, Kemal Tahir, Ketebe Yayınları
• Asılacak Kadın, Pınar Kür, Can Yayınları
• Röportaj Yazarlığında 60 Yıl, Yaşar Kemal, Yapı Kredi Yayınları
• Sıcak Külleri Kaldı, Oya Baydar, Can Yayınları
Şenay Aydemir
• Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Dergâh Yayınları
• Zübük, Aziz Nesin, Nesin Yayınevi
• Güven, Vedat Türkali, Ayrıntı Yayınları
• Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan, Can Yayınları
• Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin, Can Yayınları
ARŞİV UNUTMAZ
"Biz İstanbul'a ihanet ettik" cümlesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 21 Ekim 2017 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi'nde düzenlenen Uluslararası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesi’nde sarf edilmiştir.
Kurulan Cümle: Erdoğan konuşmasında, "Biz bu şehrin kıymetini bilmedik. Biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum" ifadelerini kullanmıştır.
Bağlam: Konuşmasında İstanbul'un yatay mimariden uzaklaşıp dikey yapılarla ve gökdelenlerle silüetinin bozulmasına, yeşil alanların azalmasına ve şehrin kimliğinin tahrip olmasına değinmiştir.
Siyasi Yankıları: Bu çıkış, muhalefet partileri (özellikle CHP ve o dönemki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu) ve kamuoyu tarafından uzun süre gündemde tutulmuş, kentsel dönüşüm, imar kararları ve betonlaşma tartışmalarında sıkça referans gösterilmiştir.
Erdoğan: Bu şehre ihanet ettik ben de sorumluyum!
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Uluslarası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesi'nde konuştu.. Erdoğan; "İstanbul müstesna bir şehir ama biz kıymetini bilemedik, ihanet ettik. Ben de bundan sorumluyum" ifadelerini kullandı. Uluslararası Medeniyet Şurası'nda konuşan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:
‘BU TÜREDİ TİPLER SÜNNETİ CİDDİ MANADA TARTIŞIR HALE GELDİLER’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün aziz dinimizi terör örgütleri üzerinden öylesine bir yere konumlandırmaya çalışıyorlar ki böyle olmadığını anlatmaya çalışmaktan çoğu zaman hakikati ifade etmeye fırsat bulamıyoruz. Şu anda birçok insanlar çıktı, türedi. Bu türedi tipler sünneti ciddi manada tartışır hale geldiler. Bu tartışmaların özellikle ülkemizde yapılması bizler için ciddi manada bir üzüntü sebebidir. Şunu açık, net söylemek zorundayım. Hoca olmak, ahkam kesmek yetkisini kimseye vermiyor ve dolayısıyla Sevgili Peygamberimizin sünnetini tartışma yetkisini de onlara vermiyor. Bu tartışmaları açmak aslında bir neslin ifsadı anlamındadır. Ve bu nesli ifsat etme hakkını da kimse onlara vermemiştir. Kendileri de böyle bir tarzla siyasetin içerisine giremezler, girerlerse bedelini onlar da ağır öderler" dedi.
'BİZ DE BU TUZAĞIN İÇİNE DÜŞTÜK'
Erdoğan, "Bir şehrin Batı ölçüsüne göre medeni sayılması için yollarda aydınlatma olması, sokaklarda çamur bulunmaması gibi görünür özelliklere bakılır, halbuki İslam'ın ölçüsüne göre bir şehrin medeniliğinin işareti, mesela kapı kilitlemeden dışarı çıkılabilmesi, ihtiyaç sahibi herkese el uzatılması, sokak hayvanlarına dahi şefkatle davranılması demektir. Bizim medeniyetimizde medenilik budur. Fakat bu tuzağın içine biz farklı şekilde düştük. 40 kat, 100 kat bu tür binaları yapmak sizi medeni yapmıyor ama biz de bu tuzağın içine düştük, onu da söyleyeyim" ifadelerini kullandı.
'TRUMP MEDENİYET OLAYINI ŞEKİL OLARAK DEĞERLENDİREN BİR TİPOLOJİDİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Trump, bana göre medeniyet olayını şekil olarak değerlendiren bir tipolojidir. Bizim anlayışımızda biz farklı düşünce insanlarına kapıları kapatmadık ama şu anda eğer Amerika'da Müslümanlar oradan kovulmanın hesapları içerisine mahkum edilmişse Amerika'da bir sıkıntı var demektir. Önce Trump'ın bunu masaya yatırması lazım. Bizim hedefimizde insan, yaratılmışların en şereflisidir. Fakat görüyorum ki Amerika'da durum böyle değil ve şu andaki gidiş orada sıkıntıdadır," diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Benim 13 tane korumam kendi davetine gittiğim bir ülkede eğer kalkıp da daha Amerika'da tanımadan, görmeden, bilmeden haklarında, gıyaplarında kalkıp gözaltına alma kararı çıkıyorsa kusura bakmasınlar, ben bu ülkeye medeni demem. Beni davet edeceksin, yanımda korumalarım, ben bir ülkenin Cumhurbaşkanıyım ve teröristlere orada adeta bizi dövdürmeyle, tehditle karşı karşıya bırakacaksın ve kendi korumalarım bizimle ilgili tedbir alacak, hele hele iki tanesi orada hiç yok, eşimin korumaları ve bunlarla ilgili savcı gözaltına alma kararı verecek. Böyle adalet olur mu?
"Amerika'da Sayın Trump bakıyorsunuz Müslümanlara 'terörist' ifadesini kullanıyor. 'Bak böyle bir şey yok' dediğimizde de savunamıyor. Hadi buyur, Myanmar'da bazı Budistler terörist olarak Rohingya Müslümanlarını öldürdüler. Peki Budistlerle ilgili aynı şeyi söyleyebiliyorlar mı, yok. Niye? Onlar yoga yapıyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Hristiyan teröristler için böyle bir şey söylüyorlar mı, Yahudi teröristler için böyle bir şey söylüyorlar mı, yok. Varsa yoksa İslami terör diyorlar. Defaatle anlatıyoruz, olamaz."
'İSTANBUL'A İHANET ETTİK BEN DE BUNDAN SORUMLUYUM'
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Uluslarası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesi'nde şunları söyledi:
"Kadim şehirlerin en önemli güzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyelerinde eritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum.
Burası, Fatih Sultan Mehmet Han'dan beri ilmin, kültürün, siyasetin, sanatın ve ticaretin payitahtı olmuş bir şehir. Bugün de İstanbul onca yaşadıklarına rağmen halen ayaktadır. Türk-İslam medeniyetinin kalelerinden biri olmayı sürdürmektedir. İşte belediye başkanı olduğum zaman 8 milyon nüfus, şimdi 15 milyon nüfus... Böyle bir şehir. Dünyada eşi benzeri olmayan nadide şehirlerden bir tanesi."
MEHMET ÖZHASEKİ'NİN AÇIKLAMASI
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Biz İstanbul'a ihanet ettik. Ben de sorumluyum' sözleri için "CHP'nin burada belediyecilik yaptığı dönemi çok iyi hatırlıyorum. İstanbul'a en büyük ihaneti onlar yapmışlardır. Her tarafı kaçak yapıyla, gecekonduyla doldurmuşlardır" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'İstanbul'a ihanet ettik' sözlerini değerlendirmesi istenen Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, " Belki de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gördüğü en dobra, en yiğitçe düşündüğünü söyleyen bir devlet adamıyla karşı karşıyayız. Yaptıklarını söylediği gibi eğer kendisini eleştirmesi gerekiyorsa, mertçe bunu söyleyebilen bir Cumhurbaşkanımız var" dedi.
" Keşke siyasi partilerimizin başındakiler de, ara ara kendilerini eleştirseler" diyen Özhaseki sözü CHP'ye getirerek şunları söyledi: Yaptıkları hataları insanlara doğruca söyleyebilseler. Keşke yalan söylemekten vazgeçseler. Bu bir dilek, bir temenni. Yaparlar ya da yapmazlar bilemem. Evet dünya güzeli bir kentte yaşıyoruz. Bu kentin halihazırdaki yapılaşması konusunda hepimizin eleştirileri var. Bu eleştiriler noktasında, doğrusu birçok ortak sorumluluk var. İlk yıllardaki İstanbul neden kayboldu? 90'lı yıllara kadar devam eden müthiş bir göç dalgası vardı. Bu göç dalgası sırasında kimler belediye başkanıydı ? Bugün durmadan Cumhurbaşkanını eleştiren, diline dolayan, bu yiğitçe sözünü ikide bir değişik manalarda kullanan ana muhalefet partisinin temsilcileri bir dönüp kendilerine baksınlar. Öğrenciliğim burda geçti. İstanbul'dan hiç kopmadım. CHP'nin burada belediyecilik yaptığı dönemi çok iyi hatırlıyorum. İstanbul'a en büyük ihaneti onlar yapmışlardır. Her tarafı kaçak yapıyla, gecekonduyla doldurmuşlardır. Gecekondu masum bir şey. Ama plan yapmayarak, alt yapısını vermeyerek , 'şuraları yapın', 'Allah kerim siz bizim adamımız olursunuz'. 'Arka bahçemiz olursunuz' mantığıyla yapılan işler bana göre İstanbul'a en büyük ihanettir. Son yıllarda sadece siluete bakarak bu konuda bir özeleştiri yapan Cumhurbaşkanımıza söz söylemek, CHP'nin haddi değildir. CHP eğer bir söz söyleyecekse, şöyle bir geçmişine bakarak yaptıklarını bir gözden geçirecek, çöp dağları, susuzluk, bütün kaçak yapılara kapı açmak. 'Yapın, bir takım ideolojik hareketler bizi desteklersiniz' , 'arka bahçemiz' olursunuz mantığı. Bunları hep yaşadık..."
3 KASIM ABD SEÇİMİ NOTLARI : ABD UZAYA LAZER SİLAHI YERLEŞTİRMİŞ!
Demokrat Partili Senatör Ossoff: "2028'de başkanlığa aday olmak gibi bir niyetim yok. Çok açık konuşmak gerekirse, sandıkların kapanmasına sadece 16 gün kala, herkesi önümüzdeki asıl meseleye odaklanmaya davet ediyorum. Trump yönetimi kontrolden çıkmış durumda; bizi yalanlarla savaşa sürüklediler, fiyatların hızla yükselmesine neden oldular..."
Elon Musk'ın net serveti, Forbes'un Eylül 2026 verilerine göre yaklaşık 892 milyar dolar seviyesindedir. Tesla ve SpaceX gibi şirketlerin hisse değerlerindeki anlık değişimlere bağlı olarak dalgalanan bu servet, Musk'ı açık ara dünyanın en zengin insanı konumunda tutmaktadır.
Elon Musk’ın "Starlink" üzerindeki kontrolü, "MUSK" filminde ele alınıyor.Filmde bir kaynak, Elon’ın kendisine uzayda lazer silahları olduğunu söylediğini açıklıyor!
Eski bir üst düzey Meta yöneticisi olan Sarah Wynn-Williams tarafından kaleme alınan *Careless People* adlı eseri okumak için bundan daha iyi bir zaman olamaz; zira kitap —pek çok başka ifşanın yanı sıra— Facebook’un 2010’ların ortalarında, Snowden sonrası dönemde getirilen gizlilik düzenlemelerine karşı bir hamle olarak Avrupa’daki aşırı sağı desteklediğini ortaya koyuyor.
Donald Trump: "Meksika Körfezi'nin adını değiştirdim. Google Haritalar'ı aradım. 'Lütfen bunu yapın' dedim. Ne dersem onu yapıyorlar."
Polonya Dışişleri Bakanı Sikorski, Trump’ı yalancılıkla suçluyor:“ABD, geçen yılın ocak ayından bu yana, yani bir buçuk yıldan uzun süredir Ukrayna'ya yardım etmiyor. ABD, Ukrayna’nın savunmasına tek bir sent dahi katkıda bulunmadı. Bunu biz yapıyoruz; Avrupa.”