Tutsak Basın
Özgür, cesur ve muhalif basına yönelik gözdağı tutuklamaları usul ve hukuka aykırı biçimde sürdürülüyor.
Ağzında sakız ile gayri ciddi bir biçimde çağrıldığı ifadeye giden Ankara’nın eski belediye başkanının ve ailesinin Almanya’daki mal varlığına yönelik usulsüzlükleri haber yapan gazeteci Murat Ağırel cezaevine gönderildi. Murat Ağırel hakkında zaten adli kontrol hükümleri gereği 10 Ekim 2026’dan bu yana ayağında kelepçe ile ev hapsinde bulunuyordu.
Hal böyle iken yani Murat Ağırel’in kaçma, delilleri yok etme vb. koşulları ihlal etme imkânı yokken onun cezaevine gönderilmesi, son yaptığı sermaye piyasasındaki işlemler ve fon soruşturmasına ilişkin haber ve açıklamalardır. Cezaevine gönderme gerekçesi suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama iddiası olmuştur.
Murat Ağırel gibi pek çok dürüst, cesur ve gerçek haber yapan gazeteciler en hafif yurt dışına çıkamama ve ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbirleri yanı sıra cezaevlerinde tutsak durumdadırlar.
Pek çok defa yazılarımızda belirttiğimiz gibi tutuklama CMK’da delilleri koruma amaçlı bir tedbirdir. Tutuklama kural değil istisnadır, ancak tutuklama siyasal iktidarın özellikle muhalifleri sindirmek ve susturmak amacıyla kural haline getirdiği bir uygulama haline dönüşmüştür.
Bu durum masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı gibi evrensel hukuk kurallarını ve insan haklarını ve hatta Anayasada güvence altına alınmış her türlü özgürlüklerin özünü yok etmektedir.
Basın özgürlüğü ülke insanının haber alma, bilgi edinme özgürlüğü ile yakından ilgilidir. Bir hukukçu olarak bu kadar önemli bir kavram olan basın özgürlüğüne ve haber alma hakkına yönelik olumsuz yöntemleri kabul etmiyor; açıkça hukuka, anayasaya ve ceza yargılaması hukukuna aykırı buluyoruz.
Saygılarımla…