Son Yağışlar Uyarı Niteliğinde

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Son Yağışlar Uyarı Niteliğinde

İstanbul ve Antalya başta olmak üzere ülkemizin birçok bölgesinde etkili olan şiddetli yağışlar, sel ve su baskınlarıyla birlikte yaşamı olumsuz etkiledi. Antalya’nın özellikle Demre ilçesinde yollar sular altında kaldı, günlük yaşam aksadı. Yazdan kalma güzel günlerin keyfini süren vatandaşlarımız, bir anda doğanın sert yüzüyle karşı karşıya kaldı.
Son yağışlar, iklim değişikliğinin etkilerini ve kentlerimizin doğal afetlere karşı ne ölçüde hazırlıklı olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.
TEMA Vakfı da yaptığı açıklamada, iklim kriziyle şiddetlenen yağışların dere yataklarının yapılaşmaya açılması, plansız kentleşme ve yetersiz altyapıyla birleştiğinde afete dönüştüğüne dikkat çekti. Bilim temelli kentleşme, güçlü altyapı, erken uyarı sistemleri ve iklim değişikliğine uyum önlemlerinin artık ertelenemeyeceğini vurguladı.
2 Ekim’de bu köşede yayımlanan “Antalya’nın 2100 Vizyonu”başlıklı yazımda, Antalya'nın hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme ve iklim değişikliğinin doğurduğu risklerle karşı karşıya bulunduğuna işaret etmiştim. Kentin bugünkü sorunlarını çözmek kadar geleceğini hazırlamanın da önem taşıdığını belirtmiştim.
Yaşanan son olaylar, bu değerlendirmelerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Sellerin oluşmasında doğal ve insan kaynaklı birçok etken rol oynuyor. Kısa sürede düşen aşırı yağış, toprağın suyu emme kapasitesini aştığında yüzey akışına dönüşüyor. Dik yamaçlar, ani kar erimeleri ve bazı bölgelerde toprağın geçirimsiz yapısı taşkın riskini artırıyor. Ancak doğal olayların afete dönüşmesinde insan müdahalelerinin de büyük payı bulunuyor.
Dere yataklarının imara açılması, akarsu güzergâhlarının daraltılması, ormanların ve bitki örtüsünün tahrip edilmesi, aşırı betonlaşma ve yetersiz yağmur suyu altyapısı, sellerin yıkıcı etkilerini ağırlaştırıyor. Kentler büyürken doğal su yollarının korunmaması, yağmur sularının toprağa sızmasını engelliyor. Böylece kısa süreli şiddetli yağışlar bile ciddi su baskınlarına neden olabiliyor.
Antalya, coğrafi özellikleri nedeniyle bu tehlikelere özellikle açık bir kentimiz. Akdeniz kıyısından hızla yükselen dağlar, yoğun yağışların kısa sürede ovalara ve yerleşim alanlarına ulaşmasına neden olabiliyor. Boğaçayı, Düden ve Aksu gibi akarsuların havzalarında yaşanabilecek taşkınlar da dikkate alınması gereken riskler arasında bulunuyor.
Bütün bunlar, afetlerle mücadelenin yalnızca felaket sonrasında yürütülecek kurtarma ve yardım çalışmalarıyla sınırlı kalamayacağını gösteriyor.
Asıl önemli olan, afet meydana gelmeden önce gerekli önlemleri almak ve riskleri azaltmaktır.
Bu amaçla öncelikle bilimsel verilere dayalı taşkın risk haritaları güncellenmeli, dere yatakları ve taşkın alanları yapılaşmadan korunmalıdır. Mevcut yerleşim alanlarındaki riskli yapılar belirlenmeli, yağmur suyu drenaj sistemleri artan yağış şiddetine uygun biçimde güçlendirilmelidir. Yeşil alanlar korunmalı, suyun toprağa sızmasını sağlayacak kentleşme anlayışı benimsenmelidir.
Erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, vatandaşların zamanında bilgilendirilmesi ve afet anında kurumlar arasında etkili koordinasyon sağlanması da yaşamsal önem taşıyor.
Bu çalışmaların merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler ve ilgili meslek kuruluşlarının işbirliği ile, uzun vadeli bir planlama anlayışı içinde yürütülmesi gerekiyor.
Unutulmamalıdır ki iklim değişikliği artık yalnızca geleceğin değil, bugünün de sorunudur. Geçmişte olağan kabul edilen yağış düzenlerinin değişmesi, kentlerin altyapı ve yerleşim politikalarının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.
Doğal olayları önleyemeyiz. Ancak bilimsel planlama, doğru yatırımlar ve zamanında alınacak tedbirlerle bu olayların afete dönüşme riskini ve yol açacağı kayıpları önemli ölçüde azaltabiliriz.
Son yağışları yalnızca mevsimsel bir olay olarak görmemeliyiz. Bunlar, doğanın bizlere yaptığı ciddi uyarılardır.
Önemli olan, her felaketten sonra aynı sorunları konuşmak değil, yaşananlardan ders çıkararak gerekli adımları atmaktır.
Çünkü afetlere hazırlık, felaket yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce başlar.

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız