Antalya Barosu'nun 100. kuruluş yılına denk gelen Olağan Genel Kurulu, 17-18 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilmişti. Genel Kurulu’nda kürsüye çıkan eski Baro Başkanı Polat Balkan, yargı bağımsızlığının ortadan kalktığına, anayasal düzenin askıya alındığına ve baronun laiklik çizgisinden saptığına dikkat çekerek sert eleştirilerde bulundu.
"Anayasal Bir Devlet Olmaktan Çıktık"
Konuşmasına 1960 yılında Menderes dönemindeki baskılara karşı Çetin Altan'ın köşesinde yazdığı "Bugün canım konuşmak istemiyor" cümlesini hatırlatarak başlayan Balkan, günümüzde çok daha ağır bir sürecin yaşandığını belirterek, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının dinlenmediği ve dinletemediği bir süreçteyiz" dedi. 2017 yılındaki anayasa referandumunu anımsatan Balkan, "'Bu kadar yetki kimin eline geçerse geçsin ortaya bir diktatör çıkar' dedik, evet diktatör çıktı, adını koyalım" dedi. Rejimin geldiği noktayı özetleyen Balkan, "Türkiye Cumhuriyeti devleti laik bir devlet değildir. Türkiye Cumhuriyeti devleti hukuk devleti değildir. Türkiye Cumhuriyeti devleti anayasal bir devlet olmaktan çıkmıştır. Yalnızca yazılı anayasası olan, onu da rafa kaldırdıkları bir süreçteyiz" ifadelerini kullandı.

"Can Atalay Anılmadan Genel Kurul Bitmez"
Adil yargılanma hakkı için avukatların ve baroların direnmesi gerektiğinin altını çizen Balkan, cezaevindeki siyasi tutuklulara dikkat çekerek, "Selahattin Demirtaş'ı anmadan bir genel kurul bitmez. Osman Kavala'yı anmalıyız. Selçuk Kozağaçlı'yı anmalıyız. Can Atalay, ismi anılmadan genel kurul geçirilecek bir kişi değildir" dedi. Bu isimlerin hukuki gerekçelerle tutuklu bulunmadığını vurgulayan Balkan, "Bu ve benzeri birçok insan; saray yargısının, bağımlı ve bağlı hale gelen saray yargısının, aldıkları talimat üzerine hukuku yok sayarak uyguladığı faşist yargı pratikleri yüzünden içerideler" dedi.
"HÜDA PAR Bu Baroda Ağırlandı Mı?"
Antalya Barosu'nun mevcut yönetimine "laiklik" ve "Cumhuriyet değerleri" üzerinden tepki gösteren Balkan, "Biz Atatürk ilke ve devrimlerinden, Cumhuriyetin kazanımlarından yana taraf olan bir baroyuz diyoruz ya... HÜDA PAR bu baroda ağırlandı mı? Ben bilmek istiyorum" dedi. HÜDA PAR'ın geçmişteki eylemlerine atıf yapan Balkan, "Domuz bağıyla herkesi katleden, Konca Kuriş'i katleden bir anlayışın ürünü olan HÜDA PAR, bu baroda ağırlandı mı, ağırlanmadı mı? Ağırlandıysa neden? Dahası, biz bunu niye bilmiyoruz?" diye sordu. Ayrıca baro bütçesinden iftar yemeği verilmesini eleştiren Balkan, "Laik bir baroyuz diyoruz. Baro bütçesinden giderleri karşılanmak üzere iftar düzenlenemez arkadaşlar. Buna ilişkin bir karar alındı mı, ben bilmek istiyorum" dedi.
"Bu Tablo Demokrasi Açısından Kabul Edilemez"
Baro seçimlerine olan ilginin azalmasına da değinen Balkan, 2016 yılında 4 bin üye varken dört başkan adayının yarıştığını, bugün ise 8 bin 250 üyeye rağmen listelerin bile zor tamamlandığını belirterek, "İki başkan adayımız var, bir listemiz var. Yedekleri tamamlayacak sayıya bile hâlâ ulaşılamadı. Bu, demokrasi açısından asla doğru değildir, kabul edilebilir değildir" dedi. Bu tablonun ülkedeki yoksulluk, açlık ve geleceksizlik gibi genel siyasi iklimin bir sonucu olduğunu belirten Balkan, "Ancak baro içinde de sorumluluğun kendi payına düşen kısmını da konuşmalıyız" ifadelerini kullandı.
Balkan konuşmasının sonunda, baronun eski alanına dair yeni yönetime bir çağrıda bulunarak, "Büyükşehir ve Muratpaşa belediyelerinden gerekli yardımları yapmaya her zaman hazırlar. Oraya bütüncül, kat yüksekliği de sağlanarak, baro bütçesinden de para çıkmadan bir çözüm üretilebilir" dedi.