Antalya Valisi Hulusi Şahin haksız mı?
Antalya Vali Hulusi Şahin, tam bir devlet insanı. Kibarlığını elden bırakmadan yakasından paçasından çekiştirmeye çalışanlara inat iş ve hizmet üretmeye çalışıyor. Hoş tabi ki görevi bu, yapmalı. Ama yapmayanlar da varken Vali Şahin’in duruşunu çok anlamlı buluyorum…
Sonra son dönemde Valilere dönük düğmeye basan bir kıyım ekibi var. Malum Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgehan’a dönük vekil çıkışı ortada…
Burada açıktan bir vekil çıkışı yok ama basın eliyle yine siyasi bir operasyon girişimi olduğu düşünülüyor…
O nedenle Vali’nin hakkını teslim edelim…
Gelelim Antalya basınının Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na (ATSO) kilitlendiği ve ATSO’daki seçim öncesi son basın toplantısına katıldığı gün davetlisi olduğum Antalya Dayanışma Grubu’nun Antalya Sürdürülebilirlik Raporu’nu Antalya Valisi Hulusi Şahin’e takdim edildiği toplantıya…
Birkaç gazeteci dost ile çok keyifli ve dolu dolu bir toplantı geçirdik. Davetleri için Grubun Başkanı Salih Peker’e, değerli İbrahim Atmaca’ya ve Akın Akıncı’ya çok teşekkür ederim…
Aynı güne sığdırılmaya çalışılan birkaç programda olmayı isterdim ama buraya iyi ki katılmışım…
Uzun süredir Vali Şahin’le bir basın toplantısına katılmamıştım. Hazır cevaplığıyla her soruya dobra dobra cevap verdi…
Dersine çalışarak gelmiş ki rapora dair önemli tespitler yaptı…
Zaten teknik bir insan olmasının yanı sıra kürsü hakimiyeti de yüksek olan Akın Akıncı’nın sunumuyla raporun ana hatları sunuldu…
Herkesin belki az çok konuştuğu ama çare bulmadığı dertlere parmak basılıyor raporda ve Antalya Kalkınma Ajansı kurulması önerisi yapılıyor….
Harita mühendisi olan geçtiğimiz dönem meslek odasının başkanlığını da yapan Okan Hançer’in işaret ettiği kentsel dönüşümün mahalle ve bölge bazlı yapılması önerisine katılmamak mümkün değil…
Ama Vali Şahin’in de dediği gibi ‘rantsal dönüşüm’ peşinde herkes…
Müteahhit de yer sahibi de ne kadar çok alanı kullanacak ona bakıyor…
Ötesinde kentlilik bilincinin ne kadar zayıf olduğunu bir maç betimlemesiyle yaptı Vali Şahin. Antalyaspor’un maçlarını izlemeyen Antalyalılar’ın İstanbul takımlarına alkış tuttuğunu, takımımızın kaybetmesine üzülmek yerine İstanbul takımının kazanmasıyla sevince boğulduğunu anlattı…
Sonra sadece bugünün değil, Antalya’nın dününün de doğru yönetilemediğini kaydetti….
“Güzelim Kadın Yarı’nın yanına nasıl dikildi o binalar?” dedi…
Hançer’in “Sizce en büyük sorunu nedir Antalya’nın” sorusuna “İmar” dedi, birçoğumuzun da düşündüğü gibi…
Demir yolu ağının bugüne kadar kente gelmemiş olmasının bir eksiklik olduğuna işaret etti…
Nitekim bakın bu eksikliği en çok bugünlerde yaşayacağız…
COP31 ve yapılacak uluslararası zirveler için yurtdışından ve Türkiye’nin dört bir yanından Antalya’ya misafir gelecek…
Kaldırmayacak tabi trafik…
Cem Arüv’ün su krizine dönük hatırlatması karşısında su stresi yaşayan bir kent olduğumuzu kaydetti…
İbrahim Atmaca’nın COP31 ile bağlantılı yatırımlara dair sorusuna açık açık cevap verdi…
Ve son noktayı koydu: “Reçeteyi yazmak kolay da o acı reçetenin içindeki ilaçları yutmak o kadar kolay değil.”
İşte bütün mesele bu…
Herkes gözünü Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne çevirdi. Yönetim boşluğu olduğunu iddia ediyor da tüm kurumlar tıkır tıkır mı çalışıyor…
Önce çuvaldızı kendimize, sonra başkasına batıralım…
Düşünen, üreten ve emek veren herkese selam olsun…