Bu Kaçıncı Çığlık
Antalya alev alev. Bu yaz çıkarılan yangın türünün sayısını unuttuk bile.
Serik’ten, Karaöz’den Isparta güneyinden Döşemealtı taraflarına kadar devam ettirilen yangın terörü milyonlarca canlıyı katletmiş, milyonlarca ağacı küle dönüştürmüştür. Bazı kaynaklardan alınan bilgilere göre teknolojinin de devreye sokularak lazer sistemiyle bir çizgi halinde, önüne geçilemeyecek yangınların oluşturulduğu bilgileri mevcuttur.
Yıllardan bu yana ilgili kurum ve kuruluşlarla ortak akıl oluşturulup bu vahameti bertaraf edemedik. Bu konuda can siperane çalışan orman teşkilatımıza teşekkür etmeden geçemeyiz elbet. Ama bunun yeterli olmadığını da işaret etmemiz gerek. Her yıl ilgili kurumlara çağrıda bulunarak, “Lütfen buyurun, hep birlikte bir dayanışma oluşturarak zararı en aza indirebiliriz.” şeklinde çağrıda bulunuyor ve düzenlediğimiz raporları sunuyoruz. Ayrıca diyoruz ki; “Barika-i hakikat, müsademe-i efkârdan doğar.” Yani fikirlerimizi çarpıştırarak doğruyu bulup sonuca gidelim diyoruz ama başaramıyoruz. Hatta ilgili bazı kurumlardan randevu bile alamıyoruz. Bizler STK olarak, birçok vatanperver gibi içimiz dışımız memleket ve millet sevdasıyla yanıp tutuşuyoruz ama fark eden yok.
Mesela önerilerimiz arasında, TBMM’mizin ailen toplanarak ormanların ve çevrenin korunması hakkında radikal kararlar alınmasının zorunlu hale geldiğini söylüyoruz. Bilerek ve isteyerek ormanları yakanlar ve yaktıranlar hakkında fiil halindeyken “VUR EMRİ” verilsin. Duruma göre idam cezası ve müebbet verilsin diyoruz. Bir ülkenin, coğrafyamızın, milletimizin, ekolojinin, ekosistemin, biyolojik çeşitliliğimizin, yaban hayatının geleceğini, milyonlarca canlının yaşam sürecini yakan ve yaktıran soyu ve zihniyeti bozuk meçhul yaratıkların canı, bütün bu yazılan değerlerden daha mı kıymetli?
Ekonomik-ekolojik-sosyolojik ve psikolojik anlamda bir milletin bu gününe ve yarınına kurşun sıkan yangın teröristlerinin eylemlerine karşı mutlaka kalıcı çözümler getirmek zorunda olunmalıdır.
Ahlaki ve insani değerlerle asla ilişkisi ve iletişimleri bulunmayan, ne idüğü meçhul hainlerin; bu milletin alın teriyle kazandığı ekmekten bir lokma yemeleri bile haramdır, lanetliyoruz.
Öyle sanıyorum ki, milletçe el ele vermemiz halinde, yedi iklim dört köşede binlerce şehit vererek bu ülkeyi düşman çizmesinden nasıl geri kazanmışsak, hainlerin bir yangın pandemisi oluşturarak yarattıkları facialarını da önleme imkânını yaratabiliriz.
SON ÇAĞRI: Sayın Orman Bakanımıza sesleniyoruz. Canımızı, malımızı, milli varlıklarımızı küle çeviren bu yaratıklarla ilgili olarak STK ve Akdeniz basın kuruluşları olarak bizlerin de söyleyeceklerimizin dinlenmesi için itibar edilerek gereğinin sağlanabilmesi için onay ve tensiplerinizi arz ederim.
Bu kişiliği beğendin mi?