Denizleri Korumalıyız

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Denizleri Korumalıyız

Kemer’de yaşanan deniz kirliliği sorununa çözüm üretmek amacıyla Kemer Kaymakamlığı öncülüğünde, ilgili kurumların iş birliği ile deniz temizleme araçları konusunda çalışmalar sürdürülüyor.
Bu kapsamda firma yetkilileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde deniz temizliğine yönelik farklı yöntemler ve araçlar değerlendirilerek Kemer için en uygun çözüm yolları araştırılıyor.
Çalışmalara ilişkin açıklama yapan Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, denizlerin ve kıyıların korunmasının Kemer’in doğal güzelliklerinin ve turizm potansiyelinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Temiz bir deniz, temiz bir gelecek için ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.
Kaymakam Solmaz’ın açıklaması ve başlatılan çalışmalar memnuniyet verici. Çünkü deniz kirliliği, artık ertelenebilecek ya da yalnızca yaz aylarında gündeme getirilecek bir sorun değil. Üzerinde önemle durulması ve kalıcı çözümler üretilmesi gereken çevre sorunlarından biri.
Üstelik sorun sadece Kemer’e özgü değil. Türkiye'nin pek çok sahil yöresinde benzer şikâyetlerle karşılaşıyoruz.
Ağustos ayı başında Antalya'nın bunaltıcı sıcağından kısa süreliğine uzaklaşarak ailecek Datça’ya gittik. Gidenler bilir; Datça, Ege ile Akdeniz'in buluştuğu, doğası büyük ölçüde korunmuş, berrak koyları, bükleri, eski taş evleri, balığı, balı ve bademiyle ünlü güzel bir yarımadamızdır. Palamutbükü, Ovabükü gibi eşsiz kıyılarıyla huzurlu bir tatil arayanların tercih ettiği özel yerlerden biridir.
Ancak Datça’da da deniz kirliliğinden yakınanlara rastladık. Sahile yakın bölgelerde bazı teknelerin atıklarını denize bıraktığına ilişkin şikâyetlere bizzat tanık olduk. Konuyu konuştuğumuz işletme sahipleri, “Atıklarını boşaltan bir tekne gördüğümüzde Sahil Güvenliğe haber veriyoruz. Ancak ekipler gelene kadar kaçıp gidiyorlar.” dediler.
Birkaç kişinin sorumsuzluğu yüzünden hepimize ait olan denizlerin kirletilmesi kabul edilemez.
Denizlerin korunmasında kuşkusuz hepimize görev düşüyor. Sahile ve denize çöp bırakmamak, bırakanları uyarmak, plastik kullanımını azaltmak, tek kullanımlık ürünler yerine yeniden kullanılabilir ürünleri tercih etmek ve atıkları geri dönüşüme kazandırmak bireysel olarak yapabileceklerimizin başında geliyor.
Ancak sorunu yalnızca bireysel duyarlılıkla çözmek mümkün değil. Asıl önemli olan güçlü ve sürekli bir denetim mekanizmasının kurulmasıdır. Kanalizasyon ve diğer atık sular yeterince arıtılmadan denize bırakılmamalı; arıtma tesislerinin kapasitesi özellikle yaz aylarında artan nüfusa göre düzenlenmelidir. Liman ve marinalardaki atık kabul tesisleri yaygınlaştırılmalı, teknelerin atık boşaltımı etkin biçimde takip edilmelidir.
Denizi kirletenlere yönelik cezaların da gerçekten caydırıcı olması gerekir. Teknelerin denetlenmesinde teknolojiden daha fazla yararlanılabilir; kamera sistemleri, elektronik takip ve hızlı ihbar mekanizmalarıyla “ekip gelene kadar kaçtı” dönemi mümkün olduğunca geride bırakılmalıdır.
Bir başka önemli konu ise eğitimdir. Çevre ve deniz bilinci küçük yaşlardan itibaren kazandırılmalı; okullardan turizm işletmelerine, belediyelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkes bu konuda sorumluluk üstlenmelidir.
Unutmayalım ki denizleri temiz tutmak yalnızca güzel sahillerde yüzebilmek ya da turizmi korumak meselesi değildir. Denizler, milyonlarca canlının yaşam alanı, gezegenimizin iklim sisteminin temel unsurlarından biri ve soluduğumuz oksijenin önemli bir bölümünün kaynağıdır.
Kemer gibi ekonomisi ve kimliği büyük ölçüde denize bağlı bir turizm merkezinde ise temiz deniz aynı zamanda geleceğimiz, ekmeğimiz ve çocuklarımıza bırakacağımız mirastır.
Bu nedenle Kemer’de başlatılan çalışmaları önemli buluyoruz. Ancak mesele birkaç temizlik aracıyla sınırlı kalmamalı. Asıl hedef denizi kirlettikten sonra temizlemek değil, kirlenmesini baştan önlemek olmalıdır.
Denizi korumak, aslında hayatı korumaktır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız