Kırkgöz’ün Yol Hikayesi -2

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kırkgöz’ün Yol Hikayesi -2

Geçtiğimiz hafta Kırkgöz’ün başından geçen ulaşım yollarının hikâyesini anlatmıştık. Bu hafta ise biraz daha farklı bir yolculuğa çıkacağız. Bu kez Kırkgöz’e giden yolları değil, Kırkgöz’den çıkan su yolları takip edeceğiz. Çünkü Kırkgöz’ün hikâyesi, göletin kıyısında başlayıp orada biten bir hikâye değildir. Yeryüzünde gördüğümüz suyun altında, belki yüzlerce kat daha büyük bir başka Kırkgöz vardır. Toprağın altında sessizce yol alan bu su, yeryüzüne çıktığında ise Antalya’nın kaderine karışır. Kırkgöz, sadece musluklarından akan su değil, toprağa da can verdi. Bir yanda nar bahçeleri kızarır, diğer yanda zeytin ağaçları suya kavuşur. Döşemealtı Hicaz Narının kendine özgü aromasını elbette toprağına, havasına ve emeğine borçlu. Ama insan ister istemez düşünüyor: Bu lezzetin içinde Kırkgöz’ün suyunun da bir payı yok mu? Bir zamanlar Antalya’nın “beyaz altını” olan pamuk da bu sudan nasibini almıştı. Halk arasında “Cavur Arığı” olarak bilinen Roma Arığı’ndan, Çiftearıklar’dan akan Kırkgöz suyu tarlalara ulaşır, toprağı berekete dönüştürürdü. Pamuk tarlalarında beyazlayan ürün, yalnızca çiftçinin değil, koca bir şehrin ekmek kapısıydı. Çünkü tarlada yetişen pamuk, fabrikada yeniden hayat buluyordu. Aksu İplik Fabrikası’nda, Antalya Pamuklu Dokuma Fabrikası’nda çalışan binlerce insanın geçimi, on binlerce ailenin sofrasındaki ekmek, bir anlamda o suyun yolculuğuna bağlıydı. Kırkgöz böylece yalnızca tarlaları değil, insan hayatını da suluyordu. Derken suyun yolu biraz daha uzadı. 1940 larda, Çiftearıklar’a Vakıf Kanalı adıyla yeni bir kol eklendi. Bu kanalla Karabayır, Kırkgöz’ün suyuna kavuştu. Yeşeren toprak, zamanla ona yeni bir isim verdi: Yeşilbayır… Kırkgöz’ün suyu Kepezbaşı’na ulaştığında ise başka bir hayat başladı. Dalız’ın su değirmeninin çarklarını döndürdü. Kepez’den aşağıya doğru, şarlangıç adı verilen şelaleden geçerek yoluna devam etti. Vakıf Çiftliği’nin zeytinlerini suladı. Ama Kırkgöz’ün kaderinde yalnızca toprağı sulamak yoktu. Bir gün suyun önüne başka bir görev konuldu: Şehre ışık vermek… 1960 yılında Kırkgöz’den Kepezbaşı’na kadar açılan Santral Kanalı, suyun yolculuğunda yeni bir sayfa açtı. Önce Kepezbaşı’nda bir gölet oluştu. Balık Üretme Çiftliği’nde milyonlarca balığa can verdi. Sonra su tünellere girdi. Ve Kepezaltı’ndaki elektrik santralinin türbinlerine ulaştı. Bir zamanlar tarlaları sulayan Kırkgöz, şimdi türbinleri döndürüyor, Antalya’nın ışığına dönüşüyordu. Su yine yolundaydı. Santralden çıktıktan sonra yeni bir güzergâh buldu. Su İşleri Semti’ne adını verdi. Kıvrıla kıvrıla Varsak taraflarına doğru ilerledi. Yeraltından gelen başka bir su koluyla buluştuğunda ise ortaya Antalya’nın en güzel doğa harikalarından biri çıktı: Düden Şelalesi… Kırkgöz burada da durmadı. Suyun geçtiği yerde hayat, hayatın olduğu yerde de isimler oluşuyordu. Düden Mahallesi oldu… Şelale Mahallesi oldu… Sonra önüne setler çıktı, kollara ayrıldı. Baraj Mahallesi oldu. Gökyüzünün mavisini içine aldı, Göksu Mahallesi oldu. Dere genişledi, göle dönüştü. Yoluna devam etti ve Yenigöl Mahallesi adını aldı. Bir yandan arıklara ayrıldı, Yedi Arıklar oldu, şehri suladı. Olukların içinden akıp giderken bir başka mahallenin adına dönüştü: Güzeloluk Mahallesi oldu. Ve nihayet, bütün bu uzun yolculuğun sonunda Kırkgöz’ün suyu yeniden çağlayarak Akdeniz’in masmavi sularına kavuştu. Çağlayan Mahallesi oldu. Böyle bakınca Kırkgöz’ün hikâyesi yalnızca bir su hikâyesi değildir. O, Döşemealtı’nda toprağa düşen bir damlanın Antalya’da nasıl koca bir hayata dönüştüğünün hikâyesidir. Tarlada pamuktur. Bahçede nardır. Zeytinlikte berekettir. Değirmende dönen çarktır. Fabrikada işçiye ekmektir. Santralde ışıktır. Düden’de şelaledir. Ve Antalya’nın mahallelerinde yaşayan bir isimdir. Belki de bu yüzden Kırkgöz’e yalnızca bir su kaynağı demek eksik kalır. Çünkü Kırkgöz, Antalya’nın içinden geçen bir sudan çok, Antalya’nın içinden geçen bir hayat hikâyesidir. Suyun bir özelliği vardır: Önüne ne çıkarsa çıksın, yolunu bulur. Kırkgöz de kendi yolunu buluyor. Ve geçtiği her yere biraz su, biraz bereket, biraz hayat ve biraz da kendi adını bırakıyor. Kırkgöz temiz, siz sağlıcakla kalın.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız