Alevilerin Rızası Olmadan Barış Da Yeni Anayasa Da Olmaz
Türkiye uzun yıllardır barışı, kardeşliği, demokrasiyi ve yeni bir anayasayı tartışıyor. Ancak bu tartışmalar yapılırken milyonlarca Alevinin yaşadığı eşitsizlikler çoğu zaman görmezden geliniyor. Alevilerin talepleri seçim dönemlerinde hatırlanıyor, seçim bittikten sonra yine unutuluyor.
Buradan açıkça söylüyorum: Barışı biz Alevilerden daha çok isteyen başka bir toplum kesimi bulmak zordur. Çünkü Aleviler tarih boyunca savaşlardan, katliamlardan, ayrımcılıktan ve ötekileştirilmekten en ağır biçimde zarar görmüştür. Buna rağmen hiçbir zaman kin, intikam ve düşmanlık peşinde koşmamış; “Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak” anlayışından vazgeçmemiştir.
Bizim yolumuz barışın, sevginin, rızalığın ve insan onurunun yoludur. Fakat barış yalnızca silahların susması değildir. Gerçek barış; herkesin inancıyla, kimliğiyle, diliyle ve düşüncesiyle eşit yurttaş olarak yaşayabilmesidir. Devlet bir inancı üstün tutarken diğer inançları yok sayıyorsa orada tam anlamıyla barıştan söz edilemez.
Hazırlanacak anayasa paketinde Alevilerin hakları açık, kesin ve güvence altına alınmış biçimde yer almalıdır. Artık belirsiz ifadelerle, seçim vaatleriyle ve göstermelik ziyaretlerle oyalanmak istemiyoruz.
Alevilerin temel talepleri şunlardır:
Birincisi, cemevleri anayasal ve yasal olarak ibadethane kabul edilmelidir. Cemevlerinin statüsü belediyelerin veya siyasi iktidarların tercihine bırakılmamalıdır.
İkincisi, devlet bütün inançlara eşit mesafede durmalıdır. Sadece Sünni İslam anlayışını esas alan mevcut yapı değiştirilmelidir. Aleviler, kendi inançlarını temsil etmeyen Diyanet İşleri Başkanlığına vergi yoluyla kaynak aktarmaya zorlanmamalıdır.
Üçüncüsü, zorunlu din dersleri kaldırılmalı; din ve inanç eğitimi isteğe bağlı olmalıdır. Alevi çocuklarına başka bir mezhebin inancı zorla öğretilmemelidir. Eğitim sistemi laik, bilimsel ve çoğulcu bir temele oturtulmalıdır.
Dördüncüsü, Alevi köylerine ve mahallelerine, halkın talebi olmadan cami yapılması politikasından vazgeçilmelidir. Alevilerin inanç hizmetleri kendi kurumları, dedeleri, anaları ve yol önderleri tarafından yürütülmelidir.
Beşincisi, Alevilere yönelik Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve diğer katliamlarla devletin ve kamu görevlilerinin yüzleşmesi sağlanmalıdır. Arşivler açılmalı, gerçek sorumlular ortaya çıkarılmalı ve toplumdan resmî olarak özür dilenmelidir.
Altıncısı, Hacı Bektaş Veli Dergâhı başta olmak üzere Alevi-Bektaşi dergâhları gerçek sahiplerine, yani Alevi kurumlarına teslim edilmelidir.
Yedincisi, kamu kurumlarında işe alım ve yükselmelerde Alevilere yönelik ayrımcılığa son verilmelidir. Hiç kimsenin mezhebi, inancı veya yaşam biçimi önüne engel olarak çıkarılmamalıdır.
Sekizincisi, Alevilere hakaret eden, onları hedef gösteren ve inançlarını aşağılayan kişi ve kuruluşlara karşı hukuk etkili biçimde uygulanmalıdır. Nefret söylemi ifade özgürlüğü sayılmamalıdır.
Dokuzuncusu, yeni anayasada laiklik yalnızca bir kelime olarak bırakılmamalı; devletin bütün inançlar karşısında tarafsızlığını güvence altına alan gerçek bir ilke hâline getirilmelidir.
Onuncusu, Aleviler hakkında alınacak hiçbir karar Alevilerin örgütlü kurumlarıyla görüşülmeden verilmemelidir. Alevilerin rızası olmadan Aleviler adına politika üretme dönemi artık sona ermelidir.
Bugüne kadar sağından soluna bütün siyasi partiler Alevilerden oy istedi. Seçim dönemlerinde cemevlerine geldiler, lokmamızı yediler, semahımızı izlediler, güzel sözler söylediler. Fakat seçimlerden sonra cemevlerinin ibadethane sayılması, zorunlu din derslerinin kaldırılması, eşit yurttaşlık ve laiklik konusunda gerçek bir irade ortaya koymadılar.
Aleviler artık yalnızca seçimlerde hatırlanan hazır oy deposu değildir. Biz kimsenin arka bahçesi, süsü veya siyasi malzemesi olmak istemiyoruz. Oyumuzun da rızamızın da bir değeri vardır.
Bundan sonra Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri için samimiyetle mücadele etmeyen, bu talepleri programına ve anayasa çalışmalarına açıkça koymayan hiçbir siyasi parti Alevilerden karşılıksız oy beklememelidir. Söz değil, somut güvence; ziyaret değil, yasal düzenleme; vaat değil, eşitlik istiyoruz.
Türkiye’de gerçek bir barış kurulacaksa Aleviler bu barışın asli taraflarından biri olmalıdır. Yeni bir anayasa yapılacaksa milyonlarca Alevinin sesi ve rızası o anayasada yer almalıdır.
Böyle biline, böyle yazıla: Alevilerin rızası olmadan kalıcı barış da demokratik bir anayasa da yeni bir Türkiye de kurulamaz.