Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde art arda meydana gelen orman yangınlarına ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. TTB Merkez Konseyi ve Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Kolu tarafından yapılan açıklamada, yangınların sadece bir doğa olayı olmadığı; ekolojik ve toplumsal bir sağlık krizi olduğu vurgulandı.
Sorumluluğu Doğaya Yüklemek Çözüm Değil
Temmuz 2026 boyunca Antalya, Muğla, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, İzmir ve Bilecik gibi birçok ilde yangınların yaşandığı veya yangın riski bilgisi geldiği belirtilen açıklamada, iklim krizinin yangın riskini artırdığı ifade edildi. Ancak TTB, sorumluluğu tamamen "sıcak hava", "rüzgâr" veya "düşük nem" gibi etkenlere yükleyen söylemleri eleştirerek, bu yaklaşımın "elden bir şey gelmez" iması taşıdığını belirtti. Yangının afete dönüşmesini belirleyen temel unsurların; orman ekosistemlerinin yönetimi, enerji nakil hatlarının bakımı, orman-kent arayüzündeki yapılaşma ve yangın öncesi risk azaltma çalışmaları olduğu ifade edildi.
Sadece Ağaçlar Değil, Geleceğimiz Yanıyor
Ormanların yalnızca bir ağaç topluluğundan ibaret olmadığına dikkat çeken TTB; ormanın hava, su, toprak, tarım, hayvancılık, geçim kaynağı ve kültürel bellek olduğunu hatırlattı. Açıklamada, yanan alanlarla birlikte orman işçilerinin emeğinin, köylülerin üretim alanlarının, hayvanların yaşam ortamlarının ve toplumun ortak yaşam alanının yok olduğu belirtildi. Bu durumun yangınları sadece itfaiyenin müdahale alanından çıkarıp; sağlık, sosyal hizmet, tarım ve kentleşme politikalarını ilgilendiren çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu haline getirdiği vurgulandı.
Halk Sağlığı ve Emekçilerin Güvenliği Tehlikede
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine atıfta bulunulan açıklamada, orman yangını dumanının ciddi hava kirliliğine yol açtığı ve ince partiküllerin solunum ile kalp-damar sistemleri üzerinde tehlikeli etkiler yarattığı uyarısı yapıldı.
Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, astım ve KOAH hastaları ile açık havada çalışanların büyük risk altında olduğu ifade edildi.
Yangına müdahale eden orman işçileri, itfaiyeciler, sağlık personeli ve gönüllülerin alevlerin yanı sıra; duman, karbonmonoksit, yoğun sıcaklık, susuzluk ve tükenmişlikle karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Müdahale ekiplerinin sağlığının, işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamında değerlendirilerek uzun süreli duman maruziyetine karşı koruyucu önlemlerin alınmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı.
Kamu Otoritelerine Acil Çağrı ve Talepler
TTB, yetkililere seslenerek yangın yönetiminin sadece "soğutma çalışmaları sürüyor" açıklamalarıyla sınırlı kalamayacağını belirtti ve acil taleplerini şu şekilde sıraladı:
Yangın bölgelerine ilişkin anlık, şeffaf ve doğrulanabilir kamusal bilgilendirme yapılmalıdır.
Duman etkisindeki yerleşimlerde hava kalitesi izlenmeli, riskli gruplara temiz hava alanları ve güvenli barınma imkanı sunulmalıdır.
Hastaneler, aile sağlığı merkezleri ve bakım evleri gibi kurumlar için yangın ve tahliye planları acilen güncellenmelidir.
Yangın sahasındaki tüm emekçilere kişisel koruyucu donanım, solunum koruması, düzenli mola, su ve psikososyal destek sağlanmalıdır.
Enerji nakil hatları, trafo merkezleri ve orman-kent arayüzündeki riskler bağımsız kurumlarca düzenli olarak denetlenmelidir.
Geçim kaynağını, tarım alanlarını ve hayvanlarını kaybeden köylülere sosyal koruma kapsamında destek verilmelidir.
Yanan alanların hiçbir koşulda imara, madenciliğe veya turizm rant projelerine açılmayacağı hukuken ve fiilen güvence altına alınmalıdır.
Kurumun açıklaması, "Orman yangınları kader değildir. Yangınları büyüten yalnızca rüzgâr değildir; önlemsizlik, plansızlık, denetimsizlik, ekolojik tahribat ve kamusal hizmetlerin zayıflatılmasıdır" ifadeleriyle son buldu.