Yıkmak kolay ama yapmak zor…
Antalya Arkeoloji Müzesi, sadece beton bir kütle olmanın ötesinde bir hazineydi. 1964’te düzenlenen ulusal mimari proje yarışmasını kazanan Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler tarafından tasarlanan Antalya Arkeoloji Müzesi, ülkemizde yarışma projesiyle inşa edilen ilk müzeydi…
Cumhuriyet dönemi modern mimarisinin ve özgün tasarımın önemli bir sembolüydü ama artık yok…
Mimarı Doğan Tekeli’nin "mücevher kutusu" olarak tanımladığı ve yıkılmasına karşı çıktığı müze artık yok. Üstelik de üzerinden 1 yıl geçti…
Yıkımına karşı çıkmak ve desteklemek saffını bir kenara bırakıp sürece odaklanalım. Giden gitti…
Hem de arkadan gelen raporlar ve gerekçelendirmelerle yıkıp attılar…
‘Ticari sır’ adı altında gizlenen nedir merak ediyorum…
Hatta Antalya, Türkiye ve milyonlarca insan da merak ediyordur sanıyorum…
Her inşaatın olması gereken tabelası neden gizemli bir şekilde yok…
Kim yapıyor, ne yapıyor, ne kadara yapıyor? Ne zaman bitecek? Arkeolojik eserler nerede ve ne kadar güvende?
16 Temmuz 2025’te kapanışına gidip son ziyaretimizi yaptığımızın müzemizin yeni yerinde yapılacak müzeyi dört gözle bekliyoruz…
Çünkü Antalya bir turizm kenti. Antalya’ya gelenler sadece deniz, kum, güneşe gelmiyor. Sanat da önemli tarihi ören yerleri, müzeler vs…
Ortak insanlık mirası olan eserlerin sergilenmesi görevimiz…
Üstelik oradan elde edilen gelir de sanıyorum bakanlık için küçük de olsa önemli bir gelir…
Kaldı ki o geliri büyütmek de elimizde. Daha fazla tanıtımla çok sayıda yerli ve yabancı turisti müzeye, ören yerlerimize çekebiliriz…
Bu arada kenti yönetenlere ve karar alma mekanizmalarında bulunanlara bir çağrı…
Lütfen gezin, görün ki size anlatılanlarla kalmayın…
Misal gece müzeciliği var ama yeterli ziyaretçi neden yok? Eksik nerede? Tanıtım yeterli mi?
Bu arada dünya kenti dediğimiz Antalya’da Ekim’de 2, Kasım’da bir uluslararası zirve var. Ama gezmek isteseler müzemiz yok…
Dünya liderleri, gazeteciler, iş insanları gelecek ama müzemizi göremeyecekler…
TEBRİKLER
Fakat tebrik ediyorum. Müzenin yıkılmasının ardından güçlendirilmesi gereken riskli yapı olmadığını savunarak memleket için hayırlı olanın yıkmamak, kurtarmak, restore ederek ayağa kaldırmak olduğunu savunan meslek odaları, akademisyenler, arkeologlar, STK’lar…
Tebrikler, Müze Çalışma Grubu…
Tebrikler, haftalardır eylemlerle müzenin hesabını soranlar…
Sahi müzemiz nerde?
Ve müzemiz yıkılırken seyirci kalanlar, üç maymunu oynayanlar sizi halk kenara not etti…