Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
34°

Kaygılarımız Hayatı Zehir Ediyor!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kaygılarımız Hayatı Zehir Ediyor!

Kaygı ( Anksiyete ) günümüzde insanların en büyük sorunlarından biri. Kaygıyla baş etmek çok, ama çok zor. Hele kronikleşmişse, hayatı insana zehir ediyor! Kaygının temelinde belirsizlik korkusu vardır.

Günümüzde kaygıya neden olan en büyük belirsizlik, bireyin geleceği, kimliği ve geçim kaynakları üzerinde hiçbir mutlak kontrolünün kalmamış olmasıdır. Geçmiş yüzyıllarda yaşamın sınırları ve kuralları din, gelenek veya sınıfsal yapılarla belirlenmişken, modern dünyada insan tamamen akışkan bir zemin üzerinde yürümek zorundadır.

Günümüz dünyasında kronik kaygıyı besleyen temel belirsizlik alanları ve somut örnekleri şunlardır:
• Teknolojik ve Mesleki Belirsizlik ( Yapay zeka ve istihdam): Yapay zeka ve otomasyon teknolojileri, hangi mesleklerin kalıcı, hangilerinin geçici olduğunu belirsizleştirmektedir. İnsanlar yıllarca emek verdikleri uzmanlık alanlarının bir kaç yıl içinde değersizleşebileceği korkusuyla yaşamaktadır. Örneğin; Bir grafik tasarımcının, yapay zeka araçlarının gelişimi karşısında “ Gelecekte bir işim olacak mı?” “ Çocuğumu hangi mesleğe yönlendirmeliyim?” Sorularına kesin bir yanıt bulamaması gibi.

•    Küresel ve Ekolojik Belirsizlik ( Eko- Anksiyete): İklim krizi, salgın hastalıklar ve jeopolitik gerilimler, dünyanın fiziksel olarak ne kadar süre güvenli bir yer kalacağını belirsizleştirmektedir. Söz gelişi; mevsimlerin öngörülemez şekilde değişmesi, su kıtlığı riskleri veya aniden patlak veren küresel çatışmalar karşısında bireyin “ Yarın güvende olacak mıyım?” endişesiyle bir sonraki yılı bile planlayamaması ve buna benze kaygılar.

•    İlişkisel ve Bağlamsal Belirsizlik ( Akışkan Aşklar): Modern dünyada evlilik, aile ve dostluk gibi bağlar, kalıcı birer sığınak olmaktan çıkıp, her an sonlanabilecek “ sözleşmelere” dönüşmüştür. Sosyal medyadaki “ seçenek çokluğu” sadakati ve sürekliliği zedeler. Mesela; Flört uygulamalarında bir tıkla yeni bir alternatif bulunabilmesi yüzünden, mevcut ilişkideki partnerlerin birbirine asla tamamen güvenememesi ve “ Beni ne zaman terk edecek?” belirsizliğini yaşaması gibi.

• Finansal ve Ekonomik Belirsizlik ( Prekarya Sınıfı): Güvencesiz, sözleşmeli ve serbest ( Freelance) çalışma modellerinin yaygınlaşması, düzenli gelir kavramını ortadan kaldırmıştır. Bir çalışanın bir sonraki ay ne kadar kazanacağını, işini kaybedip kaybetmeyeceğini, kirasını, kart borçlarını ödeyip ödeyemeyeceğini bilmemesi, sürekli ekonomik uçurumun kenarında hissetmesi kaygıyı tehlikeli boyutlara çıkarmaktadır. İnsanların bu kaygılar gibi ağır yükleri uzun süre taşıyamayacakları açıktır.

Çünkü: “ Geleceğin belirsizliği, şimdiki zamanın dehşetidir. “ diyor Zygmunt Bauman. Günümüz insanının kaygılarını özetlerken.

Bu konuda “Kaygıyı “ Korku” dan korkudan ayıran en temel unsurun, tehdidin ne olduğunun bilinememesi olduğunu belirten Sigmund Freud şöyle der:

“ Korku, belirli bir şeye yöneliktir, oysa kaygı nesnesidir, onun nesnesi, belirsizliğin kendisidir.”

Gerçekten de insanlar bu belirsizlik kuşatması yüzünden, yaşadıkları ağır kaygıyla, zihinsel olarak baş etmek için, profesyonel yardım dahil, pek çok yöntem denemek zorunda kalırlar. Bunlardan biri de “ Psikolojik Esneklik” tir. Psikolojik esneklik, belirsizliği yok etmeye çalışmak yerine, onunla birlikte yaşayabilme ve yön bulabilme becerisidir. Günümüz dünyasında her şeyi kontrol edemeyeceğimizi kabul etmek, kaygının yıkıcı etkisini azaltmanın en kestirme yoludur. Ama bunu içselleştirmek de çok zordur.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız