Antalya Müzesi’nin yıkılışının birinci yıl dönümünde konuşan Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, sürecin başından sonuna kadar şeffaflıktan uzak yürütüldüğünü belirterek, "Müze binası depreme dayanıksızdı" iddiasını çürütecek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Antalya’nın kültürel mirasının yok edilmesi sürecini "bir kent suçu" olarak nitelendiren Baro Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, müze binasının yıkımının bilimsel verilerle değil, adeta bir "oldubitti" ile gerçekleştirildiğini vurguladı.
"Deprem Raporu Yıkımdan Sonra Hazırlanmış"
Bozaner, açıklamasında en dikkat çekici noktayı yıkım kararının dayanağı olan belgelere ayırdı. Müze kapatıldıktan sonra hukuk mücadelesi başlattıklarını hatırlatan Bozaner, şu ifadeleri kullandı:
"Müzenin kapatılmasına ve yıkımına karşı açtığımız davalarda Bakanlık tarafından sunulan dosyaları incelediğimizde, karşımıza büyük bir skandal çıktı. 'Depreme dayanıksız' denilerek yıkılan binanın deprem analiz raporunun, yıkım kararından sonra, yani 23 Temmuz 2025’te hazırlandığını belgeledik. Üstelik bu raporlarda binanın dayanıksız olduğunu kanıtlayacak ne bir veri, ne bir belge ne de somut bir emare bulunuyor."
"Müze Yıkıma Direndi, Feryat Etti"
Müze binasının depreme dayanıksız olduğu iddiasını, binanın yıkımı sırasında yaşananların bizzat yalanladığını ifade eden Bozaner, yıkım gününe dair gözlemlerini şöyle aktardı:
"O gün o yıkım anına tanıklık eden herkes şaşkındı. Hani 'üflesen yıkılacak' denen bina, saatler süren iş makinelerinin yoğun çabasına rağmen kolayca yıkılmadı. Binanın o yıkım anındaki hali, adeta bir feryattı; 'ben sağlamım' diye direniyordu. Bakanlık ise tüm bu gerçekleri toz bulutları ardına gizleyerek, gece yarısı güvenlik önlemi dahi almadan, kimseye haber vermeden bir yıkım gerçekleştirdi."


"Hukuk Mücadelemiz Bir Onur Meselesidir"
Müzenin sadece taş ve betondan ibaret olmadığını, Antalya’nın "yaşayan bir canlı mirası" olduğunu belirten Bozaner, Antalya Barosu’nun duruşunu şu sözlerle özetledi:
"Bu mücadele sadece bir yapı için değil; Antalya’nın hafızası, sanatı ve ortak değerleri içindir. Başından beri şeffaflık istedik, 'eğer bir tehlike varsa kamuoyuyla paylaşın' dedik, ancak 'ticari sır' diyerek bizden gerçekleri sakladılar. Danıştay’da ve idare mahkemelerinde devam eden davalarımızda, hukuksuzluğun hesabını sormaya kararlıyız. Avukatlık Kanunu’nun bize yüklediği hukukun üstünlüğünü savunma görevini, sonuna kadar yerine getireceğiz. Antalya’nın tarihini ve kent belleğini bir gece yarısı operasyonuyla silmeye çalışanlardan, hukuk önünde mutlaka hesap sorulacaktır."