Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
34°

Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları- 21

YAYINLAMA:
Kalleşçe Öldürülen Türk Başbuğları- 21

İlerleyen zamanlarda bazı Hamagalar, batılı sahiplerinin etkisiyle Başbuğ II. Mehmet Han’ın nikris hastalığından öldüğü yalanını söyleyip yazdılar! Burada üzücü, gülünç (trajikomik) olan şey, bu iddialarına kaynak olarak Âşık Paşazadeyi göstermeleridir. Oysa Âşık Paşazade, Başbuğ II. Mehmet Han’ın hastalıktan ölmediğini, aksine zehirlenerek öldürüldüğünü yazmıştır. Bu konuda bir de şiiri vardır. Başbuğ’un suikast sonucu öldürüldüğünü, bazı yabancı tarihçilerin yanı sıra, hamaga olmayan Türk tarihçiler de açıkça yazmışlardır. Söz konusu tarihçilerimizden biri de Hayrullah Efendidir.

Başbuğ II. Mehmet Han’ı zehirleyen kişinin kim olduğu anlaşıldı sanıyorum ancak onun arkasında kim/kimler vardı? Bu sorunun yanıtı bence net olarak belli! Başbuğ II. Mehmet Han’ın, onların deyimiyle ‘Büyük Kartal’ın/ Büyük Türk’ün’ ölüm haberini alan Papalık; Korkularını üzerinden atmanın rahatlığı ve sevinci içinde bütün haçlı âlemine emir verdi. Üç gün üç gece bütün Avrupa Kiliselerinde, sevinç çanları çaldırdı… Asıl katil sizce de anlaşılmış olmalı! Yoksa anlaşılmadı mı?

Sonuç olarak; Başbuğ II. Mehmet Han atamız, kötülüğe hizmet edenler tarafından öldürülmüştür. Tini şad olsun, Uçmağ’da olsun.

BAŞBUĞ ABDÜLAZİZ HAN’IN ÖLDÜRÜLMESİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun 32’nci Başbuğudur. 28 Haziran 1861 tarihinde devleti yönetmek üzere görev aldı. 4 Haziran 1876 tarihinde henüz 46 yaşında iken, görevinin en verimli zamanında kötülüğün uşakları tarafından çok feci bir şekilde öldürüldü. O, iri yapılı, pehlivan, avcı, spor yapmaktan hoşlanan, zamanının her türlü silahı kullanabilen bir kişiliğe sahipti. Devlet yönetimindeki eksik ve aksaklıkları çok iyi bilen bir Osmanlı Şehzadesi idi. Ancak Veliaht iken devlet yönetimine pek müdahalesi olmadı/olmazdı, çünkü devletin başında Ağabeyi Abdülmecit Han bulunmaktaydı. Abdülmecit’in ölümü üzerine: İçte saraydaki zevk ve sefa düşkünleri, dışta ise kötülüğün bütün güçleri, Şehzade Murat’ı devletin başına geçirmek istiyorlardı. Şehzade Murat içki ve alem adamıydı. Saraydaki zevk düşkünü zevat onu istiyordu. Kötülüğün güçleri ise; Şehzade Murat’ı istedikleri gibi yönlendirebileceklerini biliyorlardı. Aslında zaten yönlendiriyorlardı, onu mason locasına üye bile yapmışlardı. Ancak her çabaya karşın Töre baskın geldi, tahtın meşru varisi Şehzade Abdülaziz devletin başına geçti.

Başbuğ Abdülaziz Han’ın katledilmesini (başta İngiltere olmak üzere), önde gelen Avrupa ülkelerinde çöreklenmiş olan Kötülük unsurlarının planlayıp uyguladıkları kesin olarak bilinmektedir. Hemen her defasında olduğu gibi; Başbuğ Abdülaziz Han’ın yaptıkları ve de tahmin edilen yapacaklarının, kendi emelleri için ne kadar tehlikeli olduğunu anladılar, bundan ötürü katledilmesine karar verdiler.

Abdülaziz Han’ın, düşmanları ürkütecek neler yaptığını hemen sıralayabilirim ancak, yazacaklarımın tam olarak anlaşılması için (çünkü bizim insanlarımızın pek çoğu okumazlar dolayısıyla bilmezler) Devlet-i Ali’nin o zamanki, durumuna (her yönden) çok kısa da olsa bakmak gerekiyor.

DEVAMI VAR 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız