Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
30°

Kazım Karabekir Paşa Türk Askeri Tarihinde En Çok Haksızlığa Uğrayan Komutandır

YAYINLAMA:
Kazım Karabekir Paşa Türk Askeri Tarihinde En Çok Haksızlığa Uğrayan Komutandır

Yeni bir bulmaca... Cevap anahtarı da en sonda...

1-ABD Başkanı Woodrow Wilson, I. Dünya Savaşı sonrasında Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermenistan devletinin kurulmasını ve bu devletin ABD himayesine (manda) girmesini savunmuştur. Wilson, 1920 yılında Sevr Antlaşması çerçevesinde bu devletin sınırlarını çizen bir tahkim kararı (Wilson Ermenistanı) yayınlamış olsa da, ABD Senatosu mandayı reddetmiş ve proje hayata geçmemiştir.

1920 Sevr Antlaşması’na göre; Van, Bitlis, Erzurum ve Trabzon gibi illerin Ermenistan'a bırakılması öngörülmüş ve bu sınırları belirleyen harita bizzat Başkan Wilson tarafından çizilmiştir.

Türkiye'ye ait Trakya'yı, hatta İstanbul'u Yunanistan'a vermek isteyen Sevres Anlaşması'nın 89. maddesi gereğince Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis vilayetleri Ermenistan'a verilmek istendi.

Ermenistan'ın Doğu Karadeniz'e (Trabzon civarından) serbestçe çıkış sağlaması kararlaştırıldı.

Kazım Karabekir Paşa'nın müthiş ordusu ve müthiş askeri müdahalesi anlaşmanın Ermenistan lehine tüm maddelerini ortadan kaldırdı...3 Aralık 1920'de imzalanan Gümrü Antlaşması ile Ermenistan, Sevr'deki toprak iddialarından vazgeçti...Mareşal Ünvanı verilmeyen ancak bu ünvanı fazlasıyla hak eden Kazım Karabekir Paşa Türk askeri tarihinde en çok haksızlığa uğrayan komutandır.


Romancı Orhan Pamuk  2005 yılında İsviçre merkezli Das Magazin dergisine verdiği röportajda "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü" demişti.

2026'da İsrail Dışişleri Bakanı Saar'ın "Ermeni soykırımının" tanınması için sunduğu teklif kabinede oybirliğiyle kabul edildi. Kararın yürürlüğe girmesi için parlamentoda onaylanması gerekiyor.


İsrail hükümeti, Birinci Dünya Savaşı döneminde Ermenilere yönelik katliamları "soykırım" olarak tanıma kararı aldı. Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın "Ermeni soykırımının tanınması" için sunduğu teklifin bugünkü kabine toplantısında oybirliği ile kabul edildiği açıklandı.

Kabinenin bu kararının yürürlüğe girebilmesi için İsrail parlamentosu tarafından da onaylanması gerekiyor.

Bakanlığın açıklamasına göre Dışişleri Bakanı Saar, kabine toplantısında yaptığı konuşmada, "Ermeni soykırımı bugün bile özellikle Türk hükümeti tarafından yürütülen, tarihin manipülatif bir şekilde yeniden yazılmasını da içeren, kurumsallaşmış bir inkâr ve küçümseme kampanyasının öznesi olmayı sürdürüyor" ifadelerini kullandı.

Saar, "Kanımca artık İsrail'in bir Yahudi devleti olarak bunu resmen kabul etmesinin zamanı geldi... Doğru olanı yapmak için hiçbir zaman geç değildir… Bu hem ahlaki ve tarihî bir yükümlülüktür" dedi.

Türkiye'den tepki: İsrail kendi suçlarını örtbas etmeyi hedefliyor

Türkiye, karara sert sözlerle tepki göstererek, bu kararla İsrail hükümetinin "kendi suçlarını örtbas etmeyi" hedeflediğini ilan etti...

Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Tüm dünyanın gözü önünde Filistin halkına yönelik sistematik zulüm uygulayan ve Uluslararası Adalet Divanı'nda Gazzelilere karşı soykırım işlemek suçundan yargılanmakta olan İsrail hükümeti, 1915 olaylarıyla ilgili olarak kabul ettiği siyasi kararla kendi suçlarını örtbas etmeyi hedeflemektedir" ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada karar "Hukuki ve tarihi gerçekleri yok addeden bu kötü niyetli girişim" olarak nitelendirilerek, "Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde Filistinlilere karşı işlenen suçlarla bağlantılı olarak yürütülen soruşturma kapsamında haklarında tutuklama emri bulunan Netanyahu ve suç ortaklarının içinde bulunduğu sıkışmışlığı gözler önüne sermektedir" denildi.

Açıklamada, Türkiye'nin "İsrail'in bölgedeki genişlemeci ve istikrarsızlaştırıcı politikalarının son bulması ve Netanyahu hükümetinin Filistin halkı başta olmak üzere sivillere karşı işlediği suçlardan dolayı hukuk önünde hesap vermesi için kararlılıkla çalışmaya" devam edeceği vurgulandı.


İsrail'de daha önceki hükümetler, önemli stratejik ortaklardan biri olan Türkiye ile ilişkileri bozmamak için Ermeni katliamlarını resmen "soykırım" olarak nitelendirmekten kaçınmıştı.

Ancak Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşı nedeniyle iki ülke arasındaki ilişkiler oldukça gerildi. Türkiye, İsrail'i Gazze'de Filistinlilere yönelik "soykırım" yapmakla suçlarken, İsrail ise bu suçlamayı reddediyor.

İsrail'in Gazze'deki tutumuna defalarca sert sözlerle tepki gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail yönetimini "günümüzün Nazileri" olarak nitelendirdi. Buna karşılık İsrail Başbakanı Netanyahu da Erdoğan'ı "Kürtlere karşı soykırım yapan antisemit diktatör" olmakla suçladı.

Hamas'ın diplomatik destekçilerden biri olan Türkiye'den yapılan resmî açıklamalara göre İsrail ile ticaret askıya alınmış durumda.

Başbakan Netanyahu, geçen yıl verdiği bir söyleşide Ermeni soykırımını tanıdığını belirten ilk İsrail lideri olmuştu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Netanyahu'nun bu açıklamasını kınamış ve bu çıkışın, İsrail ordusunun "Gazze Şeridi'nde işlediği suçları örtbas etmek" amacıyla yapıldığını belirtmişti.

İsrail Dışişleri Bakanı Saar, bu karara ilişkin olarak, "Bu, Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin İsrail'e karşı yürüttüğü açıkça düşmanlığa, korkunç söylemlere ve düşmanca eylemlere karşı bir misilleme değildir" ifadesini kullandı. Saar, "Türkiye'nin İsrail aleyhinde yaydığı yanlış söylemler onu tarihî gerçeklerden muaf kılmaz" dedi.


Ermenistan bu dönemde 1 milyonun üstünde Ermeni'nin sistematik olarak katledildiğini ve ağır koşullarda ölüme terk edildiğini iddia ediyor...

Türkiye ise tehcir-sürgün kararının, savaşın zorlu şartları altında silahlı isyana karşı "son çare" olarak alındığını savunuyor; "acı olaylar" yaşandığını kabul etmekle birlikte soykırım nitelendirmesine karşı çıkıyor.

Ermeni kırımını dünyada 30'u aşkın ülke, parlamento düzeyinde soykırım olarak tanıyor. Almanya'da da Federal Meclis 2016 yılında Ermeni kırımını soykırım olarak nitelendiren bir kararı kabul etmişti. Alman hükümeti ise soykırımın hukuki bir tanımı bulunduğuna ve bu konudaki kararın yetkili mahkemelerce verilebileceğine işaret ederek Ermeni kırımıyla ilgili bu tanımlamayı kullanmıyor.

İsrail hükümetinin 1915 olaylarını oy birliğiyle 'soykırım' olarak tanıma kararına Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tepki göstererek kararın yeniden gözden geçirilmesini istendi.İsrail'in "Ermeni Soykırımı kararı" üzerine Azerbaycan'dan İsrail'e tepki mesajı geldi.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, İsrail hükümetinin Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarına yönelik aldığı karara ilişkin, "İsrail hükümetini aldığı bu kararı yeniden gözden geçirmeye çağırıyoruz." ifadesini kullandı.

İsrail hükümetinin aldığı kararın ciddi endişe doğurduğu belirtilen açıklamada, "1915 olaylarına ilişkin tarihi gerçeklerin çarpıtılması, karmaşık tarihi süreçlerin hukuki ve bilimsel temellerden uzak bir şekilde siyasi karar konusu haline getirilmesi kabul edilemez." değerlendirmesine yer verildi.

Bu tür adımların uzlaşma ve karşılıklı anlayışa değil, mevcut çelişkilerin daha da derinleşmesine hizmet ettiği, bölgede kalıcı barış ve uzlaşı çabalarını engellediği kaydedilen açıklamada, "İsrail hükümetini aldığı bu kararı yeniden gözden geçirmeye çağırıyoruz." ifadesi kullanıldı.

Azerbaycan'ın tarihi gerçeklerin savunulması, uluslararası hukukun ilkelerine saygı gösterilmesi ve bölgede kalıcı barışın teşvik edilmesi yönündeki kararlı tutumunu bundan sonra da sürdüreceği vurgulandı.


Türkiye Dışişleri Bakanlığı , İsrail'in bu girişimini siyasi amaçlı olarak değerlendirdi. Ankara, kararın İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki uygulamaları nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılanmasıyla ilgili olduğunu, İsrail'in kendi eylemlerini perdelemeye çalıştığının altı çizildi.

İsrail Başbakanı Netanyahu 2022'de yakın dostu, sırdaşı, Yahudi asıllı gazeteci Bari Weiss'e konuk olduğu podcast programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilişkileri üzerine açıklamalarda bulunmuştu. Erdoğan'ın her yaptığını onaylamadığını ama ilişkilerinin düzelmesinden memnun olduğunu söyleyen İsrailli lider, "Bana 6 saatte bir Hitler derdi" dedi. Netanyahu, Weiss'ın "Erdoğan gibi kişilerle gruplandırılıyorsunuz. Sizi otoriter liderlerle gruplandıran belki de 100 makale okumuşumdur" sözleri üzerine şu ifadeleri kullandı:

"Evet, biraz çocukça. Bakın, yıllarca Erdoğan’ın en yakın arkadaşı Barack Obama'ydı. Çok yakın dostlardı. Sanırım bu da Erdoğan daha fazla gazeteciyi hapse attıktan ve basitçe Türkiye’yi standartların altında bir demokrasiye çevirdikten sonra değişti. Bizim ilişkilerimiz iyiye gitti, bana eskiden her 6 saatte bir Hitler derdi…" ifadelerini kullandı.

Netanyahu, Weiss'ın "Şimdi sadece her 12 saatte bir mi?" sorusuna ise "Hayır, aslında geçen gün dostça bir konuşmamız oldu ve bu yüzden mutluyum. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Erdoğan’ın her yaptığını onayladığımdan değil tabii ki, onaylamıyorum" diye yanıt verdi.

Erdoğan, İsrail'le yeniden "normalleştirilen" ilişkiler konusunda kasım 2022'de yaptığı açıklamada, "Karşılıklı temaslarla süreci devam ettirerek ilişkileri tüm alanlarda ilerletme ümidimizi koruyoruz. Değerlere saygı gösterildiği sürece kazan kazan diplomasisiyle inanıyorum ki sadece Türkiye ve İsrail değil, tüm bölge kazançlı çıkacaktır" demişti.


Sevres Anlaşmasıyla Osmanlı'nın Yok Edilmesi ya da parçalanması  o dönemde 250 milyon nüfuslu bir ülkede büyük protestolara, büyük infiale yol açtı...Bu ülkede  80 milyondan fazla Müslüman vardı ve ülke İngiliz işgali altındaydı...Bu ülkenin adı?

A-Endonezya
B-Malezya
C-Filipinler
D-Mısır
E-Suudi Arabistan 
F-Hindistan


2-Torunu Hümeyra Hanım Sultan Mustafa Kemal Paşa aleyhinde bir şarkı söyleyip bir de slogan atınca Padişah torununu azarlayarak "Böyle bir şeyi, böyle bir hatayı bir daha sakın tekrarlama" demiştir...Hangi Padişah?

(Kaynak Kitap: İlber Ortaylı'nın "Yakın Tarihin Gerçekleri; Sayfa: 91)

A-Vahdettin 
B-2. Abdülhamit
C-5. Mehmed


3-Umman, 19. yüzyılın sonlarında İngiltere-Birleşik Krallık ile imzaladığı himaye anlaşmasıyla 1891-1971 yılları arasında İngiliz koruması altında kaldı. Resmi bir Milletler Cemiyeti mandası olmamasına rağmen, diplomatik ve askeri olarak İngiltere'ye bağımlı bir yarı sömürge dönemi yaşadı. 19. yüzyılda Orta Doğuda ve tüm gezegende gücünü artıran İngiltere, 1891 yılında imzaladığı Dostluk ve Ticaret Antlaşması ile Umman'ı himayesi ya da mandası altına aldı. Bu anlaşmayla Umman'ın dış ilişkileri ve savunması İngilizlerin kontrolüne geçti.Bu dönem 1971'de sona erdi...

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın (Mondros Ateşkes Antlaşması, 30 Ekim 1918) ardından Osmanlı aydınları ve devlet adamları arasında ülkenin bağımsızlığını korumak için farklı arayışlar ortaya çıktı. Bu dönemde özellikle ABD'nin Wilson İlkeleri'ne duyulan güven, Amerikan mandası fikrini öne çıkardı.Sivas Kongresi'nde manda fikri ciddi bir tartışma konusu oldu ve Amerikan mandasını isteyen 25 imzalı bir muhtıra kongre başkanlığına sunuldu. Manda yanlıları kongre salonunu etkilemeye çalışsa da, Mustafa Kemal Atatürk "Ya İstiklal Ya Ölüm" parolasıyla parolasıyla tam bağımsızlık çizgisini benimsedi ve bu teklifler reddedildi.

"İngiliz, İtalyan, Fransız, Yunan ordularını ülkemizden kovacak gücümüz ne yazık ki şu anda mevcut değildir...ABD mandasına-himayesine girmekte çok büyük faydalar vardır" diyen aydınlarımız-münevverlerimiz hangileridir?

Bu aydınlar, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasındaki zorlu koşullarda, Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını önlemek ve ülkeyi kalkındırmak için Amerikan himayesinin "ehven-i şer" (en hafif kötülük ya da kötünün iyisi) olduğunu savunmuşlardır...

"ABD himayesi Türkiye için şimdilik en iyi çözüm ya da çaredir! Şu anda buna mecburuz.Başka çaremiz yoktur.Çünkü fena halde bitap düştük..." diyen aydınımız kimdir?


A-Halide Edip 
B-Ahmet Emin (Yalman)
C-Yunus Nadi  
D-Ali Kemal
E-Celâl Nuri (İleri)
F-Celâlettin Muhtar (Özden)
G-Necmettin Sadak
H-İsmail Hami Danişment 
I-İsmail Fazıl Paşa
İ-Kara Vasıf Bey
J-Bekir Sami Bey 
K-Refet Bele
L-Ali Fuat Cebesoy
M-Bu isimlerin hepsi

4-"Türkiye feoodalite artığı, az gelişmiş Kapitalist ülkedir" diyen akademisyen kişi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden (DTCF) komünist oldukları gerekçesiyle ihraç edilen en bilinen akademisyenlerden Doç. Dr. Behice Boran, Doç. Dr. Pertev Naili Boratav ve Doç. Dr. Niyazi Berkes'ten bir tanesiydi...Bu üç isimden hangisiydi?

Tasfiye hareketi DTCF Dekanı Prof. Dr. Enver Ziya Karal'ın Millî Eğitim Bakanlığına 13 Aralık 1945'te yazdığı raporla başlar. Bu raporda Doçent Behice Boran, Doçent Pertev Naili Boratav ve Doçent Niyazi Berkes'in "İstanbul'da yayımlanan ve siyasi görüşü, ilmî düşünceyle uzlaşma kabul etmeyen" bir dergiye yazı vaadi verdiği, bu durumun okuldaki eğitim-öğretim için sakınca barındırdığı belirtiliyordu. Bahsedilen dergi, Zekeriya Sertel'in "Görüşler" isimli dergisiydi.

A-Behice Boran
B-Niyazi Berkes
C-Pertev Naili Boratav

5-Vehbi Koç hakkındaki roman işinsanını çok kızdırdı...Romanda adı soyadı  Çokzade Fehmi olan Koç bu kitaptan nefret etti, hatta tiksindi ve yasal yollarla (mahkeme yoluyla) kitabı toplatmaya çalıştı...Bunu başaramadı...Kitap o kadar çok sattı ki yazarı hayalindeki evi satın alabilecek parayı bu kitabından elde ettiği telif geliriyle bir araya getirmeyi başardı! Kitabın yazarı kimdir?

A-Aziz Nesin
B-Orhan Kemal 
C-Yaşar Kemal
D-Attila İlhan
E-Erol Toy


6-Vehbi Koç'un kiminle birlikte çekilmiş fotoğrafı bulunmamaktadır?

A-Atatürk 
B-İsmet İnönü 
C-Süleyman Demirel
D-Celal Bayar
E-Adnan Menderes
F-Bülent Ecevit

 


Cevap Anahtarı:

1-F
2-A
3-M
4-A
5-E
6-A

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız