Bölünme

YAYINLAMA:
Bölünme

Uzun bir aradan sonra ülke gündeminin tarihi ve çok önemli günlere ulaştığı bu günlerde, yaşanan olayları gözeterek yeniden köşemde yazma kararı aldım.

Yazı başlığındaki bölünme; ülke yönetiminin çözüm ve barış süreci adı altında yürüttüğü sürecin pek çok insan tarafından bölünme kaygısı yarattığını üzülerek görüyoruz. Bu konuyu ayrı bir yazımda değerlendireceğim. Yazımın konusu bölünme ise, yargısal faaliyetlerin gerçekleştiği adliye binalarının bölünmesine ilişkindir.

Bu konu biz avukatlar tarafından doğrudan etkilenme sebebi olmakla birlikte, bölünmenin asıl yükünü yargıda hak arayan insanlar çekecektir.

Antalya’da adliye 30 yıl içerisinde iki yeni yapılan binada sürdürülmüş; Meltem'de yapılan ilk bina 16 yıl sonra yetersiz hale gelmiş, ikinci yapılan bina (mevcut adliye) yaklaşık 17 yıl sonra yetersiz hale gelmiştir. Önce icra daireleri, icra hukuk mahkemeleri ve bir Asliye Ceza Mahkemesi mevcut adliye binasının dışına taşınmış; yetersizlik sürdükçe son olarak iş mahkemeleri de şehir hastanesi çevresinde konteyner binalara taşınmaya başlanmıştır.

Bu haliyle avukatlar aynı ilde farklı adliyelere mazeret göndermek zorunda kalacakları gibi, vatandaş da bu durumdan çok olumsuz etkilenecektir.

Tüm bunlardan çıkan sonuç, ülke yöneticilerinin vizyonunun ne kadar dar olduğunu anlatmaya yeter ve artar bile. Bir adliye binası yapılırken asgari 50-100 yıl ilerisini hesap edemeyen zihniyetin bu bölünme karşısında çaresizliği de çok net ortaya çıkacaktır.

Vizyonsuzluk nedeniyle devletin temeli olan adaletin gerçekleştirileceği adliyelerin ömrünü 100 yıl ilerisini göremeyenler ve buna göre özellikle Antalya Meltem'de kat ilavesine olanak veren adliye binaları yapmayanlar, tıpkı yazımın başında belirttiğim gibi ülkenin bütün olarak kalmasını veya bölünüp parçalanmasını engelleyecek tedbirler alamayacaklardır.

Mülkiyeti devlete (Kara Yolları'na) ait olan 56 dönümlük arazinin tamamını adliye binasına tahsis etmek varken yarısını özel bir hastaneye satmayı düşünerek sağlık alanı olarak planlayan zihniyetin yarattığı bu sonuçlar, ileriye dönük tekrarlanmaması gereken yanlışlardır.

Nitekim dönemin iktidarının bu yönde aldığı yanlış karar, Antalya Barosu'nun açtığı dava ile önlenmesine rağmen, kurtarılan alana BAM yapılması da mevcut adliye binasının yetersizliğine çare olamamıştır.

Antalya Barosu'nun adliyenin bölünmesine yönelik yaşanan bu gelişmelere karşı verdiği mücadeleyi sonuna kadar destekliyor, baro başkanımız ve yönetimini bu anlamda kutluyoruz.

Saygılarımla.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız