Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
22°

Kemal Kılıçdaroğlu 3 Bin 515 Gündür Tutuklu Selahattin Demirtaş'la İlgili Kararından Dolayı Pişman Mı?

YAYINLAMA:
Kemal Kılıçdaroğlu 3 Bin 515 Gündür Tutuklu Selahattin Demirtaş'la İlgili Kararından Dolayı Pişman Mı?

CHP'nin kaybettiği 13 seçimde partinin liderliğini üstlenen Kemal Kılıçdaroğlu tutuklu eski HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılması hakkında “Pişman değilim” dedi...

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde sabaha karşı Diyarbakır'daki evinde gözaltına alınarak tutuklandı. Aynı gün çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanma kararı verilerek Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi.

Selahattin Demirtaş, 17 Mart 2015'te tarihin en kısa grup toplantısını düzenledi. HDP grup toplantısında konuşan Demirtaş, salondakileri selamlayarak başladığı konuşmasında, Türkiye'nin dört bir tarafından getirilen çiçeklerle grup toplantısının daha bir anlamlı hale geldiğinin altını çizdi. Karadeniz örgütleriyle HDP Genel Merkezi'nde bir araya geleceklerinin altını çizen Demirtaş, "Bugün kürsüye tek bir cümle söylemek için çıktım. Halklarımıza verdiğimiz demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceğimiz sözümüzü tekrarlamak için çıktım. Biz bir pazarlık hareketi değiliz. Asla ve asla AKP ile aramızda kirli bir işbirliği ve pazarlık olmadı olmayacak" diye konuştu...Demirtaş grup toplantılarında konuşacakları konuların çok fazla olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ama kürsüye çıkma gerekçem olan bir tek cümle söyleyeyim. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, HDP var oldukça HDP'liler bu topraklarda nefes aldığı müddetçe sen Başkan olmayacaksın. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, seni başkan yaptırmayacağız, seni başkan yaptırmayacağız, seni başkan yaptırmayacağız." 

2026

CHP'li Delegeler tarafından seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’den Denizli’de gençlere mesaj: 

"Sizi ümitsiz, seçeneksiz ve karamsar bırakmayacağız"

Özgür Özel, Denizli’de üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek hukuk sistemi, ekonomi, eğitim ve gençlerin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Özgür Özel, Denizli'de üniversite öğrencileriyle buluştu. Hukuk sistemi, öğrenci bursları, öğretmen atamaları, CHP'deki kurultay süreci ve gençlerin yurt dışına gitme eğilimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, gençlere yönelik "Sizi ümitsiz, seçeneksiz ve karamsar bırakmayacağız. Size söz veriyorum" dedi.

Özgür Özel, Denizli programı kapsamında üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek hukuk sistemi, ekonomi, eğitim politikaları, parti içi süreçler ve gençlerin geleceğine ilişkin soruları yanıtladı.

Özel, öğrencilerin sorusu üzerine Türkiye'de kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı konusunda şunları söyledi:

 "Biz iktidara geldiğimizde birkaç temel hedefimiz var. Mesela hukuk sistemiyle ilgili hedefimiz, AK Parti'nin ele geçirdiği hukuk sistemini geri ele geçirmek değil; bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bağımsız bir yargı kurmak. Bunun tek çaresi kuvvetler ayrılığı. Yürütmenin, yasamanın ve yargının birbirinin işlerine karışmadan, birbirlerini denge ve denetleme üzerinden, birbirlerine saygılı olarak yürüttükleri; yargının sadece vicdanıyla karar verdiği, kimseden korkmadığı; yasamanın kanunları halkın yararına yaptığı; yürütmenin de yapılmış kanunları herkese eşit uyguladığı bir devlet düzeni. Bu var mı? Vallahi, Avrupa'daki istisna olarak sonradan girmiş, yeni yeni toparlayan bazı ülkeleri, Balkan ülkelerini bir kenara koyarsanız; İskandinav ülkelerinde, Kıta Avrupası'nda, Birleşik Krallık'ta elbette sorunları var ama bizdeki gibi insanların 30 yıl önce aldığı diplomasının, birileri ondan korkuyor diye iptal edildiği bir kamu düzeni yok. Kazandığı seçimin mazbatasının, birileri istemiyor diye iptal edilip seçimlerin yenilendiği bir kamu düzeni yok. Bir siyasi partinin yapmış olduğu son dört kurultayının yok sayılıp, 2020 yılındaki kurultayına dönülüp, o gün kazanan genel başkana, 'Seni atadık. Muhalefetin bundan sonra genel başkanı sensin. Seçim de yapmazsan sana karışmayacağız' diyen bir kamu düzeni yok. O yüzden bir sabah kalkınca bir sektörde, işte tavukçuluk sektöründeki bütün firmalara kayyum atandığı, tepkiler gelince bundan vazgeçildiği bir kamu düzeni yok. Eğer bu olursa devletin verdiği bir kâğıt olan, örneğin diplomaya ya da mazbataya sen bir değer atfetmez, 'Her an yok ederim' dersen, yurt dışından kimse gelip senin hisse senedini satın almaz. Devletin borçlanma kâğıdını satın almaz. Ya da alır hukukun üstünlüğünün olduğu ülkeden alırken yüzde 2 faiz veriyorsa, sen de yüzde 40 faiz veriyorsan alır. Bir tarafta yüzde 2 faizle kamu kâğıdı, bir tarafta yüzde 40 faizle. O zaman buraya, Türkiye'yi sömürmek için gelirler. 100 lira koyar, 140 lira alır giderler. Başka ülkeden 102 lira alacakken, 38 lira kimin cebinden çıkar? Hepimizin cebinden çıkar. Ülkede yabancı güven duymuyorsa, risk primi yüksekse, borçlanma maliyeti yüksek oluyor. Aradaki fark halkın cebinden çıkıyor."

"Öğrencilere verilen burslar yetmiyor"

Üniversite öğrencilerinin ekonomik koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, mevcut burs miktarlarının yetersiz olduğunu söyledi. Özel, şunları kaydetti:

"Öğrenci bursları yetmiyor, 4 bin lira. Tayyip Bey, ‘Biz geldiğimizde öğrenci bursu kırk beş liracıktı’ diyor. ‘Şimdi hamdolsun dört bin lira yaptık’ diyor. Ben Tayyip Bey'i çok iyi tanıdığım için, iki kere iki dört eder dese gidip kontrol ederim. 45 lira dediği gün, 3 Kasım 2002; ‘Bizim geldiğimiz gün’ dediği gün. Çeyrek altın 30 lira. 3 Kasım 2002 günü öğrenci bursu 45 liraydı. Çeyrek altın 30 liraydı. Bir buçuk çeyrek altın alıyordu. Bugün çeyrek altın 10 bin lira. Bir buçuk çeyrek altın 15 bin lira. Öğrenci bursu 4 bin lira. Bugün bir buçuk çeyrek altın 15 bin lira. Tayyip Bey'in verdiği burs 4 bin lira. 'Gençler, siz eskiyi bilmezsiniz. Bizden önce, diyor, burs 45 liracıktı' diyor. Bugün burs 4 bin lira. Bir buçuk çeyrek altın 15 bin lira. Bugün Erdoğan'ın yönettiği değil de beğenmediği eski üçlü koalisyonun; ki bir ortağı da Bahçeli'ydi, bir ortağı Ecevit'ti; o dönemde öğrenci olsaydınız 15 bin lira burs alıyor olacaktınız. Yeter mi? Yetmez. Biz, öğrenci bursunun bir asgari ücret düzeyinde olmasının, bugünkü gibi 29 bin liradan aşağı bir bursun öğrenciyi geçindirmeyeceğini düşünüyoruz. Türkiye'de yurt sorunu var. Öğrenciler, özellikle burada bir apart kültürü var, apartlarda kalıyorlar. Ben okurken iki öğrenci bursu bir ev kirasından fazlaydı. 15 bin diyoruz ya şimdiki hesapla. 30 bin lira. Ev kirası da 25 bin liraydı. Dört öğrenci çıktığında bir elin yağda, bir elin balda. Öğrenci bursuyla hem evde kalırdık hem de gayet iyi, mutfak da dönüyordu. Şimdi altı öğrenci bursunu birleştirse bir ev tutabiliyor. Bir ev tutabiliyor. Olacak iş değil."

Mutlaka bu ülkenin mücadelesinde yer alın"

Öğrencilerin "gençlik kollarındaki Özgür Özel'e neler söylemek istersiniz" yönündeki soruya ise Özel, şöyle yanıt verdi:

 "Arkadaş sormuş, ‘O günkü Özgür Özel'e ne söylemek istersiniz?’ diye. O gün dediği gençlik kollarındaki Özgür Özel, ben kırmızı yeleklilerden değilim maalesef. Ben o tarihlerde Türkiye'nin en genç eczacı odası genel sekreteri, başkanı; sonra Türk Eczacıları Birliği genel saymanı, sonra da genel sekreteriydim. 26-33 yaş arası. 35 yaşında da Manisa Belediye Başkan adayıydım. 36 yaşında milletvekiliydim. Meslek örgütünde görevli olduğum için partinin üyesiydim ama gençlik kollarında görevli değildim. Şimdi başıma gelenlere bakınca, 26 yaşındaki Özgür Özel'e, ‘Eczanede mi otursan acaba?’ falan diyebilirim ama demiyorum. Kötü örnek olur. Ben yine o Özgür Özel'e, ‘Meslek örgütünde çalış, siyasete gir, hatta siyasete daha erken gir ve mutlaka bu ülkenin mücadelesinde söz sahibi ol’ derim. Hepinize de, hangi siyasi görüşten olursanız olun, hangi partiye yakın hissediyorsanız hissedin, mutlaka siyasetle ilgili olun diyorum. Çünkü belli bir yaş grubunun, Türkiye'de seksenli yaşlarda olan bir nesil var ve devam etmek istiyorlar, ediyorlar. Yirmili yaşlarda olan bir nesli; ki bana siyaset için ‘genç siyasetçi’ söylüyorlar. Genç siyasetçi otuzlu yaşlarında olandır. Dünyada böyle. Bir kuşak bize fırsat vermediği için biz bu yaşımızda genç kaldık. Oysa ki Türkiye'nin geleceği otuzlu yaşlarındaki bakanlarındadır. Yirmili yaşların sonlarında, otuzlu yaşlarındaki milletvekillerindedir. Kırklı yaşlarındaki, alanında uzmanlaşmış kişilerdedir. Onun için bizim partimizin de kapısı sonuna kadar gençlere açık. Hakikaten de bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi, siyaset düşünen ve siyasete düşleyen herkesin kendini en kolay ifade edebildiği gençlik kollarına da sahiptir. Bunu bizim gençlik kollarını tanıdıkça, onlarla birlikte deneyimleyebilirsiniz. Ben her birinizi mutlaka siyasette bulunmak üzere siyasete davet etmek isterim."

"Atanamayan öğretmen diye bir şey yok. Atanmayan öğretmen var"

"Atanamayan öğretmen mevzusu Türkiye'nin en büyük ayıbıdır. 2002 yılında 60 bin öğretmen vardı, atanmamıştı. Bu atanmamış öğretmenler için o günün iktidarını eleştiren kişi, Erdoğan, Ecevit'e diyordu ki: ‘Madem atamayacaktın, niye okuttun be adam?’ diyordu; 60 bin kişiydi. Bugün Türkiye'de bir milyon 40 bin öğretmen var ve adına ‘atanamayan öğretmen’ diyorlar. Atanamayan öğretmen diye bir şey yok. Atanmayan öğretmen var. Atamayan, ülkeyi 25 yıldır yönetenler. Atanamayan deyince sende bir kusur var, atanamamışsın. Veya bende bir iyi niyet var. Atacaktım da atayamamışım gibi. Öyle bir şey yok ama atanmayan öğretmen sorununu çözmek şu anda dünyanın en zor işi; çünkü bir milyon kişi oldu. Ama Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda ne yapacak derseniz; bir kere kapanmış bütün köy okullarını açarak, oralara öğretmen görevlendirerek, öğrenci başına düşen öğretmen sayısını artırarak, şu anda sözleşmeli olan öğretmenlerin hepsini atayarak ilk elden 100 bin öğretmen atayacak. Okullara 60 bin güvenlik görevlisi atayacak; bu yaşananlar yaşanmasın diye. Her okula bir hemşire atayacak; okulun hem sağlığı hem hijyeni hem de okul kazalarına karşı olsun diye. Böyle devasa bir paketimiz var. Ama en doğrusu, ihtiyaç kadar öğretmeni alıp boşu boşuna atamayacağı öğretmeni okutup onların hayalleriyle oynamayacak. Mevcut öğretmen havuzu eritilene kadar da kotalar hızla indirilecek, ihtiyacı olmayan alanlara alım yapılmayacak."

"Ümitsiz, seçeneksiz ve kararsız bırakmayacağız"

CHP içindeki hukuki ve siyasi sürece ilişkin ise Özel, mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek şunları söyledi:

 "Cumhuriyet Halk Partisi'nde mücadele ediyoruz. Hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz. Siyasi mücadeleyi sürdüreceğiz. Fiziki mücadeleyi sürdüreceğiz. Başka bir çare kalmayana kadar partide mücadele edeceğiz. Başka bir çare olmaz, söylediğimiz kurultay ısrarla yapılmaz, partinin seçime girmesi bile tehlikeli bir hâle gelirse; hem bir parti kurmak hem mevcut bir partiyi hazırda tutmak, baskın bir seçimde Erdoğan'ın karşısında muhalefeti ve sizleri adaysız bırakmamak, Cumhuriyet Halk Partisi'ni parlamento dışı bırakmamak üzere diğer B, C planlarını da hazırlıyoruz. Hatta A, B, C planı gibi, zurnanın zırt dediği yerde Z planımız bile var, dedim. Bugün bir gazeteci yazmış: ‘Zırt demedin mi, hadi yapın edin’ falan diye. Sonuna kadar parti için mücadele edeceğiz. Ama parti içinde hiçbir imkân kalmazsa, o zaman partiyi geri almak üzere üzerimize ne gerekiyorsa, ne düşüyorsa onu yapmaya da kararlıyız. Sizi ümitsiz, seçeneksiz ve karamsar bırakmayacağız. Size söz veriyorum."

"Türkiye'nin ikinci şahlanışı yine Atatürk'ün partisinin, Atatürkçü gençlerle birlikte bu işi başarmasıyla olacak. Size söz veriyorum"

Gençlerin yurt dışına gitme konusuna ilişkin ise Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:

 "Bu çağın beka sorunu artık dünyanın gelişmiş ülkelerinin Türkiye üzerinde hayal kurması değil. Türkiye'nin gençlerinin dünyanın gelişmiş ülkelerinde hayal kurmasıdır beka sorunu. O yüzden biz, Türk gençlerinin, Türkiye'deki gençlerin istedikleri zaman Avrupa'ya vizesiz gidecekleri Avrupa Birliği'ni sağlamak; dünyanın diğer kıtalarına istedikleri zaman gitmelerini ama dönüp gelip Türkiye'de en iyi şartlarda çalışmalarını istiyoruz. İsteyenin istediği zaman gideceği, istediği zaman döneceği ama herkesin bu ülkede, hatta dünyanın diğer gençlerinin dünyanın en güzel ülkesinde hayal kuracağı, burayı hayal edeceği, kimsenin gurbeti hayal etmeyeceği bir Türkiye'yi özlemliyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk'ün Partisi, istediğiniz zaman gideceğiniz ama tekrar geleceğiniz ve ümitlerin tükenmediği Türkiye'de hep birlikte yaşayıp Türkiye'yi kalkındıracağınız bir yarının sözünü veriyor. Biz buna inanıyoruz. Siz de inanıyorsanız bu işin sonunda biz mutlaka başaracağız. Kimse korkmasın ki çaresiz kalacağız ve kimse korkmasın ki bu iktidar bir kez daha kazanacak, istediği partinin başına istediğini oturtacak ve yapılan seçimlerde tekrar bu iktidar olacak ve kazanamayacağız. Ben size bir söz vermiştim. 31 Mart seçimleri akşamı demiştim ki: ‘Valizleri kafada toplayan gençler...’ Ki en kötüsü bu arkadaşlar. Valizi toplamak, yatağın üstüne attın mı, 15 dakikalık iş. Ama kafada toplamak yıllar sürüyor. Türkiye'de gençlerin dörtte üçü valizi kafada toplamış ve gitmeye karar vermişti. Bu seçim akşamı bir seçim daha kalmaya karar vermişler, demiştim. O yüzden o seçim gelene kadar lütfen bir yere gitmeyin. Biz elimizden geleni yapacağız ve bir şekilde bu ülkenin kuruluşundan 103 yıl, 104 yıl, 105 yıl sonra bir kez daha kurtuluşunu ve demokrasinin yeniden kuruluşunu birlikte başaracağız. Asla ve asla bu ülkede hiçbir genç arkadaşım enseyi karartmasın, morali bozmasın. Cumhuriyet'in ikinci ayağa kalkışı, Türkiye'nin ikinci şahlanışı yine Atatürk'ün partisinin, Atatürkçü gençlerle birlikte bu işi başarmasıyla olacak. Size söz veriyorum."

KAYNAK: ANKA HABER AJANSI 

2026 ANKETLERİ: 

Bu pazar Cumhurbaşkanı 2. tur seçimi yapılacak olsa ve adaylar; Recep Tayyip Erdoğan ve Özgür Özel olsa oyunuzu hangi adaya verirsiniz?

 Özgür Özel:  %52,73

 Recep Tayyip Erdoğan:  %47,27

Gündemar Araştırma

24-27 Mayıs 2026

Bu Pazar bir milletvekili genel seçimi olsa oyunuzu hangi siyasi partiye verirsiniz?

     AK Parti:  %33.1 

     CHP:  %30.9 

     DEM Parti:  %9.2

     MHP:  %8.3 

     İYİ Parti:  %5.8 

     Zafer Partisi:  %2.9 

     Yeniden Refah Partisi:  %2.9 

     Türkiye İşçi Partisi:  %1.3

     Diğer:  %2.4   

     Asal Araştırma

      06-14 Haziran 2026

Özgür Çelik: En kısa sürede kurultay olmazsa su akar yatağını bulur

Adalar Belediyesi’ne düzenlenen operasyon sonrası Adalar’a giden CHP eski İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik "En kısa sürede CHP’de kurultay gerçekleşti. Gerçekleşmedi su akar yatağını bulur. En kısa sürede kurultay olmaz ise su akar yatağını bulur. Suyun akışını değiştirenler, tarihin de akışını değiştirir" dedi.

AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar:  “Dört asgari ücret huzur hakkı alıyorum. Bu doğal” dedi...

Aylık geliri 560 bin TL’yi geçen Fiskobirlik Başkanı Bayraktar “Dört asgari ücret huzur hakkı alıyorum. Bu doğal” dedi. Fiskobirlik Başkanı Bayraktar ‘Huzur’ hakkım çok tınlamıyorum"

 

Daha önce aldığı üç ayrı maaşın kendisine yetmediğini belirterek kamuoyunda uzun süre tartışılan AK Parti Sakarya Milletvekili ve Fiskobirlik Başkanı Lütfi Bayraktar, CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in iddialarına cevap verdi. Adıgüzel, Bayraktar’ın göreve geldiği 2007 yılından beri yaklaşık 143 milyon dolar bedelle 40 taşınmazını elden çıkardığını ve Ankara’da lüks rezidans kiralatıp bu daireyi siyasi amaçla kullandığını öne sürmüştü. Adıgüzel milletvekili maaşı, milletvekili emekli aylığı ve kurumdan aldığı huzur hakkıyla Bayraktar’ın aylık gelirinin 560 bin 154 TL’yi geçtiği bilgisini vermişti.

AKP’li Bayraktar, Adıgüzel hakkında 1 milyon liralık tazminat davası açtı. Bayraktar, kendisine yöneltilen iddialara ilişkin NEFES’e şunları söyledi: “O rezidans denilen yerin kirası 64 bin TL. Vergisi var, SSK’sı var, kaydı var. Pazarlama Bölge Müdürlüğü çalışmalarını orada yapıyor. Sürekli Ankara’da kendine ait yeri vardı. Sonuçta ben ticaret yapıyorum, kirası uygunsa iyi bir yerde olmasını isterim. Niye olmasın? Burada çalışanlar var. Ürün satıyoruz biz ya. Bizim yıllık 5 milyar TL ciromuz var. Fiskobirlik’i tanımıyorsunuz, tanımak da istemiyorsunuz. Üretici adına üzülüyorum. Her kurumun borcu vardır. Ben işimi yapıyorum, gerisini de çok tınlamıyorum 1 Aralık 2007’den beri Fiskobirlik’in başkanıyım. Kurum battı, ‘tek umudumuz sensin’ dediler. Evet, gayrimenkulleri sattık ama Fiskobirlik’in 140 milyon dolar borcu vardı. Şu anda Fiskobirlik olarak 750 milyon TL’lik yatırım yapıyoruz. Fiskobirlik’in gayrimenkulleri 2007 yılında Samsun Çarşamba İcra Müdürlükleri tarafından yüzde 50’si satışa çıkarıldı. Ben yüzde 90’ını kurtardım.”

Bayraktar, “19 yıldır başkanlık koltuğundasınız, huzur hakkı, gayrimenkullerin satışıyla sık sık gündeme geliyorsunuz, milletvekili olmanız nedeniyle de başkanlığı bırakmayı düşünmüyor musunuz?” sorusuna, “Seçildiğim müddetçe kalacağım orada. Bir insanın bir yerden huzur hakkı alması çok da normaldir. Dört asgari ücretin netini huzur hakkı olarak alıyorum. Bunu almak hakkımız” ifadelerini kullandı. Bayraktar, Fiskobirlik Yönetim Kurulu’ndaki 6 üyenin aldığı huzur haklarından “zorla yüzde 10 pay aldığı” iddialarına doğrudan yanıt vermedi.

Bayraktar’ın dava dilekçesinde yer alan bilginin kabul edildiği görüldü. Bayraktar’ın, seyahatlerde kurumun yapması gereken masrafları kendisinin yaptığı, bunun üzerine yönetim kurulu üyelerinin maaşlarının yüzde 10’luk kısmının ortak masraf havuzu oluşturulmak üzere Bayraktar’a verildiği belirtildi. Bayraktar’ın bunu kabul etmemesine rağmen yönetim kurulu üyelerinin muhasebe birimini talimatlandırdığı öne sürüldü.

Yönetim kurulunun maaşlarının bir kısmının Lütfi Bayraktar’ın ödediğini iddia etmişti. Bayraktar bu soruya da şunları söyledi: “Adıgüzel’in söylediklerinin tamamına yakını iftira. ‘Benim CHP’li kardeşim orada kalmak için komisyon mu veriyor, haraç mı veriyor?’ demek istiyor. Diyorsa gitsin ona söylesin. Delegasyonun çoğu da AK Partili değil, muhalif. Diyorlar ki, ‘Lütfi Bayraktar gitsin biz yiyelim.’ Delegelerin çoğu CHP’li. Gitsin kendi adamlarını ikna etsinler, seçmesinler beni.” 

(KAYNAK: DİLAN KUTLU'NUN NEFES'TEKİ HABERİ)

SONAR ANKETİ'NDE CHP’de "Yeni bir parti kurulmadığı takdirde hangi partiye oy verirsiniz?" sorusu yöneltildi.

Anket sonuçlarına göre partilerin oy oranları şöyle sıralandı:

AK Parti: %30,3

CHP: %13,1

DEM Parti: %13,0

İYİ Parti: %12,7

MHP: %10,7

Zafer Partisi: %5,6

Anahtar Parti: %4,4

YILIN HABERİ: 

Tıp diploması yok, ruhsatı yok. Ama muayenehanesi var!

Şanlıurfa'da sahte doktorun sanayide kaportacı olduğu ortaya çıktı...

Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde, kendisini doktor olarak tanıtıp, ruhsatsız şekilde bel fıtığı ile kırık-çıkık tedavisi yapan Mahmut Y., gözaltına alındı. Şüphelinin inşaatta kalıp ustası, tamircide ise kaporta ustası olduğu öğrenildi.

Akçakale Jandarma Komutanlığı ekipleri, ilçede ruhsatsız olarak sağlık hizmeti verildiği bilgisi üzerine çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde, Mahmut Y.'nin herhangi bir tıbbi yetkisi bulunmamasına rağmen kendisini doktor olarak tanıttığı ve iş yerini muayenehane gibi kullanıp bel fıtığı ile kırık-çıkık tedavisi uyguladığı belirlendi.

Düzenlenen operasyonda şüpheli gözaltına alınırken, iş yerindeki aramalarda çok sayıda tıbbi malzeme, tedavi aparatı ve bitkisel ilaç ele geçirildi.

Mahmut Y.'nin gündüzleri inşaatlarda kalıp ustası olarak çalıştığı, zaman zaman da kaportacılık yaptığı, boş zamanlarında ise söz konusu iş yerinde hasta kabul ettiği öğrenildi.

Şanlıurfa Valiliği'nden yapılan açıklamada, ruhsatsız sağlık hizmeti verdiği tespit edilen iş yerine yönelik operasyonun başarıyla gerçekleştirildiği belirtilerek, şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığı bildirildi. Gözaltına alınan Mahmut Y.'nin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

KAYNAK: HÜRRİYET GAZETESİ -Ömer ŞULUL/ŞANLIURFA (DHA)

2022-2023-2024-2025-2026 Yıllarının En İyi Sinema Filmleri ve Mini TV Dizileri: 

Guillermo del Toro's Pinocchio 2022

The Fabelmans 2022

Ticket to Paradise 2022

The Holdovers 2023

Mussolini: Son of the Century 2025

Il Gattopardo-The Leopard 2025

Killers of the Flower Moon 2023

Leaving the World Behind 2023

Flow 2024

Aftersun 2022

The Apprentice 2024

Disclosure Day 2026

Alto Knights 2025

Elvis 2022

Tár 2022

Maria 2024

Ainda Estou Aqui- I'm Still Here 2024

Lefter: Bir Ordinaryüs Hikayesi 2025

Emergency 2025

Kurak Günler 2022

A Complete Unknown 2024

The Great Escaper 2023

La Grazia 2025

Anyone But You 2023

Poor Things 2023

Wolfs 2024

Anora 2024

Materialists 2025

Past Lives 2023

One Battle After Another 2025

Wuthering Heights 2026

Guillermo del Toro's Frankenstein 2025

Hamnet 2025

Eleanor the Great 2025

Propeller One-Way Night Coach 2026

Bugonia 2025

Bridget Jones: Mad About the Boy 2025

Adile 2025

Cem Karaca'nın Gözyaşları 2024

Civil War 2024

Michael 2026

Project Hail Mary 2026

Jurassic World: Rebirth 2025

The Monkey 2025

The Running Man 2025

Nuremberg 2025

Twisters 2024

Under Paris- Sous la Seine 2024 

Queer 2024

The Zone of Interest 2023

Lee 2023

Back To Black 2024

Bob Marley: One Love 2024

Oppenheimer 2024

Saltburn 2023

Anatomy of a Fall 2023

The Bride! 2026 

Monster: The Jeffrey Dahmer Story 2022

Monster: The Ed Gein Story 2025

Monsters: The Lyle and Erik Menendez Story 2024

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız