Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
27°

Kemal Kılıçdaroğlu 14. Seçim Yenilgisiyle Siyasi Jübilesini Yapmak İstiyor!

YAYINLAMA:
Kemal Kılıçdaroğlu 14. Seçim Yenilgisiyle Siyasi Jübilesini Yapmak İstiyor!

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN CUMHURBAŞKANI ADAYI KİM OLACAK? 

AK Partili Mücahit Birinci Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı İlhan Kesici olacak iddiasını ortaya atmıştı...

Gazeteci Sabahattin Önkibar'ın iddiasına göre Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı Faik Öztrak olacak...

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin cumhurbaşkanı adayı için “Biz öyle bir isim üzerinde çalışıyoruz ki o ismi açıkladığımızda tüm Türkiye, 86 milyon ‘Oh be’ diyecek. İşte aradığımız bu’ diyecek. Bunun çalışmalarını biz yapıyoruz” demişti...

Yeniçağ'dan Fatih Ergin, söz konusu ismin Ali Babacan olduğunu yazdı:

 "Üzerinde çalışılan formüle göre Ali Babacan, Saadet, DEVA ve Gelecek Partilerinin kuracağı “kutsal ittifakın” cumhurbaşkanı adayı ilan edilecek. Henüz temas kurulmayan Yeniden Refah Partisi ile Anahtar Parti’nin de bu ittifaka dahil edilmesi planlanıyor. Yakında bu iki parti ile arka kapı diplomasisi için harekete geçilecek."

İÇ ANADOLU BÖLGESİ SİYASİ PARTİ OY TERCİHLERİ ANKETİ: 

 Bu Pazar Genel Seçim Olsa, Hangi Siyasi Partiye Oy Verirsiniz?

     AK Parti:  %34,9

     CHP:  %25,6

     MHP:  %8,5

     İYİ Parti:  %8

     BBP:  %5,8

     Saadet Partisi:  %4,5

     Zafer Partisi:  %3,8

     A Parti:  %2,7

     Yeniden Refah:  %2,2

     DEM Parti:  %1,7

     ORC Araştırma

     01-03 Haziran 2026

ÖZGÜR ÖZEL 

CHP Lideri Özgür Özel, Birgün gazetesine verdiği röportajda, 24 Mayıs’ı “milat” ilan etti. 

Özel, “Mücadele artık bir cephe mücadelesidir” diyerek demokrasi güçlerine birlik çağrısı yaptı.

Özgür Özel: “CHP arınacaksa bu kara düzene payanda olanlardan arınacak”

CHP Lideri Özgür Özel, “CHP arınacaksa bu kara düzene payanda olanlardan arınacak. ‘Kazanan CHP’, ‘kaybeden CHP’yi isteyenlerden arınacak” ifadelerini kullandı. 24 Mayıs’ı bir milat olarak niteleyen Özel, “Mücadele bir mevzi mücadelesi değil, bir cephe mücadelesi olmalıdır. Demokrasiye ve adalete inanan herkesi CHP’nin değil milletin yanında durmaya çağırıyorum” dedi.

CHP’nin, “Kamu yetkilerini kendi menfaati için kötüye kullanan, Anayasal düzeni ihlal eden iktidar partisinin kuşatması ve işgali altında olduğunu” söyleyen Özel, “Artık bir daha seçim kazanamayacağını gören iktidar partisi milleti adaysız, partisiz, seçeneksiz bırakmak istemektedir. Bunun için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen bir sivil darbeye kalkışılmıştır ve bu darbe sürdürülmektedir” diye konuştu. 

Tarihi boyunca çok sayıda darbe gören CHP’nin 12 Eylül’de kapatıldığını anımsatan Özel, “Ama ilk kez başına mahkeme tarafından bir kayyum atanmış, ilk kez seçilmiş kadroları mahkemece görevden alınmış ve ilk kez Genel Merkezi polis zoruyla tarumar edilmiştir” dedi.

“Mutlak butlan-mutlak sultan ittifakı”

Yaşananların yalnızca CHP’nin iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu mesele, artık milletin istemediği bir iktidar ile 86 milyon arasındadır. Bu mesele, Erdoğan ile Türkiye arasındadır. Artık bir yanda ‘seçilmiş CHP’, diğer yanda ‘atanmış CHP’ vardır. Erdoğan, CHP’nin başına bir butlan yönetimi atamıştır. Bir yanda ‘kazanan CHP’ diğer yanda, ‘kaybeden CHP’ vardır. Erdoğan 13 yıl boyunca yendiği yönetimi, tekrar karşısında istemektedir. O yüzden karşımızdaki yeni ittifak ‘mutlak butlan-mutlak sultan ittifakı’dır. AK Parti yargı kollarının aylardır yaptığı saldırıların nedeni partimizi AK Parti butlan kollarına yönettirmek içindir.”

AKP’nin kara düzeni olarak nitelendirdiği bugünün müesses nizamıyla ilgili konuşan Özel, “Açık konuşalım: Türkiye’de yıllardır kurgulanan bir düzen var. Bu düzen değişmeyen aktörleri, siyasetçileri dayatan bir düzendir. Müesses nizam, kendi siyaset kurgusu bozulmasın istemektedir. Bu kurguda da CHP’ye de bir yer tarif edilmektedir. Kimi ‘derin devlet’, kimi ‘devlet aklı’ diyerek bu düzeni savunmaktadır. Bir avuç insanın menfaatine derin kılıflar uydurulmaktadır. Bugünün müesses nizamı, AK Parti'nin kara düzenidir. Müesses nizamın çıkarlarıyla milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbiriyle karşıt hale gelmiştir. Biz 100 yıl önce olduğu gibi bugün de müesses nizamın değil, milletin safında duran kadrolarız. Bu yürüyüş, milletin yürüyüşüdür. Bu yürüyüşü ayakta tutan ilkelerimiz, ideallerimiz ve inancımızdır. Bu yürüyüşte atılan adımlar çatılar, binalar, koltuklar, makamlar için değil; özgür, bağımsız, adil ve demokratik Türkiye için atılmaktadır. Aslolan mücadele ruhudur” diye konuştu.

“CHP arınacaksa bu kara düzene payanda olanlardan arınacak”

CHP Lideri Özel, “Müesses nizama işbirlikçi olanlara, kara düzenin sesi olanlara milletimizin, partimizin, delegelerimizin vermediği görevi başka yerde arayanlara bu yürüyüşte yer yoktur. CHP arınacaksa bu kara düzene payanda olanlardan arınacak. ‘Kazanan CHP’, ‘kaybeden CHP’yi isteyenlerden arınacak. Çünkü artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da milletimiz zincirleri kırıp yoluna devam edecek. Mesele budur” diye konuştu.

“24 Mayıs 2026 bir milattır”

CHP’ye polis zoruyla girilen 24 Mayıs’ın Türkiye için bir milat olduğunu ifade eden Özel, “O tarihten öncesi ve sonrası vardır. O tarihten sonra seçilmiş iradenin, demokrasi ve adaletin yanında olanlar amasız ve fakatsız bizim yanımızdadır. Genel Merkezden Meclis’e-millete doğru yürüyüş eski, köhnemiş, yozlaşmış kara düzeni sarayıyla, kuklalarıyla geride bırakıp milletle yeni bir düzeni kurmak için başlayan bir yürüyüştür. Hedef sadece CHP değildir. Tüm demokratik sistemimiz tehlikededir. O yüzden mücadele bir mevzi mücadelesi değil, bir cephe mücadelesi olmalıdır. Tüm toplumsal muhalefetin bu süreçte bir arada durması inancımızı artırmıştır. Çünkü yapılacak ilk seçim otokratlar ve demokratlar arasında olacaktır. Demokrasiye ve adalete inanan herkesi; sendikaları, meslek örgütlerini, sivil toplumu, kurumları ve tüm siyasi partileri CHP’nin yanında durmaya değil milletin yanında durmaya, kendi varlıklarına sahip çıkmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Özel Halk TV ekranlarında CHP'de yaşananlara ve mutlak butlan sürecinden sonraki yol haritasına dair açıklamalar yaptı. Özel "Devlet bütün gücüyle üzerimize saldırıyor. Partimizin içinden birileriyle işi yürütüyorlar. Suçumuz ne bizim? Mutlak butlan kararı çıkardıkları kurultayın önceki tüm kurultaylardan farkı ne? Ne oldu da bizim başımıza bunlar geliyor. Bizim birinci suçumuz AKP'yi 24 yıl sonra yenmiş olmak" dedi. Özel ABD'nin İsrail'in bölgedeki planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek, onların tariflediği düzende yer almayacağımızı söylemektir bizim suçumuz" ifadelerini kullandı. Özel partiden ayrılma konusuna ise "Biz Atatürk'ün emanetini TGRT'cilere bırakamayız, onların iftiralarını meşrulaştıranlara bırakamayız" yanıtını verdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Özgür Özel katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP Lideri Özel Halk TV ekranlarında CHP'de yaşananlara ve mutlak butlan sürecinden sonraki yol haritasına dair açıklamalar yaptı.

Özel canlı yayında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

Özel "Devlet bütün gücüyle üzerimize saldırıyor. Partimizin içinden birileriyle işi yürütüyorlar. Suçumuz ne bizim? Mutlak butlan kararı çıkardıkları kurultayın önceki tüm kurultaylardan farkı ne? Ne oldu da bizim başımıza bunlar geliyor. Bizim birinci suçumuz AKP'yi 24 yıl sonra yenmiş olmak. İkinci suçumuz ise 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak" dedi.

Özel sözlerine şöyle devam etti:

"Partimiz 13 kez seçim kaybetmesine rağmen bu yenilgilerin ardından hiç bir kurultayla güven tazelememiş, özeleştiri yapmamış bir partiyken biz o süreçte biz 'bir değişim yapacağız' dedik. Kurultaya gittik. Gençler dedik, kadınlar dedik, gelişim dedik, yeni tüzük dedik, yeni program dedik. Ne dediysek yaptık, kurultayda seçildik."

"Sevgili Muharrem İnce'nin bir sözü vardı. 'Atatürk kalkıp gelse bu delegeyle seçimi kazanamaz' demişti. Öyle bir delege desteği vardı, ne oldu? Dedim ki komşusu ikna edecek, berberi ikna edecek, kızı ikna edecek. Kurultay salonunu hatırlıyorsunuz. Solda yukarıdan bir yerden 'Delege sokağın sesini dinle' diye bir slogan atıldı ve gün boyu susmadı o slogan. O delege Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin başkanını seçimle değiştirebildi.

İzmir'de Cumhuriyet tarihi boyunca 6 tane kadın seçilebilmiş. Biz 8 tane belediye başkanı seçtirdik. Bunların sonucunda biz beklenmedik bir şey yaptık. AKP'nin beklemediği bir şey yaptık. Nüfusun yüzde 65'ine, ekonominin yüzde 85'ine hizmet edebilecek şekilde seçimleri kazandık. Budur işte bizim esas işlediğimiz suç.

Tek adam rejimi değişmesin diyen mutlak sultancılar ile partide yaptığımız değişimi hazmedemeyen mutlak butlancıların bir araya gelmesiyle, dünya kadar iftirayla, mahkeme kararı olmaksızın sonucunda bu kurultay iptal edildi.

Buradan bütün vatandaşlarımıza soruyorum, bu kurultayla Kemal Bey ile yarıştım kazandım. Bu kurultayı veya ötekini veya son kurultayı kaybetseydim biriyle yarışsaydık be o seçilseydi, siz nasıl o kazananın elinden galibiyeti alır da öteki adaya verirsiniz?"

ABD'nin İsrail'in bölgedeki planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek, onların tariflediği düzende yer almayacağımızı söylemektir bizim suçumuz."

"Bugün Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünlere gelmesi noktasında hep kendilerinin anlattığı hikaye. Hapse girmesi, partisini kurması, ekonomik krizin üstüne geldi vs. Biz 2023 Kasım'da milletin gözünün içine bakarak, özeleştiri yaparak, sizi dinleyeceğiz diyerek bir rüzgar yakaladık.

Bugün geldiğimiz noktada partimiz birinci parti olmuş, AKP yenilmiş, ama bu saldırıyla birlikte bundan medet umup, buradan parti içi iktidar isteyip, bu iktidar size teklif edilince bunu kabul edip, bir an önce sandığa gitmek yerine bahaneler üretmek. Gelmişler 'sandık koyarsak Özel yine oyların hepsini alır seçilir, sokak Özel'e sahip çıkıyor. Sokağın karşısına çıkamayız, delegenin karşısına çıkamayız, direnirlerse de partiden atarız' diyorlar.

Net olan bir durum var, partiyi aldığımızda yüzde 13'le aldık. Partiyi bıraktığımızda parti birinci parti kimi 36 diyor kimi 33. Yüzde 38 de sandıktan oy almışız. Benimle birlikte olması gereken kişilerin o tarafla, yargı oyunlarıyla hareket ettiğini görüyoruz."

"Amaçları Parti Meclisi'ndeki çoğunluğumuzu düşürmek. Ama şöyle bir şey var o atanmış sözcü şunu diyor: 'Bunlar yargıya gidecekler, orada aklanacaklar öyle gelecekler.' Bu arkadaşlarımız milletvekili, AKP bu arkadaşlarımızın dokunulmazlığını kaldırmaya dile bile getiremiyor, siz onların vekilliğini düşürmek istiyorsunuz. Kendi oluşturdukları MYK ile arkadaşlarımızı kovuyorlar hem de ondan sonra 'yakında yargılanacaklar' diyerek hükümete 'biz de bunu istiyoruz' mesajını veriyorlar. Butlan sözcüsü utanmaz biçimde kendi arkadaşlarını AKP yargısının kucağına atmanın iznini veriyor. Yazık olsun. Birlikte içtiğim bir yudum çaya bile yazıklar olsun."

"TGRT ekranlarında aylarca basın mensuplarına sarı zarf veriliyor iftirası atıldı. Bugün tutmuşlar bir gazeteciye utanmadan sarı zarf veriyor diyorlar. O rezil adamı herkes kınıyor ama, o kişi parti sözcüsünün Whatsapp grubunu kuran kişi. Senin danışmanın o, adı belli, sanı belli, senin Whatsapp grubunu açan kişi o."

Siyasi partiler kanunu diyor ki: Bir siyasi parti iki kongresini üst üste yapmazsa seçime giremez diyor. Altı yıl geçmiş böyle bir risk var. Günü geldiğinde, seçim kararı çıktığında, YSK, Yargıtay'a yazı yazacak ve seçime girme yeterliliği olan partileri talep edecek. Bana kalırsa böyle kumpaslar sonucunda partinin seçime sokulmaması hukuki bir iş olmaz ama "YSK seçime giremez" dedi mi ne yapacağız? O yüzden 25 Temmuz'dan önce bir kurultay yapılması kaçınılmaz olandır, yapmamak bu partiye ihanettir."

"Faik Öztrak 'Meclis kurulmadan biz buradaydık, üstümüze meclis kuruldu' diyor. 'Özgür Özel kim ki bir bahçıvanın torunu, emekli öğretmen çocuğundan Genel Başkan mı olur' diyor. Faik Bey'in yukarıdan bakan o kibirli bakışı var ya, milletin bana evladı gibi bakması o kibirli bakışın telafisidir. O bizi küçük gören, hakettiğimiz değeri biçen o Faik Bey'in anlatıp ikna edemedikleri biz ikna ederek partiyi birinci yaptık. Faik Bey gelsin Tekirdağ'da sokakta yürüyelim."

Akın Gürlek Erdoğan'dan aldığı talimatla veya Erdoğan'ı ikna ederek yaptıklarının bir sonucudur. CHP'de ne yaşanıyorsa AKP, yargı kolları ve Erdoğan'ın rızası, talimatı ve onayıyla yapılmaktadır. CHP'ye yapılan bir siyasi operasyon olduğunu gördüğü için Erdoğan dün 23 dakika 'biz bu işin içinde yokuz' diye anlatıyor. 'Böyle bir davada tedbir mi olur' diyor hukukçular, butlancılar da bu kararın üstüne oturup parti yöneticiliği oynuyorlar. Delegenin vermediği yetkiyle yapıyorlar. Akın Gürlek'in verdirdiği kararla parti sözcülüğünü sindirebilecek kişiler bunlar.

"Bahsedilen Tayyip Bey'inki gibi bir apartmanın en üst katında kurduğu parti değil. Bahsettiğimiz partinin ilk kongresi Sivas Kongresi kabul edilen bir parti. Bu parti kolay kolay terk edilecek, bırakılacak bir parti değil. Bize karşı yapılanlar Türkiye'de bir seçim sistemi var. Tüm dünyadaki gibi itiraz ve kesinleşme üzerine kurulu. 3 yıl önce yapılmış kurultayı yok sayıp 6 yıl öncesine ışınlayan ve geçen yıl zamanı geldiği için tekrar örgütlenip yapılan kurultayı da yok sayan bir istinaf kararı var. Bunun hiçbir meşruluğu yok. Kendisine verilen talimatla tedbir kararı alarak işi çözümsüz bir noktaya getiriyorlar. Buradakiler de bunlardan bulduğu yüzle 'kurultay yapmayacağız' diyerek, bizi partiyi bırakıp gitmeye zorluyorlar sözüm ona. Siz bu partide seçimde yenilmişsiniz, sonra dönüp hiçbir girişimde bulunmamışsınız, siz 1 Nisancı olarak anılıyorsunuz."

Ferdi Zeyrek yoğun bakımdayken Ferdi hakkında karikatür çizenler çikolata dağıtıyorlar Genel Merkez'de. Bu partinin pırıl pırıl evlatlarına öldükten sonra iftira atılmasına, iftira atanlarla kol kola girilmesine üzülüyorum. Bu yüzden de biz Atatürk'ün emanetini TGRT'cilere bırakamayız, onların iftiralarını meşrulaştıranlara bırakamayız."

Tarihin en büyük saldırısında partimi yüzde 36 oyla ayakta tutup bugüne getirmişiz. Partinin yönetimine AKP yargı kolları tarafından atananlar bu partiye pis diyorlar, arınacağız diyorlar, arkadaşlarımıza hırsız diyorlar. Bu yapılanlar ve söylenenler, bir siyasi partide ikbal için yapıyorsanız, parti CHP olmasa ve gençlerin umudu buna bağlı olmasa 'alın, lanet olsun, sizin olsun' diyesi geliyor insanın. Ama bırakamayız. TGRT'ye teslim olanlar mı AKP'yi yenecek? Biz bunu bıraktığımızda birisi bununla AKP'ye mücadele edecek olsa neyse. Bu oyunu bozmak durumundayız."

"Rejime monarşi tarif edenler var. Trump'ın Erdoğan üzerine sağlamaya çalıştığı meşruluk. Barrack'ın kurmaya çalıştığı oyun Trump kaybederse böyle gitmez. Demokratlar kazansa da bir şey olacağından değil. Biz ABD emperyalizmine karşı duran bir yerdeyiz. Tekno oligarklar var bunlar aşırı sağı ve tek adamları destekliyorlar. Ülkelerin tüm kaynaklarını yağmalamaya çalışıyorlar. 70 bin kişinin katili Netenyahu'ya 'kahramanım' diyen adama buradan methiyeler düzüp oradan methiyeler kurmakla bir düzen kurulacaksa, o partiye CHP diyemezsiniz artık. Biz CHP'yi böyle adamlara bırakmayız."

"Butlan meselesine yaklaşımda, Babacan'dan Davutoğlu'na, İYİ Parti'nin, Zafer Partisi'nin tutumları farklı bir yerde ama, butlan meselesine bir tane 'iyi oldu' diyen yok. Millet bizi ziyaret etmekten bıktı. 19 Mart'ta, Ferdi'de, Gülşah'da, İstanbul İl Binası'na saldırıda, mutlak butlanda, Genel Merkez saldırısında vs hepsinde tüm muhalefet geldi. İnsanlar bize taziyeye gelmekten bıktı. MHP önce bizi destekler nitelikte bir şeyler yazdı, sonra sildi. Sonra anladım ki orada Cumhur İttifakı içinde bir şey oldu. MHP yanlışa yanlış demeyi bilmişken, MHP'nin bu sözü geri alması üzüntü verici, ama yapacak bir şey yok."

"Her şey yapışır FETÖ suçlaması yapışmaz. 2011'de geldik 'merhaba' dedik, Ergenekon sürüyor, davaya ilk Veli Ağbaba ile biz gittik. Balyoz çıktı, 'Balyoz Kumpası' diye kitap yazdık. Biz FETÖ'ye karşı ne yapmamız gerekiyorsa onu yaptık, darbe yaptılar meclise biz koştuk. Genel Başkan'a 'mesaj atın, hızlı atın, seri atın' diyen biziz Kapalı meclisi açtıran biziz. 12 yıl önce bir FETÖ'cüyü eleştirdik, bir ifadesinde Özel'den de bahset denmiş, adam hazırlıksız olduğundan 'Özgür Özel Salihli'de eczacıdır, 2010'da biz onu parlattık' diyor. Benim eczanem Manisa'da arada 90 kilometre var, ben 2007'de ayrılmışım Türk Eczacılar Birliği Genel Sekreteri olmuşum. İfade alındığı zaman da değersiz bir ifadeydi. O ifadeyi birileri Kemal Bey'e ulaştırmıştı biliyorum ben."

"Ben 'bunu, şunu yapabilirler mi' sorularına 'denemesi bedava' dedim. Denediler bakın ne oldu? Mutlak butlan kararını verdiler toplumsal kabul mü gördü? Görevlendirdikleri meşruluk mu aldı? Ben millete, halka güveniyorum. Her şeyi deneyebilirler. Biz de buna karşı var gücümüzle mücadele edeceğiz. Önemli olan teslim olmamak. Millet elimize bir bayrak vermiş, atıp kaçmakla olmuyor. Her genç veya her çocuk bu ülkenin kuruluş mücadelesini gördüğünde, kendi içinde de aynısı hisseder ve vazifeye atılmak için bir an bile tereddüt etmemek üzerine motivedir. Ben çocukluktan beri o motivasyonu içimde hissediyorum."

ALİ MAHİR BAŞARIR

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, ihraç kararlarının ve 28 üyenin PM’den istifa edişinin ardından açıklamalarda bulundu.

Parti Meclisi'nin düştüğünü savunan Başarır, istifaların kurultay sebebi olduğunu belirterek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine olağanüstü kurultay çağrısı yaptı.

Başarır, "Beni ihraç edemezler dedim, beni ancak millet ihraç eder dedim. Bugün itibarıyla PM düştü. Arkadaşlarımız istifa etti. O da bir kurultay sebebidir. Buna rağmen direnen bir kişi millete, kurultaya, PM üyelerine direnç gösteriyor" ifadelerini kullandı.

İhraç girişimlerinin siyasi bir planın parçası olduğunu söyleyen Başarır, "Bu AKP ile birlikte işbirliği yapılacak bizlere uygulanan kumpastır. Aslında vasi atanması gereken bir kişi, partimize vasi olarak atanmıştır" dedi.

Başarır'ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

"Beni ihraç edemezler dedim, beni ancak millet ihraç eder dedim. Bugün itibarıyla PM düştü. Arkadaşlarımız istifa etti. O da bir kurultay sebebidir. Buna rağmen direnen, Saray tarafından kumandalanan bir kişi millete, kurultaya, PM üyelerine direnç gösteriyor. Bizleri, 9 arkadaşımızı ihraç edecekmiş. Bu AKP ile birlikte iş birliği yapılacak bizlere uygulanan kumpastır. Aslında vasi atanması gereken bir kişi, partimize vasi olarak atanmıştır. Bir avuç o arkadaşa sesleniyorum; daha fazla kötülük yapmayın, gelin kurultayı toplayın. 

Millet sizden utanıyor. Bizim bağlayan 86 milyondur. O yüzden bu kararı tanımıyoruz. Birazdan Meclis açılacak, ne konuşacağız? Kemal Bey'le, cumhurbaşkanının bu partiye, Türkiye'nin birinci partisine yaptığı kumpasını mı? İlla bir kurulu toplayacaksanız, 1116 tane Saray'ın odası var, gidin orada işinize bakın.

Kemal bey utan, utan diyeceğim ama şu ana kadar göremedim. Evinin önündeki bankta oturma, Kuğulu Park'taki bankta otur bakalım millet sana ne diyor. Biz bu partiye yıllarımızı verdik. 80 darbecilerinden hiçbir farkı yok bunların. Tüzüğe bakın tüzüğe, orada sayıyı yakalayacağınızı düşüp ihraç edeceksin, şeytanın aklına gelmez. Ama maalesef kafaları buna çalışıyor. 29 aydır devlet içerisindeki bir yapıyla bizlere komplo üretiyorlar, planlı bir şekilde yapıyorlar. 

Kemal bey, 13 yıldır bu koltukta oturdun. Bizleri göndermek için harcadığın çabayı, AKP'yi göndermek için harcasaydın şu anda bu ülke bu durumda değildi. Ama senin derdin bu sistemi korumak, bu sistemi yaşatmak, Saray sistemini yaşatmak, onun bir uzantısı olarak bizlere komplo kurmak. Biz buradayız, ne bu güzel ülkeyi ne de muhalefeti bırakmayacağız."

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır: 

“Kemal Bey, utan diyeceğim ama şu ana kadar göremedim. Evinin önündeki bankta oturma. Kızılay’daki bir bankta otur, Kuğulu Park’taki bankta otur bakalım millet sana ne diyor.…13 yıl bu koltukta oturdun. Bizleri göndermek için harcadığın çabayı AKP’yi göndermek için harcasaydın, kafa yorsaydın şu anda ülke bu durumda değildi. Ama senin derdin bu sistemi korumak, bu sistemi yaşatmak, saray sistemini yaşatmak, onun bir uzantısı olarak bizlere komplo kurmak."

EKREM İMAMOĞLU

İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına dönen Kılıçdaroğlu için "saray kayyumu" ifadesini kullandı...

İmamoğlu, mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına dönen Kemal Kılıçdaroğlu'na şu sözlerle çağrıda bulundu:     

"Yargıyı yerle bir eden bu zihniyetin peşinden koşan ve 'arınma' ifadesini dilinden düşürmeyen, pankartlar asan 'saray kayyumu' da bu vahim ifadeleri derhal okusun!" 

"Kılıçdaroğlu Erdoğan'dan emir alıyor, her söylediğini koşa koşa yapıyor"

 İmamoğlu, yaşananları parti içi tartışma olarak değil, "iktidar eliyle yürütülen bir müdahale" olarak yorumladı.

Ekrem İmamoğlu, Silivri'den T24 yazarı Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtladı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla genel başkanlık koltuğuna atanmasında delegelerin iradesinin hiçe sayıldığını vurgulayan İmamoğlu, mahkeme kararıyla partinin şekillendirilmeye çalışılmasına tepki gösterdi:

"Cumhuriyet Halk Partisinin başına, delegelerin iradesiyle değil; sarayın yargı marifetiyle kurduğu operasyonla taşınan bir yönetim anlayışının demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu kim yaparsa yapsın, adı bellidir: Siyasi kayyımlık. Milletin sandıkta vermediği yetkiyi mahkeme koridorlarından devşirmeye çalışmak, siyaseten de vicdanen, ahlaken de meşru değildir."

İmamoğlu, parti içindeki bu yapıyı "dâhili bedhah" olarak nitelendirdi. CHP'nin dış güçler veya iktidar eliyle yıkılamadığı için içeriden kuşatılmak istendiğini öne süren İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Dâhili bedhah kayyım” diyorum ben ona. Çünkü bu partiyi dışarıdan yıkamayanlar, şimdi içeriden teslim almak istiyor. Yanlış mı? Hiç değil! Ama herkesin şunu bilmesini isterim: Cumhuriyet Halk Partisi, sarayın hukuk mühendisliğiyle ele geçirilecek bir yapı değildir. Bu parti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet egemenliği üzerine kurduğu bir direniş partisidir." 

Mevcut genel merkez binasının meşruiyetini yitirdiğini savunan İmamoğlu, asıl mücadelenin sokakta ve meydanlarda süreceğini ilan etti. Mevcut yönetime adeta kapıyı gösteren İmamoğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezi, adalet yerini bulana ve delegenin iradesi ortaya koyulana kadar o bina değildir. CHP’nin genel merkezi artık bütün partililerimizin ruhunu ve yüreğini taşıdığı meydanlardır. Şimdi otursunlar, boş duvarlara baksınlar. Darbeye direnenleri izlesinler" diyerek adalet vurgusu yaptı.

Murat Sabuncu’nun, kulislerde konuşulan “Beni betona gömmek istiyor” cümlesini gerçekten kurup kurmadığı yönündeki sorusuna da açıklık getiren İmamoğlu, asıl hedefin kendisi değil, Türkiye Cumhuriyeti ve demokrasi olduğunu söyledi. Siyasi figüranların bir önemi olmadığını belirten İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı işaret ederek şu iddialı mesajı verdi:

"Kılıçdaroğlu'nun emir aldığı, her söylediğini koşa koşa yaptığı Erdoğan, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, adaleti betona gömmek istiyor. Figüranların, kayyımın hiçbir önemi yoktur. Benim en özgür halimle bulundum dört duvarın da kayyımın sıkışıp kaldığı dört duvarın da bir önemi yoktur. Allah ömür, millet destek verdikçe ben mücadelemi sürdüreceğim. Önemli olan Cumhuriyet’in, emanetin geleceğidir. Koruyacağız, kazanacağız."

21 Mayıs 2026'da "Mutlak butlan" kararını duyduğunda öfke, üzüntü ve utanç hissettiğini söyleyen İmamoğlu, yaşananları “millet iradesiyle devlet gücünü kullanan iktidar arasında kurulan büyük bir hesaplaşma” olarak nitelendirdi. İmamoğlu, “Ben o gün bir kez daha şuna karar verdim: Bir adım geri atmayacağız. Boyun eğmeyeceğiz. Susmayacağız. Bize yenilgiyi öğretemeyecekler” ifadelerini kullandı.

CHP binasına polis müdahalesine ilişkin konuşan İmamoğlu, o anları hücrede televizyondan izlediğini belirtti. CHP Genel Merkezi için “Yuvamız, yurdumuz, namahremimiz orası bizim” diyen İmamoğlu, “Namahremimize polisle girdiler” dedi. Kapısı kırılarak girilen yerin yalnızca bir bina olmadığını söyleyen İmamoğlu, bunun “bir hafıza, inanış, mücadele ve demokrasiye olan ihtiyaç” olduğunu ifade etti.

İmamoğlu, polis müdahalesine ilişkin, “O kapıyı içten ve dıştan yıkmaya çalışan bedhahlar şunu söylüyorlar: Sandıkla olmadı, şimdi zorla teslim alacağız” değerlendirmesinde bulundu.

“Bize böyle gözü dönmüşçesine saldırıyorlarsa doğru yoldayız” diyen İmamoğlu, iktidarların kaybetme korkusu büyüdüğünde sertleştiğini söyledi. 

İmamoğlu, “Milletin sevgisini kaybedenler, kaba kuvvete sığınır. Ama unuttukları bir şey var: Devlet milletindir” ifadelerini kullandı.

“Mutlak butlan” kararı ve polis müdahalesinin Türkiye’de rejimin yeni bir safhaya geçtiğini gösterip göstermediği sorusuna da yanıt veren İmamoğlu, rejim değişiminin bugün başlamadığını söyledi. İmamoğlu, kırılma anlarından birinin 2017 referandumu olduğunu belirterek, mühürsüz oyların YSK eliyle geçerli sayılmasını “hukukun ilk büyük eğilip bükülme anlarından biri” olarak değerlendirdi.

İmamoğlu, mücadelenin CHP içinde mi süreceği yoksa yeni bir parti ihtimalinin mi gündeme geleceği sorusuna, “Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız” yanıtını verdi. 

İmamoğlu, yolun hukukun, delegelerin ve millet iradesinin gereği olarak Özgür Özel’in genel başkanlığındaki CHP olduğunu belirterek, “Fakat hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür” dedi.

Yeni bir oluşum ihtimalinin “demokrasi cephesi” mi yoksa lider merkezli bir hareket mi olacağı sorusuna da yanıt veren İmamoğlu, Türkiye’de bütün demokratların birleşmesi gerektiğini söyledi. 

İmamoğlu, “Millet yolu gösterir, partiler yolu çizer, liderler yolu yürür” diyerek, Özgür Özel ile birlikte başlattıkları değişim hareketinin özünün bu olduğunu ifade etti. Özel’in “24 Mayıs bir milattır” değerlendirmesine katıldığını belirten İmamoğlu, bu tarihin “butlanda ittifakında birleşenler” ile “demokrasi cephesinin, Türkiye ittifakının, milli iradenin ve serbest seçimlerin yanında olanların” ayrıştığı bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Yeni bir oluşumun ideolojik eksenine ilişkin konuşan İmamoğlu, sosyal demokrasi, merkez sağ açılımı ve demokrasi ittifakı tartışmalarına Atatürk vurgusuyla yanıt verdi. İmamoğlu, “Bizler işgal altındaki İstanbul’da makam mevki kavgası verenlerin değil, vatanı müdafaa etmek için Anadolu’ya geçen Atatürk’ün evladıyız” dedi. Cumhuriyet, hukuk devleti, güçlü ekonomi, sosyal devlet, milli tarım, yerli sanayi, güçlü ordu ve savunma sanayisi için çalıştıklarını belirten İmamoğlu, “Herkes için özgürlük, herkes için demokrasi, adalet ve refah istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de “CHP sonrası muhalefet” tartışmasının başlayıp başlamadığı sorusuna ise İmamoğlu, bunun bir tartışma değil, muhalefete yönelik bir müdahale olduğunu savundu. İmamoğlu, CHP’ye yönelik sürecin muhalefete “ceberut rejimi sona erdirmek, sandık ve seçim güvenliğini sağlamak” için seferberlik yolu çizdiğini söyledi. “Bu yol seçim ittifakı değil; seçimin varlığı ve sandığın güvenliği ittifakı olmalıdır” diyen İmamoğlu, meselenin partiler üstü olduğunu belirtti.

İmamoğlu, yaşananların CHP’nin iç meselesi olup olmadığı sorusuna ise sert yanıt verdi.

“Ne CHP’nin iç meselesi? Bu saray darbesidir” diyen İmamoğlu, Türkiye’de yaşananların doğrudan seçimli demokrasinin geleceğiyle ilgili olduğunu söyledi. İmamoğlu, 2017’de mühürsüz oylarla başlayan sürecin, 2019’da İstanbul seçimlerinin iptaliyle devam ettiğini, bugün ise muhalefetin devlet gücüyle yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını savundu.

İmamoğlu, “Bu mesele, Türkiye’de milletin sandık yoluyla iktidarı değiştirme hakkının korunup korunamayacağı meselesidir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin CHP’ye kurultay tarihine kadar yol haritası önerdiğinin hatırlatılması üzerine İmamoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisinin yol haritasını yalnızca partililerimiz belirler” dedi. İmamoğlu, iktidar odaklarının ve kurultayı engelleyenlerin CHP üzerine söylediği sözlerin kıymeti olmadığını ifade ederek, “Hukuk zaten kurultayı emretmektedir” diye konuştu.

Ekrem İmamoğlu'nun, Cumhurbaşkanı Aday Ofisi hesabından yapılan paylaşımda Özgür Özel ve Mansur Yavaş'a teşekkür edildi:

"Tarihin görmediği kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel’e teşekkür ediyorum. Tarihin en doğru tarafında duran Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum. Bütün yol arkadaşlarıma, bürokratlarıma teşekkür ediyorum. Ruhumuz Kuvay-ı Milliye ruhudur. Hazır olun; çocuklar, kadınlar, halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacaktır."

MÜSLİM SARI 

Kılıçdaroğlu'nun kurmayları ısrarcı: Kurultay yapılamaz, önce il ve ilçe kongreleri yapacağız

CHP'ye mahkeme tarafından atanan mutlak butlan yönetiminin seçtiği heyetin sözcüsü Müslim Sarı, mahkeme kararı kesinleşmeden olağan ya da olağanüstü kurultay yapılamayacağını, İstanbul il başkanlığı için yapılan kurultayın mahkeme tarafından tanınmamasının buna örnek olduğunu söyleyen kurmaylar, benzer bir örnekle karşılaşmak istemediklerini belirtti.

Grup Başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın disipline sevk edilmesinin ardından boşalan Grup Başkanvekillikleri de toplantıda gündeme geldi. Bu konuda Kılıçdaroğlu’nun "Hukukçularla bu konuyu değerlendireceğim" dediğini belirten kurmaylar, nihai kararın Kılıçdaroğlu tarafından verileceğini, toplantıda herhangi bir ismin zikredilmediğini belirtti.

MYK toplantısında, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’nun 16 kişi ile birlikte gözaltına alınması da değerlendirildi. Konuyu yakından takip edeceklerini belirten kurmaylar, aynı zamanda hukukçu olan Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar’ın görevlendirildiğini belirtti. 

CHP'ye atanan heyetin sözcüsü Sarı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Dün gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısında alınan olağan kurultay kararı doğrultusunda, kongreler takviminin hazırlanması ve sürecin yürütülmesine ilişkin görevlendirmelerin yapılmasına karar verilmiştir" bilgisini paylaşmıştı.

Komisyonun MYK üyelerinden oluşacağını belirten kurmaylar, olağanüstü kurultaya ilişkin "Mahkeme kararı kesinleştikten sonra her şey gündeme gelebilir" değerlendirmesini yaptı. Mahkeme kararı kesinleşmeden olağan ya da olağanüstü kurultay yapılamayacağını, İstanbul il başkanlığı için yapılan kurultayın mahkeme tarafından tanınmamasının buna örnek olduğunu söyleyen kurmaylar, benzer bir örnekle karşılaşmak istemediklerini belirtti.

Kurultay için bir takvim oluşturmaya çalıştıklarını anlatan kurmaylar, "Mahkeme kararı kesinleşmeden olağan veya olağanüstü kurultayımızı yapamayız ama kararın kesinleşmesini beklerken il ve ilçe kongreleri yapmayı planlıyoruz. Eğer engel kalkarsa olağanüstü kurultaya gideriz ya da olağan kurultay takvimini devam ettiririz" ifadelerini kullandı.

ÇOK ÇARPICI İDDİA 

Yüz kızartıcı suç işleyenlerin CHP’den ihraç edileceğini açıklayan Gürsel Tekin, Bodrum’da dört yıl kira ödemeden oturduğu daireden mahkeme yoluyla tahliye edildi.

MedyaRadar’dan Ercan Öztürk’ün haberine göre, mutlak butlan kararından sonra yeniden partinin başına gelen Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimiyle ilgili her gün yeni bir ‘arınma’ bombası patlıyor.

Geçtiğimiz yıl kayyum olarak CHP İl Başkanı olarak atanan Gürsel Tekin’in Bodrum Türkbükü’nde dört yıldır kira ödemeden oturduğu yazlık daireden mahkeme yoluyla tahliye edildi. Tekin’in avukatı Barış Demirkuş, tahliyeyle ilgili olarak “Bu bir hukuk davası. İtirazları yapacağız” diye konuştu. 

SANATÇILAR ESERLERİNİ KILIÇDAROĞLU YÖNETİMİNİN KULLANMASINI İSTEMİYOR

Sanatçıların Kılıçdaroğlu öfkesi dinmiyor: 'Telif davası açacağım'

CHP'de süren "mutlak butlan" tartışmaları ve sanatçıların peş peşe gelen tepkilerine bir yenisi daha eklendi. Şarkıcı ve söz yazarı Can Kazaz, eserlerinin Kılıçdaroğlu tarafından kullanılması halinde açacağı telif davasından elde edeceği geliri Özgür Özel'in kampanyalarına bağışlayacağını açıkladı.

CHP'de yaşanan "mutlak butlan" tartışmaları sürerken, sanatçı ve akademisyenlerden gelen tepkilere bir yenisi daha eklendi. Şarkıcı ve söz yazarı Can Kazaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine yönelik dikkat çeken bir açıklamada bulundu.

Son günlerde bazı sanatçı, yazar ve akademisyenler, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine yönelik eser kullanımına ilişkin peş peşe açıklamalar yaparken, Can Kazaz da tartışmalara dahil olan isimlerden biri oldu.

Kazaz, diğer bazı isimlerin aksine eserlerinin kullanımına doğrudan yasak getirmeyeceğini ancak farklı bir yöntem izleyeceğini duyurdu.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kazaz, müziklerinin Kılıçdaroğlu ve ekibinin kampanyalarında kullanılması durumunda hukuki yollara başvuracağını belirtti.

Kazaz, paylaşımında eserlerinin kullanımına şimdilik engel olmayacağını ifade ederken, daha sonra telif hakkı kapsamında dava açacağını söyledi.

Can Kazaz açıklamasında, telif davası sonucunda elde edeceği bedelin tamamını Özgür Özel'in kampanyalarına bağışlayacağını belirtti.

Kazaz paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Ben müziklerimin Kılıçdaroğlu ve ekibinin kampanyalarında kullanılmasına şu an bir şey demeyeceğim. Ama sonra telif davasıyla alacağım yaptırımlı bedelin tamamını Özgür Özel’in kampanyalarına bağışlayacağım. Hadi bakalım yargı yolu hukuk devleti."

Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına dönmesinin ardından sanat camiasından tepkiler geldi. Onur Akın, Suavi, Selda Bağcan, Zülfü Livaneli, Edip Akbayram’ın ailesi, İlkay Akkaya ve Cahit Berkay, eserlerinin Kılıçdaroğlu tarafından kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı.

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptal edilmesinin ardından mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlık görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu'na sanat camiasından tepkiler gelmeye devam ediyor.

CHP kurultayına ilişkin davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin verdiği "mutlak butlan" kararı sonrasında Kılıçdaroğlu ve kurultay öncesindeki parti yönetimi görevi devralırken, bazı sanatçılar ve hak sahipleri eserlerinin siyasi faaliyetlerde kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı.

Onur Akın, Suavi, Selda Bağcan, Zülfü Livaneli, İlkay Akkaya ve Cahit Berkay ile merhum Edip Akbayram'ın ailesi, eserlerinin Kemal Kılıçdaroğlu tarafından ya da onun yönetimindeki siyasi etkinliklerde kullanılmasına izin vermediklerini duyurdu.

Geçmişte CHP seçim çalışmaları için şarkılar yapan Onur Akın, Kılıçdaroğlu’na hitaben "Partiye yaptığım bir çok şarkımın içinde, adınızın geçtiği şarkılarımın sizin ve meşru bulmadığım yönetiminiz tarafından kullanılmamasını ve dijital platformlarınızdan da kaldırılmasını istiyorum. Yeter bu ülkeye kıymayın efendiler! Şarkılarımın kullanımına devam edilmesi halinde yasal yollara başvuracağımı da tarafınıza bildiririm" dedi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Zülfü Livaneli ise "Butlanla gelen şu anki CHP Genel Merkezinin bestelerimi kullanmasına iznim yoktur" ifadelerini kullandı.

Anadolu rockının efsane isimlerinden Selda Bağcan da X hesabından açıklama paylaşarak, "Butlanla gelen mevcut CHP merkezinin; sesimi, bestelerimi ve kayıtlarımı herhangi bir etkinlikte, yayında ya da siyasi çalışmada kullanmasına iznim yoktur" diye konuştu.

Sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyuna bir duyuru yapan Suavi, eserlerinin siyasi amaçlarla kullanılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Suavi, açıklamasında "Değerli dostlar… Bana ait olan ve/veya yorumcusu olduğum hiçbir eserimin; 'butlan' ile göreve gelenler ve onun tarafı olanlar eliyle herhangi bir ortamda kullanılmasını istemediğimi, olası izinsiz kullanımlara karşı sürecin takipçisi olacağımı paylaşmak isterim. Saygıyla" notunu düştü.

Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden sanatçı Edip Akbayram'ın ailesi ise Instagram hesabından yaptığı açıklamayla Kılıçdaroğlu ve ekibinin, sanatçının şarkılarını kullanmasını yasakladı:

"Edip Akbayram, yaşamı boyunca demokrasiye, özgürlüğe, halkın iradesine ve toplumsal adalete inanan; sanatını da bu değerler doğrultusunda üreten bir sanatçı olmuştur. Yıllardır ödünsüz biçimde sürdürdüğü bu duruş, yalnızca sanatının değil, yaşamının da temel ilkelerinden biri olmuştur.

Bu çerçevede, kamuoyunda ‘mutlak butlan’ olarak anılan süreç ve beraberinde yaşanan gelişmelerin; Edip Akbayram’ın hayatı boyunca savunduğu demokratik anlayışla örtüşmediğini düşündüğümüzü ifade etmek isteriz. Toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulan kaygıları, kırgınlıkları ve demokrasiye ilişkin hassasiyetleri görmezden gelmemiz mümkün değildir.

Bu nedenle, Edip Akbayram’ın yorumladığı eserlerin, kamuoyunda ‘mutlak butlan’ sürecinin temsilcisi veya destekleyicisi olarak görülen kişi, grup ve organizasyonlar tarafından siyasi etkinliklerde kullanılmasına izin vermediğimizi beyan eder, kamuoyunun bilgisine sunarız."

Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen ve geçmişte birlikte çalışmalar yürüttüğü sanatçı Sabahat Akkiraz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Kılıçdaroğlu tarafına yönelik eleştirilerde bulunarak, "Sömürge Valisi Emperyalist ağzıyla konuşarak CHP yönetilmez! Butlancılar; geldiğiniz gibi gideceksiniz" dedi.

Moğollar grubunun vokalisti sanatçı Cahit Berkay ise, sosyal medya hesabından yayımladığı mesajda şu ifadeleri kullandı:

"Şarkılarımın eylemlerde ve mitinglerde kullanılmasına bugüne kadar hiç engel olmadım. Ancak mahkemenin vermiş olduğu butlan kararıyla yönetime gelenlerin herhangi bir şekilde eserlerimi kullanmasına izin vermediğimi altını çizerek belirtmek isterim."

31 HUKUKÇU: CHP'DE KURULTAYIN TOPLANMASININ ÖNÜNDE HİÇBİR ENGEL YOK

31 hukukçu yaptığı ortak açıklamada ihtiyati tedbir kararının CHP'de kurultayın toplanması önünde bir engel olmadığını belirterek kurultayın "mevcut hukuki kaosu sona erdirecek tek meşru çıkış yolu" olduğunu vurguladı. 

Anayasa ve kamu hukuku alanının önde gelen isimlerinden 31 hukukçu, istinaf mahkemesinin CHP'ye ilişkin ihtiyati tedbir kararının, yeni kurultayın toplanmasına engel oluşturmadığını belirterek kurultayın "mevcut hukuki kaosu sona erdirecek tek meşru çıkış yolu" olduğunu belirtti.

Aralarında Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Metin Günday, Prof. Dr. Fazıl Sağlam, Prof. Dr. Murat Sevinç'in bulunduğu 31 hukukçu, istinafın CHP 38'inci Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan dava mutlak butlan kararı vermesine ilişkin ortak bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, CHP'nin 38'inci Kurultayı’nın iptalinin ardından başlayan, "ihtiyati tedbir kararının kurultay toplamaya engel teşkil edip etmeyeceği" tartışmasının doğurabileceği olası sonuçlar dikkate alındığında, CHP’nin iç meselesi değil, Türkiye için bir demokrasi meselesi olduğu vurgulandı.

Kongre yapılmamış ise seçime katılamaz

Anayasa'nın siyasi partilerle ilgili maddelerine atıfta bulunulan açıklamada, Anayasa'nın 68'inci maddesinin, "siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır," 69'uncu maddesinin ise "Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir" hükümlerini içerdiği hatırlatıldı.

Ayrıca, Siyasi Partiler Kanunu'nun 14'üncü maddesinin "Büyük kongre parti tüzüğünün göstereceği süreler içerisinde toplanır. Bu süre iki yıldan az üç yıldan fazla olamaz" hükmünü getirdiği, Siyasi Partiler Kanunu 36'ncı maddesinin, bunun yaptırımını, seçime katılma yeterliliği elde eden partilerin ilçe, il ve büyük kongrelerini üst üste iki defa yapmamış ise seçime katılma yeterliliğini kaybedeceğini düzenlediği aktarıldı.

"Hiçbir mahkeme kararı kanunun emredici hükümlerini kaldıramaz ya da askıya alamaz" vurgusu yapılan ortak açıklamada, "Tedbir kararıyla 38'inci Kurultay öncesi duruma dönülmesiyle birlikte, partiyi yasal olarak zorunlu olan olağan kurultay sürecine götürme yetkisi tedbiren eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile dönemin Parti Meclisi’ne ve MYK’sına devredilmiştir" denildi. 

31 hukukçu, "Sonuç olarak, iradesi sakatlanmamış kabul edilen kurultay delegeleriyle partiyi yeniden olağanüstü kurultaya götürmek hukuken zorunlu olmakla kalmayıp, mevcut hukuki kaosu sona erdirecek tek meşru çıkış yoludur" ifadesini kullandı.

Ayrıca Siyasi Partiler Kanunu 14'üncü madde uyarınca "Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır" denilen açıklamada, "Türkiye'nin tarihine kara bir leke olarak geçecek yeni bir demokrasi ayıbına daha yol açılmaması için sorumluluğu bulunan herkesi üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz" denildi.

Mahkeme kararı ile CHP genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, tedbir kararı nedeniyle kurultay yapılamayacağını savunuyordu. Ancak Kılıçdaroğlu dün X hesabından yaptığı paylaşımla kurultay sürecini başlatacağını açıkladı. Kılıçdaroğlu, mahalle, ilçe ve illerden başlayarak aylarca sürebilecek bir olağan kurultay süreci istiyor.

Özgür Özel cephesi ise bir an önce olağanüstü kurultay talebini sürdürüyor. Bugünkü grup toplantısında kurultayın 26 Temmuz öncesinde yapılması gerektiğini vurgulayan Özel, "26 Temmuz'u geçirmeden kurultay yapılmalıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir" dedi.

KILIÇDAROĞLU'NU BÜLENT ECEVİT VETO ETMİŞ

Gazeteci Sabahattin Önkibar, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 1999 yılında DSP'den milletvekili olmak istediğini ancak merhum Başbakan Bülent Ecevit tarafından "kafası karışık ve meçhul biri" denilerek veto edildiğini öne sürdü.

Gazeteci Sabahattin Önkibar, yayımladığı son videoda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Atatürk ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne hep kuşkuyla baktığını belirten Önkibar, Kılıçdaroğlu'nun ilk siyasi tercihinin aslında Demokratik Sol Parti (DSP) olduğunu açıkladı.

İddiaya göre, 1999 seçimlerinde DSP'den milletvekili aday adayı olan Kılıçdaroğlu'nun dosyası Rahşan Ecevit'in önüne gitti. Rahşan Ecevit'in yaptırdığı geniş çaplı araştırma raporunu inceleyen Bülent Ecevit, Kılıçdaroğlu'nun üstünü çizerek şu ifadeleri kullandı:

"Böyle kafası karışık, meçhul birini meclise sokmak ülkeye kötülük etmek olur."

DSP'den umudunu kesen Kılıçdaroğlu'nun rotasını 2002 erken seçimlerinde CHP'ye çevirdiğini belirten Önkibar, bu geçişin mimarı olarak iş insanı Ethem Sancak'ı işaret etti.

Önkibar, "Ethem Sancak o dönem, kendi ifadesiyle Tayyip Erdoğan'a henüz aşık olmamış, eski solcu, yeni büyük zengin kimliğindeydi ve Deniz Baykal üzerinde etkiliydi" diyerek, Kılıçdaroğlu'nun Sancak'ın referansıyla CHP'ye katıldığını öne sürdü.

CHP kulislerinde dikkat çekici bir iddia dolaşıma girdi. Gazeteci Sabahattin Önkibar’ın aktardığı kulis bilgisine göre, Kemal Kılıçdaroğlu’nun başında bulunduğu bir CHP senaryosunda Cumhurbaşkanı adaylığı için Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın adı konuşuluyor.

tv100'de konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan gazeteci Barış Yarkadaş, CHP'nin Meclis grubunda önemli değişiklikler yaşanabileceğini öne sürdü.

"Yeni Grup Başkanı Öztrak olabilir"

Kılıçdaroğlu'nun CHP Grup Başkanvekilliği için Iğdır Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, Kars Milletvekili İnan Akgün Alp veya Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel gibi isimleri tercih edebileceğini söyleyen Yarkadaş dikkat çeken bir iddiada daha bulundu.

Yarkadaş, önümüzdeki hafta eski CHP Sözcüsü Faik Öztrak'ın da grup başkanı olarak görevlendirilebileceğini ileri sürdü...

"Partideki çift başlılık hukuken sona erecek"

Yarkadaş, Kemal Kılıçdaroğlu'nun göndereceği resmi yazıların TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından işleme alınmasının zorunlu olduğunu belirterek, bunun gerçekleşmesi halinde CHP grup yönetiminin doğrudan Kılıçdaroğlu'nun denetimine geçeceğini savundu.

Yarkadaş'a göre bu durum, partideki çift başlılık tartışmalarını da hukuken sona erdirecek...

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız