Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Gazi Üniversitesi'nin kurumsal kimliğini oluşturan logonun ortaya çıkış hikayesi, yarım asra yaklaşan bir zaman diliminin ardından Antalya'da yeniden gündeme geldi.
1982 yılında Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Necdet Üruğ'un emir subaylığını yürüten Kenan Kökkaya, paşaya getirilen bir tıp bayramı davetiyesinde yeni kurulan üniversitenin ambleminin eksik olduğunu fark etti. Dönemin Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Namık Kemal Baran ile gerçekleştirdiği şakayla karışık sohbet sırasında "Hocam müsaade ederseniz ben çizeyim size" diyen Kökkaya, o an sadece bir davetiye eksikliğini gidermeyi değil, geleceğe çok büyük bir iz bırakmayı hedefliyordu.

Nutuk'taki İmza Gazi Üniversitesi'nin Kimliği Oldu
Tasarım sürecinin tamamen bir liderin bıraktığı tarihi mirastan beslendiğini ifade eden Kökkaya, masasında her zaman duran başucu eseri 'Nutuk' kitabını açarak çalışmaya başladı.
Kitabın hemen girişinde yer alan Mustafa Kemal Atatürk'ün kendi el yazısıyla attığı eşsiz 'Gazi' imzasını gören emekli subay, bu özel kaligrafiyi yeni kurulan üniversitenin ana figürü yapmaya karar verdi. Çizimini tamamlayan Kökkaya, hazırladığı amblemi üniversite yönetimine teslim etti. Akademik birimlerden gelen onlarca farklı tasarım arasından birinci seçilen bu çalışma, kurucu rektör Prof. Dr. Şakir Akça ve senato üyelerinin büyük beğenisini kazanarak resmi logo olarak kabul edildi ve Kökkaya'ya üniversite senatosunda bir teşekkür plaketi takdim edildi.

Dijital Dünyadaki Boşluk Hayal Kırıklığı Yarattı
Antalya'da yaşamını sürdüren 80 yaşındaki Kenan Kökkaya'nın internet ortamında yaptığı bir araştırma, dijital dünyadaki bilgi kaynaklarında ve arama motorlarında Gazi Üniversitesi logosunun kime ait olduğuna dair hiçbir verinin bulunmadığını ortaya çıkardı.
Elindeki tarihi teşekkür plaketinin fotokopisini ve detaylı belgeleri üniversitenin Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü'ne göndererek adına tescil talebinde bulunan Kökkaya, arşivlerde yapılan incelemeler sonucunda tasarıma dair kurumsal bir belgeye rastlanmadığı yönünde olumsuz bir yanıt aldı.

Gelecek Nesillere Kalacak Manevi Miras
Yaşadığı kırgınlığa rağmen mücadelesinden vazgeçmeyen Kenan Kökkaya, bu tescil girişiminin arkasında maddi bir beklentinin bulunmadığının altını çizdi.
Üniversiteden telif ya da benzeri herhangi bir finansal talebi olmadığını, tek amacının hakikatin ortaya çıkması olduğunu belirten Kökkaya, bu logoyu çocuklarına ve torunlarına bırakabileceği en büyük onur nişanesi olarak gördüğünü söyledi.
Kökkaya, "Bu olayın üzerinden 44 yıl geçti. Oğlum internette araştırma yaparken Gazi Üniversitesi logosunun kim tarafından yapıldığına dair hiçbir bilgiye rastlamamış. Bana geldi, söyledi. Onun üzerine üniversitenin Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğü'ne bir yazı yazdım. Plaketin fotokopisini çektim, gönderdim. Detaylı açıklamada bulundum, adıma tescilini istedim. 'Yapılan araştırmalarda logonun size ait olduğuna dair hiçbir bilgiye rastlanmamıştır' şeklinde kısa bir yazı geldi. Onun üzerine üzüldüm tabii. Sonuçta bu logo ile ilgili üniversiteden herhangi bir talebim bulunmuyor, bulunmayacağım da. Ama manevi yönden çocuklarıma, torunlarıma bir miras kalsın diye logonun adıma tescil edilmesini istiyorum. Başka hiçbir talebim yok" dedi.