Ruhban Okulu Hangi Formülle Açılıyor?
Heybeliada Ruhban Okulu’nun Eylül ayında “görkemli bir açılışla” yeniden faaliyete geçeceğini Mayıs ayında Atina’da duyuran Bartholomeos, geçen hafta Hürriyet’e yaptığı açıklamada restorasyon, güçlendirme ve yenileme çalışmalarının önümüzdeki dönemde tamamlanmasının ön gördüğünü söyledi.
Patrik, ülkemizin yetkili makamlarının okulun yeniden faaliyete geçmesine izin vermesinin Patrikhane, kilise ve cemaat için büyük bir mutluluk kaynağı olacağını ifade etti. “Bunu bütün gücümüzle temenni ediyoruz” diyen Bartholomeos, Cumhurbaşkanı’nın 2024 yılında Milli Eğitim Bakanı’na okulun yeniden açılma imkanlarının incelenmesi talimatını verdiğini hatırlatarak, Bakanlığın, YÖK’ün ve Patrikhanenin yürüttüğü yapıcı diyaloğun olumlu sonuçlanmasını beklediklerini belirtti.
Bartholomeos, Türkiye ve Yunanistan'daki azınlıkların durumunun iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin seyrine göre değerlendirilmesinin adil olmadığını, azınlıkların siyasi çekişmelerin “rehinesi” haline getirilmemesi gerektiğini de vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimleri sayesinde cemaat hayatında önemli iyileşmeler yaşandığını ifade etti. Patrik’in bu ifadeleri Atina’ya bir mesaj, bir çağrı olarak değerlendiriliyor. Atina bu cağırıya ne yanıt verecek göreceğiz.
Türkiye‘ye Ruhban Okulu’nun açılması konusunda çağrılarda bulunan ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin Patrik’in bu mesajı ve çagrısı paralelinde Atina’ya çagrıda bulunmaları beklenir.
1 Ekim 1844 tarihinde açılan ve 1971 yılında kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu, zaman zaman gündeme gelmiş olsa da Patriğin son açıklamalarıyla birlikte yeniden kamuoyunun odağına yerleşti.
Tarihsel Önemi
Heybeliada’daki okul, Ortodoks dünyasında akademi düzeyinde kurulan ilk eğitim kurumlarından biri olarak kabul ediliyordu.
1950-1964 yılları arasında başta Balkan ülkeleri olmak üzere Mısır, Etiyopya, Suriye ve Britanya’dan öğrenciler kabul edildi. Ancak 1964 yılında güvenlik gerekçesiyle yabancı öğrenci alımı durduruldu.
127 yıllık faaliyet süresince yaklaşık bin mezun veren okuldan;
- 12 İstanbul Ortodoks Patriği,
- 2 İskenderiye Patriği,
- 3 Antakya Patriği,
- 4 Atina Başpiskoposu,
- 1 Arnavutluk Başpiskoposu çıktı.
Okulun temel amacı din adamı yetiştirmek olsa da mezunları arasında öğretmenler, akademisyenler ve farklı meslek gruplarından isimler de yer aldı.
Kapatılma Süreci
1971 yılında Anayasa Mahkemesi’nin özel yükseköğretim kurumlarının devlet üniversitelerine bağlanmasına ilişkin kararı sonrasında Heybeliada Ruhban Okulu da “özel yüksekokul” kapsamında değerlendirildi.
Karara göre okulun faaliyetini sürdürebilmesi için bir Türk üniversitesine veya ilahiyat fakültesine bağlanması gerekiyordu. Ancak Patrikhane bu formülü kabul etmeyince okul kapatıldı.
Uluslararası Boyut
Ruhban Okulu’nun yeniden açılması yönünde yıllardır Batılı ülkelerden çağrılar geliyor.
2009 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama, TBMM’de yaptığı konuşmada bu talebi gündeme getirmişti. Daha sonra konunun çeşitli diplomatik temaslarda da ele alındığı biliniyor.
Tartışmalar ve Endişeler
Okulun yeniden açılması ihtimali kamuoyunda farklı görüşleri de beraberinde getiriyor.
Eleştiriler ağırlıklı olarak üç noktada toplanıyor:
Egemenlik meselesi:Patrikhanenin talep ettiği bazı düzenlemelerin Türkiye’nin egemenlik haklarıyla çelişebileceği ileri sürülüyor.
Hukuki boyut: Açılacak modelin mevcut mevzuatla, vatandaşlar arasındaki eşitlik ilkesiyle ve Lozan Andlaşması hükümleriyle uyumlu olup olmayacağı sorgulanıyor.
Karşılıklılık ilkesi: Geçmişte Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklarıyla ilişkilendirilen mütekabiliyet yaklaşımının neden terk edildiği sorusu gündeme getiriliyor.
Asıl Soru: Bulunan Formül Nedir?
Patrik Bartholomeos’un son açıklamaları, yıllardır çözülemeyen bu konuda önemli bir aşamaya gelindiğini gösteriyor. Görünen o ki taraflar arasında yeni bir formül üzerinde uzlaşma sağlanmış durumda.
Ancak bugün asıl merak edilen konu okulun açılıp açılmayacağı değil, hangi statüyle açılacağıdır.
Okul hangi hukuki çerçeve içinde faaliyet gösterecek?
Diplomaları hangi kurum verecek?
Yabancı öğrenci kabul edilebilecek mi?
Eğitim programları hangi mevzuata tabi olacak?
Patrikhanenin talepleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik ve denetim yetkileri nasıl dengelenecek?
Bu soruların cevapları yalnızca Rum cemaatini değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarını ilgilendiriyor.
Çünkü mesele yalnızca bir eğitim kurumunun yeniden açılması değildir. Konu; hukuk, egemenlik, azınlık hakları, Lozan'ın yorumu ve Türkiye'nin uluslararası ilişkileri ile doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle süreç şeffaf yürütülmeli, kamuoyu ayrıntılı biçimde bilgilendirilmeli ve üzerinde uzlaşılan model tüm yönleriyle açıklanmalıdır.
Önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak formülün hem Türkiye'nin hukuk düzeni ile uyumlu olması hem de yarım asrı aşkın süredir çözülemeyen bu meseleye kalıcı bir çözüm getirmesi en büyük temennidir.