Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
21°

Türkiye'yi Savaşla Tehdit Eden Ülke Hangisi?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Türkiye'yi Savaşla Tehdit Eden Ülke Hangisi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 25 Haziran Perşembe günü Los Angeles'ta oynanacak Türkiye-ABD Dünya Kupası maçı öncesinde ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesi bekleniyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 25 Haziran 2026'da Los Angeles'ta, 7-8 Temmuz 2026'da Ankara'da NATO Zirvesi'nde ABD Başkanı Trump'la bir araya gelmesi beklenirken, ABD'de 30 yıl cezaevinde yatan İsrailli casus Jonathan Pollard "İsrail'in bir sonraki savaşı Türkiye ve Mısır ile olacak" açıklamasını yaparken, Netanyahu Kudüs'te Türkiye'ye gönderme yaparak kendilerini savunmaya hazır olduklarını açıklarken ve "Kimse kararlılığımızı test etmesin" derken, 500 bin Arnavut, Başkan Trump'ın damadı Jared Kushner'ın 1,6 milyar dolarlık lüks tatil köyünü engellemek için sokaklara dökülürken, ABD Başkanı Trump "Irak'a Başbakan olacak kişi ben seçmeliyim ben belirlemeliyim" dedi...

DONALD TRUMP "IRAK BAŞBAKANINI BEN BELİRLERİM, BEN TAYİN EDERİM, IRAK'A BAŞBAKAN SEÇİLİRKEN ARTIK BANA SORULACAK, BANA DANIŞILACAK" DEMİŞTİ...

Ocak 2026'da Trump Irak'ı tehdit etmişti...Trump 'Nuri el-Maliki yeniden başbakan seçilirse desteğimizi çekeriz' demişti...ABD Başkanı Donald Trump, Irak'ta eski başbakan Nuri el-Maliki'nin yeniden bu göreve seçilmesine karşı çıkmıştı...Donald Trump, el-Maliki'nin yeniden iktidara gelmesi halinde, ABD'nin Irak'a verdiği desteği keseceği tehdidinde bulunmuştu...Trump, yaptığı açıklamada, "Irak'ın büyük bir hata yaparak Nuri el-Maliki'yi yeniden başbakanlığa getirebileceğini duyuyorum" demişti..."El-Maliki iktidardayken Irak yoksulluğa ve tam anlamıyla kaosa sürüklenmişti. Bunun tekrarlanmasına izin verilmemeli" diyen Trump, açıklamasında ayrıca şu ifadeleri kullanmıştı: 

"Delice politikaları ve ideolojileri nedeniyle, eğer (Nuri el-Maliki) seçilirse ABD artık Irak'a yardım etmeyecek ve biz orada olmazsak Irak'ın başarı, refah veya özgürlük için hiçbir şansı olmayacak. Irak'ı yeniden harika (bir ülke) yapın." 

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Irak Başbakanı Muhammed Şiya esSudani ile yaptığı telefon görüşmesinde, elMaliki'nin yeniden başbakan seçilme ihtimalinin kendilerini endişelendirdiğini söylemişti...

ABD, İran destekli silahlı grupların Irak hükümetinde yer alması halinde Iraklı siyasetçilere yaptırım uygulayabileceği uyarısında bulunmuştu...

Irak Başbakanı Muhammed Şiya Es-Sudani, ABD ile nispeten uyumlu bir ilişki sürdürmüş ve İran bağlantılı Şii milislerin saldırılarını engellemeye çalışmıştı...Es-Sudani döneminde el-Maliki'nin, sert bir anti-LGBTİ+ yasasının Irak Meclisi'den geçirilmesine destek vermesi, ABD'nin tepkisini çekmişti...

Irak'ın petrol gelirlerinin büyük kısmı New York'taki ABD Merkez Bankası'nda tutuluyor. Bu da ABD'ye Irak üzerinde önemli bir ekonomik baskı oluşturma gücü veriyor. Petrol gelirleri Irak'ın bütçesinin yaklaşık yüzde 90'ını oluşturuyor.

YUNANİSTAN, GÜNEY KIBRIS, ABD VE İSRAİL DOĞU AKDENİZDEKİ TRİLYON DOLARLIK ENERJİ KAYNAKLARINA EL KOYARKEN 

Doğu Akdeniz'de yaklaşık 3,5 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil petrol rezervi olduğu tahmin edilmektedir. 

Öte yandan, Güney Kıbrıs, İsrail, Yunanistan ve ABD, Doğu Akdeniz Enerji Merkezi kurulması için anlaştı. ABD'nin Houston kentinde yapılan 3+1 Doğu Akdeniz Enerji Diyaloğu Dışişleri Bakanları toplantısında taraflar, enerji işbirliği için ortak bir yol haritası geliştirme konusunda iyi niyet bildirisi imzaladı...Bildirgeye Güney Kıbrıs Enerji Bakanı Michalis Damianos, Yunanistan Enerji Bakanı Stavros Papastavrou, İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ve ABD Enerji Bakanı Chris Wright imza attı....Dört ülkenin önümüzdeki aylarda enerji güvenliği, açık deniz doğal gaz geliştirme, altyapı, inovasyon ve araştırma alanlarında hedef ve eylemleri belirleyecek bir yol haritası hazırlamak üzere bir dizi çalışma grubu toplantısına başlayacağı aktarıldı.Toplantıda konuşan Güney Kıbrıs Enerji Bakanı Michalis Damianos, “ülkelerin daha güvenli ve güvenilir enerji kaynakları aradığı bir dönemde dört ülke arasındaki işbirliğinin daha önemli hale geldiğini” söyledi...

Chevron, Shell, ExxonMobil ve Total Energies gibi Amerikan ve Avrupalı enerji devleri Güney Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesinde yıllardır doğalgaz arama çalışmaları yürütüyordu. 2011'den bu yana, toplamda yaklaşık 20 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunan Aphrodite, Kronos, Zeus, Calypso, Glafkos ve Pegasos olmak üzere altı doğalgaz sahası keşfedildi.

Güney Kıbrıs Enerji Bakanı Michalis Damianos bu rezervlerin geliştirilmesiyle ilgili planların ilerletilmesine yönelik adımları vurguladı...Enerji güvenliğinin “artık sadece yakıtı bulmaktan ibaret olmadığına” dikkat çeken Damianos, “Modern tehditler arasında siber saldırılar, sabotaj ve diğer hibrit riskler yer alıyor. Bu durum, ülkelerin kritik altyapıyı korumak için birlikte çalışmasını gerektiriyor” dedi...Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, bakanlar toplantısında alınan kararın “siyasi ve jeostratejik” öneme sahip bir gelişme olduğunu söyledi...

ABD'nin Çin'in "Kuşak ve Yol" projesinin önünü kesmek için Hindistan'ı Avrupa'ya bağlayan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesini ortaya atmıştı. Doğu Akdeniz’i merkezine alan bu plan, demir yolları ve deniz bağlantıları ile Asya, Ortadoğu ve Avrupa’yı bağlayan bir ticaret rotası oluşturmanın yanı sıra bölgedeki kritik ticaret noktalarını ABD ve müttefiklerinin jeopolitik yörüngesinde tutmayı amaçlıyor. Plan, bölge ülkelerinin İsrail'le ekonomik ve diplomatik yakınlaşmasını amaçlayan Abraham Anlaşmaları’nı güçlendirme hedefi taşıyor...İran Savaşı’nın başlamasının ardından Güney Kıbrıs'ın büyük ölçekli operasyonlara hazır olmasını isteyen Washington, Güney Kıbrıs'ta yer alan bir hava ve bir deniz üssünün modernizasyonu için de harekete geçmişti.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan saldırılarda Güney Kıbrıs'taki İngiliz RAF askeri üssünün hedef olmasının ardından başta Yunanistan, İngiltere ve Fransa olmak üzere birçok NATO ülkesi, bölgedeki askeri mevcudiyetini artırmıştı...

Bölgedeki üç ülke Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail ve ABD arasındaki Doğu Akdeniz'de enerji güvenliği ve askeri iş birliğine yönelik "3+1" formatı, ilk olarak 2019'da hayata geçirilmişti. 

Mart 2026'da Mısır ile Güney Kıbrıs, Kahire’de düzenlenen enerji konferansı kapsamında doğalgaz sahalarının geliştirilmesini, enerji alanında iş birliğini ve entegrasyonu öngören çerçeve anlaşması imzalamıştı. Bu şekilde Başta Afrodit ve Kronos sahalarındaki doğalgazın Mısır'da işlenerek Avrupa pazarlarına ihraç edilmesi hedefleniyor.

QatarEnergy ve ExxonMobil ise Mayıs 2026'da Kıbrıs açıklarındaki gazın Mısır'ın Avrupa'ya ihracata yönelik LNG tesislerine taşınması için Kahire ile anlaşmaya imza atmıştı...

Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail, 2010'ların başından bu yana Doğu Akdeniz'de enerji, güvenlik ve askeri iş birliği ittifakına yönelik adımlar atıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Başbakanı Nikos Hristodulidis, Aralık 2025'te Kudüs'te üçlü ittifakın sınırlarını genişletme kararı, bu yakınlaşmanın son aylarda ete kemiğe büründüğünü göstermişti.

Liderlerin temaslarının ardından Güney Kıbrıs'ta masaya oturan askeri yetkililer, savunma, istihbarat paylaşımı ve deniz güvenliği alanlarında ortak askeri tatbikatlar ve askeri kapasite artırımını öngören ortak eylem planlarına imza atmıştı.

Ankara'nın bölgedeki deniz yetki alanları ve Mavi Vatan doktrini konusundaki hassasiyetleri ile doğrudan kesişen bu yakınlaşma ise Türkiye'yle gerilimi tırmandırıyor. 

Kudüs'teki zirvede Türkiye'ye gönderme yaparak kendilerini savunmaya hazır olduklarını belirten Netanyahu, "Kimse kararlılığımızı test etmesin" demişti. 

Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisine "lanet olası deli" diyerek azarlamasıyla ilgili soruları geçiştirerek, aralarında sadece "taktiksel" anlaşmazlıklar olduğunu savundu. ABD Başkanı Trump'ı "İsrail'in en büyük dostu" olarak nitelendiren Netanyahu, çeşitli örneklerle Trump'ın İsrail için attığı adımları hatırlattı. Netanyahu, Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndaki İran limanlarına uyguladığı ablukayı överek, "Bu abluka, dahice bir hamle oldu." dedi. Netanyahu, "Bazen, mutlu evliliklerde olduğu gibi, bu tür taktiksel anlaşmazlıklar yaşıyoruz. Ancak her zaman bunları çözmenin bir yolunu buluyoruz ve bunu çok iyi dostlar olarak yapıyoruz." diye konuştu. Trump ile yaşadıkları anlaşmazlıkların ciddi olmadığını savunan Netanyahu, ABD Başkanı ile genel olarak aynı frekansta olduklarını ifade etti. Netanyahu, ABD Başkanı ile her iki günde bir görüştüklerini anlatarak, "savaşın nasıl sona ermesi gerektiği konusunda henüz bir karar verilmediğini" kabul etti. ABD Başkanı Trump'ı "İsrail'in en büyük dostu" olarak nitelendiren Netanyahu, çeşitli örneklerle Trump'ın İsrail için attığı adımları hatırlattı...İran'da siyasi anlamda "çatlakların" oluştuğunu ve günün birinde İran'da "rejimin değişeceğine" inandığını belirten Netanyahu, "Ben, rejimin düşeceğine inanıyorum ve elimizden geleni yapacağız." diye konuştu... Netanyahu, "İran halkına bu rejimi devirmeleri için yardım etmemiz gerektiğini düşünüyorum ve bu görüşüm değişmedi ancak bu, bizim seçtiğimiz anda tam olarak gerçekleşmeyecek gibi görünüyor," değerlendirmesini yaptı. 

HAKAN FİDAN 

Nisan 2026'da Antalya Diplomasi Forumu'nda konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İsrail'in bölgede Müslüman karşıtı bir ittifak kurduğunu" belirterek "İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan'ın somut askeri yapılanmalar içine girdiğini ve bunun görmezden gelinemeyeceğini" söylemişti. Öte yandan Fidan konuşmasında, ittifakın "+1" üyesi ABD'ye değinmemişti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Biz İsrail gibi değiliz. Onlar Güney Kıbrıs ve Yunanistan'la bir araya gelerek bölgedeki Müslüman ülkelere karşı ittifak kurdu. Dışarıdan kurtarıcı beklemeye devam ederse bölge bu sorunlarla karşı karşıya kalmaya devam edecek," demişti...

Fidan, "Çok ciddi siyasi krizler var, çatışmalar var. Biliyorsunuz bu çatışmaların sönümlendirilmesi için de neler yapılabilir? Biz, İsrail gibi değiliz. İsrail'i söylediğiniz gibi. Onlar, biliyorsunuz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz, onların yaptığını yapmıyoruz. 'Biz, bölgenizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz?', onun arayışı içerisindeyiz. Biz, şunu gördük, eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye devam ederse bu bölge, ilanihaye bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek." ifadelerini kullandı.

Bu yüzden akıllı aktörlerin, hikmetle geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verdiklerinin altını çizen Fidan, öte yandan Gazze Barış Planı'nın uygulama sürecinin de devam ettiğini hatırlattı.

"Şimdi bakıyorsunuz birçok sıkıntı var bölgemizde. Gazze'deki soykırım, Lübnan, arkasından İran. Bütün bunların ortaya çıkarttığı, bölge ülkelerinin birbirleri arasındaki güveni zedeleyen, çatışmaları artıran, yoksulluğu, geri kalmışlığı getiren bütün denklemleri ortadan kaldırmak için hep beraber bir araya geliyoruz, arayış içerisindeyiz."

Fidan, Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeğinin ortada olduğunu söyleyerek, şunları ifade etti:

"Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planını uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bu konuda Sayın Trump (ABD Başkanı Donald Trump) ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun bir müzakere süreci var son bir yıldır. Ama buna rağmen İsrail'in asli niyeti olan Gazze'yi ister insanlarını öldürerek ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor."

Fidan, uluslararası toplumun, diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak, bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde ciddi çaba ortaya koyduğunu söyleyerek, "İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, nasıl uluslararası toplum tarafından durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir." diye konuştu.

Süreç içerisinde olumlu gelişmeler olacağını düşündüğünü dile getiren Fidan, "Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyorlar. İsrail'in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil, sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen bir irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda." ifadelerini kullandı.

Fidan, İsrail'in politikalarının sadece Türkiye'nin ya da bölgenin sorunu olmadığını vurgulayarak "Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz," değerlendirmesinde bulundu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız