Gözden Irak Gönülden Irak
Mars’a gitmek artık hayal değil. İnsanlık gökyüzünü aşarak gezegenler arası yolculuğa çıkabiliyor. Ama ne gariptir ki, yan odadaki eşimizi, aynı kattaki komşumuzu, evdeki çocuğumuzu anlamak çoğu zaman Mars’a gitmekten daha zor. İletişim çağında yaşadığımızı söylüyoruz; peki gerçekten birbirimizi dinliyor muyuz?
Bir insan heyecanla bir şeyler anlatırken gözlerimizi kaçırıyoruz. Bir mesajın yalnızca ilk satırını okuyup aceleyle cevap veriyoruz. Oysa sabırla sonuna kadar dinlesek, okumayı bitirsek, belki de kalbinden geçenleri doğru anlayacağız. Ama biz hızın, telaşın ve öfkenin esiri olduk.
Bugün toplumda yükselen asabiyetin nedenleri üzerine düşünmek gerek. Geçim derdi, ekonomik baskılar insanın sabrını tüketiyor. Bitmeyen koşuşturmalar, sürekli yetişme telaşı ruhu yoruyor. Dinlemeyi bilmeyen, anlamak istemeyen bir toplumda ise sevgi azalıyor, güven kayboluyor. İnsanlar birbirine mesafeli davranıyor, dostluklar zayıflıyor, hoşgörü unutuluyor.
Belki de ihtiyacımız olan şey, yeniden birbirimizi duymak. Sonuna kadar dinlemek, küçük sorunları büyütmeden çözmek, öfke yerine şefkati seçmek… Mars’a gitmek büyük bir başarı olabilir. Ama asıl zafer, yanımızdaki insanı anlayabilmekte gizli. Çünkü gökyüzü ne kadar uzak görünse de, kalpten kalbe giden yol bir nefes kadar yakın.
Saygılarımla…