İstenmeyen Adam: Kemal Kılıçdaroğlu
Mutlak butlan kararının ardından CHP'de genel başkanlığa atanan Kemal Kılıçdaroğlu'na şarkılarını kullanmayı yasaklayan sanatçıların arasına bir yenisi daha eklendi. Geçen yıl hayatını kaybeden Edip Akbayram'ın ailesi Kılıçdaroğlu'na şarkıları yasakladı.
Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Merkezi'ndeki etkinliğinde de Akbayram'ın şarkısı kullanılmıştı. Zülfü Livaneli, Suavi, Sabahat Akkiraz, Ali Altay ve Selda Bağcan da Kılıçdaroğlu'nun şarkılarını kullanmasına yasak getirdi...
"Biz; halkın sanatçısı, değerli eşimiz ve babamız Edip Akbayram adına, gördüğümüz lüzum üzerine bu kısa açıklamayı kamuoyuyla paylaşmak istedik. Ülkemizde, özellikle de son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde yaşanan gelişmeleri dikkatle ve üzüntüyle takip ediyoruz .Edip Akbayram, yaşamı boyunca demokrasiye, özgürlüğe, halkın iradesine ve toplumsal adalete inanan; sanatını da bu değerler doğrultusunda üreten bir sanatçı olmuştur. Yıllardır ödünsüz biçimde sürdürdüğü bu duruş, yalnızca sanatının değil, yaşamının da temel ilkelerinden biri olmuştur.Bu çerçevede, kamuoyunda ‘mutlak butlan’ olarak anılan süreç ve beraberinde yaşanan gelişmelerin; Edip Akbayram’ın hayatı boyunca savunduğu demokratik anlayışla örtüşmediğini düşündüğümüzü ifade etmek isteriz. Toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulan kaygıları, kırgınlıkları ve demokrasiye ilişkin hassasiyetleri görmezden gelmemiz mümkün değildir.Bu nedenle, Edip Akbayram’ın yorumladığı eserlerin, kamuoyunda ‘mutlak butlan’ sürecinin temsilcisi veya destekleyicisi olarak görülen kişi, grup ve organizasyonlar tarafından siyasi etkinliklerde kullanılmasına izin vermediğimizi beyan eder, kamuoyunun bilgisine sunarız.Hassasiyetimiz; Edip Akbayram’ın sanatının ve mirasının, yıllarca savunduğu ilke ve değerlerle uyumlu biçimde yaşatılmasıdır.Kamuoyunun anlayışına ve takdirine saygıyla sunarız."
AKBAYRAM AİLESİ…
CHP’de “mutlak butlan” tartışması sürerken birçok sanatçı, eserlerinin atanmış CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresince kullanılmasına karşı çıktı. Zülfü Livaneli, Selda Bağcan, Suavi, Gülten Benli ve geçen yıl hayatını kaybeden Edip Akbayram’ın ailesi art arda açıklama yayımladı. Sanatçılar, butlan sürecinin demokratik değerlerle bağdaşmadığını öne sürerek eserlerine yasak koydu.
Selda Bağcan: “Butlanla gelen mevcut CHP Merkezinin; sesimi, bestelerimi ve kayıtlarımı herhangi bir etkinlikte, yayında ve siyasi çalışmada kullanmasına iznim yoktur.”
Zülfü Livaneli’den Kılıçdaroğlu’na Tepki:
“Eserlerimin Buna Alet Edilmesini İstemedim. ”Sanatçı ve yazar Zülfü Livaneli, Bodrum’da katıldığı ödül gecesinin ardından yaptığı açıklamada, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili tartışmalara değindi. Livaneli, eserlerinin Kılıçdaroğlu tarafından kullanılmasını istemediğini belirterek, “Bu duruma gelmiş bir Türkiye’de eserlerimin buna alet edilmesini istemedim” dedi. Haber: Arzu Şaşmaz “Kemal Bey’i de Tanıyamıyorum Artık ”Uzun yıllar birlikte siyaset yaptıkları Kemal Kılıçdaroğlu’nu artık tanımakta zorlandığını söyleyen Livaneli, şu ifadeleri kullandı:“Bir açıklama yaptım. Bu mutabakat altımıza da sinmedi, benim de içime sinmedi. Beraber kaç yıldır, kaç yıl Meclis’te beraber görev yaptığımız Kemal Bey’i de tanıyamıyorum artık. O bakımdan eserlerimin kullanılmasını istemedim. Bunu da bildirdim.”
Gazeteci-yazar ve akademisyen Prof. Dr. Örsan Öymen'den çok çarpıcı Kılıçdaroğlu açıklaması: “Kemal Bey beni aradı ve ona bazı sorular yönelttim. Benim oradan çıkardığım sonuç: Kılıçdaroğlu hem belediye başkanlarının tutuklanmasının hem de mutlak butlan meselesinin bizzat içinde.”
CHP eski Milletvekili Hüseyin Aygün, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında birbirinden çarpıcı iddialar ortaya attı!
Kılıçdaroğlu'nun bugün CHP genel merkez bina önündeki konuşması -tek kelimeyle- ibretlik: Öncelikle "tweet"inde, CHP genel merkez yöneticileri için, "topyekün halk ayaklanması yapanlar..." diyor.
Hiç kimse "halk ayaklanması çağrısı" yapmadı. Ama "CHP'nin butlana teslim olmayacağı, direnileceği" açıklaması yapıldı ki bu, bir hak ve aynı zamanda görevdir ("Halk ayaklanması.." sözü bana kötü bir yerlerden tanıdık geliyor; şimdilik ona girmiyorum).
CHP genel merkez önündeki konuşma çok vahim: İktidara, AKP'ye, tek adam rejimine tek laf etmeyen -bilakis "Neo-Osmanlı coğrafyası" laflarıyla AKP'nin dış politika avukatlığını yaptı- Kemal bey, -kısa bir süre evvel lideri olduğu- CHP'yi hedef bellemiş durumda. İnanılmaz bir akıl tutulması ya da toptan "karşı safa geçme" hali.Kemal bey, "CHP'yi arındıracak"mış.
Oysa bu ülkeyi bu hale getiren CHP değil ki, AKP.Kamuyu yağmalayan, "128 milyar dolar"ı çalan, 5'li Çete'yi yaratan, memleket toprağını yabancı maden şirketlerine peşkeş çeken, her gün ortalama 6 (çocuk, yaşlı) işçiyi katleden AKP rejimidir.
Arınacaksa -daha doğrusu yargılanacaksa- AKP'liler yargılanmalıdır.
AKP'den -kendi bakanlığına, hem de 'kovid dönemi'nde- kocasının şirketi üzerinden milyonlarca dolarlık dezenfektan satın alan bakanın yargılanmadığı bir ülkede CHP'liler neden yargılanıyor Kemal bey?
Sadece muhalefete "çalışan" bir yargıya, kim/nasıl güvenebilir?
Kemal bey bu basit soruyu dahi vicdanına sormaktan aciz, Saray'a o derece teslim olmuş bir kişidir.Halk TV'nin sahibi için, "yurda gelemeyen TV kanalları sahipleri var" diyor.
Fakat Cafer Mahiroğlu'nun niçin, "memleketine gelemediğini" söylemiyor (Cafer hakkında, AİA adlı namlı işadamı/itirafçının iftiraları sonrası tutuklama kararları verildi. O yüzden gelemiyor).
Kemal bey, AİA'nın itiraflarını "hukuki" bulduğu gibi, soyut itirafçı beyanıyla herhangi bir bireyin tutuklanması kararını da böylece desteklemiş oluyor. Kaldı ki burada tutuklamayla karşılaşan kişi, Türkiye'nin en çok izlenen muhalif televizyon kanalının sahibi.
Bir siyasi kararın söz konusu olduğu açık.Kemal bey, bu sözleriyle Silivri'de şu an yargılanmakta olan tüm CHP'li belediye başkanlarını ve arkadaşlarını da suçlu ilan etmiş oluyor.
Tarih böyle bir şey yazmadı: CHP genel başkanlığı yapmış bir siyasetçi, iktidar partisinin emrine girmiş, 3 yıldan bu yana kendi partisine adeta savaş açmış halde.
Ülke ne halde, gençler ülkeden neden kaçıyor, işsizler, emekliler ne halde; hiçbiri Kemal beyin umurunda değil;
O varsa yoksa CHP 12. kattaki -kaybettiği- koltuğunu -Saray darbesiyle- geri alma peşinde.
Ne utanç verici bir "dava".Kemal bey, hiç mi utanmıyorsun? (Bak, oğlun bile yaptıklarını onaylamıyor).Kendini, partini, ülkeni düşünmüyorsun anladık, bari evlatlarını düşün!"Ayıptır, günahtır, yazıktır."
CHP’li Atilla Kart: "Kemal Bey’in görevi daha bitmedi. Kemal Bey, siyaseten sorumluluk almayan, siyasi refleks göstermeyen biri, edilgen bir bürokrattır.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasında birileri Kemal Bey'in kulağına birileri bir şeyler fısıldadı. O da edilgen bürokrat kimliğini bir kez daha gösterdi.
"Özgür Bey’in verdiği mücadeleye saygı duyuyorum, bir CHP’li ve kişisel olarak da destek veriyorum. Ancak Özgür Bey’in de yanlışları var.
Kendisine şunu yazdım. "Bakın genel başkan oldunuz. Artık lider olmaya gidiyorsunuz. Ne güzel. Bunun gereğini yapın"
Sayın Özgür Bey Meclis’te ki 23 Nisan konuşmasında, “Recep Tayyip Erdoğan 19 Mart 2025’te demokrasi treninden indi” dedi.
Recep Tayyip Erdoğan hiç demokrasi trenine binmedi ki. Sen bu analizi bu şekilde yaparsan ben bir vatandaş olarak tepki gösteririm."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi 21 Mayıs’ta Özgür Özel’in genel başkan seçildiği CHP 38’inci Olağan Kurultayı’nı iptal etmişti. Özel ‘tedbiren’ görevden uzaklaştırılmış, yerine önceki başkan Kemal Kılıçdaroğlu getirilmişti. 23 Mayıs’ta Özel, 95 milletvekilinin oyuyla grup başkanı seçilmişti.
"Özgür Özel ve ekibine "makamlarından vazgeçemiyorlar" diyen Faik Öztrak son 19 yıldır milletvekilliği yapıyor.
Babası Orhan Öztrak ise 8 yıl milletvekilliği yaptı. Faik Öztrak’ın dedesinin adı da Faik’ti. Dede Faik Öztrak, 30 yıl milletvekilliği yaptı ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinin İçişleri Bakanlarından biri olarak görev aldı. Yani Öztrak ailesi, üç nesildir toplam 58 yıl milletvekilliği yapmış durumda. Koltuğa yapışan biri aranıyorsa, o da Öztrak ailesidir."
CHP'li Faik Öztrak, TBMM'de basın toplantısı düzenledi.
Gazeteci:
“Milletvekillerinin Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısına katılmaması halinde ihraç listesi bekliyor muyuz?”
Faik Öztrak:
“CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Grup toplantısına katılmamak ne demek? Böyle bir şey olmaz.”
Gazeteci:
“Ama Kemal Bey seçilmiş değil.”
Faik Öztrak:
"Seçilmiş. Atanmışlık yok, 'seçilmiş değil' diye bir şey yok. O dönemin seçilmiş Genel Başkanı Kılıçdaroğlu. Bizim bunu tartışmak yerine bir an önce partiyi mahkemelerden kurtarmamız lazım."
Öztrak: Kendini grup başkanı seçtirmek, genel başkan olmadığını kabul etmektir
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, mahkeme kararıyla genel başkanlıktan alınan Özgür Özel ve yönetimine yüklendi: “Baskın bir kapalı grup toplantısı düzenleyip kendini grup başkanı seçtirmek, ‘Tanımıyorum’ dediğin butlan kararını tanıyıp artık genel başkan olmadığını kabul etmektir.”
Öztrak, Meclis’teki basın toplantısında ‘mutlak butlan’ kararının ardından CHP’nin genel başkanının Kılıçdaroğlu olduğunu savundu.
Öztrak son yerel seçimlerde CHP’nin birinci parti olmasına rağmen parti yönetiminin hemen erken seçim istemek yerine iktidarla normalleşme süreci başlattığını, partinin kötü yönetildiğini ve kırgınlaştırıldığını öne sürdü.
Partinin laf oyunlarıyla değil şeffaflıkla, hesap vererek yönetilmesi gerektiğini belirten Öztrak şöyle devam etti:
‘CHP hiçbirimizin dükkanı değil’
* Bunu yapmamanın sonuçlarını Manavgat’ta, Uşak’ta gördük. Belediye başkanlarına önce sahip çıkıldı, sonra da kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmek zorunda kaldı.
* CHP hepimizin baba evidir ama hiçbirimizin babasının dükkanı değildir. Dönemin genel merkez (Özel) yönetimi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yla (Ekrem İmamoğlu) ilgili iddiaları reddetmeyi partimizin yegane gündemi haline getirdi. Halkımızın yoksulluğunu, işsizliğini, hayat pahalılığını, dışlanmışlığını ıskalamamıza sebep oldu.
‘Daha fazla yargı müdahalesine yol açmamak…’
* Partimize daha fazla yargı müdahalesine yol açmamak, bir an evvel iktidar yürüyüşümüzü başlatmak için mevcut yönetimle birlikte sorunları kendi içimizde istişare ederek çözmemiz gerekir.
‘Operasyon yapıldığına dair itirafları ne yapacağız?’
* “Mahkeme şöyle, önceki yönetim böyle” diyenlere de sorarlar, en yakınlarınızın kurultayda, delegenin iradesini satın almak için operasyon yapıldığına dair itiraflarını ne yapacağız?
* İradesini fesada uğratmak için delegeye kamu gücü kullanılarak maddi menfaat sağlandığı, CHP’li belediyelerde iş vaadedildiği iddialarını nereye koyacağız? Mahkemece sabit görülen ‘seçim ve oylamalara hile karıştırıldığı’ hususunu yok mu sayacağız?
‘Butlanda yargı müdahalesine açık hale getirenlerin hiç mi suçu yok?’
* Butlanın başımıza gelmesinde, bu işlere bulaşarak partiyi yargı müdahalesine açık hale getirenlerin hiç mi suçu yok? Atatürk’ün partisinin kapatılacağı söylentilerine “Hadi oradan” diyemeyip alternatif parti kurmaya çalışanların hiç mi sorumluluğu yok? Asırlık çınarımızı, babaevimizi böyle mi savunacağız?
‘Genel başkan olmadığını kabul etmektir’
* Makamlarından, ünvanlarından bir türlü vazgeçemeyenlerin şimdilerde de Meclis’te paralel genel merkez oluşturarak partiyi nasıl tahrip etmeye çalıştıklarını ibretle izliyorum.
* Baskın bir kapalı grup toplantısı düzenleyip kendini grup başkanı seçtirmek, “Tanımıyorum” dediğin butlan kararını tanıyıp artık genel başkan olmadığını kabul etmektir.
* Vakit gördüğümüze, gözlerimizi yummadan aklıselimle davranma vaktidir. Bu çerçevede yarınki grup toplantımızın da partimizin birliğini, dirliğini sağlamakta bir milat olması gerektiği kanaatindeyim.
* Mevzuat bellidir. Diyor ki, “Grup başkanı, genel başkana (Kılıçdaroğlu) bağlı çalışır” Mevzuat buysa grup başkanı, genel başkanın söylediklerine uymak durumundadır.
“Kılıçdaroğlu’nun yapacağı grup toplantısına katılmayan milletvekilleri için bir ihraç listesi olacak mı?” sorusuna da Öztrak şöyle yanıt verdi:
“CHP’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Ne demek kurul toplantısına katılmamak? Böyle bir şey olmaz.”
İRAN'A SALDIRILAR ALTINI ÖLDÜRDÜ
İran'a Saldırılar Altın Fiyatlarını Düşürmeye Devam Ediyor!
New York Times gazetesi analizine göre analizine göre ABD bu kez de İran'ın güneyindeki 2 içme suyu tesisini hassas güdümlü mühimmatla vurdu. Sivil altyapıyı kasten hedef almak savaş suçudur. Sorulduğunda, Savaş Bakanı Pete Hegseth bu saldırıyla bağlantılı meşru bir askeri hedefi belirtmeyi ısrarla reddetti.
Gazeteci: Türk Devlet Başkanı Erdoğan, İsrail'e sürekli tehditler savuruyor. Sence İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma ihtimali var mı?
Trump: Erdoğan benim çok iyi bir dostum. Onu çok seviyorum. Güçlü bir adam ve tam bir lider. Bence ben başkan olduğum sürece böyle bir şey olmaz, çünkü o bana saygı duyuyor.
ABD'nin en gizli sırlarını çalarak bunları İsrail'e aktaran İsrailli casus Jonathan Pollard, İran, Gazze ve Lübnan'la işini bitirdikten sonra İsrail'in Türkiye ve Mısır'la savaşa gireceğini iddia ediyor...Şöyle diyor: “Fırtına yaklaşıyor,” dünyanın daha önce hiç görmediği bir herşeyden farklı savaş olacak...Bir sonraki savaşa hazırlanmalıyız, ki bu muhtemelen Türkiye ve Mısır'a karşı olacak.”
Trump 20 Ocak 2025'te Başkanlık görevine başladıktan sonra...
ABD'nde
Benzin fiyatı % 41 arttı
Uçakla seyahat % 27 zamlandı
Enerji fiyatları % 24 arttı
Tütün-sigara fiyatları % 8 zamlandı
Meyve ve sebze % 6 zamlandı
Otomobil bakım ve onarım fiyatları % 6 arttı
Giyim eşyaları % 5 zamlandı
28 Şubat 2026 tarihinde ons altın piyasalarda ortalama 5.263,48 dolar seviyesinden işlem görerek haftayı tamamlamıştır.11 Haziran 2026 Türkiye Saatiyle 07:55'te ons altın 4.083,44 dolardı...27 Şubat 2026'da Brent petrol spot piyasada yüzde 2,8 artışla 73 dolardan kapatmıştı... Nisan 2026'nın sonlarında ABD-İsrail ittifakıyla ve İran arasında yaşanan jeopolitik gerilimler ve Hürmüz Boğazı'ndaki tedarik aksamaları nedeniyle Brent petrol vadeli işlemleri 126,41 doları test ederek son 4 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
FBI eski ajanı Michael Feinberg: "Beni gerçekten dehşete düşüren şey, hem JD Vance'in hem de Stephen Miller'ın ICE memurlarına ve ajanlarına 'Yapmanız gerekenler konusunda mutlak dokunulmazlığınız var' demeleriydi. Bu, benim aldığım eğitimin tam tersiydi."
Tanrıların Arabaları - Chariots of the Gods (Türkçe alt yazılı)
https://www.youtube.com/watch?v=FDgkXRPfbSo
STEVEN SPIELBERG'S DISCLOSURE DAY
Disclosure Day "gezegenimizi dünya dışı canlılar ziyaret ediyor mu?", "Derin devlet halklardan ne tür bilgileri gizliyor?", "Dünya dışından gelen ziyaretçilerimiz olduğunu öğrenseydik buna ne tür bir tepki verirdik?Tanrı İnancı kaybolur muydu? Dinler inananlarını kaybeder miydi?", "1947'de New Mexico'daki (Lincoln County) Corona köyü yakınlarındaki Roswell enkazı bir uzay gemisi miydi?" gibi komplo teorileri ya da şehir efsaneleri çerçevesinde gelişirken, zihin kontrolü, uzaktan düşünce okuma gibi konulara da yer veriyor...
Brian De Palma'nın The Fury (1978), yine De Palma'nın "Carrie" (1976), ikisi de Spielberg'in "Close Encounters of the Third Kind" (1977) ve "E.T. the Extra-Terrestrial" (1982), Mark Lester'ın "Firestarter" (1984) gibi filmlerin, Stephen King romanlarının temaları da bu 2026 filminin temelinde ya da senaryosuna yedirilmiş olarak yer alıyor...
Parapsikoloji, geleneksel bilimsel yasalarla henüz açıklanamayan zihinsel ve paranormal fenomenleri inceleyen disiplinler arası bir alandır. Telepati ve durugörü gibi algısal süreçleri, psikokinezi gibi zihin-madde etkileşimlerini deneysel yöntemlerle araştırmayı hedefler...
Psişik güçler; telepati ve durugörü gibi duyular dışı algılama yeteneklerini kapsayan paranormal iddialardır.