“Geç Kalan Şeyler”
Bazı cümleler vardır…
Tam zamanında gelmeyince anlamını kaybediyor.
Bir “özür dilerim” gibi mesela.
Ya da “haklısın.”
Bazen de sadece “nasılsın?”
İnsan bazı şeyleri duyabilmek için uzun süre bekliyor galiba.
Bir açıklamayı.
Bir dönüşü.
Bir küçük ilgiyi bile.
Ve işin garip tarafı şu…
O beklenen şey sonunda geldiğinde, insanın içinde artık eski karşılığı kalmamış oluyor.
Eskiden bunu anlamazdım.
Geç de olsa söylenmiş bir şeyin her şeyi düzeltebileceğini düşünürdüm.
Şimdi ise bazen bazı cümlelerin neden bu kadar geç kaldığını düşünüyorum sadece.
Çünkü insanı kıran şey her zaman olayın kendisi olmuyor.
Bazen bir arkadaşınızın en zor gününüzde ortada olmaması kırıyor sizi.
Bazen yıllarca tanıdığınız birinin, canınız yanarken konuyu değiştirmesi.
Bazen aile içinde herkes her şeyi biliyorken kimsenin hiçbir şey konuşmaması.
Ve bazen de sadece…
İnsanın kendi içinde çok uzun süre tek başına kalması.
Galiba bazı sessizlikler insanın içini değiştiren şeyler.
Sonra günler geçiyor.
Her şey normale dönmüş gibi oluyor.
Bir mesaj geliyor.
Bir açıklama yapılıyor.
Bir özür dileniyor belki.
Ama insanın içinden çok sakin bir cümle geçiyor:
“Ben o kısmı kendi kendime atlattım zaten.”
İşte bir şey tam burada yer değiştiriyor galiba.
Kızgınlık gibi değil bu.
Daha sessiz bir şey.
Sanki bir kapı kapanıyor da…
Kimse sesini duymuyor.
Bence bu yüzden bazı şeyler geç kalınca etkisini kaybediyor.
Çünkü insan bazen yaşadığı kırgınlığı unutabiliyor…
Ama o kırgınlıkla yalnız kaldığı zamanı unutmuyor.
Ve galiba bazı bağlar da tam burada zayıflıyor.
Büyük kavgalar yüzünden değil.
Zamanında söylenmeyen şeyler yüzünden.
Belki de bu yüzden insan bazı cümleleri yıllarca hatırlıyor.
Söylendiği için değil…
Tam gerektiği anda söylenmediği için.
Ben Aslı.
Bazı şeyler geç kalınca eskisi gibi tamir etmiyor insanı.
Sadece içimizde neyin sessizce değiştiğini gösteriyor.
Biz de… Bir sonraki cümlede görüşürüz.