Tartışma mı, Çatışma mı?
Siyaset bazen kişiler üzerinden okunur.
Ancak asıl mesele sistemdir.
Bugün yaşanan tartışma gerçekten sadece CHP'nin iç sorunu mu?
Yoksa Türkiye'nin yeni rejim tartışmasının bir işareti mi?
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki gerilim neyi gösteriyor?
Bir koltuk kavgasını mı?
Yoksa demokratik meşruiyet arayışını mı?
Dünyada bunun örnekleri var.
Mikhail Gorbachev ile Margaret Thatcher aynı dünya görüşüne sahip değillerdi. Ancak farklı düşünmelerine rağmen ortak bir amaç etrafında konuşabildiler.
Neydi o amaç?
Daha kontrollü, daha sürdürülebilir ve daha istikrarlı bir dünya düzeni.
Yönetim biliminde buna "amaç teorisi" denir.
İnsanlar aynı düşünmeyebilir. Hatta birbirlerinin en sert rakipleri olabilirler. Ancak ortak bir hedef varsa aynı yöne yürüyebilmeli.
Burada önemli olan tartışma ile çatışma arasındaki farkı görebilmektir.
Çünkü tartışma, hakikati aramanın yoludur.
Çatışma ise tarafların birbirini yenmeye çalıştığı bir zemindir.
Tartışmada mantık vardır, bilgi vardır, muhakeme vardır.
Çatışmada ise çoğu zaman duygular öne çıkar; öfke, kırgınlık ve aidiyetler aklın önüne geçer.
Peki bugün Türkiye'de ortak amaç ne olabilir?
Demokrasi mi?
Hukukun üstünlüğü mü?
Şeffaf siyaset ekonomisi mi?
Siyasi etik yasası mı?
Eğer amaç buysa, bugünkü kırılma yarının birleşmesine dönüşebilir.
Sadece CHP içinde değil…
Tüm muhalefette.
Çünkü toplum artık sonuçları değil, nedenleri sorguluyor.
Ekonomi neden güven üretmiyor?
Siyaset neden şeffaf değil?
Partiler neden liderlere bağımlı hale geliyor?
Siyasetin finansmanı neden yeterince görünür değil?
Kurumsal yapılar neden kişilerin gölgesinde kalıyor?
Belki de Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir liderden önce yeni bir siyasi kültürdür.
Çünkü kalıcı çözüm, yangına hangi itfaiye aracının daha hızlı ulaştığını tartışmak değildir.
Asıl mesele yangınların neden çıktığını anlamak ve onları önleyecek sistemi kurmaktır.
Bugün yaşanan tartışma doğru okunabilirse bir kriz olmaktan çıkıp fırsata dönüşebilir.
Belki de ilk kez farklı görüşlere sahip muhalefet kesimleri ortak demokratik ilkeler etrafında buluşabilir.
Çünkü kazanması gereken kişiler değildir.
Kazanması gereken Türkiye demokrasisidir.
Bu nedenle bir tarafı tutacaksak, kişileri değil; Türkiye'de oluşmasını arzu ettiğimiz siyasi kültürü inşa etmektir
Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir kavga değil, yeni bir demokratik uzlaşmadır.