Türk Yetişkinlerin Çin Sevgisi Rekor Seviyelerde Yükselmiş!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Türk Yetişkinlerin Çin Sevgisi Rekor Seviyelerde Yükselmiş!

Yeni bir bulmaca... Cevap anahtarıysa en sonda...

1- Pew Araştırma Merkezi (Pew Research Center), Washington, DC merkezli; kamuoyunu dünyayı şekillendiren konular, tutumlar ve eğilimler hakkında bilgilendiren, tarafsız ve bağımsız bir Amerikan düşünce kuruluşudur.

Pew'in ABD kamuoyunda gerçekleştirdiği araştırmalara göre, Başkan Trump'ın politikalarına ve özellikle dış politika (örneğin İran politikaları) ile ikinci dönem icraatlarına yönelik onay oranı %35 ile %37 bandında seyretmektedir.

Küresel çapta katılımcıların önemli bir kısmı (anket yapılan 36 ülkenin büyük çoğunluğu) ABD yerine Çin'i daha güvenilir bir ortak olarak değerlendirmekte ve Çin lideri Şi Cinping'i Trump'a kıyasla daha olumlu bulmaktadır.

Pew Araştırma Merkezi'nin yayımladığı son küresel tutumlar anketine göre, Türkiye'deki yetişkinlerin yüzde kaçı Çin hakkında olumlu görüşler beyan etti?

Araştırma merkezi, 36 ülkenin 25'inde Çin'e olumlu bakanların sayısının ABD'ye olumlu bakanlardan daha fazla olduğunu tespit etti.

Ankete göre Çin'e yönelik en olumlu ve en olumsuz görüşler Asya-Pasifik bölgesinden geldi. Pakistanlıların yaklaşık %90'ı Çin'e olumlu bakarken, Japonların sadece %11'i Çin'e olumlu bakıyor.

Ankette ayrıca katılımcılara Şi Cinping ve Donald Trump'ın dünyadaki gelişmelerde doğru adımı atacaklarına güvenip güvenmedikleri de soruldu.

Genel olarak her iki lidere duyulan güven seviyeleri çok düşüktü ve puanların çoğu %50'nin altında. Ancak ankete katılan ülkelerin çoğu, Trump'tan ziyade Çin lideri Şi Cinping'e daha fazla güven duyma eğiliminde.

Ankette Çin lideri Şi Cinping'e verilen en yüksek ve en düşük puanlar sırasıyla %83 ve %7 ile Pakistan ve Japonya'dan geldi.

Trump için en yüksek oy oranı %68 ile Filipinler'den, en düşük oy oranı ise %4 ile Batı Şeria/Doğu Kudüs'ten geldi. Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yaklaşık 3 milyon kadar Filistinli yaşamaktadır.

Anket ayrıca, ABD hükümetinin vatandaşlarının kişisel özgürlüklerine Çin'e kıyasla daha fazla saygı gösterdiğine inananların sayısının hâlâ yüksek olduğunu, ancak aradaki farkın daraldığını ortaya koydu.

Pew, süper güçlerin dış politikalarına ilişkin görüşleri öğrenmek için orta gelirli birkaç ülkede ek sorular sordu. Ankete katılanların ortalama %75'i ABD'nin diğer ülkelerin işlerine çok fazla veya orta derecede müdahale ettiğini düşünürken, %45'i Çin için de aynı şeyi söyledi.

Kamuoyu araştırma şirketi Gallup'un yaptığı araştırmaya göre de Çin, geçen yıl küresel onay oranlarında ABD'yi geride bıraktı. Çin lehine son 20 yılın en büyük farkı kaydedildi.

Ancak ABD merkezli düşünce kuruluşu Asia Society'nin Çin hakkındaki yıllık Küresel Kamuoyu Araştırması, Corona salgını sırasında düşüş gösteren Çin imajının o zamandan beri yalnızca kısmi bir toparlanma gösterdiğini ortaya koydu.

Carnegie China'da misafir araştırmacı olarak çalışan Chong Ja Ian, Pew'in son sonuçlarının şaşırtıcı olmadığını söyledi: "ABD politikasının istikrarsızlığı, güç kullanımı ve bunun sonucunda ortaya çıkan ekonomik zararlar birçok kişiyi tedirgin etti."

Pew'in araştırması, Trump'ın Grönland'ı ilhak etme konusundaki söylemlerini yoğunlaştırmasından ve ABD'nin Venezuela lideri Nicolas Maduro'yu yakalayıp kaçırmasından kısa bir süre sonra başladı. Anket sürerken ABD'nin İran'la savaşı da başladı.

Pew Araştırma Merkezi'nin yayımladığı son küresel tutumlar anketine göre, Türkiye'deki yetişkinlerin yüzde kaçı Çin hakkında olumlu görüşler beyan etti? 

A-%43 

B-%25 

C-%51 

D-%47 

E-%66

2- Cari açık, bir ülkenin diğer ülkelerle olan ekonomik ilişkilerinde yurt dışına yaptığı harcamaların (ithalat, hizmet giderleri, kar ve faiz transferleri gibi) elde ettiği gelirlerden (ihracat, turizm gelirleri, dış yardımlar) daha fazla olması durumudur.

Bu satırlar yazıldığında Brent petrolünün varil fiyatı 88 dolar civarındaydı.

Türkiye'nin 2024 yılı boyunca verdiği toplam cari açık 9 milyar 973 milyon dolar ($9.973.000.000) olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam, önceki yıl (2023) kaydedilen yaklaşık 39,9 milyar dolarlık açığa kıyasla çok ciddi bir gerilemeye işaret etmişti.

Alman medya kuruluşu DW Türkçe’ye konuşan Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Türkiye’nin 12 aylık cari açığının 37 milyar dolara ulaştığına işaret ederek, "Bu hızla gidersek yıl sonunda 60-70 milyar dolarlık bir cari açığa sahip olacağız. Bu aslında hem finansman açısından hem diğer nedenlerle çok ciddi bir sıkıntı bizim için" diyor.

Türk şirketlerini en çok etkileyen konunun aşırı değerli TL olduğuna vurgu yapan Zeytinoğlu, "Değerli TL bizim daha fazla ithalat yapmamıza ve ihracatımızda zorlanmamıza neden oluyor. Ülke içerisinde yapılabilecek ürünlerde maliyeti daha düşük diye İtalya’ya gidiyoruz. Çin ile rekabette her geçen gün zayıflıyoruz" diye konuşuyor.

Böyle bir tablo içinde hükümetin açıkladığı yeni kredi paketinin olumlu bir adım olduğunu kaydeden Ayhan Zeytinoğlu, kredi kullanımına ilişkin uygulamaların sadeleştirilmesi gerektiğini de sözlerine ekliyor. Zeytinoğlu, "Geçen yıl 500 milyar TL limitli kredi programının yalnızca 105 milyar TL’si kullanılabildi. Uygulamada birtakım sıkıntılar var. Firmaların bu krediden faydalanabilmesi için en az 1 milyar TL'lik yatırım yapması ve 50 milyon TL ödenmiş sermayesi olması lazım. Bu koşullarda bazı iyileştirmeler yapılabilirse çok faydalı olur" değerlendirmesinde bulunuyor.

Türkiye Merkez Bankası'nın hesaplamalarına göre petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, takip eden 12 aylık cari açıkta 2,6 milyar dolarlık yükselişe neden oluyor. Son OVP’de 2026’da ortalama 65 dolar seviyesinde öngörülen petrol fiyatları yukarı tırmandıkça Türkiye’nin cari açığı da yıllık 50 milyar dolar seviyelerine doğru tırmanıyor. OVP’de 2026 sonu için öngörülen cari açık 22,3 milyar dolar iken, piyasa oyuncularının yıl sonu tahminlerinde 60 milyar dolar seviyeleri konuşulmaya başladı.

Türkiye'nin 2025 yılı cari işlemler açığı ne kadardı? 

A-17 milyar dolar 

B-44 milyar dolar 

C-66 milyar dolar 

D-30 milyar dolar

3- "Aşkın Olayım" Şarkısının Sözleri: İnsan yalnız doğar da yalnız ölmezmiş, n'aber? Bizden uzak olsun keder. Sormana hiç gerek yok, yanmışım, tarifi zor. Söylerim günde bin kere. Yüzün gülünce güneş doğar ya, gözlerimi kısarım, güller açar bir anda. İşte seninle bir ömür böyle, güller, güneşler dolup ellerimizde. Söylenmedi hiç, sana layık düşler benden önce. Tutsak yüreğim, biliyorsun sen de ince ince. Yangın yeri hep buralar sayende, yok şikâyet. Gel bir sarayım, aşkın olayım...

Küresel üne sahip Lionel Messi, Diego Maradona, Jorge Luis Borges, Carlos Gardel, Astor Piazzolla, René Favaloro, Che Guevara ve Eva Peron gibi bir Arjantin vatandaşı olan futbolcu Mauro Icardi, ilk kez Eylül 2022'de Paris Saint-Germain'den (PSG) kiralık olarak Galatasaray Futbol Kulübü'ne transfer edilmişti.

2022-2023 sezonundan 2025-2026 sezonunun sonuna kadar aralıksız 4 sezon boyunca Galatasaray forması giydi. Icardi dört yılda Galatasaray taraftarının bir numaralı sevgilisi olmayı başardı!

Galatasaray formasıyla çıktığı 134 resmi maçta 77 gol atarak kulüp tarihinin en golcü yabancı oyuncusu unvanını kazandı. Maç ve Gol Sayısı: Çıktığı 134 resmi maçta 77 gol atıp 25 asist yaptı. Tarihi Unvan: Attığı 77 golle Gheorghe Hagi'yi (72 gol) geride bırakarak Galatasaray tarihinin en golcü yabancı oyuncusu unvanını kazandı. Kupalar: Sarı-kırmızılı formayla 4 Süper Lig şampiyonluğu, 1 Türkiye Kupası ve 1 TFF Süper Kupa olmak üzere toplam 6 kupa kaldırdı.

Fenerbahçe'ye karşı 8 maça çıkan 33 yaşındaki santrfor, sarı-lacivertlilerin ağlarını 3 kez sarsma başarısı gösterdi. Beşiktaş'a karşı da 7 müsabakada görev alan Icardi, siyah-beyazlıların filelerini 5 kez havalandırdı. Arjantinli yıldız, Trabzonspor'a ise 6 karşılaşmada 4 gol kaydetti. Icardi, böylece Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'a karşı çıktığı toplam 21 resmi maçta 12 gol attı.

Mauro Icardi, sarı-kırmızılıların tarihindeki en golcü yabancı oyuncu unvanını elinde bulunduruyor. Icardi'yi bu alanda 72 golle Gheorghe Hagi ve 61 golle Milan Baros takip ediyor.

Galatasaray taraftarıyla kurduğu güçlü bağla öne çıkan Mauro Icardi, "Aşkın Olayım" şarkısıyla da özdeşleşti. Son 4 sezon boyunca sarı-kırmızılıların ev sahibi olduğu maçlarda RAMS Park'ı dolduran on binlerce taraftar, Icardi'nin attığı gollerden sonra Arjantinli futbolcuya Simge Sağın'a ait "Aşkın Olayım" şarkısı eşliğinde sevgilerini haykırdı.

Mauro Icardi'nin Inter Milan, Paris Saint-Germain (PSG) ve Galatasaray gibi Avrupa'nın önde gelen kulüpleriyle yaptığı kazançlı, uzun vadeli sözleşmeler sayesinde edindiği servetin tahmini en yüksek sınırı ne kadar olarak hesaplanmıştı? 

A-90 milyon Euro 

B-55 milyon Euro 

C-41 milyon Euro 

D-65 milyon Euro

 

4- 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, Türk halkının AK Parti hükümeti döneminde yaşadıklarını konu alan "Sarı Zarflar", Türk Sineması'nda yeni bir doruk... Filmde Aziz Tufan karakteri "Günü kurtarmak hayal olamaz, olmamalı" diyor.

KÜRTLER VE YILMAZ GÜNEY “Bizim zamanımızda (1950-60 arası) Kürt denmesi kesinlikle yasaktı; Doğulu derdik. Hatta ‘Doğulular bu tarafa’ diye emir verirdik.” - Emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu (1907-1993)

Başbakan Bülent Ecevit’in kurduğu hükümetin, 5 Ocak 1978 ile 12 Kasım 1979 arasındaki Bayındırlık Bakanı Şerafettin Elçi, Hürriyet Gazetesi’nden Ülkü Arman’a 1979’da “Türkiye’de Kürtler vardır; ben de Kürdüm,” diyecekti. 12 Eylül 1980 askeri cuntasının bu sözler için Şerafettin Elçi’ye kestiği cezaysa 27 ay hapisti.

Şerafettin Elçi, aynı dönemde Kürt asıllı vatandaşları işe yerleştirdiği suçlamalarından (!) da 2 yıl 4 ay hapis cezası aldı. Böylece 12 Eylül 1980 darbesi sonrası aldığı cezaların toplamı 4 yıl 7 aya ulaştı.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin 55 ay ceza verip 30 ay cezaevinde tuttuğu Şerafettin Elçi, 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra da Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi davası sanığı olarak sekiz aylığına cezaevine kapatılmıştı. Üstelik 12 Eylül 1980 döneminde 30 ay cezaevinde yatması yetmemiş gibi, 10 yıl boyunca avukatlık mesleğini yapması ve siyasi haklarını kullanması da engellenmişti.

1965-1971 ve 1975-1978 arasında T.C. Dışişleri Bakanı olan İhsan Sabri Çağlayangil’e (1908-1993) göre 1960’larda ve 1970’lerde İran’da, Irak’ta Kürtleri birbirlerine karşı kullanıyorlardı.

İhsan Sabri Çağlayangil’le bir dostluk ilişkisi kuran, geliştiren ve 1941 ile 1979 arasında İran Şahı olan Muhammed Rıza Pehlevi, Çağlayangil’e “Irak’taki Kürtleri destekliyorum. Irak Şattül Arap konusundaki tutumunu sürdürdükçe, ben de Kürtlere desteğimi sürdüreceğim,” diyordu.

“Filistinlilerin olduğu gibi 32 milyon Kürt’ün kaderi de, Türkiye, İran, Irak, Suriye arasında parçalanmış durumdaki bölgenin istikrarını tehdit ediyor ve bir çağlayan gibi komşulara taşıyor. (...) PKK terör örgütü 1984’ten beri ortalığı kırıp geçirirken, terörle mücadele bugüne dek 250 milyar avro, 42 bin can kaybı, yakılan 4 bin köy, yerlerinden edilen milyonlarca kişi ve Türk halkını ‘terörize’ halde tutan güvenlik takıntısıyla sonuçlandı. Üstelik PKK terör örgütü yüz yıldan kısa sürede Türkiye’ye karşı ortaya çıkan 29. isyan hareketi sadece...” - Guillaume Perrier / Le Monde Gazetesi / 14 Temmuz 2010

Film eleştirmenlerinin duayeni David Robinson (1930 doğumlu), The Times Gazetesi'nde 1 Haziran 1982'de Türk Sineması'ndaki bir başka doruk noktası olan "Yol"dan söz ederken "Türkiye'de Kürtçe konuşmanın cezası 5 yıl hapis cezası olabiliyor" diye yazmıştı.

Telerama'da gazeteci Fabienne Pascaud (1955 doğumlu) "Yol"dan söz ederken "Türkiye'de 45 milyon insan açık cezaevi koşullarında yaşıyor" diye yazdığında tarih 1 Eylül 1982'ydi.

Yılmaz Güney "Yol"u 11 ya da 12 mahkumun öyküsü olarak planlamıştı. Aynı dönemde Yılmaz Güney, Zeki Ökten'in yöneteceği "Dağ" adında bir senaryo geliştirmeye çalışıyordu.

"Yol"un planlamasına göre mahkumların bir haftalık bayram izni çerçevesinde İmralı Yarı Açık Cezaevi, Bursa, Eskişehir, Konya, Toros Köyleri, Tarsus, Mersin, Adana, Gaziantep, Urfa, Diyarbakır, Bingöl gibi mekanlarda çekimler yapılacaktı.

Zeki Ökten'in yönettiği ve ilk gösterimi Berlin Festivali'nde yapılan Yılmaz Güney'in "Düşman" adlı senaryosuna dayanan film (1980) çok ağır eleştirilere uğrayan Yılmaz Güney; "Yol"un 230 dakikalık "Kumpanya" (Theodoros Angelopulos), 260 dakikalık "Molière: Bir Centilmenin Yaşamı" (Ariane Mnouchkine), 317 dakikalık "Novecento-1900" (Bernardo Bertolucci), 202 dakikalık "Apocalypse Now Redux" (Francis Ford Coppola) gibi bir epik destan olmasını planlamıştı.

"Yol"un ana fikri nasıl doğdu? sorusunu şöyle cevaplamıştı Yılmaz Güney: "Cezaevinde yan yana yaşadığım arkadaşları dinleyerek bu konuyu çıkarttım. 'Düşman'dan sonra bir film yapma gündemdeyken kendime şunu söyledim: Yılmaz, uzağa bakma, yakınına bak. Bu kez yakınından yola çıkarak bir film yap... 'Yol'da anlattığım insanların hepsi yakın çevremdeki insanlardı."

Ekonomik imkanlar ve siyasi koşullar bu epik destanın Yılmaz Güney'in hayalindeki tam uzunluğuyla ortaya çıkmasına engel oldu. Yılmaz Güney'in parasal destek isteyenlere yardımları ve kumar tutkusu Güney Film Şirketi'ni neredeyse parasızlığa mahkum etmişti.

Cannes Festivali'nde Altın Palmiye’yi “Yol” ve “Missing (Kayıp)” arasında paylaştıranlar arasında kimler vardı? Costa Gavras’ın “Missing” adlı filmiyle Şerif Gören’in yönettiği “Yol”a 1982’de Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye'yi paylaştıran seçici kurul belki de bugüne kadar oluşturulmuş en seçkin/elit aydınlar topluluğuydu: İtalya’da büyük saygınlığı olan ve William Shakespeare sahnelemeleriyle ünlü tiyatro yönetmeni Giorgio Strehler (1921-1997); “Noirs et blancs en couleur” (1976) adlı filmiyle yabancı film Oscar’ını, “La guerre du feu” (1981) ve “L’ours” (1988) adlı filmleriyle yılın en iyi yönetmeni dalında Cesar’ı kazanan, yine Cesar ödüllerinde ”Der Name der Rose” (1986) adlı filmi yılın en iyi yabancı filmi, “Ateş Savaşı” adlı filmiyse yılın en iyi filmi seçilen Jean-Jacques Annaud (1943); ”Ladri di biciclette” (1948), ”Senso” (1954), ”Rocco e i suoi fratelli” (1960) ve “Il gattopardo” (1963) gibi ölümsüz filmlerin senaryo yazarı Suso Cecchi D'Amico (1914-2010); Charles Chaplin’in kızı, “Doctor Zhivago” (1965) ve “Chaplin” (1992) filmlerinin oyuncusu Geraldine Chaplin (1944); Nobel edebiyat ödüllü romancı Gabriel José García Márquez (1927-2014); dört kez yönetmen, bir kez de senaryo yazarı dalında toplam beş kez Oscar adaylığı elde eden Sidney Lumet (1924-2011); üç filmi Cannes Altın Palmiye’sine, bir filmi Berlin Altın Ayı’sına, bir filmi de Venedik Altın Aslan’ına adaylık elde eden yönetmen Mrinal Sen (1923).

Yılmaz Güney'le ilgili anekdotlar: Yılmaz Güney: “Kız kardeşim de, ben de anadilimiz Kürtçeyi pek bilmiyorduk.”

Film yıldızı, yönetmen, yapımcı, roman, öykü ve senaryo yazarı Yılmaz Güney, midesinden rahatsız olduğundan cezaevi koşullarında yeterince tedavi görme imkanı bulamamıştı; yakalandığı mide hastalığı kansere dönüşerek 9 Eylül 1984 Pazar günü sanatçının Paris’te vefatına yol açmıştı. Cenazesi 14 Eylül 1984 Cuma günü Paris’in Pere Lachaise mezarlığında toprağa verilmişti.

Yılmaz Güney, sürgünde ölmesiyle Namık Kemal, Nazım Hikmet ve Ahmet Kaya’yla da kader birliği yapmıştı. Yılmaz Güney, doğumundan 6 yıl sonra nüfus kağıdı çıkarıldığından resmi kayıtlarda 1 Nisan 1937 Perşembe doğumlu göründüğünü, oysa 1931 doğumlu olduğunu sinema yazarları Agah Özgüç ve Erman Şener’e (Ses Dergisi) açıklamıştır.

Yılmaz Güney, İngiliz Guardian gazetesi muhabirine Fransa’nın kendisi için bir açık hava hapishanesi olduğunu açıklamıştı. Yılmaz Güney Fransa’da karşılaştığı Yavuzer Çetinkaya’ya (1948-1992) da “Ben buraya kalmaya gelmedim. Bir gün mutlaka döneceğim. Sen de dön. Bil ki, vatanında çekeceğin en kötü film, burada yapacağın başyapıttan daha iyidir,” demişti.

Yaklaşık on iki yılı çeşitli cezaevlerinde, üç yılı yurt dışında sürgünde, altı ayı yurt içi sürgünde geçen, vatan hasreti içinde ölen ve kısa sayılabilecek yaşamına çok şey sığdıran Yılmaz Güney; Türkiye’nin en çok seyircisi olan starı, en çok para kazanan starı olmak istemiş ve bunu büyük ölçüde başarmıştı. Yılmaz Güney’in en büyük başarısıysa dünya çapında filmlerine bir talep yaratmasıdır.

Yılmaz Güney’in koruyucu melekleriyse 1977 ve 1981 Berlin Film Festivalleri’nde ona tüm kariyerinden dolayı uluslararası ödüllerini sunan dünya film eleştirmenleri ve sinema yazarları oldu. Yılmaz Güney’in yapımcısı, senaryo yazarı ve kurgucusu olduğu ”Yol” da Cannes Film Festivali'nde film eleştirmenleri ve sinema yazarları ödülüne layık bulundu.

1982 Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanan, Los Angeles’ta yılın en iyi yabancı filmi dalında Altın Küre ödülü adaylığı elde eden ”Yol”, Fransa’daki film eleştirmenleri ve sinema yazarları ödülünü de İtalyan yönetmenler Taviani kardeşlerin başyapıtlarından “La notte di San Lorenzo”yla paylaşmayı başaracaktı. “Yol”, Fransa’da elde ettiği 1 milyon 250 bin seyirciyle bir Türk filminin yurt dışında elde ettiği en büyük gişe başarısının da sahibi oldu.

Öte yandan, Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand’ın (1916-1996) dünya üzerindeki tüm sanatçılara yaptığı destek ve katkıları Yılmaz Güney’den de esirgemediği de tarihe geçmiştir. Yılmaz Güney’in senaryo yazarlığını ve yapımcılığını yaptığı “Sürü”nün 1979’da Locarno Film Festivali’nde büyük ödül Altın Leopar’a ve Yılmaz Güney’e özel bir ödül getirmesi de sanatçının kariyerinin dönüm noktalarından biri olmuştu.

OSCAR ödüllü yönetmen ve senaryo yazarı Costa Gavras: “Yılmaz Güney, cesur bir filmciydi. Ölümü hepimiz için, ancak daha da çok Kürtler için büyük bir kayıptır. Kürtlerin mücadelesi Yılmaz Güney’siz de devam edecek.”

Yılmaz Güney: “Ayhan (Işık) Ağabey kesme şeker gibi düzgün bir kralsa, ben de çirkin kralım. O güzelse, ben de çirkinim Aga’cım. O güzel kralsa, ben de çirkin kralım!”

Fatoş Güney: “Cannes’dan “Yol”un Altın Palmiye’siyle dönerken cebimizde eve gidecek paramız yoktu!.. ”Umut” (1970) filmi için gerekeni kuruş kuruş biriktirmiştik... ”Yol” (1982) filmi için hapishanedeki mahkumlar dayanışma göstermişlerdi... Yılmaz Güney’in parası yoktu; çünkü parasını hep çevresindekilere dağıtırdı!”

Kemal Tahir: “Yılmaz Güney’in filmi ‘Seyyit Han – Toprağın Gelini’ karşısında büyük heyecan duydum. Bence halk sinemasının halka bir meseleyi nasıl anlatması gerektiğini en kaba, en kaba olduğu için de en kestirme yoldan gösteriyordu. Ulusal sinemamızın belli başlı ana yollarından birine işaret ediyordu.”

Yılmaz Güney: ‘İnce Memed’ sinemamızda değişik adlarda 19 kere filme alındı; bunların 17’sinde ben oynadım!”

1982 sonunda “Yol”un bir diğer büyük başarısı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Los Angeles kentinde dağıtılan Altın Küre ödüllerine yılın en iyi yabancı filmi dalında aday gösterilen altı film arasına girmesi oldu. Deniz Gamze Ergüven'in yönettiği Mustang filmi de, 2016 yılındaki 73. Altın Küre Ödülleri'nde Fransa adına "En İyi Yabancı Dilde Film" dalında aday olmuştur.

29 Ocak 1983’te İngiliz filmi “Gandhi” (Richard Attenborough) Altın Küre ödüllerinde 1982 yılının en iyi yabancı filmi seçildi. ”Gandhi”nin yabancı film Altın Küresindeki rakipleri arasında “Yol” (Şerif Gören; İsviçre-Türkiye), “Fitzcarraldo” (Werner Herzog; Batı Almanya), ”Ateş Savaşı” (Jean-Jacques Annaud; Kanada-Fransa), ”The Man from Snowy River” (George Miller; Avustralya) ve ”La Traviata” (Franco Zeffirelli; İtalya) vardı.

1982 yılının en iyi filmlerini değerlendiren/oylayan Akademi üyeleri, 1983 başında bir önceki yıla ait en iyi yabancı film dalındaki Oscar ödülleri listesini oluştururken “Yol”u değerlendirmeye alamadılar. Çünkü yabancı film dalındaki Oscar ödüllerinde sadece ülkelerin resmi seçimleri (Los Angeles’a yolladıkları filmler) yer alabilmekteydi.

Türkiye Cumhuriyeti “Yol”da Türkiye’nin bir bölümü “Kürdistan” olarak etiketlendirildiğinden/gösterildiğinden bu filme her zeminde karşıydı. 1970’li yılların sonundaki iç savaşın yaralarını sarmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti, Los Angeles’taki Oscar seçmelerinde “Yol”un Türkiye’yi temsil etmesine izin vermedi.

“Yol”un yer alamadığı en iyi yabancı film Oscar adayları listesi ise şöyle oluştu: *”Alsino and the Condor” (Miguel Littin; Nikaragua) *”Coup De Torchon” (Betrand Tavernier; Fransa) *”The Flight of The Eagle” (Jan Troell; İsveç) *”Private Life” (Yuli Raizman; Sovyetler Birliği) *”Volver A Empezar” (Jose Luis Garci; İspanya)

Yılmaz Güney'in hayalinde planladığı "Yol" filmi yaklaşık kaç saat uzunluğundaydı? 

A-5 saat 

B-6 saat 

C-4 saat 

D-7 saat

5- New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, New York Times gazetesine İsrail Başbakanı Netanyahu'ya Eylül 2026'daki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için New York'a gelmesi durumunda, Uluslararası Ceza Mahkemesi kararının uygulanıp uygulanmayacağını yani Netanyahu'nun tutuklanıp tutuklanmayacağı sorusunu yanıtladı.

Mamdani, "Netanyahu'nun yerinin Lahey olduğunu düşünüyorum. Netanyahu UCM tarafından tutuklanma kararı yayınlanmış bir savaş suçlusu," değerlendirmesinde bulundu. Netanyahu'nun tutuklanma ihtimalinin sorulması üzerine ise Mamdani, "New York şehir yasalarının bize tanıdığı yetkiler çerçevesinde hareket edeceğiz," dedi. Mamdani, yasaların neye izin verip neye vermediği sorusuna, "Bu konuda hukuk ekibimizle görüşmelerimiz sürüyor," yanıtını verdi.

UCM, 21 Kasım 2024'te Gazze'de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, ‘Türkiye, Suriye, Ürdün, Arap Yarımadası ve Filistin topraklarını 400 yıl yöneten Osmanlı’yı yeniden inşa etmek istiyor’ dedi. Netanyahu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Osmanlı’yı diriltmek istediğini öne sürerken, Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarına sahip olmaması gerektiğini savundu. Netanyahu, ABD’de yayın yapan 77 WABC isimli radyoya verdiği röportajda Türkiye ve Osmanlı Devleti hakkında açıklamalarda bulundu.

Röportajda Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarına erişimiyle ilgili soruyu yanıtlayan Netanyahu, Türkiye’nin kendi silahlarını ürettiğini gerekçe göstererek F-35’lere sahip olmaması gerektiğini savundu. Osmanlı Devleti’nin tarihi Filistin topraklarını 400 yıl boyunca “iyi değil, kötü bir şekilde yönettiğini” öne süren Netanyahu, Donald Trump ile ilişkisine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Netanyahu, dostların da bazı konularda anlaşmazlık yaşayabileceğini belirterek birçok konuda hemfikir olduklarını savundu.

Temmuz 2026 ortasında yayımlanan Kanal 13 anketine göre İsrail'de muhalefet bloku, 120 sandalyeli İsrail Meclisi'nde (Knesset) 61 sandalye kazanarak tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşmaktadır.

İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yönelik seçmen desteği, yapılan güncel anketlere göre tarihi bir düşüş yaşamaktadır ve halkın %61'i onun yeniden aday olmasını istememektedir. İsrail Demokrasi Enstitüsü (IDI) tarafından yayımlanan araştırmada, seçmenlerin %61'i Netanyahu'nun seçim yarışına katılmasına doğrudan karşı çıkmaktadır. Yapılan bir diğer güncel kamuoyu yoklamasında, Netanyahu'nun yeniden başbakan seçilmesi durumunda seçmenlerin %23'ü ülkeyi terk etmeyi düşündüğünü belirtmiştir.

Hükümetin meclisten geçirdiği tartışmalı yasalara halkın %67'si karşı çıkarken, Maariv anketine göre de seçmenlerin büyük çoğunluğu Netanyahu'nun mevcut siyasetini desteklememektedir.

Anna Barsky (Anna Rayva-Barsky), İsrail'in önde gelen günlük gazetelerinden Maariv bünyesinde görev yapan tanınmış bir siyasi ve diplomatik muhabir ile köşe yazarıdır. Maariv yazarı Anna Barsky, Likud yetkililerinin sahadaki eğilimde kayda değer bir değişim fark ettiğini aktarıyor. Partinin aktivistlerinin neredeyse yarısı artık savaşın sona erdirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu görüşün altı ay önce dile getirilmesinin mümkün olmadığını hatırlatıyor.

27 Ekim 2026'da yapılması planlanan genel seçimler öncesinde, Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi ve mevcut sağ koalisyon bloku parlamentodaki çoğunluğunu kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.

Parti Oy Oranları: Aynı ankette Netanyahu’nun Likud Partisi 22 sandalye ile kıl payı ilk sırada yer alırken, Genelkurmay eski Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalif Yashar Partisi 21 sandalye ile hemen arkasından gelmektedir.

Netanyahu hükümeti, İsrail Halk Meclisi-Knesset'in son oturumunda, konumunu sağlamlaştırmak ve İsrail'in ultra-Ortodoks topluluğu içerisindeki müttefiklerini memnun etmek amacıyla bir dizi tartışmalı yasayı Meclis'ten geçirdi. İktidar koalisyonu başsavcının yetkilerini kısıtlayan, asker kaçaklarının tutuklanması uygulamasını donduran ve hükümetin medya üzerindeki denetimini genişleten yasalar da dahil olmak üzere çok sayıda yasa tasarısını kabul etti. Öte yandan siyasi partilere yönelik fon desteğinin artırılması kararı da onaylandı.

İsrail Ordusu Ekim 2023 sonrasında Gazze'de 250 binden fazla Filistinliyi yaraladı ya da öldürdü.

7 Ekim 2023'te başlayan Hamas'la savaşı ve bununla bağlantılı cephelerin (Gazze, Lübnan, Suriye, İran) İsrail ekonomisine toplam maliyeti ne kadardır? İsrail Maliye Bakanlığı verilerine göre sadece doğrudan askeri operasyonların günlük maliyeti 246 milyon dolar civarındadır. 

A-301 milyar dolar 

B-205 milyar dolar 

C-114 milyar dolar 

D-405 milyar dolar

Cevap Anahtarı: 

1-A 

2-D

3-A

4-B 

5-B

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız