Antalya “Lay Lay Lom” Yapma Yeri Değildir
Uygarlığa beşiklik eden Anadolu topraklarında geçmişten ders almadığımız için başımız dertten kurtulmuyor. Neredeyse her bela gelip bizi buluyor. Antik şehirlere gidip bir bakın. Depreme dayanıklı binaların nasıl yapıldığını da atık suların nasıl tahliye edildiğini de antik şehirlerden görebilirsiniz. Örneğin Antalya’nın Aksu İlçesindeki Perge Antik Kenti planlı alt yapısıyla tam bir mühendislik harikası bir şehirdir. Perge’yi ziyaret ettiğinizde nekropol yani ölüler şehri anlamına gelen mezarlığında bile pişmiş topraktan yapılan künklerle su şebekesinin tüm şehre dağıtıldığını görebilirsiniz. Peki ya bugün. Türkiye’nin misafir odası olarak tanımlanan Antalya’da alt yapı konusunda tuttuğun elinde kalıyor. Alt yapıyı sona bırakıyoruz. Göç yolda düzelir mantığıyla hareket ettiğimiz işleri erteliyoruz. Bu durum haliyle turizmcileri de rahatsız ediyor. Onlardan biri de ünlü turizmci Tolga Cömertoğlu… Sayın Cömertoğlu geçtiğimiz 11 Temmuz günü sosyal medya hesabından Antalya Büyükşehir Belediyesi Su ve Atıksu İdaresi’ni (ASAT) sert sözlerle eleştirdi. Cömertoğlu paylaşımında “Gerçekten ANTALYAMIN insanına bir şeyler olmuş. Adeta pes etmiş bazı şeyler hiç konuşulmuyor. Ne enteresan ki kaybedecek çok şeyi olan ben susmayacağım !!!” dedi. Ardından da “EYY vasıfsız, şehrinin ve esnafının gizli düşmanı” diyerek seslendiği ASAT ‘ı yolları delik deşik ederek turizme darbe vurmakla suçladı.
Tolga Cömertoğlu kimseden korkusu olmayan yürekli bir turizmcidir. Lafını da kimseden esirgemez. Kimseye pabuç bırakmaz. Hatta ben Doğan Haber Ajansı’nda adliye muhabirliği yaptığım dönemde birileri Cömertoğlu’na mafyatik yöntemlerle çökmeye çalışmıştı. Hatırlatmakta yarar var. Tolga Cömertoğlu’na 26 Eylül 2014’te kargoyla, ’Battal ağabeyin selamı var, senin korunmaya bizim de paraya ihtiyacımız var. 1 milyon lira vereceksin, vermezsen seni kaçırıp öldüreceğiz’ notuyla birlikte tabanca mermisi gönderilmişti. Düşünün bundan 12 yıl öncesinin parasıyla 1 milyon lira haraç istiyorlar. Deli para. ‘Vermezsen öldüreceğiz’ diyorlar. Cömertoğlu korkup parayı vermek yerine olayı jandarmaya ihbar etmişti. Olayla ilgili Konya’da biri polis memuru iki kişi yakalanmıştı. Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan 2 sanığa 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verilmişti. O olayla ilgili yaptığım haberler halen birçok gazetenin internet sitesinde duruyor. Elbette Cömertoğlu gibi sorunları da yüreklice dile getirmek gerekiyor.
Ama Antalya’nın sorunu sadece ASAT’tan ibaret değil ki. En azından ASAT yaz kış demeden yatırım yaparak Antalya’nın ihtiyaçlarını karşılamak için çaba sarf ediyor. Ben bir vatandaş olarak toza da çamura da razıyım. Yeter ki alt yapı eksiklikleri giderilsin. Beterin beteri var.
Antalya’nın elektrik alt yapısı Allah’a emanet. Örneğin antik dönemde göz kamaştırıcı alt yapısıyla dikkat çeken Perge’nin bulunduğu Aksu ilçesinde kaymakamlığın dibindeki binalarda bile CK Akdeniz iskanlı binalara bile abonelik vermiyor. Örneğin Serik Caddesi’nin bir arkasındaki Barbaros Mahallesi 3003 Sokak’taki Tahtakale AVM’nin bitişiğinde yeni inşa edilen dördü ofis dördü de dükkândan oluşan küçük bir binaya bile iskanı olmasına rağmen aylardır elektrik aboneliği verilmiyormuş. Gerekçe trafo yetersizliğiymiş. Elektrik aboneliği verilmediği için Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarından biri burada dükkân açmaktan vazgeçmiş. Aynı binada uluslararası bir fastfood şirketi de elektrik probleminden dolayı şube açmaktan vazgeçmiş. Elektrik sorununu duyan gidiyor. İddiaya göre elektrik dağıtım şirketi yatırım planında olmadığı için trafoyu yapamıyormuş. Ne zaman yapılacağı da belli değilmiş. Müteahhit satmış gitmiş yerlerini. Mülk sahipleri ortada kalmış. İyi de kardeşim. Madem elektrik aboneliği vermeyecektiniz bu binaya şantiye elektriği neden verdiniz? Sokakta elektrik var mı var. Şantiye aboneliği verdin mi verdin. Bir inşaat ortalama 1 yılda filan tamamlanıyor. Bina tamamlanıp iskanı alındıktan sonra şantiye elektriğini kapatıp her bağımsız bölüm için elektrik aboneliği alman gerekiyor. Ama alamıyorsun. Neden? Çünkü sokaktaki alt yapı yetersiz. Bitişiğindeki parselde elektrik var diyorsun. Ama sana veremeyiz. Neden? Yeterli olması için trafo yapılması gerekiyormuş. Yatırım planımızda olmadığı için beklenecek. Ne zaman yapılacağı da belli değilmiş. Ucu açık bir yanıt. Ölme eşeğim ölme. Böyle bir gerekçe olabilir mi? Acaba bu problem sadece bu bölgeye mi mahsus diye bir araştırdım. Bu konuyla ilgili hem İnşaat Mühendisleri Odası’nı hem Elektrik Mühendisleri Odası’nı hem de tanıdığım çok sayıda müteahhidi aradım. Herkes dertli.
Bir müteahhit özellikle Antalya Havalimanı’nın yanındaki Altıntaş bölgesine dikkat çekti. Havalimanının dibindeki Altıntaş bölgesinde Antalya’nın en lüks binalarını yapmak için müteahhitler birbiriyle yarışıyor. Ama alt yapı yok. Hatta trafo yapılacak yer bile yok. Bir müteahhit dedi ki; “Trafo yapacak yer olmadığı için elektrik dağıtım şirketi bazı arsa sahiplerinden ya da müteahhitlerden arsanın 28 metrekaresinin kullanım hakkını istiyor. Tapuya şerh konulunca burada başka bir problem mi var diye endişelenen kişiler daire almaktan vazgeçiyor.”
Öte yandan elektrik dağıtım firmasının yatırım programında olmadığı için bazı müteahhitler trafo parasını kendi cebinden karşılıyormuş. Bir müteahhit “Altıntaş’ta 3 trafo birden yaptırdım” dedi. Ne kadar harcadığını sordum. 3 trafoya 8 milyon lira civarında harcadığını söyledi. Trafonun gücüne göre fiyat değişiyormuş. Söylediklerine göre bu para daha sonra elektrik dağıtım şirketinden tahsil edilebiliyormuş. Ama çoğu müteahhit buna da yanaşmak istemiyor. Çünkü ‘Dağıtım şirketinin yapması gereken yatırımı ben niye kendi cebimden yapayım’ diyor. Öte yandan elektrik başta olmak üzere alt yapı eksiklikleri yüzünden yaptığı daireleri ya da dükkânları satamayan ya da zararına elden çıkaran müteahhitlerin batmaya başladığı da iddia ediliyor. Buradan kim üzerine alınırsa alınsın. Şunu söylüyorum. Antalya “lay lay lom” yapma yeri değildir. Bu şehirde görev yapan herkes ve her kurum kendilerinden beklenen hizmeti layıkıyla verebilmelidir.