Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
21°

Özgür Özel, Mansur Yavaş, Murat Karayalçın Neler Söyledi?

YAYINLAMA:
Özgür Özel, Mansur Yavaş, Murat Karayalçın Neler Söyledi?

Can Dündar "Yakamdaki Yüzler" adlı kitabında 1932 Mülkiye mezunu Hasan Hamdi Orhon'dan (1910-2006) söz ederken, "Başucunda Erol Mütercimler'in 'Bu Vatan Böyle Kurtuldu' kitabı vardı... Büyüteç yardımıyla da olsa bu kitabı okumaya çalışıyordu." diyor...

Erol Mütercimler (30 Mayıs 2026): "Mansur Yavaş, bugünden itibaren CHP'nin Cumhurbaşkanı adayıdır. Umarız sağduyu ve sol duyu destek olur." dedi...

KUSURSUZ EKONOMİK FIRTINA'YA YAKALANDIK VE ŞU ANDA FENA HALDE SÜRÜKLENİYORUZ...

3 Haziran 1971 doğumlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınmış, 23 Mart 2025 tarihinde tutuklanarak Marmara (Silivri) Cezaevi'ne gönderilmişti... Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından 21 Mayıs 2026 Perşembe akşamı saat 17.00 sularında açıklanan karar ile CHP'nin Kasım 2023'teki 38'inci Olağan Kurultayı'nın iptaline ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine iade edilmesine hükmedilmişti...

Üstelik tüm bunlar olurken 13 Haziran 2025'te başlayan ve 28 Şubat 2026'da ikinci aşamasına giren İsrail-ABD İttifakı'yla İran'ın Savaşı henüz bir Barış Anlaşması'yla sonuçlanamadığından küresel petrol, doğalgaz, kömür ve elektrik fiyatları rekorlar kırmakta ve bu da Türk ekonomisine darbe üstüne darbe indirmektedir... Hükümet Türk Lirası'nın daha fazla değer kaybetmemesi için Dolar ve Altın satmaktadır...

Akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından hesaplanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Nisan 2026'da bir önceki aya göre yüzde 5,07 oranında arttı. TÜFE endeksinin yıllık bazdaki artış oranı ise yüzde 55,38 seviyesinde gerçekleşti.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye'de 2026 yılı sonu tüketici enflasyonunun %28,6 oranında gerçekleşmesini öngörmektedir.

Dünya Bankası, Türkiye için yayımladığı Makro Ekonomik Görünüm (MPO) raporuna göre tüketici fiyat endeksi (enflasyon) oranının 2026 yılı sonunda %30,3 seviyesine gerilemesini beklemektedir.

Morgan Stanley Türkiye'de 2026 yılı sonu tüketici enflasyonunun %26 oranında gerçekleşmesini öngörmektedir.

Hürmüz Boğazı yaklaşık 3 aydır kapalıdır...

Enerji fiyatları (2025 ortalamasına kıyasla) artmıştır...

Brent ham petrol: ~96 Dolar/varil (+%40.5)

Doğal gaz: ~47 Euro/mBtu (+%31.7)

Alman elektriği: 93 Euro/MWh (+%6.5)

Newcastle kömürü: 131.8 Dolar/ton (+%23.8)

Kaynak: Javier Blas... Bloomberg'de enerji ve emtia köşe yazarı. 'The World for Sale' kitabının eş yazarı...

Bu satırlar yazıldığında Brent Petrol Varil Fiyatı: 92 Dolar!

MANSUR YAVAŞ NELER SÖYLEDİ?

23 Mayıs 1955 doğumlu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bu hengamede tarafını seçti ve Özgür Özel'i destekleme kararı aldı...

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Özgür Özel'in çağrısıyla Ankara İl Başkanlığı önünde toplanan partililere seslendi. Yavaş, kurultay mesajı verdi.

"İtibarsızlaştırma çabaları sonuçsuz kaldı." diyen Mansur Yavaş'ın konuşması sık sık "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganlarıyla kesildi... Yavaş'ın konuşması sırasında "Hain Kemal" sloganı da atıldı.

CHP'nin en kısa sürede kurultaya gitmesi için yaptığı çağrıyı yineleyen Yavaş, "Gelin bu süreci ortak akılla yönetelim. Çünkü bu konunun artık kişiler arasında olmadığı açıkça anlaşılmıştır. Mesele CHP'ye gönül veren ve tüm iktidar değişimini isteyen milyonların ortak beklentisidir. Bırakın parti içinde bölünmeyi; tam tersine tüm muhalefeti bir araya getirecek çalışmaları başlatarak bu oyunu bozalım. Gelin muhalefetin iktidar yürüyüşünü hep birlikte kaldığı yerden devam ettirelim." ifadelerini kullandı.

Yavaş, "İnsanların değişim umudu, geleceğe bakma isteği ve ülkenin yeniden ayağa kalkacağına dair inancı benim kişisel vefa duygumun çok çok üzerindedir." dedi.

Yavaş konuşmasında, "Birlikte hareket etmezsek yarınları da kaybederiz." dedi. Yavaş, "Çağrımı bir kez daha tekrarlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi en kısa sürede kurultaya gitmelidir." ifadesini kullandı.

Yavaş, şunları söyledi: “İnsanların umudunu tüketen bir konumda bulunmaktansa, siyaseti bırakırım. İnsanların umudunu yeşertmemiz gerekir. Önemli olan bu toplumun geleceğidir. CHP sıradan bir parti değildir, bu ülkenin kurucu iradesidir. CHP’yi zayıflatmaya yönelik her girişim, yalnızca partiyi hedef almamaktadır; Türkiye’nin birikimini ve Cumhuriyet’in değerlerini hedef almaktadır.”...

ÖZGÜR ÖZEL NELER SÖYLEDİ?

Özgür Özel ise şunları söyledi: "Keşke bu mesele parti içi bir tartışma olsa. Meseleyi doğru görelim. Bu mesele CHP'nin iç meselesi değildir. Özgür Özel-Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir. Bu, Recep Tayyip Erdoğan'la milletin meselesidir."

"Ses sistemi daha güçlü bir otobüsümüz yok. Bir binamız yok. Paramız yok ama başkalarında olmayan bir şey var; siz varsınız."

"Müesses nizamın çarkına iki yerde çomak soktuk. 'Bu delege yapısıyla genel başkan değişmez' deniyordu, kurultayı kazandık. İkincisi 'AK Parti yenilemez, 13 sefer seçim oldu hep Tayyip Erdoğan kazandı' diyenlere karşı, Cumhuriyet Halk Partisi bütün demokratlarla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi'ni yendik ve müesses nizamın tekerine çomak soktuk."

Özel, Kılıçdaroğlu'nu desteklemek için CHP Genel Merkezi'ne gelenlerin "parayla getirilen taşıma kalabalık" olduğunu öne sürdü; "Bir tarafta ele geçirilmiş binalar, bir tarafta partisine sahip çıkan milyonlar var." ifadelerini kullandı.

Özgür Özel: "Artık saflar netleşmektedir; otokratlar bir tarafta, demokratlar bir taraftadır. (...) AK Parti'nin kara düzeninden medet umanları geride bıraktık." dedi.

"AK Parti yargısına güvenerek ve AK Parti ile pazarlık yaparak bir sonuç alınabileceğini düşünenler bütün arkadaşlarımıza çok büyük haksızlık yapıyorlar. Kimin masum, kimin masum olmadığını bilmek için iki şey lazım." ifadelerini kullanan Özel, bu iki gerekliliği şöyle açıkladı:

"Önce bir tarafsız yargı lazım. Bir de masumiyet karinesine inanmak lazım. (...) Masumiyet karinesine inanmadan, TGRT'nin 'Hırsız' dediğine 'Hırsız' diyerek, A Haber'in 'Yolsuz' dediğine 'Yolsuz' diyerek bu partide yol alınmaz."

“Partimiz kurulduğu günden beri, tarih boyunca, Sivas Kongresi’nden bugüne çok zor günler geçirdi. Mallarına el kondu, partinin kapısı kapatıldı, partinin genel başkanları hapse atıldı, il başkanları suikaste uğradı ve şehit edildi. Bu partiye her kötülük yapıldı ama hiç kimsenin gücü Cumhuriyet Halk Partisi’ne yetmedi. Tarihte ilk kez Cumhurbaşkanlığında bir partinin genel başkanı otururken, 24 yıl boyunca her seçimi kazanmışken, iktidar olacağı için bir güç, devleti elinde tutan kötücül bir akıl; Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar umuduna, Türkiye’de seçimle iktidarı değiştirme umuduna yani Cumhuriyet’in en büyük kazanımı olan sandığa müdahale etmekte, Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına seçilen genel başkanı değiştirip atama yapmaya kalkmakta, kayyım getirmektedir. Değerli arkadaşlar, keşke birilerinin söylediği gibi bu mesele, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç meselesi olsa. Keşke bu mesele, parti içi bir tartışma olsa. Meseleyi doğru görelim, doğru şekilde ortaya koyalım. Bu mesele, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç meselesi değildir; Özgür Özel - Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir. Bu mesele Recep Tayyip Erdoğan’la milletin meselesidir.

Değerli arkadaşlar, meydan alabileceğini aldı, doldu, taştı. Yollar taştı, sesimizin gidemeyeceği mesafelere ulaştı. Bugün daha güçlü bir otobüsümüz yok. Bir telsiz mikrofonumuz yok. Bir binamız yok. Paramız yok. Ama başkalarında olmayan bir şey var; siz varsınız, siz varsınız, siz varsınız. Bir tarafta size rağmen polisle, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kanunsuz emirleriyle polisle ele geçirilen bina var. O binanın önünde AK Parti’den destekle, TGRT’den kampanyayla, önünde A Haber’in, TGRT’nin canlı yayın yaptığı, Türkiye’nin dört bir yanından parayla, gündüz tarlada çalışacak olanları dahi ‘Yevmiyeni verelim, yemeğini verelim, paranı verelim’ diye taşımayla göstermelik bir cılız kalabalıkla meşruiyet arayışı var. Bir tarafta milletin ta kendisi var. O yüzden mukayese kabul etmez, kıyas kabul etmez. Bir tarafta ele geçirilmiş binalar, bir tarafta partisine, ülkesine sahip çıkan milyonlar var. O yüzden şunu herkes bilsin. Biz, ben değil; sadece biz değil, biz hepimiz Cumhuriyet Halk Partisi’ni 47 yıl sonra iktidar yapanlarız, birinci parti yapanlarız. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurulduğu günden beri ilk kez yenen kadrolarız. Biz kaybeden, kaybetmeye alışkın CHP değil; kazanan CHP’yiz. Biz atanmış değiliz, biz seçilmiş CHP’yiz.

Herkes şunu adı gibi bilsin ki AK Parti asla demokratik bir seçimi bundan sonra kazanamayacağını biliyor, asla kazanamayacağını biliyor. Bu aziz milletin onları istemediğini biliyor. Bu yüzden Türk milletinin iradesine karşı savaş açmış olanlar, AK Parti’nin kara düzenini savunanlardır. Geçen sene 19 Mart günü 15,5 milyon kişinin oy verdiği, 25 milyon kişinin imza verdiği Cumhurbaşkanı adayımız gözaltına alınıp tutuklandığında buna ‘Bir darbe’ demiştim ve bir yıldır hep birlikte 19 Mart darbesine direndik, direnmeye devam ediyoruz. Herkes şunu bilsin ki saldırı altında olan Cumhuriyet Halk Partisi değildir. Milletin iktidarı değiştirme kararı saldırı altındadır. Tüm demokratik sistem saldırı altındadır. İktidarı değiştirmek isteyen tüm siyasi partiler, onların seçmenleri saldırı altındadır. İşte bu yüzden bu meseleyi Cumhuriyet Halk Partisi’nin meselesi görmeyen, o atanma siyasetine direnen ve Cumhuriyet Halk Partisi ile dayanışma gösteren tüm siyasi partiler tarihin en doğru yerinde durmaktadırlar.

Değerli arkadaşlar beklediğimizi yaptılar, elektriği kestiler. Jeneratör devrede. Bizim sesimizi asla kesemeyecekler. ‘Bunlar niye başımıza geliyor?’ derseniz; bu saldırılar, bu sabotajlar, bu yargı darbesi, bu görülmedik işler… Bir tek şey istenmiyor, bir tek şey isteniyor. Burada Türkiye’de iktidara yürüyen bir Cumhuriyet Halk Partisi değil; iktidarla yürüyen bir Cumhuriyet Halk Partisi istiyorlar. Size andolsun ki, yemin ederim ki iktidar yürüyüşünden asla vazgeçmeyeceğim, asla. Türkiye’de müesses nizam kendi siyaset kurgusunu bozmak istemiyor. O yüzden değişmeyen aktörleri, siyasetçileri millete dayatıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki değişimi, gençleşmeyi, kadınların önünün açılmasını, her yaştan kadroların genciyle, tecrübesiyle, birbirini ezmeyen, birbirine güç veren anlayışla yaptıkları siyasetini hazmedemiyorlar. Biz bu müesses nizamın çarkına iki yerde çomak soktuk. Birincisi, ‘Bu düzende Türkiye’de seçimle genel başkan değişmez. Atatürk kalksa gelse bu delege düzeniyle genel başkanı değiştiremez’ denilen yerde, Atatürk’ün kendini değil; fikrini, mücadelesini, onun azmini sahiplenenler Cumhuriyet Halk Partisi'nde kurultayı kazandılar. İkincisi, ‘AK Parti yenilemez, 13 sefer seçim oldu hep Tayyip Erdoğan kazandı. AK Parti yenilmezdir’ diyenlere karşı, Cumhuriyet Halk Partisi hep birlikte, bütün demokratlarla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yendik ve müesses nizamın tekerine çomak soktuk.

Şimdi buradan açıkça ifade ediyoruz. Kimse bu milleti de bu devleti de küçük görmesin. Bu milleti emir eli sanmasın. Bu devleti partisinin, düzeninin sanmasın. Bu millet de bu devlet de Türkiye’nin kurucu partisine sahip çıktı, bundan sonra da çıkacaktır. Bugün burada partimize yapılan 21 Mayıs darbesinden sonra, 24 Mayıs günü partiye yapılan vicdansız saldırıdan sonra ‘Bugün buraya gelenler tarihin doğru tarafında duruyorlar’ demek kifayetsizdir. ‘Bugün bu meydana gelenler tarihte yerini alacak’ demek kifayetsizdir. Bugün bu meydan tarihi yazmaya gelmiştir. Türkiye’nin dört bir yanından toplama bir kitleye, parti emekçilerini zorlayarak bahçeye indirmeye rağmen bu meydanın küsuratı bile orada yoktur; bu meydan tarihin ta kendisidir. Buradan açıkça söylüyorum, açıkça söylüyorum. Diplomasız Erdoğan, mazbatasız genel başkan istemektedir. Buna izin vermeyeceğiz. Mahkemenin, Tayyip Erdoğan’ın kurduğu yargı kollarının talimatıyla, dünya hukuk tarihinde olmayan, Türkiye siyasi tarihine bir kara leke olarak kazınan butlan kararı kimseye genel başkanlık meşruiyeti vermez. Yargının butlan kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ne mazbatasız bir genel başkan olmaz, yakışmaz, oturamaz. Buradan bir kez daha dilimizde tüy bitene kadar söyledik. Son nefesime kadar da söyleyeceğim. Gerçekten bu ülkeyi seven, bu iktidarı değiştirme umuduna gönül veren hiç kimsenin bir gün dahi partinin kurultayını geciktirmeye hakkı yoktur. Derhal kurultay yapılmalıdır. Buradan açıkça sesleniyorum; hangi delege ile istiyorsanız, son delege ile, önceki delege ile, daha önceki delege ile... Hangi delege ile istiyorsanız derhal bir kurultay yapın, partiyi seçilmiş bir genel başkana kavuşturun. Cumhuriyet Halk Partisi atama kabul etmez.

"ÖN SEÇİMDE YÜZDE 85’İN ALTINDA OY ALIRSAM ADAY OLMAM"

Bütün il başkanlarımız hoş gelmişler. Seçilmiş ilçe başkanları, seçilmiş il başkanları, belediye başkanları, üyeler... Kimse butlan istemiyor, bir atanmışı istemiyor. Türkiye’nin demokrasisinin teminatı bu partidir, derhal kurultayını istiyor. Buradan sizin huzurunuzda söylüyorum. Benim bu partiyi nasıl yöneteceğimi taahhüt ettiğim kırmızı kitapta, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının ve Cumhurbaşkanı adayının tüm üyelerimizin oyuyla seçilmesi gerektiğini söylemiştik. Geçen sene 23 Mart’ta ilk sözümüzü tuttuk, Cumhurbaşkanı adayını ön seçimle belirledik. Hiçbir bahaneye sığmadan şimdi bir kez daha söylüyorum. Ben her delegeyle yarışa varım. Ancak kurultay tarihini ilan edin. Kurultay olmadan 15 gün önce Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerine sandık koyalım, 2 milyon üyeyi çağıralım. Genel başkanlığın kim olacağına 2 milyon Cumhuriyet Halk Partili karar versin. O sandıktan kim çıkarsa resmi kurultaya o kişinin genel başkan adaylığında gidelim. Yani hem kurultaydan korkuyorum ama gerçek bir enerji için bütün üyelerle birlikte genel başkanlık için ön seçim istiyorum. Sözüm sözdür. Manisa’da, 2015 ön seçiminde yüzde 84 oy alarak tüm zamanların ön seçim rekorunu kırmıştım. Eğer bu ön seçimde yüzde 85’in altında oy alırsam göreve talip olmayacağım.

Burada tarihi bir fırsat var. Bu kaostan, bu türbülanstan Cumhuriyet Halk Partisi yıpranarak değil; güçlenerek, şaha kalkarak, iktidara koşarak gidebilir. Bunun için aklıselimin harekete geçmesi lazım. Bakın Parti Meclisi toplanacak, çoğunluk sizde yok. Vicdan hakim, partililik hakim. Toplayamıyorsunuz, vazgeçiyorsunuz. Parti’nin önünün, partinin bayramlaşmasının kalabalık olabilmesi için yapılanları hep birlikte gördük. Tekrar etmek istemiyorum. Utanıyorum, kahroluyorum. TGRT’deki tipler; hatırlayın ki hepimize, hepinize vakti geldiğinde her hakareti yapan, her haysiyet suikastını yapan TGRT’deki tipler, butlana vasi atanmışlar. Partiye TGRT’den basın danışmanı atamışlar. Adamın sadece ve sadece bir tek amacı var; Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratmak için günde iki - üç kere her türlü rezaleti göze alıyor. Partiyi yerin dibine sokacak iftiralar atıyor. Cumhuriyet Halk Partisi bunları hak etmiyor. Bunu size yaptırmayacağım. Ömrü boyunca CHP’ye sövmüş, parti düşmanı bir anlayışı; Cumhuriyet Halk Partisi’ne her kötülüğü yapmış bir anlayışı partinin koridorlarına sokmak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba evine sokmak, canlı yayında TGRT’ye teşekkür etmek dünyanın en, en, en ayıp işidir. Şöyle söylüyor, güya bu partinin milletvekili yaptığı birisi TGRT’ye canlı yayında diyor ki ‘Bütün süreç boyunca katkılarınız unutulamaz, iyi ki varsınız.’ Bu sözü söyleyen nasıl Cumhuriyet Halk Partili olabilir?

Değerli arkadaşlar, bütün belediye başkanlarımıza hep birlikte itibar suikasti yapanların ağzını kendi söylemi yapanlar bu partiyi yönetemez. Geçen sene ön seçimde sandık başına ben de gittim, genel başkanım da gitti, Mansur başkanım da gitti, önceki genel başkan da gitti. O gün Ekrem başkan’a oy verirken TGRT, ‘Hırsızlara sahip çıkıyorsunuz’ diyordu. Şimdi sırf parti içi iktidar için TGRT’nin sözlerini benimseyip nasıl belediye başkanlarımızı partiden atmaya, disipline vermeye kalkarsınız? Yazıklar olsun. Biraz önce burada Mansur başkanımızı dinlediniz. Mansur başkan bizimle birlikte doğru yerde durmuyor; tarihi doğru yerinde, bizimle birlikte demokrasi tarihimizi yazıyor, demokrasi tarihimizi. Bundan önce Mansur başkan’la ilgili zaman zaman sosyal medyada gerçek olmayan kabartmalar yapılıyor. Gerçek olmayan kışkırtmalar yapılıyor. Buradan açıkça ilan ediyorum. Mansur başkan bugüne kadar ne yaptı, ne adım attı, ne açıklama yaptıysa bilgim dahilindedir. Bundan sonra da ne yapacaksak birlikte yapacağız.

Genel merkezimize 24 Mayıs’ta yapılan saldırı ve ona verilen refleks tarihi bir milattır. O tarihten öncesi vardır, sonrası da olacaktır. O tarihten önce hataya düşenler vardır, eyvallah. O tarihten önce hata yapıp butlandan sonra, saldırıdan sonra doğru yerde olanların hepsi buradadır, başımızın üstündedir. Tarihin en büyük kucaklaşmasına, kenetlenmesine ihtiyaç var. Bunun için buradayız. Bize bina değil, yürek lazım. Burada mısınız? Genel merkezden Meclis’e doğru yaptığımız yürüyüşle, köhneleşmiş bir anlayışı geride bıraktık. O yürüyüşle AK Parti’nin kara düzenini geride bıraktık. O yürüyüşle AK Parti’nin kara düzeninden medet umanları geride bıraktık. Ve hedefimizi Gazi’nin kurduğu Meclis yaptık. Hedef iktidardır. İktidar, iktidar, iktidar! Artık saflar netleşmektedir. Otokratlar bir tarafta, demokratlar bir taraftadır. Ben demokrasiye sahip çıkan, dayanışma gösteren tüm sendikalara, tüm meslek kuruluşlarına, tüm sivil toplum kuruluşu örgütlerine ve tüm siyasi partilere yürekten teşekkür ediyorum. Vakit birleşe birleşe kazanma ve vakit Türkiye’yi iktidara taşıma vaktidir. Değerli arkadaşlar, bu cendereden bu partiyi çıkarmak için hukuki mücadele, siyasi mücadele ve canımızı, bedenimizi ortaya koyarak fiziki mücadeleye var mısınız? Bakın öyle bir yerdeyiz ki… Ya biz duracağız, teslim olacağız, onlar kazanacak, Türkiye kaybedecek. Ya da bir kez daha hep birlikte çekinmeden, korkmadan teslim olmadan biz kazanacağız. Var mısınız? Şimdi size soruyorum. Tarihi bir yürüyüşü başlatıyoruz. Var mısınız? Buradan bir adım geri adım atmadan hep birlikte yürümeye var mısınız? Bu iktidar yürüyüşünde teslim olmamaya var mısınız? Ben size iktidar için mücadele vadediyorum, var mısınız? O zaman bu yürüyüşe, bu iktidar yürüyüşüne bu meydandan başlayarak tarihe geçmeye değil, tarih yazmaya hazır mısınız? Birlikte, benimle birlikte Anıtkabir’e yürümeye var mısınız? Hep beraber yürüyecek miyiz? Bu adım Türkiye’nin iktidar yürüyüşünün ilk adımıdır. Yürüyelim arkadaşlar. Peşimden gelin, Anıtkabir’e yürüyoruz. Beni, partisini, ülkesini seven arkamdan gelsin. Yürüyelim arkadaşlar.”

Özgür Özel Güvenpark'taki konuşmasının ardından arkasında kalabalık bir grupla Anıtkabir'e gitti.

Özgür Özel: "'Biz senin izindeyiz, seninle birlikteyiz, partin bize emanettir' demeye gidiyoruz" dedi...

ATATÜRK'ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE SESLENİŞ KONUŞMASI:

Anıtkabir'de halk Atatürk'ün Gençlere Sesleniş konuşmasını (Hitabesini) hep birlikte, hep bir ağızdan okudu:

"Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."

BÜLENT KUŞOĞLU'NUN AÇIKLAMASI:

17 Aralık 1948 doğumlu Kılıçdaroğlu'na yakın CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu AK PARTİ taraftarı "tv100" yayınında konuştu:

"Siyaset böyledir. Parti birleştiğinde, ayrışma giderildiğinde Mansur Bey’in karşı tarafta (Özgür Özel'in tarafında) olmasının bir sorun olacağını sanmıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu ile aralarında herhangi bir problem olmadığını da biliyorum. Ancak son zamanlardaki mutlak butlan davasının parti içerisinde yarattığı gerilim siyasete de yansımış vaziyette" dedi.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda da değerlendirme yapan Kuşoğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığı için en iddialı kişiyi aday göstereceğiz tabii ki. Bu kişi şartlar uygun olursa Mansur Bey de olabilir" ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olup olmayacağına ilişkin de Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu’nun görevden kaçmayacağını ancak tekrar aday olacağını düşünmediğini söyledi. Kuşoğlu, "Bugünkü konuşmasında '78 yaşındayım' dedi ve 'Partimle ilgili görevlerimi yerine getirmek için buradayım' dedi. Şartlar gerektirirse böyle bir durum söz konusu olabilir belki ama biz CHP olarak en uygun adayı belirleyip aday gösteririz. Kemal Bey görevden kaçmaz ama tekrar aday olacağını düşünmüyorum" dedi.

HAYRİ KOZANOĞLU'NUN AÇIKLAMASI:

Alman medya kuruluşu DW Türkçe'ye konuşan Altınbaş Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu'na göre, AKP iktidarının önümüzdeki seçime ekonomide "pembe tablo" çizerek girmesi artık mümkün değil.

"Dezenflasyon programının devamının olanağı kalmadı" yorumunu yapan Prof. Kozanoğlu, bu nedenle Erdoğan hükümetinin kur kaynaklı enflasyon artışlarına karşı tekrar döviz rezervlerine yükleneceğini belirtiyor. Kozanoğlu, şunları söylüyor:

"Bu da bizi zaman içerisinde kredi faizlerinin yüksek olması, yatırımların düşmesi, üretimin düşmesi, bireysel borçların iyice patlaması gibi sonuçlara götürecek. Akut bir kriz olmasa da ekonominin zaten 3 yıldır gözlemlediğimiz gibi yavaş yavaş kötüye gitmesi sürecinin biraz daha hızlandığı, ortalama insanın yaşamdan şikayetlerinin daha da yoğunlaştığı karanlık bir döneme doğru yol alıyoruz."

MURAT KARAYALÇIN'IN AÇIKLAMASI:

Sosyal Demokrat Halkçı Parti'nin eski Genel Başkanı Murat Karayalçın (26 Ekim 1943 doğumlu): "Bir tasfiye işareti alınırsa yeni bir parti düşünülmeli..."

SHP eski Genel Başkanı Murat Karayalçın, istinafın kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nu aradığını ancak ulaşamadığını belirterek en kısa zamanda kurultaya gidilmesi çağrısında bulundu...

Karayalçın, "Parti bütünlüğü önemli. Bizim kırmızı çizgimiz olmalı. Ama bir tasfiye olursa, bir tasfiye işareti alınırsa o zaman yeni bir parti düşünülmeli" dedi.

Eski Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı Murat Karayalçın, istinafın "mutlak butlan" kararına ilişkin, Gazete Oksijen'den Sedat Ergin'e değerlendirmelerde bulundu.

Parti yöneticileri ve örgüte çağrı yapan Karayalçın, "Parti yöneticilerimiz, partililerimiz partinin bütünlüğünü sağlayacak açıklamalara kulak vermelidir. O eylemlerin içinde olmalı, sokağın sesini dinlenmelidirler. Pazar günü genel merkezle TBMM arasında yedi sekiz kilometre mesafede olağanüstü bir yürüyüş gerçekleşti. Ankaralılar müthiş bir mesaj verdiler. Örgütün ve parti yöneticilerinin ne yapması gerektiğini o sokaktaki eylemleriyle, sloganlarıyla, tavırlarıyla, gösterdikleri sevgiyle ortaya koydular. Parti yöneticilerimizin ve partililerimizin sokağı dinlemesi lazım, bu mesajı alması lazım" ifadelerini kullandı.

"Kılıçdaroğlu'nu aradım ama ulaşamadım"

Karayalçın, istinafın kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nu aradığını ancak ulaşamadığını belirterek, süreci şöyle anlattı:

"Pazar günü kendisiyle bir görüşme girişiminde bulundum ama maalesef olmadı. 21 Mayıs'ta butlan kararının çıkmasından da önce çok sayıda partili bana 'ikisiyle de görüş' diye telkinde bulunmuştu. Ben 22 Mayıs Cuma akşamı oldukça geç bir saatte önce Genel Başkanımız Özgür Özel'le görüştüm. Bana bu tür telkinlerin yapıldığını söyledim. 'Bir devreye girmek isterim, katkıda bulunmak isterim siz ve Kemal Bey de uygun görürseniz.' dedim. Özgür Bey 'Eski genel başkanımızsınız, çok katkınız olur diye düşünüyorum.' yanıtını verdi. Ben Sayın Kılıçdaroğlu ile pazartesi günü konuşmayı düşünüyordum. Fakat pazar sabahı erken kalktım, televizyonu açtım ve birdenbire o dehşet manzaraları gördüm. Tanımadığım birtakım insanlar partinin önünde sağa sola saldırıyorlar, partinin demirlerini, bahçe kapısını sarsıyorlar. Onun üzerine Sayın Kılıçdaroğlu ile hemen konuşmam gerekir diye düşündüm. Kendisini aradım hep aradığım numaradan ama maalesef ulaşamadım."

"En kısa zamanda kurultaya gidilmeli"

Murat Karayalçın, Kılıçdaroğlu'na ulaşsaydı şu ifadeleri kullanacağını aktardı:

"Çözüm olarak şunu söyleyecektim: CHP'de kurultay için en uygun zaman tartışması yaşanıyor birkaç gündür. Sayın Kılıçdaroğlu'na yakın olanlar 'en uygun zaman' diyorlar. Ben dahil kimi arkadaşlarımız da 'en uygun zamanda değil, en kısa zamanda olmalı' diyoruz. Çünkü bu mutlak butlan kararı kabul edilebilir bir karar değil. Ben bunun Anayasa'ya aykırı olduğu kanısındayım. Türkiye'de ne kadar siyasetçi tanıyorsanız, hepimiz Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) verdiği mazbatayla siyaset yaptık. Bizim mazbatalarımızı YSK verdi. Türkiye seçim hukuku konusunda çok başarı sağlamış bir ülke, bütün olumsuzluklara rağmen. Ama maalesef YSK devre dışı bırakıldı. Adli yargı seçim yargısını ekarte etti. O yüzden de bu kabul edilebilir, geçerli bir şey değil. Tabii resmi bir karar. Onun için uyacağız, uyuluyor. Zaten Sayın Özgür Özel de davalar açarak, itiraz ederek ve grup başkanı seçilerek bu resmi kararın sonuçlarını da kabul ettiğini gösterdi. Ama bu haksız, yanlış bir karar. Bunu aşabilmemizin yolu bizim en kısa zamanda kurultaya gitmemizdir. Başka bir şey olamaz. Biz birkaç hakimin kararıyla allak bullak olacak bir parti değiliz. Hem Siyasi Partiler Yasası'na göre hem kendi tüzüğümüze göre bizde yönetim değişikliklerinin nasıl olacağı bellidir."

"Böyle adalet olur mu?"

Karayalçın, "baskın seçim" ihtimali gördüğünü de belirtti. "Kılıçdaroğlu ile seçime gidildiği takdirde bu adil bir seçim olur mu? Demokrasinin asgari gereklerini karşılayan, adil, düzgün bir seçim olur mu böyle bir seçim?" sorusuna Karayalçın şöyle yanıt verdi:

"Şu yapılanların zaten demokrasinin gerekleriyle bağdaşan hiçbir yönü yok. Nasıl CHP'nin kurultayı birkaç hakimin kararıyla değişiyor? Böyle bir adalet olur mu? Böyle bir haksızlık olur mu? Günah değil mi? Ayrıca sen hadi bunu yapacaksın, iki gün bekle kardeşim. Ne oluyor bu plastik mermiler, göz yaşartıcı bombalar, demirlerin kesilmesi... AFAD ekipleri geldi, polis ekipleri geldi. Ne oluyor? Türkiye'nin ana muhalefet partisine yazık değil mi?"

Karayalçın, tarihin en kritik noktalarından birinin yaşandığını, CHP olarak da ülke olarak da her türlü olasılığı dikkate almak gerektiğini kaydetti. "Kemal Bey'in bütün bu süreçte aldığı tavır, özellikle son günlerdeki tavrı sizi şaşırtıyor mu?" sorusunu Karayalçın, "Üzüyor, öyle söyleyeyim" diye yanıtladı.

"Partinin bütünlüğü mutlak korunmalı"

CHP'nin bu süreci aşabileceğini vurgulayan Karayalçın, şu ifadeleri kullandı:

"Burada kurultay için en uygun zaman tartışmasına geliyoruz. Eğer Parti Meclisi sıfırdan başlayan bir kurultay süreci işletme kararı alırsa; ilçe, mahalle delegeleri tespit edilecek, ilçe kongreleri, il kongreleri, kurultay vesaire... Bu bir tasfiye sürecini de beraberinde getirebilir. Parti birliğini sarsan sonuçları da beraberinde getirebilir... Böyle bir noktaya gelinmeden partinin birliği, bütünlüğü mutlaka korunmalıdır. CHP adı mutlaka korunmalıdır. Şimdi şöyle görüşler de çıkıyor: 'CHP'nin zaten bagajı var kardeşim. Bu bagajdan kurtulalım.' Evet, bagaj da var ama bir de CHP gerçekliği var. Ben bunu yaşamış birisiyim. Ta Osmanlı döneminden bu yana gelen bir damarın siyasetçileriyiz. Onun için CHP'yi kapatmak olmaz. Doğru değil. Ama çok zorda kalırsak tabii ayrı bir yapılanmaya gidilebilir. Aksi takdirde biz partiyi korumalıyız. Parti bütünlüğü önemli. Bizim kırmızı çizgimiz olmalı. Ama bir tasfiye olursa, bir tasfiye işareti alınırsa o zaman yeni bir parti düşünülmeli."

Karayalçın, kurultay sürecinin uzamasının AK Parti'nin ekmeğine yağ sürülmesi anlamına geldiğini belirtti.

Murat Karayalçın, CHP Genel Merkezi'ne polisin girişini ağlayarak izlediğini da söyledi.

26 Mart 1989 tarihinde yapılan yerel seçimlere ön seçimi kazanarak Sosyal Demokrat Halkçı Parti'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak giren Karayalçın, seçildiği bu görevini Eylül 1993 tarihine kadar sürdürmüştür.

Karayalçın, Sosyal Demokrat Halkçı Parti'nin 11-12 Eylül 1993 tarihinde yapılan 4. Olağan Kurultayında Genel Başkan seçilmiş; T.C. 50. Hükümetinde Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanı olarak 12.12.1994 - 27.03.1995 tarihleri arasında görev yapmıştır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız